Akif Ruhlu Asımlar Yetiştirmeliyiz!
..        

Mehmet Akif Ersoy, millî ruhu dile getirmesi, milletimizin manevî köklerine bağlı olması ve eserlerinde manevî değerleri işlemesi sebebiyle milletimizin gönlünde ve hafızasında en çok yer eden şairimizdir. 27 Aralık vefatı, 12 Mart İstiklâl Marşımızın kabulü, 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümlerinde her yıl bir dizi etkinlikle anılır.
Akif, büyük bir idealisttir, iman ve aksiyon adamıdır, erişilmesi zor bir sanatkârdır, ölümsüz dava ve ideallerin sahibidir. Safahat'ta örnek bir nesil yetiştirmekten söz eder ve ömür boyu idealist bir nesil yetiştirmek için çalışır. Bu idealist ve örnek neslin nitelikleri son derece önemlidir. “Asım'ın Nesli” her şeyden önce şu niteliklere sahip olmalı.
1.İmanlı ve inançlı olmalı.
İman, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklar. Akif, Kur'an Müslümanıdır.
“Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm'ı.” der.
Akif, Kur'an tercüme edecek kadar Arapça bilir. Hatimle teravih kıldıracak kadar güçlü bir hafızdır. O İslâm'ı adam akıllı bilir. Ondaki dürüstlük, vatanseverlik, doğruluk, ahde vefa, sözünde durma, bağımsız yaşama gibi birçok erdemin kaynağı şüphesiz inancıdır. İslâm'ı bilen ve ona uyan nesiller yetiştirirsek büyük ölçüde toplum daki yozlaşma, ahlâksızlık, fikirsizlik, bilgisizlik problemleri çözülür.
2. Vatansever ve idealist olmalı.
Akif, tam bir vatanseverdi.
“Sahipsiz olan bir memleketin batması haktır;
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.
Ordumuza ve milletimize moral vermek için İstiklal Marşı yarışması açıldığında, kazanan şaire o günün parasıyla 500 lira verileceği ilan edildiği için yarışmaya katılmaz. Neden yarışmaya katılmıyorsun, diyenlere şu güzel cevabı verir:
“Memleketimin bağımsız olacağını parayla mı söyleyeceğim?”
Yarışmaya katılan 724 şiirden hiçbiri İstiklal Marşı olacak güzellikte olmayınca yarışmanın şartları değiştirilir ve ödülün kimsesiz kadın ve çocukların kaldığı yurdu verilmesine karar verilir. Ödül kaldırılınca Akif, o ölümsüz İstiklal Marşı mısralarını kaneviçe dokur gibi örmeye başlar.
3.Ümit dolu olmalı.
Akif, hayatının her döneminde geleceğe ümitle baktı. Ümidini hiç yitirmedi. Birinci Dünya Savaşının kaybedildiği, İstiklâl Savaşının henüz başlamadığı o karanlık günlerde bile ümit dolu bir sesle haykırdı:
“Âtiyi (geleceği) karanlık görerek azmi bırakmak,
Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak!
Hani dünyada inanmam görsem de gözümle,
İmanı olan kimse gebermez bu ölümle.
Ey dipdiri meyyit(ölü)! İki el bir baş içindir,
Davransana! Eller de senin, baş da senindir!”
4.Müslümanların üstün olduğu şuuruyla yaşamalı ve bunun için çalışmalı.
Allah, dinine sarılan, doğruluktan ayrılmayan ve çalışan müminlere yardım eder. Akif, hep bu şuurla yaşadı. Varlık yokluk mücadelesi verdiğimiz İstiklâl Savaşı'nın en zor günlerinde bile düşmanlara karşı galip geleceğimize inandı ve şöyle haykırdı:
“Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakkın!
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!
Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet!
Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklâl!”
5.Büyük millet olma bilinci taşımalıdır.
Akif, bin yıldan uzun bir zaman tarih yapan ve tarih yazan milletimizin, büyük bir millet olduğuna her zaman inandı. Bu şuurla büyük işler başarmaya devam edeceğinden hiç şüphe etmedi. Tarih boyunca bağımsızlık şuuruyla yaşadığımızı haykırdı:
“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım!”

ÇALIŞMAK İNSANI YÜKSELTİR

6. İşini en iyi yapmalı.
İstiklâl Marşı'nı yazmaya başladığı zaman arkadaşı Hasan Basri Çantay'a “En güzel marşı biz yazmalıyız.”dedi ve en güzel şiiri yazmak için gece gündüz çalıştı. Yarışmaya katılan 724 şiir arasında en güzel şiir onunkiydi. İşimizi iyi, hatta en iyi yapmalıyız ki bu ülkede bozuk iş kalmasın ve ülke yükselsin.
6.Çalışkan olmalı ve çalışmayı sevmeli, hatta ibadet kabul etmeli.
“Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası;
Dostunun yüz karası, düşmanın maskarası.”der Aziz Akif.
Çalışkanlık Akif'in önem verdiği en önemli seciye ve erdemdir. Küfe adlı hikâyesinde babası öldüğü için 13-14 yaşlarında olmasına rağmen okulu bırakıp çalışmak zorunda kalan, fakat çalışmak istemeyen yetim Hasan'a şu nasihatte bulunur:
“Kuzum, ayıp mı çalışmak? Günah mı yük taşımak?
Ayıp; dilencilik, işlerken el, tutarken ayak.”
Bir başka şiirinde geleceği karanlık görerek ve ümitsizliğe kapılarak çalışmamayı inkârla eş tutar. Tembelliği ve ümitsizliği inkârla eş değerde tutar ve Müslümana yakıştırmaz.
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak…
Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak!
Dünyada inanmam, hani görsem de gözümle;
İmanı olan kimse gebermez bu ölümle.
Ey dipdiri meyyit (ölü), iki el bir baş içindir;
Davransan, eller de senin baş da senindir.”diyerek insanımızı ümitsizlikten kurtulmaya ve yükselmek için çalışmaya davet eder.
Tembel tembel yatmak insanı mutlu etmez.
Mehmet Akif Ersoy, topal tilki hikâyesi anlatarak tembel tembel yatıp tevekkül ettiğini sanan ve yiyeceğinin ayağına gelmesini bekleyen adamı çok güzel hicveder. Safahat'taki bu hikâye, oldukça güzel ve eğlenceli bir hikâyedir.
Akif, bu arada bize doğru düşünme örneği verir. Doğru düşünemezsek doğru işler yapmayız.
İnsanları harekete geçiren inançları ve düşünceleridir.
Güzel şeyler düşünmeyen güzel şeyler yapmaz.
Doğru inançlara sahip olmayan doğru işler başarmaz.
Halbuki güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.
Her şey bakış açımıza bağlı.

ASLAN İLE TOPAL TİLKİ

Kalenderin biri köyden sabahleyin fırlar,
Arar nasibini, avdette kırda akşamlar.
Fakat güneş batarak, ortalık karardıkça,
Görür ki yerde yatılmaz, hemen çıkar ağaca.
Herif ağaçta iken bir inilti işitir…
Bakar ki bir kötürüm tilkinin yanık sesidir.
Zavallı, pösteki olmuş, bacak yok işleyecek;
Boğazsa işlemek ister. Ne yapsın, inleyecek!
Biraz geçince kavi dişlerinde bir ceylan,
İner yakındaki vadiye karşıdan arslan.
Yukarda çıkmaz olur, şimdi, yolcunun nefesi;
Tabiatıyla durur hastanın da inlemesi.
Yiyip şikârını (avını) arslan, dalınca ormanına;
Sürüklenir, yanaşır tilki sofranın yanına.
Doyar efendisinin artığıyla, sonra yatar.
Herif düşünmeye başlar, eder de hale nazar.
“Cenab-ı Hak ne kadar merhametli, görmeli ki
Açım demekle amel-manda bir topal tilki,
Ayağına gönderiyor rızkın en mükemmelini.
O halde çekmeli insan çalışmadan elini.
Değer mi koşmaya akşam sabah, yalan dünya.
Dolaşmayan dolaşandan akıllı… Gördün ya…
Horul horul uyuyor kahpe tilki, senden tok!
Tevekkül etmeli öyleyse şimdiden tezi yok.
Yazık bu ana kadar çektiğim sıkıntılara!”
Sabah olunca herif dağ başında bir mağara
Tasarlayıp ebedî i'tikafa(*) niyet eder.
Birinci gün bakınır: Yok ne bir gelir ne gider!
İkinci gün basar açlık, erir erir süzülür.
Üçüncü gün uyuşuk bir sinek olur, büzülür.
Ölüm mü, uyku mu, her neyse âkıbet uzanır.
Fakat işittiği bir sesle silkinir, uyanır:
“Dolaş da yırtıcı arslan kesil, behey miskin!
Niçin yatıp kötürüm tilki olmak istersin?
Elin, kolun tutuyorken çalış, kazanmaya bak!
Ki artığınla geçinsin senin de bir yatalak!”

FEDEKÂRLIK EN BÜYÜK
ERDEMLERDEN BİRİDİR

8. Fedakâr olmalı, gerekirse vatanı ve kutsalları için seve seve canını verebilmeli.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda!”
Der Mehmet Akif.
Büyük insanların en büyük özelliği özverili olmalarıdır.
Bilgi insan Bediüzzaman, “Kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir.”der ve kendi derdini unutup milletin derdiyle dertlenmenin önemini vurgular.
Namık Kemal, hep milletin derdini terennüm ettiğini ve kendi derdini hatırlamadığını yemin ederek söyler.
“Bais-i şekva bize hüzn-i umumîdir Kemal,
Kendi derdi gönlümün billah gelmez yâdına!”
Milletler, fedakâr evlatlarının omuzlarında yükselir. Vatan, kahraman ve fedakâr insanların kanı ve alın teriyle korunur ve yücelir. Fedakârlık olmazsa millet geri kalır, yoksulluk ve zillete mahkûm olur.
9. Dil bilmeli, dünyayı iyi okumalı.
Akif, Fransızca, Farsça ve Arpça biliyordu.
10. Birleştirici ve bütünleştirici olmalı, bölücü olmamalı.
Akif, İslâm Birliği taraftarı idi.
“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.” Der. Akif ruhlu, onun ideal ve inançlarına sahip nesiller yetiştirmeliyiz. O zaman kalkınır, bilim ve teknolojide ileri gider, Müslüman milletimize yakışır bir medeniyet kurar ve milletimizin refah seviyesini yükseltir, Batı karşısında düştüğümüz geri kalmışlık kompleksinden kurtuluruz.


Bu Yazı 3378 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar