Alemlerin Rabbi Olmak
..        
Alem, Allah'ın varlığını gösteren, bilinmesini sağlayan canlı ve cansız her şeydir. Kur'an'da bu kelimenin çoğulu olan “alemîn”, varlıklar ve insan toplulukları için sıkça kullanılır. “Rabbü'l-alemîn” tamlaması ile Yüce Allah'ın bütün varlıkların sahibi ve terbiye edicisi olduğu ısrarla belirtilir. Rab, Kur'ân'da “Allah” lafzından sonra Cenab-ı Hak için en çok kullanılan isimdir (970 defa).
Rabbin şu manaları vardır: a) İtaat olunan, b) Durumları düzelten, c) Sahip, d) Çekip çeviren, e) Terbiye eden, yani, bir şeyi yetenekli bulunduğu bir mükemmel noktaya ulaşıncaya dek, yavaş yavaş geliştiren. Bir baba, bir terbiyeci, çocuğu yetiştirirken nasıl onun maddî manevî bütün ihtiyaçlarını temin eder, görüp gözetir, yanlış davranışlarını düzeltir, bilmediklerini şefkatle öğretirse, Allah da yaratıkları için onu yapar.
Tüm bu anlamlara göre, gerçek ve kâmil manada Rab, yalnızca Allah'tır. Zerreden güneşe, mikroptan file kadar canlı, cansız bütün varlıklarca itaat olunan O'dur. Her şeyin gerçek sahibi O'dur. Her şeyi düzeltip yoluna koyan O'dur. Bütün alemi çekip çeviren, idare eden O'dur. Tüm bu manaların esası olarak her şeyi ilim ve hikmetle yaratan, onlara hedef olarak bir kemâl noktası belirleyip şefkat ve merhametle oraya doğru bir meyil vererek ilerleten O'dur.
Şöyle bir baktığımızda bütün kâinat ve içindeki her şeyin, birer mükemmellik noktasına doğru seferber olup ilerlediğini görürüz. Bu kemâl noktasına doğru giderken, kendisine lazım olan maddî ve manevî donanımı tam da ihtiyaç anında yetiştiren, bu yoldan alıkoyan her şeyden de, ya doğrudan veya bildirdiği emir ve yasaklarla sakındıran O'dur. Bu sayede en küçük bir çekirdek, yumurta ve spermden tutun da yeni doğan galaksilere kadar her şey mükemmele doğru gelişir. Belli bir zaman önce doğup genişlemesine devam eden kâinat da aynı kanuna tabidir. Manevî inkişaf ve terakkisine başlayıp sürdüren hak yolun yolcuları da bu sayede kemale ererler. İptidaî olarak başlayıp bir kemâle doğru ilerleyen medeniyetler de böylece gelişir. Hepsinin sahibi, yol göstericisi ve yönlendiricisi O'dur.
Bu terbiyenin tecellisi olarak, iç içe alemler içeren uzay, yeryüzü ve insan bedeninde her cisim, unsur ve organ kendisine yüklenen görevleri mükemmel sürdürmektedir.
Başlangıçtaki dev bir atomdan, büyük fakat planlı ve hikmetli bir patlayışla şu evreni bir çekirdeğin ağaç halinde inkişafı gibi yaratan, uçsuz bucaksız uzay okyanusunda, sayısız ve bir kısmı dünyamızdan milyar- larca defa daha büyük olan ve top mermisinden daha hızlı dolaşan yıldız ve gezegeni boşlukta tutan, birbiri içinde döndürüp çarpıştırmayan, milyonlarca seneden beri yakıtlarını verip söndürmeyen sonsuz kudret sahibi Yaratıcıları ve Terbiye Edecileri karşısında iliklere kadar heybet ve heyecan duymamak mümkün mü?
Hava, su, toprak gibi unsurlarda cansız ve dağınık olarak bulunan zerrelerden bir su damlası (sperm) ve yumurta halinde hikmetle yaratmaya başlayarak, sonunda eli ayağı düzgün, her türlü maddî ve manevî cihazlarla donatılmış, sanat harikası sevimli bir insanı var eden Yüce Sanatkârın büyüklüğü karşısında büyük bir hürmet, sevgi ve hayranlık duyulmaz mı?
Diğer taraftan her bahar, yeryüzünde milyonlarca tür hayvan ve bitkiyi kuru bir toprak ve basit bir sudan yaratarak yeni bir ordu kuran, her birinin rızkını, giysisini, silahını, eğitimini ve askerlik süresini ayrı ayrı belirleyen, bunda zerre kadar şaşırmayan Terbiye Edici'ye saygıdan alınların secdeyle yerlere kadar eğilmesi gerekmez mi?
Kısaca, evreni içindeki bütün varlıklarla, insanı taşıdığı bütün maddî ve manevî unsurlarıyla dereden mukadder zirveye, hiçlikten hedeflenmiş kemâle doğru adım adım ulaştıran Allah'ın Rab vasfı açıkça belli olmaktadır. Kur'ân'da dualar en çok bu isimle yapılır. İnsan, Yaratıcısına, sahip ve mâlikine, O'nun şefkat, merhamet ve sevgisine iltica ederek, O'na bütün dilekleri- ni Rab ismiyle açar, kulluğunu bu özelliklerinde tek olan Rabb'a tahsis eder.
Fahreddin Razî, Allah'ın “Rab”liğinin farklı özelliklerini şu şekilde kaydeder: a) Allah, terbiye ettiği, besleyip baktığı yaratıklardan Kendisi için bir çıkar gözetmez. b) Verdiği terbiye, bakım ve besleme ile hazinesinden hiçbir şey eksilmez. c) Israrlı istekler karşısında öfkelenmez, aksine hoşnut olur. d) İstenmeden de verir. Meselâ, insan anne rahmindeyken, dünyaya geleceği zaman nelere muhtaç olacağından habersiz ve bilgisizken, Rabbi, onu gerekli her şeyle donatmıştır. e) Allah için yoksulluk, ayrılık ve ölüm gibi arızalar söz konusu olmadığından iyilik ve ihsanı kesintisizdir. f) Allah'ın terbiyesi, ihsan ve rahmeti, sadece belli şahıs ve varlıkları değil her şeyi kapsar (Mefatih, I, 234).
Bu Yazı 2057 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar