Akılların Tartamadığı Ahirzaman Fitnesi:Deccal
..        

“Ben size Deccal hakkında hiçbir peygamberin kavmine söylemediği bir söz söyleyeceğim. Haberiniz olsun ki, o kördür, Halbuki Allah asla kör değildir.”
(Buharî, Fiten, 26)

Zamanların en dehşetlisi, en belalısı, ahirzamandır. Dünyanın sonunu getirecek ve insanları oluk oluk cehenneme dökecek ahirzaman. Öyle bir zaman ki, gündüzü bile karanlıktır. Bazen bir günü bir sene gibi olan, insanın sabah mümin olarak evinden ayrılıp, akşam kafir olarak dönebileceği bir zamandır, ahirzaman. Azıcık bir dünya menfaati karşılığında, kişiye dinini sattırabilen aldatıcı bir zamandır. Zulmünün dehşetini ve masumların feryatlarını bütün asırların işittiği ve asırların manevi sahipleri olan peygamberlerin de, bu sıkıntıların kaynağı hakkında ümmetlerini bilgilendirdiği bir zamandır. (Tirmizî, Kitabü'l-Fiten, 56, 62)

Evet ahirzamanda kıyametin kopmasına zemin hazırlayacak fitneler, kargaşalıklar ve zulümler olacaktır. Şüphesiz bu fitne ve kaos ortamlarının en dehşetlisi ve korkutucu olanı, Deccal'in fitnesidir. Kıyamet alametlerinden olan Deccal, tüm dinlere karşı savaş açıp insanları yoldan çıkartacak ve kendisine tabi olmayanların da hayatını karartacaktır. Deccal kelime anlamıyla “çok yalancı, aldatıcı, hilekâr” anlamına geldiğinden bu isim ona verilmiştir. (İbn Manzûr, Lisânü'l-Arab, Beyrut 1389, I, 948)
Deccal, çok mağrur olup Allah'ı unutan ve sahip olduğu saltanatına da ilahlık vermeye çalışan ahmak bir şeytan ve aldatıcı bir insandır. ( Mektubat, 58 )

Dünya, imtihan yeridir. İnsan olarak bizler, bu dünyada imtihana tabi tutulmaktayız. Deccal de bir imtihan vesilesidir. Deccal, istidrac denilen inançsız ve şerli insanların gösterdiği harikulade hallere sahip olacaktır. Birtakım harika işler yapabilecek ve bunlarla insanlara ilah olduğunu telkin edecektir. İmanı zayıf olanlar ona kanabilecek, onun dünyalık kuvvetini ilahlığına delil kabul edeceklerdir. Fakat imanı kuvvetli olanlar ise, ona aldanmayacaklardır. Çünkü insan aklı ile bilir ki, ilah olan doğmaz, yemez, içmez, acıkmaz, uyumaz, susamaz dünya gözüyle görülmez.

Halbuki Deccal denilen kişi, bir insandır. Kör olan ve kendi gözünü bile tedavi etmekten aciz birisidir. Hatta Hz. Peygamber, onun ilah olamayacağını ümmetine bu bariz eksikliğini “Ben size Deccal hakkında hiçbir peygamberin kavmine söylemediği bir söz söyleyeceğim. Haberiniz olsun ki, o kördür, Halbuki Allah asla kör değildir.” (Buharî, Fiten, 26) şeklinde haber vermekle anlatmıştır. Bazı alimlere göre, Deccal'in bu özelliği sadece maddeyi gören, mâneviyata kapalı, bir kısım olağanüstülükleri olan Batı medeniyetine çok uygunluk arz etmektedir.

Deccal'ın sıfatları ve
tanınmasına vesile olacak bazı özellikleri:
Ahirzamanda bütün dinlere karşı amansız bir savaş başlatacak, ilahlık iddia edecek ve Hz. İsa (a.s) tarafından öldürülecek olan Deccal hakkında, özellikle hadislerde epey açıklayıcı bilgiler verilmiştir. Fakat hadislerdeki bilgi, imtihan sırrı nedeniyle genellikle teşbih ve benzetme yoluyla verilmiştir. Bu nedenle hadislerde geçen bu teşbih ve temsillerin olduğu gibi kabul edilmesi veya bunlara güzel yorum yapılmaması halinde, kainattaki ilahi kanunlara ve hikmetli icraatlara uygun düşmeyen bazı ucube şahısların kabul edilmesi söz konusu olacaktır.

Ayrıca hadislerde Deccal ile alakalı bazı çelişkili ifadeler de geçebilmektedir. Alimler bu konuya da açıklık getirmişlerdir. Şöyle ki; biri dünya geneline hitap edecek, diğeri de İslam aleminde kargaşa çıkaracak iki Deccal, faaliyet gösterecektir. Bunların özellikleri, sıfatları ve etki alanları farklı olduğundan rivayetlerde çelişki varmış gibi görünüyor. Şimdi her iki Deccal ile ilgili hadislerde belirtilen bazı sıfatları analiz etmeye çalışalım.

Deccal çıktığı vakit herkes işitecek:

Hz. Peygamber (a.s.m) “ Deccal çıktığı gün bütün dünya işitir” (İbn-i Kesîr, Nihâyetü'l-Bidâye ve'n-Nihâye, 1,106) buyurmuştur. Bu rivayette, hem haber hem de mucize iç içedir. Tüm dünyanın Deccal'ı işiteceği meselesi için Bediüzzaman; “Deccal zamanında vasıta-i muhabere ve seyahat o derece terakki edecek ki, bir hadise bir günde umum dünyada işitilecek. Radyo ile bağırır, şark-garp işitir ve umum gazetelerinde okunacak.” (Şualar, 589) yorumunu yapmıştır. Bu rivayetle Deccal'ın dünyaya kendisini işittireceği haberi ile birlikte radyo, televizyon, gazete, internet v.s anlık haberleşme araçlarına da işaret edilmiştir.

Kırk günde dünyayı gezer ve
harikulâde bir eşeği ( merkebi) vardır :
Hz. Peygamber (a.s.m) zamanında hızlı hareket eden vasıtalar yoktu. Ve bir adamın dünyayı kırk günde gezmesi mümkün değildi. Böylece Deccal'in muazzam bir kuvveti olduğu zannedilirdi. Halbuki asrımız bu hadisenin gayet normal ve mümkün olduğunu ortaya koymuştur. Mesela tren, araba, otobüs ve uçak gibi seyahat araçları, bu hadiste ifade edilen “merkep” ifadesine çok güzel ışık tutmaktadır. Ancak Deccal, deccallık haysiyetiyle değil, aksine gâyet müstebit bir kral sıfatıyla işitilir. Gezmesi de her yeri istilâ etmek için değil, aksine fitneyi uyandırmak ve insanları baştan çıkarmak içindir. ( Şualar, 589)

İslam Deccal'inin (Süfyan) eli delik olacaktır :

Hz. Peygamber (a.s.m) Süfyan'ın tanınması için bazı alametlerini sıralamışlardır. Mesela hadiste; “âhirzamanın mühim şahıslarından olan Süfyan'ın eli delinecek.” buyurulur. Bu gibi rivayetlerde de yine benzetme yapılmıştır. Çünkü atalarımız israf ile elinde mal durmayan kişiler için “ filan adamın eli deliktir. ” ifadesini kullanmışlardır. Demek “Süfyan” denilen o dehşetli şahıs, çok müsrif olacak ve insanları israfa teşvik edecektir. İsraf edenler de, onun tuzağına düşeceklerdir. Hz. Peygamber (a.s.m) ahirzamanda gelecek ümmetini, onun tuzağından korumak için, bu özelliğinden böyle bahsetmektedir. (Şualar, 583) Demek Deccal'in tuzağına düşmemek için, israfa girmemek, bunu başarmak için de kanaat ve tevekkülle davranmak gerekir.

Deccal'in alnında
“bu kafirdir” yazısı bulunacaktır :
Hadisin rivayetinde vardır ki, “âhirzamanın dehşetli bir şahsı sabah kalkar, alnında “Hâzâ kâfir İşte kafir budur!” yazılmış bulunur.” (Müslim, Fiten, 101) Hadiste bahsedilen bu özelliğin olduğu gibi beklenmesi, hem ilahi hikmete hem de imtihan sırrına zıttır. Bu hadisin yorumu şöyle yapılabilir: Deccal küfür işareti olan bir başlığı başına koyacak ve herkese de zorla giydirmeye çalışacaktır. İsteyerek giyenlerin imanlarına zarar veren olan o başlık, istemeyerek giyenlerin ve iman sahibi olanların başlarında secdeye gidecektir. Yani o müminler, namaz kıldıklarından dolayı başlarındaki küfür alameti olan o başlığı da secdeye götüreceklerdir. ( Şualar, 583 )

Deccal'in
yalancı cennet ve cehennemi bulunacaktır :
Hz. Peygamber (a.s.m) “âhirzamanın müstebit hâkimlerinin, hususan Deccal'ın yalancı cennet ve cehennemleri bulunur.” (İbn-i Mâce, Fiten: 33) buyurmuştur. Bu hadisin şöyle bir tabiri olabilir; Deccal kendisine tabi olmayanları cehennem gibi bir hapishaneye, kendisine yakın duranları ise sefahatin merkezleri ve yalancı bir cennet suretinde olan okullarına gönderip, huri ve gılman dediğimiz cennet sakinlerinin çirkin bir taklidini gösterecektir.

Ayrıca Deccal, merkebi olan tren v.b. vasıtalarda kendine tabi olanları gezdirip bir nevi cennet hayatı yaşatırken, kendine tabi olmayanları da trenlerin cehennemi andıran ocaklarının başlarında çalıştırır. ( Şualar, 583)
Deccal, bir ilah olduğunu ilan edecektir:
Bir hadis-i şerifte “âhirzamanda Deccal gibi bir kısım şahıslar Ulûhiyet dâva edecekler ve kendilerine secde ettirecekler.” (İbn-i Kesîr, Nihayetü'l-Bidâye ve'n-Nihâye: 1, 125) buyurulur. Evet Deccal, ilahlığını ilan edecek ve insanlardan kendisine itaat etmelerini isteyecektir. Deccal'ı böyle bir hataya sevk eden şey, sahip olduğu devletin gücüdür. Kendi hükümetinin gücüne aldanıp, ilahlık iddiasında bulunacaktır. Padişahı inkar edenler, herkese derecelerine göre hakimiyet verdikleri gibi, Allah'ı (c.c) inkar edenler de, herkese ve kendilerine bir nevi ilahlık vereceklerdir. Halbuki bir sineğe mağlup olan ve sineğin kanadını bile icat edemeyen bir insanın, ilahlık iddiasında bulunması çok komik bir durumdur.
Evet Karl Marks'ın “Tanrı yoktur. Hayat da maddeden ibarettir.” ve Lenin'in “Evrendeki olayları düzenleyenin Tanrı olduğu düşüncesi doğru değildir. Gerçek şu ki, Tanrı, insanın kendi aczini örtbas edebilmek için uydurduğu bir safsatadır. Tanrı'nın var olduğu fikrini savunanların, aslında cahil ve aciz kimseler olmaları da bunun kanıtıdır.” ifadeleri, Komünizm'in Deccal'in bir esintisi olduğuna işaret eder. Yani “Din afyondur” sloganıyla ortaya çıkıp bütün dinlere savaş açan, 1917'de Rusya'da devlet gücüyle ortaya çıkan, sonra da etrafına dal budak salan komünizmin, Deccal veya Deccal'in en büyük destekçisi olduğu meydandadır. Bu sıkı münasebettendir ki, “Deccal zirveye çıkacak olan materyalizmin sembolüdür” denilebilir.
Yeri gelmişken bir meseleyi aydınlatmanın faydalı olacağı kanaatindeyim. Bazıları televizyonun Deccal olduğu üzerinde ısrarla durduğunu müşahede etmekteyiz. Oysa bir aletin kendisi fayda veya zarar vermez. Alet iyi yönde kullanıldığı zaman fayda verir. Kötü yönde kullandığınızda ise zararlı olur. Bu bakımdan televizyon gibi bir aletin deccal olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü onu faydalı veya zararlı yönlerde kullanmak bizim elimizdedir. Demek televizyon gibi iletişim araçlarının Deccal gibiler tarafından kullanılması onu kötüleştirirken, Müslümanların eliyle kullanılması ise, onu İslamlaştırmaktadır.

Deccalin fitnesine,
ancak imanı kuvvetli olanlar dayanabilecektir:

Hz. Peygamber ahirzamandan bahsettiği bir vakitte “Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz.” (Süyûtî, el-Fethü'l-Kebîr, 1,315) der. Bu nedenle hikmet Peygamberi (a.s.m) her zaman yaptığı kabir azabından sakınma duasından sonra “Allah'ım bizi Mesih Deccal'in ve ahirzamanın fitnesinden muhafaza eyle” diye dua etmiş ve ümmetini de bu şekilde dua etmeye teşvik etmiştir. Evet o fitneler ki, insanları seve seve kendine çeker. Kişiler açık saçıklık ile ve sefahate vesile olacak faaliyetler ile kendilerini kaybederler. İmanı kuvvetli olanlar ve daima Allah'ı hatırlayanlar müstesna, hiç kimse nefsine hakim olamayacaktır. (Şualar, 584) Öyleyse Deccal'e karşı koyacak kişiler, özellikle kuvvetli iman dersiyle önce kendilerinin, sonra da ehl-i imanın imanını kurtarmaya çalışacaklardır.

İslam Deccal'ı
Alim olup, ilim ile dalalete düşecektir :

İslam Deccal'inin özelliklerinin anlatıldığı bir rivayette “Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar.” ifade edilmiştir. Evet Süfyan, diğer padişahlar gibi kuvvet, kudret, kabile, aşiret, cesaret veya servet gibi saltanata vesile olabilen bir gücü olmamasına rağmen, zekası ve siyaset ilminin kuvvetiyle o gücü kazanır. Ayrıca aklıyla, çok alimlerin akıllarını kendine hizmet ettirip etrafında fetvacı yapar. Öğretim elemanlarına da sihirli zekasıyla hakim olacak, onların da istediği gibi eğitim vermelerini temin edecektir. ( Şualar, 585)

Deccal'ın bir günü, bazen bir sene, bir ay veya bir hafta gibi olacaktır :

Deccal hakkında gelen rivayetlerden birisi de “Deccal'ın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.” (Müslim, Fiten: 110) ifadesidir. Bu ifadede de iki teşbih ve temsil vardır. (Şualar, 586) Şöyle ki;
1- Bu hadiste büyük Deccal'in dünyanın kuzey yarım küresinin kuzeyinde dünyaya gelip güneye doğru faaliyetini icra edeceğine ima vardır. Çünkü kuzey kutbunda bütün sene bir gece bir gündüzdür. Yani altı ay gece altı ay gündüzdür. Tren ile güneye doğru bir günlük mesafeye gelindiği takdirde, yaz aylarında güneşin bir ay boyunca batmadığı, yani ikinci gününün bir ay olacağı görülecektir. Güneye doğru bir gün daha tren yada otomobil ile yola devam edildiği takdirde, güneşin bir hafta kadar batmadığı müşahede edilecektir. Daha güneye doğru inildiğinde, artık günlerin aynı düzeye geldiği fark edilecektir. Bu hadis mucizane bir surette, Deccal'in kuzeyden güneye doğru faaliyet göstereceğini haber vermektedir.
2- Bu hadis, her iki Deccal'in üç istibdat ve zulüm devresine işaret etmektedir. Şöyle ki; bunlar birinci devirlerinde öyle tahripler ve icraatlar yapacaklardır ki, üç yüz senede ancak yapılabilir. İkinci devirlerinde ise, otuz senede yapılamayacak işleri halledeceklerdir. Üçüncü devrelerinde ise, bir senelik faaliyetleri ancak on senede yapılabilecektir. Dördüncü devresinde ise, faaliyetleri artık normalleşir. Bir şey yapamayacak duruma gelen Deccal, artık yaptığı icraatları muhafazaya çalışır. İşte Hz. Peygamber bu ifade ile, Deccal'in çok dehşetli tahripleri yapacağını ümmetine haber vermiştir.

Deccal, Hz. İsa (a.s)'ın kılıcıyla öldürülecektir :
Deccal'in sonunu haber veren bir rivayette “İsa Aleyhisselâm Büyük Deccal'i öldürür.” (Tirmizi, Fiten: 62) buyurulmaktadır. Bu hadis, aldatıcı, sihirbaz, ispritizma gibi insanları elde edebilecek güce sahip olan Deccal'in, ancak harika özelliklere sahip ve tüm müminlerin makbulü olan bir kişi tarafından ortadan kaldırılabilmesi mümkündür. İşte o Zat ise, ahirzamanda Müslümanların ve Hıristiyanların dindar kısmını bir araya getirecek olan Hz. İsa (a.s)'dır. Yani Deccal'in fikirlerini ve tesis ettiği cemiyetini, ancak ve ancak Hz. İsa (a.s.) gibi mucizatlı ve ilahi yardım ve inayetlere sahip birisi, ortadan kaldırabilir. (Şualar, 587)

Deccal, en büyük desteği Yahudilerden alacaktır :
Deccal'den haber veren rivayetlerden birisi de “Deccal'in mühim kuvveti Yahudi'dir. Yahudiler severek tabi olurlar.” (Müslim, Fiten, 124) hadisidir. Bu rivayetin elbette çok açıklamaları ve şubeleri olacaktır. Fakat Rusya'da bu konuya açıklık getiren şöyle bir gelişme vardır. Şöyle ki; tarih boyunca her hükümetten zulüm gören Yahudiler Almanya'dan intikamlarını almak için büyük bir kuvvet toplayıp, Komünist komitelerinin tesisinde çok önemli bir rol oynamışlardır. Ayrıca aslı Yahudi olan Troçki adında militan ruhlu bir kişiyi de, komünizmin en dehşetli adamı olan Lenin'den sonra gelen “Rusya Başkumandanlığı” makamına getirip, Rusya'nın manevi yönden mahvolmasına sebep oldular. Büyük Deccal'in komitesinin icraatlarının bu ülkede yerleşmesine sebep oldukları gibi, başka ülkeleri de karıştırdılar. (Şualar, 587)
Evet Komünizm, dünyaya hakim olmak yolunda, Ateizm'i yaygınlaştırmak, araç olarak terörü kullanmak, ahlakı ayaklar altına almak bakımından, Siyonizm'le çok yakın benzerlikleri taşımaktadır.
Ayrıca Yahudiler, İslamiyet'in ve Hıristiyanlığın ezeli düşmanı olduklarından dolayı, tarih boyunca intikam için fırsat beklemişlerdir. Her iki dine karşı savaş açan Deccal ise, Yahudilerin bu intikam ve düşmanlık damarlarını iyice işletip, onları önemli fitnelerde kullanacaklardır. Hatta bazı rivayetlerde Hz. Peygamber'in (a.s.m) İbn-u Sayyad adlı bir Yahudi'nin Deccal olabileceği hususunda araştırma yaptırdığı belirtilmektedir. Başka bir rivayette de Deccal'in “Isfahan Yahudilerinden çıkacağı” bildirilmiştir. (Tirmizî, Fiten, 57)
Bundan başka, Deccal komitesinin fikir babalığını yapanların başında da genellikle Yahudi kökenli kişiler oluşturmaktadır. Mesela Komünizm, 1818'de Almanya'da dünyaya gelen ve 1883'te İngiltere'de ölen Karl Marks adlı bir Yahudi tarafından ortaya atılmıştır.

Deccal'in fitnesinden nasıl korunabiliriz :
Madem dünyanın en büyük fitnesi Deccal'in aldatmalarıdır. Deccal'in gelmesi ve icraat yapması, insanların görebileceği en aldatıcı ve nefislerini kendisine bağlayan en müessir bir faaliyettir. Çünkü hem hadiste geçen “Hz. Adem'in yaratılışından itibaren Kıyamete kadar geçen süre içerisinde Deccaldan daha büyük bir fitne yoktur.” (Müslim, Fiten, 126) ifadesi hem de dünya üzerindeki zulümler, aldatmalar ve insanların manen silinmelerine sebep olan hadiseler bu iddiamızı tasdik etmektedir.

Hem madem Cenab-ı Hak Âdildir, elbette insanlara zulmetmeyecek ve onlara ancak taşıyabilecekleri bir yükü yükleyecektir. Ve madem Allah'ın (c.c.) insanlar arasında mürşit ve yol gösterici bulundurma kaidesi ezelden ebede değişmeyen bir ilahi kaidedir. Elbette Deccal'e karşı koyabilecek güce sahip, çok hayırlı, fitnesine aldanmayacak kadar ferasetli, ileri görüşlü, en büyük müceddid ve müçtehit özelliğinde ve manen Allah (c.c.) tarafından korunan kişileri gönderecektir. Bu kişilerin de umum insanların kabul edebileceği ve hadislerde sıfatları gayet açık ve net olarak ortaya konmuş olan Hz. İsa (a.s) ile Hz. Mehdi'dir. Evet insanların kendilerini muhafaza etmelerinde en tesirli yol, elbette bu iki kutlu mücahide dost olmaya çalışmaktır.

Ayrıca Deccal'in fitnesinden ve şerrinden korunmak için insanların almaları gereken
tedbirleri sıralamaya çalışalım :

1.Kuvvetli imana sahip olmak için, bütün mesaimizin iman üzerine odaklanması gerekir. Çünkü, Deccal'in faaliyetlerini fark etmek, ona tabi olmamak ve gerekirse zindana girmek ile ölümü göze alacak kadar gözü pek olmak, ancak kuvvetli imana sahip olmakla mümkündür. Öyleyse iman hakikatlerini çokça okumak, müzakere etmek, sohbetlerimize taşımak ve dinlemek lazımdır. Böylece güçlü bir îmana dayanan İslâmî bir hayat, münafıkça hareket eden Deccal'ı ve onunla mücadele eden Hz. Mehdîyi belirlemede zorlanmayacaktır. Bir rivayette “Deccalın hayatını ve işlerini beğenmeyenlerin onu tanıyabileceği” ne (Tirmizî, Fiten, 56) dikkat çekilmiştir. Bu da ancak sağlam bir irade ve imanla mümkündür.

2.Deccal'i tanıyabilmek ve onunla mücadele edebilmek için cehaletten kurtulup ilme sarılmalıyız. Çünkü ona karşı koymanın birinci basamağı, onu tanımak ve iddia ettiği şeyleri çürütebilecek ilme sahip olmaktır. Zaten Deccal, dinin güçsüzleştiği ilmin de yetersiz hale geldiği bir zamanda ortaya çıkacaktır. (Müsned, 3, 367) Evet, Allah Resûlü, Deccalın özelliklerini bir bir anlatmış ve buna rağmen, "Karıştırırsınız diye endişe ediyorum” (Ebû Davud, Melahim, 14) diyerek daha çok açıklama yaparak ümmetini aydınlatmıştır. Çünkü îman nuru ve ferasetiyle bakılmazsa, her zaman hadiselerin ve kişilerin karıştırılması söz konusudur.

3.Cemaatle birlikte hareket etmemiz gerekir. Çünkü, cemaat unsurunun çok faydaları vardır. Bunlardan birincisi, bu zaman cemaat zamanıdır. Zamanımızda cemaat ile birlikte çalışmak esastır. Çünkü, cemaat ruhuyla ve topluca hareket eden ve mesailerini güzelce tanzim edebilenlerin faaliyetlerinin neticesi çok tesirlidir. Fertler ne kadar dahî de olsa, bu zamanda fazla bir icraat yapamayacak ve mağlup olacaklardır. Zira her iki Deccal'ın muvaffak olmalarının sebebi, cemiyet şeklinde çalışmalarıdır. Bunlara karşı yine cemaat şeklinde çalışmak lazım ki, tesirlerini kırıp imana hizmet edilebilsin. İkincisi, cemaatin fertleri arasında ciddi bir oto kontrol olduğundan, birbirlerine ciddi sahip çıkarlar. Birbirlerini günahlardan ve hatalardan muhafaza etmeye çalışırlar. Üçüncüsü, cemaat fertleri birbirlerine dua ederler. Böylece yüzlerce yerden kendilerine ulaşan günahlara karşı, binlerce yerden gelen dualarla kendilerini manen muhafaza ederler. Dördüncüsü, her bir ferdin yaptığı hizmet ve ibadetler, diğerlerinin amel defterine geçmektedir. Böylece bir kişi, binlerce kişinin yaptığı hizmet kadar sevap kazanabilir.

4.Bütün İslam cemaatleri, cemiyetleri ve milletleri birlik ve beraberlik ruhuyla hareket etmesi gerekir. Çünkü sevgili Peygamberimiz (a.s.m) “Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi zararlı şahısları Müslümanların ve insanların hırsından ve parçalanmalarından istifade ederek az bir kuvvetle insanlığı dağıtır ve koca İslam alemini esaret altına alır.” diyerek bizi ikaz etmiştir. Öyleyse Müslümanların Deccal gibi İslam düşmanlarına mağlup olmamaları veya galip gelebilmeleri için, birlik ve beraberliğe ciddi ihtiyaçları vardır.

5.Deccal'ın giremeyeceği evlerde kendimizi muhafaza etmemiz gerekir. Hz. Peygamber (a.s.m) Deccal'in fitnesini ayrıntılı ve aydınlatıcı ifadelerle anlatırken, sahabeler heyecana gelerek sorarlar; “Ey Allah'ın Resulü! böyle bir zamana ulaşacak olursak, bize ne emredersin” buna karşılık hikmet ve şefkat peygamberi “evinizden çıkıp, fitneye bulaşmayın” (Tirmizî, Fiten, 30) diye buyurur. Yani evlerinizde oturun ve fitneye yaklaşmayın. İşte bu evler, İlahi Nur'un muhafaza ettiği ve aydınlattığı evlerdir. Allah Resulü'nün ziyaret edip teveccüh ettiği mekanlardır. Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi'nin gücünü birleştirip ümmet-i Muhammedi uyandırmaya çalışacakları evlerdir. Müminlerin Deccal'e karşı koyabilmek ve galip gelmek için manevi savaş tekniklerini öğrenecekleri kışlalardır.
Cenab-ı Hak bizi ahirzamanın ve Deccal'in cazibedar fitnesinden muhafaza etsin. Hz. Mehdi'ye talebe ve asker eylesin. Allah'ı (c.c) hakkıyla tanıyıp, ona gerçek manada kul ve Habib-i edibine (a.s.m) sadık ümmet eylesin, Amin...


Bu Yazı 10563 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar