21. Yüzyılın en büyük tehlikesi : Kuraklık ve Susuzluk
..        
İnsanoğlunun yaşamında olmazsa olmaz unsurlardan bir tanesi hiç kuşkusuz sudur. Dünya tarihinde daima güç dengelerini ve medeniyetlerin kalitesini birebir etkileyen su, önümüzdeki yıllarda uluslararası politikanın en önemli belirleyici unsurlarından biri olacaktır. Bilhassa dünyamız küresel ısınmadan dolayı çok ciddi kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya kalacağından su bütün insanlığın ana meselesi haline gelecektir. Zira küresel ısınma, dünyayı gelecekte bekleyen en büyük ve en ciddi tehdit olarak görülüyor. Küresel ısınma nedeniyle dünyadaki sıcaklık artışı kuraklığı tetiklemekte, ısınmanın tesiriyle buzullar hızla erimekte ve dünya çölleşmeye doğru süratle yol almaktadır. Diğer yandan dünyadaki hızlı nüfus artışı ve büyüme hızına bağlı olarak, su ihtiyacı ve tüketimi de giderek artmaktadır. Ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada ve özellikle Ortadoğu bölgesinde su kaynaklarının yetersizliği su olgusunu bu günden çok daha önemli kılmaktadır.
Bilindiği üzere dünya yüzeyinin % 70'i suyla kaplı olduğu halde, bunun % 97,5'ini tuzlu su oluşturuyor. Mevcut suların % 2,5'lik bir kısmı da tatlı su olup, bunun % 70'i kutuplarda donmuş durumda ve kalan bölümü toprakta nem şeklinde veya yerin ulaşılması imkânsız derinliklerinde bulunmaktadır. Dolayısıyla dünyanın toplam tatlı su kaynaklarının % 1'lik bir kısmı insan kullanımına elverişli bulunuyor.
Sanıldığının aksine Türkiye su zengini bir ülke değil!
Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına yılda en az 8000-10000 m³ arasında su düşmesi gerekmektedir. Bilim adamlarının nüfus-su denklemi çerçevesinde yaptıkları değerlendirmelere göre kişi başına 1700 m³, ulusal eşik kabul ediliyor. 1000 m³ altındaki suyun kullanımı su kıtlığı veya su fakirliği durumunu temsil ediyor. 500 m³ altı ise mutlak su kıtlığı sayılıyor.
Dünyada yıllık kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı ortalama 7600 m³ dolaylarında seyretmektedir. Güney Amerika'da 23.000 m³ Afrika'da 7000 m³ Batı Avrupa'da 5000 m³, Asya'da 3000 m³, Suriye'de 1200 m³, Lübnan'da 1300 m³, Irak'ta 2020 m³, Türkiye'de ise 1430 m³ kişi başına kullanılabilir su miktarı düşmektedir.
Mevcut su kaynakları ve bunların kullanımıyla Ortadoğu Bölgesinde sorunsuz bir ülke gibi görünen ve zengin addedilen Türkiye, yukarıdaki rakamlarda da anlaşılacağı üzere sanıldığının aksine su zengini bir ülke değil. Günümüzde Türkiye, su kaynaklarının değerlendirilmesi noktasında hovardaca kullanılarak israf edildiği bir ülke görüntüsündedir. DSİ verilerine göre yüzölçümünün yaklaşık % 11'i göl ve sazlıklarla kaplı olan ülkemizde; 98 milyar m³ yerüstü ve 14 milyar m³ yeraltı suyu olmak üzere toplam yıllık 112 milyar m³' tüketilebilir su potansiyeli mevcuttur. Yağış rejimi mevsimlere ve bölgelere göre çok büyük farklılıklar gösteren Türkiye'de yıllık ortalama 643 mm yağış düşmektedir. Bilhassa son yıllarda İç Anadolu Bölgesi ve Konya havzasındaki yağışların % 40-60 oranında azalması, bu bölgeyi kuraklık ve çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Ülkemiz genelinde olduğu gibi bu bölgede yüksek oranlarda kaçak yeraltı suyu kullanımı ve tarım sektöründe yaygın olarak kullanılan 'Vahşi Sulama' olarak da bilinen salma sulama yöntemi kullanımı bu tehlikenin boyutlarını büyütmektedir.
Su kaynaklarının kontrolsüz ve bilinçsiz bir şekilde kullanımı neticesinde Türkiye'de son 40 yılda yaklaşık 1.3 milyon hektar sulak alan (3 tane Van Gölü büyüklüğünde bir alan) ekolojik ve ekonomik açıdan işlevini yitirmiş bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle ülkemiz su kaynaklarının % 50'ye yakınını kaybetmiş durumdadır. Yapılan araştırmalar, önlem alınmadığı takdirde özellikle Konya havzasının 20 yıl içinde hızla çölleşeceğini ve ciddi su sorunlarıyla karşılaşacağını göstermektedir.
DSİ verilerine göre 2030 yılında tahmini 80 milyon nüfusu ile Türkiye kişi başına düşen 1100 m³ kullanılabilir su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelmesi beklenmektedir. 2030 yılında yıllık 112 milyar m³ su tüketileceği hesaplanan Türkiye'de, 72 milyar m³ suyun tarımsal sulamada, 18 milyar m³ suyun içmesuyu olarak evsel kullanımlarda, 22 milyar m³ suyun sanayide kullanılacağı tahmin ediliyor. Tahminlere göre 2030 yılında tarım sektöründen sonra sanayi sektörünün en fazla su tüketen sektör durumuna gelmesi bekleniyor.
2040 Yılı ülkemiz için kritik bir yıl olacak!
Dünyada su potansiyeli açısından 45. sırada yer alan Türkiye için 2040 yılı, BM tarafından hazırlanan Su Raporuna göre 'kritik bir yıl' olarak görülüyor. Bilim adamlarına göre küresel ısınma nedeniyle Türkiye'nin 100 yıl içinde Kuzey Afrika'ya dönüşeceği tahmin ediliyor. Küresel ısınma durdurulamazsa ülkemizde kış mevsiminin ortadan kalkması, nehirlerimizdeki su miktarının azalması ve kuzey bölgelere doğru göçler bekleniyor. BM Su Raporuna göre, 2025 itibaren özellikle Ortadoğu ve Arap yarımadasında büyük bir su sıkıntısı çekileceği ve kuraklığın tam anlamıyla bölgede hissedileceği ifade ediliyor. Suriye ile Irak'ın, bu dönemde susuzluktan kırılacağı, tarlalarda ekin yetişmez hale geleceği tahmin ediliyor. Bölgede sınır aşan Dicle ve Fırat nehirleri yüzünden su savaşlarının çıkmasından endişe ediliyor. Rapora göre Irak ve Suriye'nin hiç düşünmeden Türkiye'deki barajlara füze saldırısı düzenleyebileceği tahmin ediliyor. Mezopotamya'ya hayat veren Fırat ve Dicle nehirlerinin kaynağının ülkemiz toprakları içinden çıkıyor olması Türkiye'yi bölgede su sorununun merkezine yerleştirmekte ve suyu bölgede bir savaş nedeni haline getirmektedir.

Bu Yazı 4441 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar
  • Öykü 07.03.2015 20:22:56
    çok güzel haaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaarika