22 TEMMUZ SEÇİMLERİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ
..        
22 Temmuz 2007 seçimlerine çok az bir zaman kala ülkedeki karabulutların dağılmaya başlamasıyla beraber ekonomide çok olumlu hareketlenmeler gözlenmeye başladı. Ekonomide yaşanan son gelişmeler geleceğimiz açısından iyi günlerin habercisi gibi görünüyor.
Borsanın 50 binleri bulması ve doların dibe vurması piyasaların seçim sonrası algısının son derece pozitif olduğunu gösteriyor. 2007 yılının ilk çeyreğinde geçen yılın ilk üç ayına kıyasla, sabit fiyatlarla % 6.8 oranında tahminlerin üzerinde bir GSYİH artışı gerçekleşmesi, sürdürülebilir büyümenin son zamanlarda yaşanan siyasal krizlere rağmen devam ettiğini gösteriyor. Zira arka arkaya bu denli yüksek oranlı bir büyüme Cumhuriyet tarihi boyunca bir Atatürk döneminde sağlanmış birde AK Parti hükümeti döneminde gerçekleştirilmiştir. Yüksek oranlı büyümenin ardındaki en önemli sebep, hiç kuşkusuz siyasi ve ekonomik istikrar neticesinde ülkemize doğrudan yabancı sermaye girişlerinin olağanüstü boyutlarda devam etmesi ve sanayide yaşanan dönüşüm yatıyor. Bu kapsamda ülkemizin önemli kamu işletmelerinden olan ve bir zamanlar beş para etmeyen Petkim'in yüzde 51 hissesinin 2 milyar 50 milyon dolar gibi rekor bir rakama Kazak-Rus Ortak Şirketi TransCentralAsia Petrochemical Holding Ortak Girişim Grubuna satılması ile piyasaların geleceğe güveninin iyiden iyiye arttığını gösteriyor.
Gayri Safi Yurt İçi Hasıladaki yüksek oranlı artışta ihracatın çok büyük payının olduğunu söyleyebiliriz. Diğer bir ifadeyle yüksek oranlı bu büyümenin yarısından fazlası dış ticaretten kaynaklanmıştır. Büyümeye sektörel olarak en büyük katkıyı yüzde 7.5 büyüyen sanayi sektörü, yüzde 16.2 büyüyen inşaat sektörü ve yüzde 6.3 büyüyen ticaret sektörü yapmıştır. Sanayi sektörünün 6,8'lik GSYİH büyümesine % 2,4, ticaret sektörünün % 1,5, ithalat vergilerinin % 0,8 ve % 16,2 büyüyen inşaat sektörünün % 0,7 katkısı olmuştur. Buradan şu sonucu çıkartabiliriz. Artık sanayideki yapısal değişim sonucunda ekonomide ciddi anlamda bir verimlilik artışı meydana gelmiştir. Büyüme iç talebe bağlı olarak değil de ihracata dayalı olarak devam etmekte ve cari açık yavaş yavaş kontrol altına girmektedir. Zira 34 milyar dolara kadar çıkan cari açık yıllık bazda 31 milyar dolara kadar gerilemiştir. Ekonominin genel dengeleri açısından tehlikeli bulunan yüksek cari açığın ekonominin soğumasıyla beraber GSMH'ye oranı yıl sonunda % 7'nin altına düşmesi bekleniyor. Cari açığın nispi gerilemesinde en önemli nedenin ihracattaki artış ve ithalattaki göreceli yavaşlama olduğu verilerden anlaşılıyor. Zira Ocak-haziran döneminde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24 artarken, ithalat % 16,2 artmıştır.
Enflasyon cephesinde de son derece sevindirici gelişmeler yaşanmaktadır. Son yayınlanan TUİK verilerine göre haziran'da aylık bazda % 0,24 oranında gerileyen enflasyon, yıllık bazda % 8,6'ya düşmüş görünüyor. Enflasyon rakamı eğer haziran ayında % 8,7'nin üzerine çıkmış olsaydı yıllık hedefte bir sapma yaşanacaktı. Dolayısıyla piyasalarda enflasyonist beklentiler bozulacak, faiz indirimi süreci ertelenme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı. Tahminlere göre yıl sonunda enflasyonun % 6'ya kadar inmesi bekleniyor.
22 Temmuz seçimlerinden sandıktan Tek Parti iktidarının çıkması, gerek büyümenin sürüdürelebilirliğini, gerekse enflasyonun daha da aşağılara çekilmesini sağlayacaktır. Zira ekonomi sağlam temeller üzerine oturmuş ve ciddi bir yapısal değişimden geçmektedir. Bu nedenle 23 Temmuz sabahı Türkiye'nin şiddetle siyasi ve ekonomik istikrarı sağlayacak tek parti iktidarına ihtiyacı vardır.

Bu Yazı 2299 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar