10. Yıl Marşı üzerine
..        
Onuncu yıl marşı, Cumhuriyetinin ilanının 10. yılını kutlama etkinlikleri münasebetiyle; 1933 yılında Faruk Nafiz ÇAMLIBEL ve Behçet Kemal ÇAĞLAR tarafından yazılarak, Cemal Reşit REY tarafından bestelenmiştir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında hükümetin icraatlarını benimsetmek ve halka coşku vermek amacıyla; bir propaganda vasıtası olarak yazılan Onuncu Yıl Marşı, o yıllarda çokça söylenip dinlenmiş ve bir süre sonra unutularak hafızalardan silinmiştir.
Uzun yıllar boyunca Onuncu Yıl Marşını söyleyen ve dinleyen olmamıştır. Hatta hiç kimse böyle bir marşın varlığından bile haberdar değildi.
Onuncu Yıl Marşının şairleri olan Faruk Nafiz ÇAMLIBEL ve Behçet Kemal ÇAĞLAR, edebiyatımıza çok güzel eserler kazandırmış olan saygın şair ve edebiyatçılarımızdırlar. Bu değerli şairlerimize ve onların eserlerine karşı bir husumetimiz asla söz konusu değildir. Faruk Nafiz ÇAMLIBEL, “Han Duvarları” gibi muhteşem bir şiirin şairidir her şeyden önce.
Ancak, çok tehlikeli bir teşebbüse dikkat çekmek istiyoruz. Bazı çevrelerin “İstiklal Marşı”mızın yerine, “Onuncu Yıl Marşı”nı koymaya çalıştıklarını görüyoruz. Bizim karşı olduğumuz ve husumet güttüğümüz şey; Milli ruhumuzun sözlü ifadeler ile şekillenmiş hali olan muhteşem İstiklal Marşı'mızın yerine, Onuncu Yıl Marşını ikame etme zihniyeti ve gayretkeşliğidir.
Onuncu Yıl Marşının iyi bir şiir olup olmadığı bizim konumuz dışındadır. Her taş kendi yerinde ağırdır. Cumhuriyetin 10. yılı kutlama etkinlikleri için yazılan ve milli hafızada barınamayarak unutulan bir şiiri, kendi yerinden alarak, İstiklal Marşı'na layık bir makama koymaya kalkarsanız; çok hafif, çok sığ, çok basit ve çok ruhsuz kalır… ve sizin iyi niyetinizden şüphe edilir.
60 70 yıldır unutulmuş olan, varlığı bile bilinmeyen Onuncu Yıl Marşı, 28 Şubat'tan sonra birden bire ortaya çıktı. Bu şiirin varlığını kim hatırladı, milletin önüne koymayı kim akıl etti bilmiyoruz. Ancak manevi (Dini) değerlere karşı baş gösteren soğuk, baskıcı ve kısıtlamacı uygulamalar ile eş zamanlı olarak, birde Onuncu Yıl Marşı muhabbeti hortladı.
Kendilerini çağdaş, ilerici ve cumhuriyetçi aydın olarak niteleyen bazı çevreler, Onuncu Yıl Marşı'nın ismini “Cumhuriyet Marşı” olarak değiştirdiler ve kendilerince “irtica ile mücadelenin simgesi” haline getirdiler bu şiiri. Açıktan açığa söyleyemeseler de; İstiklal Marşı'nın çağdaş cumhuriyetçi ilkeleri yansıtmadığını, irticai değerler taşıdığını ima etmeye çalıştılar. Bu nedenle Onuncu yıl marşı söylemeyi çağdaşlığın bir göstergesi olarak lanse ettiler.
İnsanlar, gerici, yobaz ve mürteci olmadıklarını; aksine çağdaş, Atatürkçü ve Cumhuriyetçi olduklarını ispatlayabilmek için bol bol Onuncu Yıl Marşı söyleme ihtiyacı duydular.
Resmi törenlerde, milli bayramlarda, açılışlarda, kokteyllerde, resepsiyonlarda, brifinglerde… vs. Resmi program ve etkinliklerde, alakalı alakasız her halde bol bol Onuncu Yıl Marşı söylenir oldu.
Ben dikkat ettim: “Onuncu yıl marşını coşku içerinde söylüyor” görüntüsünü vermeye çalışanların çoğu, bu şiirin sözlerini dahi bilmiyorlar. Sadece, mırıldanarak, çaktırmadan, söylüyormuş gibi görünmeye çalışıyorlar. Onuncu yıl marşının toplu olarak söylendiği ortamlarda bazı katılımcıların, “aman bana gerici veya mürteci demesinler” endişesi ile; coşkuyla marş söylüyormuş görüntüsü verme iki yüzlülüğü ile sergiledikleri yapay ve samimiyetsiz manzara, ülkemizde uygulanan baskı ve psikolojik şiddetin hangi boyutlara ulaştığının en canlı göstergesidir.. Bazı sözde cumhuriyetçi ve çağdaş görünümlü gerçek yobazlar ise, Marş okunurken sürekli çevrelerini gözetliyorlar. Kimlerin marş söyleyip, kimlerin söylemediğini kontrol ediyorlar. Adeta gerici avında suçlu arıyorlar.
İstiklal Marşı'mızın cılız ve ahenksiz bir ses tonu ile adeta geçiştirilircesine okunduğu programlarda, herkesin ayakta ve avazının çıktığı kadar bağırarak 10. yıl marşı söylenmesi, üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken bir konudur:
İstiklal Marşı'nın dini ve çağdaş olmayan motifler taşıdığını ve çağdaş, aydınlanmacı değerlere haiz olmadığını düşünen bazı çevreler ,dini değerlere yer vermeyen, laik / seküler motifler ile dizayn edilmiş bir metni popüler hale getirmeye çalışıyorlar.Bu ülkede herkes istediği marşı söyleyip, istediği şarkıyı dinleyebilir. Ancak herkes şunu çok iyi bilmelidirki : Hiçbir marş veya şarkı, Müslüman Türk Milletinin “İstiklal Marşı”nın yerini tutamaz ve İstiklal Marşı'mızın yerine ikame edilemez.
İstiklal Marşı'mız bizim “vazgeçilmezlerimiz” dendir. Tıpkı Vatanımız, Bayrağımız ve Kitabımız gibi.
İstiklal Marşı'mızda milletimizin inancı, tevhit akidesi, Peygamber sevgisi, güzel ahlakı, vatan sevdası, hürriyet ve istiklal aşkı, çektiği çileleri, hüzünleri, sevinçleri, yaşama arzusu, gelecek için taşıdığı ümitleri, aşk ve şevk kaynakları, milli birlik ve bütünlük bağları, ilerleme, gelişme ve kalkınma dinamikleri ile ebet müddet olma arzusu vardır. İstiklal Marşı, milli ruhumuzun ve mukaddesatımızın sembolüdür. İstiklal Marşı, Müslüman Türk Milletinin halet-i ruhiyesini en iyi yansıtan şaheserdir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, İstiklal Marşı için ülkenin en büyük edebiyatçıları ve en meşhur şairleri arasında yarışma açmış; ve bu yarışmadan İstiklal Marşı olmaya layık görülebilecek bir eser çıkmamıştır. O dönemde, Faruk Nafiz ÇAMLIBEL ile Behçet Kemal ÇAĞLAR'da hayattadır. Yarışmaya katılan yüzlerce şiir arasından bir İstiklal Marşı çıkartılamadı. Bu nedenle Merhum Mehmet Akif'ten İstiklal Marşı olmak üzere bir şiir yazması istirham edildi.
İstiklal Marşı'nı yazmayı Allah, Mehmet Akif ERSOY'a nasip etmiştir.
İstiklal Marşı, çok yüce duygular içerisinde, ilahi ilham ile kaleme alınan bir şaheserdir. Hiçbir şiir veya şarkı onun yerini tutamaz ve o makama layık olamaz. İsteyen istediği marşı istediği kadar okusun, söylesin, dinlesin. Ancak, sakın ola ki; hiç kimse, İstiklal Marşımızın yerine başka bir şiir veya şarkıyı ikame etmeye kalkışmasın! Böyle bir teşebbüs, Müslüman Türk Milleti'nin milli vicdanında bir “ihanet” teşebbüsü olarak algılanır!
Haberdar oluna!

Bu Yazı 5878 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar