21. YUZYILIN EN BUYUK TEHLİKESİ KURAKLIK VE SUSUZLUK - 2
..        
Susuzluk tehlikesine karşı şimdiden gerekli tedbirler alınmalıdır!Bu nedenle kuraklık ve susuzluk tehlikesine karşı şimdiden gerekli tedbirler alınmalı ve stratejik planlama yapılmalıdır. Çeşitli platformlarda da dile getirilen ve alınması gereken önlemleri şöyle sıralayabiliriz.
Ülkemizde su yönetiminden sorumlu 14 farklı kuruluş bulunmakta olup, su yönetiminin sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için bu kurumlar tek çatı altında toplanmalıdır.
Tarımsal yapıyı iyileştirmek, toprak, su, biyolojik ve genetik zenginlikler gibi doğal üretim kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılması için bir an evvel Ulusal Toprak ve Su Yasası hazırlanarak kanunlaşması sağlanmalıdır.
167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu'nun günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden düzenlenmeli ve kaçak yeraltı suyu kullanımları için sert tedbirler getirilmelidir.
Bir an evvel Milli Su Konseyi kurulmalıdır.
Mevcut ya da muhtemel kuraklığın sürekli olarak takip edilmesi için de İnceleme ve Uyarı Merkezleri kurulmalıdır.
Ülkemizde gelecekte karşı karşıya kalacağımız kuraklık tehlikesine karşı Anadolu'daki topraklara daha fazla yağmur düşmesi için, tarım arazileri ekilip biçilmeli ve çölleşmeye karşı tüm Türkiye yeşillendirilmelidir.
Su tüketimi en fazla tarım sektöründe gerçekleştirilmekte olup, tarımsal sulamanın % 88'i salma sulama yöntemiyle yapılmaktadır. Vahşi Sulama olarak adlandırılan salma sulama yönteminin önlenmesiyle her yıl yaklaşık % 60 oranında su tasarrufu sağlanacaktır. Bu kapsamda yatırım programlarında su kayıplarını önleyecek ve suyun daha az tüketilmesini sağlayacak projelere öncelik verilmelidir. Öte yandan tarımsal sulamada tasarruf sağlayıcı yeni teknolojilerin geliştirilmesinin ve uygulamasının teşvik edilmesi gerekmektedir.
Kullanılabilir su kaynaklarımızın tamamını kullanmaya yönelik havzalar arası su transferini öngören büyük projelere destek verilmelidir. Ülkemizdeki Su Havzaları entegre havza yönetimi anlayışıyla yeniden planlanmalı ve mevcut havzalar su kirliliğine karşı korunmalıdır. Zira endüstrinin ürettiği zehirli ve ağır metaller içeren suların % 22'si arıtılmakta, % 78'i arıtılmadan doğrudan göl, akarsu ve denizlere ulaşmaktadır.
Su kaynaklarının geliştirilmesine yönelik araştırmalara daha fazla kaynak ayrılması, meteorolojik ve hidrolojik değişikliklerin depolandığı veri bankaları kurulmalıdır.
Türkiye'nin gelecekte çok ciddi su sorunu ile karşı karşıya kalacağı düşüncesiyle bütün bireylerin su kullanım alışkanlıklarını değiştirmesi ve bütün sektörlerde su tasarrufuna yönelik bilinç oluşturulmalıdır. Bireylerin su tüketim alışkanlıkların değiştirilmesi için zorlayıcı bir tedbir olarak su fiyatlarının uzun vadede aşama aşama yükseltilmesi ve özellikle tarımsal sulamada bir bedel konulması iyi bir çözüm aracı olacaktır.
Büyükşehirlerin muhtemel susuzluk problemlerine karşı şimdiden gerekli tedbirler alınmalıdır. Mevcut şehiriçi su şebekelerinde kaçak ve kayıp oranı % 40 gibi büyük bir orana ulaşmıştır. Sözkonusu su kaçak ve israfının önlenmesi için eskiyen şehiriçi şebeke su sistemlerinin yenilenmesine ilişkin yatırım projeleri desteklenmelidir.
Dünyada suya erişimin temel insan hakkı kabul edilmesi nedeniyle yeni bir ulusal sınır aşan sular politikası oluşturmalıdır.
Manavgat Çayı Suyu Temin Projesi kapsamında günde 500 bin m³ suyun tankerlerle yüklenerek denizyoluyla İsrail'e satışı konusunda çok dikkatli olunmalı ve uzun vadede ülkemizi bağlayıcı anlaşmalardan şiddetle kaçınılmalıdır.

Bu Yazı 4402 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar