Anne Ben Nereden Geldim?
..        

'Çocuklarda cinsel eğitim konusunda yapılan yanlışlar ve doğrular nelerdir? Zamanında ve doğru olarak verilmeyen cinsel eğitim ileri yaşamlarında pek çok soruna neden olmaktadır.’
Cinsel eğitim konusu ülkemizde hep tartışılagelmiştir. Cinsel eğitimi aile mi vermeli, okulda mı verilmeli sorusu etrafındaki tartışmalar henüz neticelenmedi. Cinsel eğitim konusunda yetersiz anne babadan doğan çocuklar bu konudaki eksiklerini nasıl giderecekler? Cinsel eğitim için yaş söz konusu mudur? Cinsel eğitim sırasında kullanılan iletişim dili ne olmalıdır? Cinselliği ayıp sayan bir yaklaşım eğitimde ne kadar başarılı olabilir? Çocukta mastürbasyon, beraber yatma isteğine nasıl bakılmalıdır? Bu konuları 'Anne Ben Nereden Geldim' kitabının yazarı pedagog-yazar Ali Çankırılı ile konuştuk.

-Ailelerin yanıldıkları konuların başında cinsiyet eğitimi geliyor. Cinsiyet eğitimi için belirli bir yaş var mıdır?
Evet vardır. Elektronik posta ile gelen mektuplarda okuyucularım tarafından ve konferanslarım sırasında dinleyiciler tarafından farklı şekillerde sık sorulan bir soru bu. “Cinsiyet eğitimi ana rahminde başlar” dediğim zaman çok şaşırıyorlar; şaka yaptığımı zannediyorlar inanın. Bilgisayar destekli, yüksek duyarlı elektronik araçlar ve yeni teknikler sayesinde ana rahmindeki embriyonun sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve ruhsal gelişimini de izlemek mümkün olmaktadır. Bu izlemeler sırasında ana rahmindeki embriyonun erkek veya kız olduğu görülmekte, sinirler yoluyla annenin ruhsal durumundan haberdar olduğu ve bundan etkilendiği anlaşılmaktadır. Böylece ana rahmindeki embriyonun hem fiziksel hem de duygusal gelişimini takip etmek mümkün olmaktadır.

-Ailenin çocuğa cinsiyet eğitimi verebilmesi için öncelikle kendilerinin bu konuyu doğru bilmesi gerekmez mi?
Kuşkusuz. Elbette, gerekir. Cinsiyet eğitiminin daha ana rahminde iken başladığını kabul etmeyen bir anne veya babaya, doğduktan sonra da cinsiyet eğitiminin devam ettiğini anlatamazsınız. Doğduktan sonra verilen cinsiyet eğitiminin sağlıklı veya sağlıksız olması anne babanın bebeğe bakım, hizmet ve eğitim verirken takındığı tutuma bağlıdır. Örneğin; annenin bebeğin altını temizlerken tiksinti gösterdiğini; içinden “bu işten ne zaman kurtulacağım” diye geçirdiğini varsayalım. Bebek annenin bu hizmeti yerine getirirken memnun olmadığını hissetmekte; bilinç altından cinsel organlarından utanmayı ve tiksinmeyi öğrenmektedir. Yine çişini veya kakasını haber vermediği için azar işiten, aşağılanan, baskı gören ve ceza alan bir çocukta cinsel organlar ve bölgeler hakkında sağlıklı intibalar oluşmaz.

-Çocuklarda cinsel eğitim konusunda yapılan başlıca yanlışlar nelerdir?
Aklı başında, iyi eğitim almış hiçbir anne baba çocuğunu eğitirken yanlış yapmak istemez. Ancak, çocuk eğitiminde iyi niyet her zaman iyi sonuç almaya yetmiyor. İyi sonuç alabilmek için iyi niyetin yanında doğru ve sağlıklı bilginin de olması gerekiyor. Anne baba eğitimi almadan, çocuk psikolojisi ve gelişimi konularında hiç kitap okumadan evlenen iki genç bir süre sonra çocuk sahibi oluyor. Açıkçası, gençlerimizin çoğu anne ve baba olmanın getireceği sorumluluğun bilincinde olmadan anne baba oluyorlar. Her konuda olduğu gibi, cinsiyet konusunda da anne ve babalarından gördükleri gibi çocuk yetiştiriyorlar. Dolaysıyla, farkında olsunlar veya olmasınlar, anne ve babalarının yaptıkları yanlışları tekrarlıyorlar.

-Bu yanlışların en yaygın olanı hangisi size göre?
Bu yanlışların başında cinselliği yasak ve sorulması ayıp bir konu olarak görmeleri geliyor. Çocuk, öğrenmek amacıyla, cinselliğe ait bir soru sorduğunda, soruya muhatap olan anne veya baba paniğe kapılıyor. “Sen daha küçüksün, böyle şeyleri sormak çok ayıp!” diyor. Anne ve babasından cevap alamayan ve soru sorduğu için ayıplanan çocuk ne yapıyor peki?! Başka kaynaklardan, arkadaşlarından, kitaplardan veya internetten sorusunun cevabını bulmaya çalışıyor. Tabi bu kaynaklar her zaman için risklidir, sağlıklı ve doğru bilgiler vermeyebilir.

-Cinsiyet eğitiminin sağlıklı olması için hangi aşamalar olmalıdır?
Cinsiyet eğitimi, sorduğu soruya göre, çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimine uygun olmalıdır. Merak etmediği ve sormadığı bir konuda, fiziksel ve zihinsel gelişimine uygun da olsa, “şimdi vaktidir, gel sana şu konuda bilgi vereyim” denmez; çocuğun soru sorması beklenir. En uygun zaman, soru sorduğu zamandır. Eğer soru sormuyorsa, ya ebeveynden çekiniyordur, ya da başka kaynaklardan bu merakını gideriyordur.

-Cinsiyet eğitiminde kız ve erkek çocuk farkı söz konusu mudur?
Erkek çocuğu ile kız çocuğunun sorularında farklılıklar olabilir. Cinsiyet farkına ait sorular genellikle kız çocuklarından gelir. Mesela, kendisinde bir eksiklik olduğu zannıyla, “neden benim Ahmet gibi penisim yok?” diyebilir. Cinsiyet eğitimi verilirken, kız çocuklarına kadın ve anne olacakları, oğlan çocuklarına da erkek ve baba olacakları hatırlatılarak cinsiyetlerine uygun yönlendirme yapılmalıdır.

-Cinselliği günah ve ayıp olarak telakki etmek eğitimde ne gibi zorluklara neden olmaktadır?
Yaratılışta, kötü ve ayıp yoktur. Ayıp ve günah bizim niyetimizde, zihnimizde, yaklaşımımızda ve davranışımızdadır. Hele konu çocuk ise, ayıptan ve günahtan hiç bahsedilemez. Eşler arası cinsel uyumsuzluklar, cinsel mutsuzluklar, cinsel tacizler ve tecavüzler en çok çocuklara ve gençlere cinsel eğitimin verilmediği, cinsel konuların ayıp ve günah sayıldığı bölgelerimizde görülmektedir. Cinsel konularda bilgisi olmayan çocuklar ve gençler kendilerini nasıl koruyacaklarını da bilemezler.

-Kültürümüzde “leylek getirdi” anlatımı var. Bu neye dayanmaktadır?
Çocukların “Ben nerden geldim?” veya “Ben Nasıl Oldum?” sorusuna yetişkin gözüyle yaklaşan, nasıl cevap vereceğini bilemeyen anne ve babaların bulduğu, çocukları atlatmaya yönelik bir cevaptır. Atlatmanın “Seni yolda bulduk. Seni hastaneden getirdik. Seni bize melekler getirdi. Seni bize Allah verdi” şeklinde farklı versiyonları da var.

-Çocukların sordukları cinsellik içeren tüm sorulara cevap verilmeli midir?
Çocuğun sorusuna cevap vermeden önce, bu sorunun sebebini, yani nereden kaynaklandığını bulmamız gerekir. Kendi merakından mıdır, arkadaşından mı duymuştur, televizyon izlerken mi görmüştür? Sorunun kaynağına inmek için çocuğa, yumuşak ve doğal bir ses tonuyla, “Bu soru nerden aklına geldi? Bu soruyla neyi öğrenmek istiyorsun?” şeklinde sorular sorabiliriz. Sorunun kaynağı ve amacı belli olduktan sonra, detaya ve mahremiyete girmeden, çocuğun anlayacağı basit açıklamalarla merakını gidermeliyiz. Eğer sorusu anlama yaşının üzerinde ise, yani cinsel ilişki ve benzeri mahremiyet içeriyor ise “Bu konuyu biraz daha büyüdü- ğün zaman anlatırım” diyebiliriz.

-Yaş ve algılamanın burada önemi var mıdır?
Çocuğun cinsellikle ilgili soruları yaşına ve zihinsel kapasitesine göre farklılık gösterdiği gibi; ailenin cinselliğe bakış açısına, dünya görüşüne, dini ve ahlaki inancına göre de farklılık gösterir. Bazı zeki ve cin fikirli çocuklar, anne ve babanın bilgisini ve tepkisini test etmek için bildiği konularda bile sorular sorabilir.

-Cinsel eğitimin zamanında ve doğru biçimde verememenin cinsel kimlik bozukluklarına neden olduğu söylenebilir mi?
Çocuk eğitiminde, sadece cinsel konularda değil, hemen her konuda zaman çok önemlidir. Bildiğiniz gibi, çocuğun kişiliği altı yaşına kadar aileden ve çevreden aldığı eğitimin şekline uygun, üç aşamada (güvenli veya güvensiz, bağımlı veya bağımsız, sorumlu veya sorumsuz kişilik olarak) tamamlanmaktadır. Bu aşamalarda, cinsel eğitim dahil, yapılmış olan ve kişiliğine sinmiş olan hataları geri dönüp onarmak çok zordur; profesyonel yardım gerektirir.

-Cinsiyetinden utanan çocuklar nasıl ortaya çıkmaktadır?
Ailenin cinselliğe bakış açısı sağlıklı değilse, cinsel konuların konuşulması, soru sorulması ayıp ve günah sayılıyorsa; bu ailede yetişen çocuklar cinsiyetlerinden utanmayı öğrenir. Cinselliği yatak odasının mahremiyetinden ve cinsel ilişkiden ibaret zanneden aileler cinsiyet eğitiminin önemi kavrayamazlar.

-Geçmiş yıllara göre çocukların seksle erken tanışmalarını neye bağlıyorsunuz?
Başta televizyon ve internet olmak üzere kitle iletişim araçlarının aile hayatında yer alması ile birlikte çocuklar yoğun bir bilgi bombardımanı altında kalmaktadır. Çocuk henüz kendisi için neyin faydalı, neyin zararlı, neyin gerek li, neyin gereksiz olduğunu, hangi kanalı ve hangi programı izlemesi gerektiğini kavrayacak yaşta olmadığı için her konuda olduğu gibi cinsellik konusuyla da erken tanışmaktadır. Erken yaşlarda televizyon izleyen, bilgisayarda oyun oynayan ve internet kullanan; bu konu da önüne sınır konmayan çocuklarda bir çeşit otizm yani zihinsel gerilik ve zihinsel tembellik ortaya çıkmaktadır.

-Kız ve erkek çocukların farklı odalarda yatmaları cinsiyet eğitimi bakımından önemli midir?
Çocukların küçük yaşlarda anne baba ile aynı odayı paylaşması, kız ve erkek çocukların ileri yaşlarda aynı odayı paylaşması sağlıklı cinsel kimlik ve bağımsız kişilik gelişimi açısından sakıncalıdır. Sağlıklı cinsel kimlik gelişiminde mahremiyet ve özel zaman, bağımsız kişilik gelişiminde ise özel mülkiyet çok önemlidir. Çocuğun bir adaya ve bu odada özel eşyalara sahip olması, bu odada dilediği gibi kendisine zaman ayırması, günlük tutması kişilik gelişimi açısından çok önemlidir.
-Yanlış cinsiyet eğitimine maruz kalan çocukların evliliklerinde cinsel yaşamları nasıl olmaktadır?
Aile danışmanlığı yapan psikologlar, eşler arası geçimsizliğin ve mutsuzluğun büyük oranda cinsel uyumsuzluktan kaynaklandığını söylüyorlar; ki doğrudur. Cinsel uyumun ve mutluluğun temelinde, şüphesiz, çocuklukta verilen sağlıklı ve doğru cinsel eğitim var.


Bu Yazı 2567 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar