Kapak
Suskun
Gürhan Gürses

       

SUSKUN

 

Suskundur namım, beni böyle bilin.

İki gözüm önüme aksın, içimdir kalabalığım.

İki sözüm içime işlesin budur hazzım.

Kimseye yok nazım, kimseye yok kem nazarım. Tek banadır ezam, salt canadır kastım, özedir sihamı kazam.

Kimseye yok garazım, canadır eziyetim tek.

Suskundur namım, beni böyle bilin.

Suskunum bundan gayri, her şey suskunum herkese… Anaya, babaya, yavukluya, yavruya… Eşe, dosta, arkadaşa, üçe, beşe, yediye, kırka…

Dalında suskun bülbül gül neylesin?

Dalında zari zari bülbül gül ne yapsın?

Suskundur namım, beni böyle bilin

Suskunum artık bu sözler içimde kalp sahillerimi dalgalarıyla vuracak. İç dünyamın dağlarında yankılanacak artık bu sözler. Gözlerim içime dönecek gözyaşlarım içime akacak gayri. Sularımda serinlemeyecek kimse, arınmayacak bende olmayan. Yalnızlığımın dağdağasında debelenip duracak can sandalım. Hüznümün şaşaasında şaşırıp kalan can özüm.

Batsa da çıksa da sen denizine ruhum, sesim çıkmaz. Sende boğulmak, yaşam olsa gerek. Ağzıma kadar dolu olan sevgili, yaşamak güzel olsa gerek seni. Tepeden tırnağa bahar kesilen ağaçlar gibi tepeden tırnağa sen kesiliyorum. Daha ne olsun? Dal çiçeğe, çiçek meyveye durur; işte ben de sana dururum.

Suskundur namım beni böyle bilin.

Bana suskun diye hitap edin!

Aşkın deryasında coşa geldim, koşa gittim. Dalgaları aşa geldim, boşa gittim. Hepten hiçe geldim, hiçten hepe ulaştım. Suskundur namım beni böyle bilin. Ağlamaya takatim yok, sızlamaya dermanım yok Feryada figana sesim yok, aşka vaktim yok

Gönül çölü yemyeşildir, gönül göğü masmavidir, gönül gölü dupdurgundur, gönül gülü kıpkırmızıdır. Ha’dan Hu’ya geldim, çoktan aza geldim, azala geldim; azdan çoğa geldim, çoğala geldim. Bu aşk bitesi değil, can bu aşktan utanası değil, ölesiyedir inandığım, uğruna yokları oynadığım, sessizliğe demir attığım. Bu aşk bitesi değil!

Tek’ten çoğa geldim.

Çoktan teke indim.

Ben’i boğa geldim, eze geldim, sile geldim.

Suskundur namım, iki cihan içre hem

Sesimi yitire geldim, kendimi kaybede geldim, benliğimi çize geldim. Huzuru ilahide boynum kıldan ince, boynuma kılıca vere geldim. Gönül tahtımı, kul hakkını, ruh zamkını, akıl tankını tahtırevana koya geldim. Tarta geldim iyi olanı, güzel olanı ölçe geldim, muhteşem olanı saya geldim.

Bilebildim rabbimi, kendimi aşa geldim. Nura geldim, garka geldim, öze geldim. Bire geldim suskunum gayri. Hakkın dergâhına yüz sürmeye geldim. Ten çürük kafes harap; kalp uçuşta, ruh semavatta! Derecatını ala geldim, makamatını ata geldim, tadına doya geldim,

Baldıran zehrini bala saydım, dikeni güle… Camı çiçek bildim ayaklarımın altında, ateşi su bildim. Ölümü hayat bildim, hayatı memat! Suskundur namım beni böyle bilin.

Azarım yok aşktan yana, tozarım yok çölden yana. Yana yakıla yanmışlığım var. Ulu nazara dursun diye canımı hiçe saya geldim.

Rabbedir tüm niyazım, arzım rabbedir. Kâinat içre canım habbedir. Vaslım rabbedir, arzum rabbedir. Gönül yolculuğumun son durağı, ömrümün uçsuz bucağı,  Ana kucağı, baba ocağı… Heyecanım rabbedir.

Suskundur namım beni böyle bilin.

 

GÜRHAN GÜRSES

Bu Yazı 4030 Defa Okunmuştur.