3 Aralık Dünya Özürlüler Günü
..        
Her yıl Aralık ayının ( 3'ü ) üçü Dünya Özürlüler Günü olarak anılır. Yetkili ve etkili ağızlardan büyük sözler işitip, ya ümitlenir veya ahvali perişanımızı göz önüne alıp üzülürüz. Kentlerimiz özürlülerle ilgili afişlerle, göstermelik sloganlarla dolar ve herkes kendine düşen payını alır bu manzaradan. Peki herkes payını alacakta ne olacak? Değişen bir şey olmayacak. Söylemler öne çıkacak, alınması gereken tedbirler maalesef yine alınmayacak yada göstermelik alınacak, yapılması gerekenler yine tozlu raflara kaldırılacak…
Yine özürlü yurttaşlarımız günlük yaşamda çektiği sıkıntıları çekecekler; kaldırımlar yüksek olduğu için yürümekte zorlanacak, uygun mekanlar ve araçlar olmadığı için sinemaya tiyatroya gidemeyecekler iş bulamadıkları için kendilerini ailelerine yük hissetmeye devam edecekler. Bizler ise muhtemelen, özürlü bir yurttaşımızı sıkıntılı bir durumda gördüğümüzde kimimiz hiç ilgilenmeyecek, kimimiz ise acıma duygusuyla karışık bir eziklikle yardım etmeye çalışacağız. Oysa özürlü yurttaşlarımızın bizden istediği onlara acımamız değil, sadece insan gibi yaşamak, okumak ve bizler gibi yaşamın tüm nimetlerinden faydalanmak istiyorlar.
Her durumda acı düştüğü yeri yakıyor, aile bireylerinden biri özürlü olanlar, özürlülerin günlük yaşamda çektiği sıkıntıları kendileri de yaşıyor, hissediyor, duyumsuyor... Ve bu durumun değiştirilmesi için örgütlenerek mücadele ediyor. Doğru olan tavır budur... Kimi aileler ise, özürlü bireylerini adeta toplumun gözünden kaçırıyor, sorunlarını gizliyor. İster ailelerin utancıyla, isterse yerel ve merkezi hükümetin özürlülere karşı duyarsız tavırlarıyla evlerine hapsolan özürlü yurttaşlarımız toplumun dikkatini çekmese de, varolan rakamlar gerçekleri bir kez daha gözlerimizin önüne seriyor.
Ülkemizde yaklaşık 8 milyon özürlü vatandaşımız bulunmaktadır. Bunların 2 milyon 230 bini konuşma, bir milyon 274 bin 900`ü eğitilebilir zeka geriliği, 127 bini görme özürlü, 382 bini işitme özürlü, 892 bini ortopedik özürlü, 637 bini sürekli hastalığı var. 1,5 milyon özürlü çocuğumuzdan da yalnızca 45 bini özel eğitim imkanlarından yararlanabiliyor.
Katlanarak devam eden sorunları çözebilmenin temel yolu, toplumun tüm kurumlarının ve tüm kesimlerinin ortak çabası ile mümkün olabilecektir. Yani, özürlü bireylere götürülecek nitelikli, nicelikli ve öncelikli hizmetlerin yeterince sağlanabilmesi; devlet, üniversiteler ve demokratik kitle örgütlerinin ortak seferberliğiyle mümkün olacaktır.
Bütün bu olumsuzlukların yanı sıra siyasi idarenin konuya yaklaşımı, özürlüler kanunundaki düzenlemeler, belediyelerimizin çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırmaları ümit verici gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor. Yeterli mi tabii ki değil… Hazırlanacak yasa ile özürlü yurttaşlarımızı dört duvar arasına hapseden özürlüyü düşünmeyen dünya görüşü değiştirilmelidir. Bu amaçla, şehiriçi ve şehirlerarası taşımacılıkta kullanılan araçların, tesislerin, altyapı ve sistemlerin özürlülerin kullanımına uygun hale getirilmesi zorunlu hale getirilmelidir.
Bunun için; özürlülerin durumuna uygun mesleki eğitim programları geliştirilerek onların insanca yaşabilecekleri bir ortamın ekonomik altyapısı hazırlanmalıdır.
Özürlülerin günlük yaşamda karşılaştığı sorunların çözümü için kent planlamaları özürlüler de düşünülerek tasarlanmalıdır. Tüm bina, yapı ve konutlarda özürlülerin erişimini sağlayacak tedbirlerin alınması amacıyla bir yasa hazırlanmalı ve gerekli düzenlemeleri yapmayanlara ruhsat verilmemelidir.
Unutmayalım ki, sağlıklı bir toplum, kendi özürlülerine sahip çıkan, onların üretime katılmasını sağlayan koruyucu olanakları yaratan bir toplumdur.
Şunu benliğimize yerleştirelim; Özürlülerimiz bizden çok fazla bir şey istemiyorlar... Okumak için okul, yaşamak için iş...
Sizce bu talepler ülke nüfusunun yedide birini oluşturan bu insanlar için çok mu?...

Bu Yazı 1713 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar