Anadoluda Bir Halk Sanatı Yazmacılık
..        
İnsan olarak en temel ihtiyaçlarımızdan birisi şüphesiz ki giyinmek, giyinmenin de en önemli malzemesi kumaştır.
Kumaş, ilk olarak keten, yün ve pamukların iplik haline getirilerek dokunmaları ya da örülmeleri suretiyle elde edilmiş olup, daha sonraları da ipekten kumaşlar üretilmiştir.
Günümüzde, keten, yünlü, pamuklu, ipek, angora, kaşmir, akrilik, lasteks, naylon, polyester olarak pek çok kumaş çeşidi mevcuttur.
Bizim halk kültürümüzde, yapıldıkları malzemelere ve dokunuşlarına göre, atlas, çuha, kadife, kemha, basma, poplin, patiska, pazen, mermerşahi, tülbent… gibi isimler alan bu kumaşlardan biri de Yazma adı verilen ve Anadolu halkının çok kullandığı bir çeşit süslü kumaştır.
İnsanlarda, ilgi çekmek, güzel görünmek gibi vasıflar dolayısıyla, bir süslenme arzusunun olduğu aşikardır. Gerek giyinilen ve gerekse başka maksatlarla kullanılan kumaşların daha güzel görünmesini sağlamak amacıyla, zaman içerisinde, kumaşlarda da bir süsleme sanatı oluşmuştur.
Yazmacılık san'atı da bu düşünceyle, önce Orta Anadoluda gelişmiş daha sonraları İstanbul'da kıyı köylerinde çok güzel örnekler ortaya çıkmıştır. Halen Tokat'da devam etmektedir.
Adından da anlaşılacağı üzere yazma, kalemle yapılan bir kumaş süsleme san'atıdır. Hazırlanmış olan bir desen, gergefe gerilmiş olan kumaşa geçirilerek fırça ile desenler çizilir ve renklendirilir. Kalem işi olarak adlandırılan bu yazmalarda renklendirme, kök boyalarla yapılır. Renkli baskılara Tokatta Elvan Baskı denmektedir. Kumaş üzerinde adeta resim yapar gibi rengarenk güzellikler oluşur. Çeşitli desen ve resimler, yapanın zevkine göre bu yazma'larda yer alır. Bu çeşit yazma'lar geçmişte İstanbul'un sahil bölgelerinde, bilhassa Kandilli'de çok yapılmış ve Kandilli yazmaları olarak on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda çok itibar görmüştür. San'at değeri çok yüksek olan bu yazma tarzı, daha sonraları yerini kalıp'la yapılan yazmalara bırakmıştır.
Kalıpla yapılan yazmalara baktığımızda, bunun bir çeşit kumaş baskısı olduğunu görürüz. Ahşap oymacılar tarafından armut, ıhlamur ve dut ağacından oyularak hazırlanan tahta kalıplarla, desenler kumaş üzerine baskı yapılarak geçirilir. Baskıdan sonra oluşan hatalar, fırçayla düzeltildikten sonra şaplama, kaynatma ve yıkama işlemleriyle yazma tamamlanmış olur.

Keten, pamuklu, ipekli, ve daha çok da tülbent üzerine yapılan bu basmalarda; orak, kandil, sütun, turna, güvercin, keklik, geyik, horoz, karanfil, lale, sümbül, servi, gül gibi motifler yapılırken, manzara ve geometrik motifler de kullanılmış. Bu iş o dönemlerde İstanbul'un sahil bölgelerinde mavicilik adı verilen bir meslek haline gelmiş. Yine bu yazmalar adeta standartlaşmış ve, Kandilli göbeği, tırtıllı, Kandilli yıldızı …gibi isimler almış. Günümüzde Tokat yazmalarında ise içi dolu” ya da “dokuz dallı” Tokat Beşlisi, Tokat Üzümlüsü, Tokat Elmalısı, Tokat Kirazlısı, Yarım Elmalısı, Tokat İçi Boş, Kaşık Sapı, Kaynana Yumruğu, Asma Yaprağı gibi kendilerine has isimlerle anılır olmuş.
Hem Anadoluda, hem de İstanbul'da yazma, halkın gündelik hayatı ile özdeşleşmiş, yemeni (baş örtüsü), yastık örtüsü, yorgan yüzü, bohça, mendil, sedir örtüsü, kavuk örtüsü, destima(mendil)l, tılsımlı gömlek, seccade…gibi pek çok kullanım eşyasında yerini almıştır. Başındaki yazmayı da sarıya mı boyadın, Oyalı da yazma başında kalem oynar kaşında.. gibi türküleri de görüldüğü üzere, Tokat merkezde, kâğıt içi denilen yazmalar, kadınlar tarafından oya çekilerek, oyalı yazma olarak kullanılmaktadır.
Bugün artık eski usul yazma tekniği Tokatta da terk ediliyor yavaş yavaş. Serigrafi tekniğine geçilmiş, eskiden yazma imal edilen avlularında kuyusu olan üt katları sıra sıra odalı, bir çok han, kapanmış. Bunların başında gelen meşhur Yazmacılar Hanı da artık metruk halde. Eski örnekler müzelerde. Ama gene de yeni Yazmacılar sitesinde bize has olan bu sanatın eski örneklerinin yeni metodlarla devam etmesi sevindirici.
Bu Yazı 3197 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar