Anadolu İnsanının Yüreğinde; O Artık Üşümüyor
..        
Bir yiğit adam vardı… Zulme kafa tutan ezilmeyen bir adam… İşkencelere, zulümlere rağmen davam da- vam diyen sadık bir adam… Bir mart günü kaybettik bu yiğit adamı sayfalardan… Gözlerimizden yaşlar aktı sorgulamadan. Bir yiğit vardı karlı dağlar ayırdı bizden. Özünde sözünde davasında dimdik ok gibi istikamet adamı… Yürek coğrafyamızı yas işgaline boğan o elim kazada yüreklerimizden bir inci tanesi misali kayıp gitti… Yüreğimiz düğümlenmiş o acı habere kulakları- mız kapanmıştı. O bir siyasetçiden ziyade kendisini davasına adamış omurgalı, sağlam kişilikli bir dava adamıydı. Dava adamı kolay yetişmiyor. Yetiştirilemi- miyor. Ekmeğini yediği, suyunu içtiği, kutsal vatan dediği bu coğrafyada yetişen ender şahsiyetlerlerden biriydi.
Vatanı sevdin diye işkenceler ettiler bu güzel adama dillere anılmayan… Sustu söylemedi kimseye devletime laf gelmesin diye… Davasından ve dava arkadaşlarından asla vazgeçmedi… İşkenceler yıldırma dı onu… Çünkü yüreğinde rabbinin kutlu sevgisi vardı. İmtihan meydanında kendi payına düşeni yaşıyordu. Büyük adamların çilesi de, imtihanı da ağır olacaktı elbette… Bu yiğit adam bayrağını, ülkesini ve en çokta İstiklal Marşı'nı sevdi… Ona işkence sırasında zorla söylettiler Marşını… Bağırarak söylemek isterdi defalarca… Anlaşılmaz bir işkence ile uydurma suçlar yüklediler… İşkence işkence defalarca işkence… Ve suçsuz yere yatılan acı dolu 7,5 yıl… Sonra pardon denilerek serbest bırakıldı. O kutsal saydığı devletine sitem bile etmedi. Yiğit adam serbest bırakılırken imzalamak istemedi beraat zaptını. Arkadaşlarım dedi… Dava arkadaşlarım dedi… Onları yarı yolda koymak yoktu kitabında… İçeride tek bir arkadaşı kal- mayınca kadar bu mücadelesini sürdürdü…
İşte böyle bir adamdan bahsediyoruz. Gerçek bir gönül erinden, dava adamından, alperenden bahsedi- yoruz… Gönlünde peygamber sevgisi, içinde Allah korkusu olan sadık bir adamdan bahsediyoruz… O Muhsin Yazıcıoğlu'ydu gerçekten halisti, safiydi, temiz di adına yaraşır bir adamdı… Temsil ettiği davaya hep sadık kaldı.
O kadar engin gönüllü idi ki kendisine işkence edenlere bile kızmadı. Hep hoşgörü ve sevgi ile etrafına insanları topladı. Belki seçimlerde yüksek oylar alamadı… Ama cenaze töreni gösterdi ki onu Türk halkı gerçekten çok sevmişti. Bir insan için bundan daha değerli ne olabilir ki. Allah herkese bu güzellikleri nasip etsin. Peki, onu sevdiren neydi? Onu sevdiren; sağlam kişiliği, dürüstlüğü, insana insan olarak değer vermesi. Doğruyu her yerde yüksek sesle söylemesi. Ve tabiî ki inancının vermiş olduğu samimiyet.
Onu yiğit bir dava adamı olarak yoğuran sürece bakılırsa ne kadar sağlam karakterli güzel bir adam olduğu anlaşılacaktır.
Onunla karşıt fikirde olanlar bile ona saygı duymuş tur. Emin insandı çünkü… Çok ilginçtir ki Mamak zindanında ağır işkencelere maruz kalmak pahasına mazlum komünistlere sahip çıktı. İşte Yazıcıoğlu böyle yiğit bir adamdı… 28 Şubat sürecinde “millete çevrilen namluya selam durmam” dedi. Haksızlık karşısında siyasi rakiplerine bile sahip çıktı.
Nerde bir mazlum görse kendisini oraya atma ihtiyacı hisseden, Özüne efendimizin şahsiyetini yerleş- tirmiş bir gönül erbabı, merhamet timsaliydi.
İşte böyle bir değeri Kahramanmaraş dağlarından sonsuzluğun sahibine uğurladık…
Kahramanmaraş dağlarında sadece O üşümedi. Bütün Türk halkı üşüdü…
Sonsuzluğun sahibine kavuşurken, Anadolu insanının sımsıcak yüreğinde ebediyen var olacak bir yer edindi… Allah'ın ( C. C.) rahmeti üzerine olsun…
Bu Yazı 1936 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar