Artık Uyan Kan Düşünden Doğu Türkistan!
..        

İki bin iki yüz yıllık köklü geçmişi ile kızıl Çin'in karşısında duran Türkistan'ın Doğusu… Doğu Türkistan şiirlere, destanlara mekân olan anayurdumuz…
Uygur Türkü, uygar Türk, asil millet…kavga,çatışma sevmeyen, isimlerinden de açıkça anlaşıldığı gibi uygar millet.Doğu Türkistan ata yurdumuz,öz cevherimiz, kökleri- miz.. Kızıl Çin'in acımasız zulmü altında inleyen din kardeşlerimiz. Medyada Sincan'da Vahşet tabirleri ile dünyaya duyurulan komünist Çin'in savaş baltalarını çevirdikleri ülke Türkistan toprakları… Bizlerinde bilinçsiz bir şekilde kullandı- ğımız, kabullendiğimiz Şincan ismi 'Xinjiang' -Sincan- (Çince "yeni kazanılmış topraklar") anlamına gelmektedir. Çin'in unuturmaya çalıştığı Türkçe isimleri bizim medyamız da kullanmayıp Çin zülmüne çanak tutmaktadır. Orası iki bin iki yüz yıldır Türk yurdudur... Ve Türk yurdu olarak kalacaktır.
Gelelim Çin zulmünün tarihçesine; Kızıl Çin 1949 yılından sonra Kominist Partinin yönetimi ele geçirmesi ile büyük bir değişime geçmiş halk üzerinde inanılmaz baskılar yapmıştır. Tabiki bu baskıların en ağırını Doğu Türkistan'a yani Uygur Türklerine yapmıştır. Kominist rejimi kabullenmeyen köylüler günlerce aç bırakılmış,ürünlerini devlete teslim edene kadar insanları açlıkla terbiye etmişlerdir. Çin hükümeti için zulmün gerekçeleri çok basittir ; Kızıl Çin'de vatan haini ilan edilmek çok kolaydır yabancı bir gazeteci ile basit bir konu hakkında konuşmanız bile cezalalandırılmanız içini yeterlidir. Düşünün ki yabancı bir ülkedeki arkadaşınıza mektup yazıyorsunuz ve mektupta havadan, sudan, günlük hayattan bahsediyorsunuz bu davranışınız ülke sırlarını ifşa etmek manasına gelmektedir. Çin'de Fabrika ve çiftlik görünümünde binlerce işkence kampı vardır. Bu işkence kamplarında mahkumlar ölümüne çalıştırılmakta, işlerine yaramayanlar ölüme terkedilip, organları satılmaktadır. Üstelik bu organ ticaretini yasal bir dayanağa dayandırarak meşru hale getirilmiştir. Bu kamplarda ucuz maliyet ile ürünler üretip, tüm dünya pazarına ucuz Çin malları satılmaktadırlar. Çin Doğu Türkistan üzerinde büyük planlar yapmakta, kamplara gönderdiği Uygur Türklerinin yerine Çin göçü sağlayarak asimilasyon politikasını hayata geçirmektedir. Doğu Türkistan da yeni yerleşim yerleri kurarak göç eden çinlilere iyi hayat standartları sunulmuş, fakir bölgelerde yaşayan Çinlilere göçü cazip hale getirerek İsrail modeli bir istila gerçekleşitrmeye çalışmaktadırlar.
Ayrıca Çin hükümeti birçok nükler denemesini de Doğu Türkistan da yapmaktadır. Kızıl Çin o kadar acımasız bir sistemle yönetilmektedir ki ilk okul öğrencilerini çalıştırılarak, öğrencilere donanma fişekleri hazırlatmakta, bu tehlikeli işle uğraşan öğrencilerden hayatını kaybedenlerin ailelerine; “Bu bir nüfus planlamasıdır o şekilde düşünün“ diye duygusuz bir tavır takınmaktadır.
Kominist partinin yapmış olduğu bu zülümler inançtan yoksun, insanlıktan çıkmış,robotlaşmış tek tip insanlardan kurulu mekanik bir sisteme dönüşmüştür. Televizyanlarda dehşet içinde seyrettiğimiz Uygur avına çıkmış gözü dönmüş Çinlilerin rahat tavırlarının nedeni de budur. Ve Mao zihniyeti,devrimi kabul etmeyenleri evrimleri gerçekleşmemiş hayvanlar olarak kabul etmekte, “Bu aşağılık hayvanlar mutlaka yok edilmelidir.“ diye tehdit savurmaları da ibret vericidir.
Işte Mao'nun bu akıl almaz işkence tırpanından en çok etkilenen Müslüman Uygur kardeşlerimiz olmuştur. 60 yıldır işkenceye maruz kalan bu sadık müslüman kardeşlerimiz 35 milyon evladını şehit vermiştir. Tarih boyunca büyük uygarlıklara beşiklik yapmış bu topraklar... iki bin iki yüz yıldır Türk toprağıdır ve bin yıldır müslüman vatanıdır. Bu topraklarda bizim özümüz binlerce cevher yetişmiştir. Karahanlılar, Gazneli ler, Harzemşahlar bu topraklarda doğmuş dünyaya adalet yaymışlardır. Bugün dünya çapında tıpın babası sayılan İbn-i Sina bu toprakların evladıdır ve ayırıca Mahmut Gaznevi, Selçuk Bey, Saltuk Buğra, Farabi, Yusuf Has Hacip,Kaşgarlı Mahmut,İmami Buhari, İmamı Tirmizi, Fergani gibi saymakla biteremeyeceğimiz binlerce değerde bu toprakların evladıdır... Artık uyanmalı ve köklerimizi kemiren bu kızıl falakete Doğu Türkistan'ın öksüz, yetim olmadığını göstermeliyiz. “Burası Çin toprağıdır ve bu sorun bizim iç meselemizdir. „ diyen Kızıl Çin'e en güzel cevap bu değerleri göstermek olmalıdır... Ayrıca Tarihe şan veren atalırımızın Çin'e duvarlarala çizdirdiği sınır olan Çin seddi de Doğu Türkistan'ın kimin toprakları olduğunun ispatıdır. Doğu Türkistan Çin seddi nin dışındadır. İstiılacı Çin'in Doğu Türkistan'ı akıtığı kanların bedelini ödeyerek terk etmesi en büyük dileğimizdir. Orada kardeşlerimiz kuyu karanlığında ayna tutmaktadır...Artık onları görmeli merhametli bir ağabey ülke olduğumuzu göstermeliyiz. Ve oranın Şincan Değil DOĞU TÜRKİSTAN olduğunu tüm dünyaya haykırmalıyız...Doğu Türkistan'ın Kan düşünden uyanma zamandır mevsim. Çin'in bu zulümleri sonun başlangıcıdır. Yeryüzünde hiç bir zalim cezasız kalmamıştır. Zulüm ile abad olunmaz. Birgün kızıl Çin akıtığı kanlarda boğulacaktır. Tarih buna şahittir. Bundan sonrasına da şahit olsun... Bakın şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun şiiri çok manıdardır;

Yurdumun dört bir yanı bağdır; bostandır
Üç bin yıllık tarihim şanlı destandır
Vatanımın adı Doğu Türkistan'dır
Şincan Emez! ( Şincan değil)


Bu Yazı 1726 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar