Aydınlanma Felsefesi ve Yahudiler
..        

XVIII. YY.'dan sonra Avrupa'da “ Aydınlanma Felsefesi “ adıyla meteryalist düşünce akımları ortaya çıktı ve hızla bütün dünyaya yayılmaya başladı. O zamana kadar gerek Asya, gerekse Avrupa semavi dinlerin (İslam ve Hristiyanlık ) etkisi altında idi.
Aydınlanma felsefesi ile ortaya çıkan düşünce akımları, bütün dini değerlere savaş açtı. Meteryalist (maddeci) düşünce akımları, dini inançları “insanlar tarafından uydurulmuş, kabul edilemez hayal mahsulü metafizik değerler“ olarak kabul ediyor ve dini inancın yerine aklı koyuyor, aklın mutlak ölçü olduğunu söylüyordu. Elle tutmadığımız, gözle görmediğimiz şeye inanmayız, Allah ve melekler yoktur, bunlar insanların uydurduğu kavramlardır diyorlardı. Peygamberler, halkı kandıran uyanık, akıllı kişilerdir, kitapları da kendileri yazmışlardır, insanları uyutmuş ve kandırmışlar, onun için din insanları uyutan bir afyon gibidir…diyorlardı.
İnsanların evrim sonucu inorganik maddelerden ve maymunlardan türediğini, onun içinde öldükten sonra dirilme, hesap günü ve ahiretin olmayacağını iddia ediyorlardı. Din yerine akıl ve bilimi ikame ediyorlar; sanki din ile akıl ve bilimi zıt şeylermiş gibi lanse ediyorlardı. Kısacası akıl ve bilim adına dini inançlara savaş açıyorlar, maddeciliği ve tabiatperestliği dinin yerine koyuyorlardı. “İnsan, kendi Allah'ını kendisi yaratır, insanı yaratan bir Allah yoktur, insan kendi kendine tabiat şartlarında meydana çıkmıştır, sadece insanın yarattığı ilahlar vardır. Her şey doğa olaylarıyla, kendi kendine ve çeşitli sebeplerle oluyor” diyorlardı.
Meteryalist düşünce akımları, Avrupa ve tüm dünyada hızla yayıldı. Dini inançlara karşı çok büyük bir savaş ve saldırı başladı. Akıl ve bilim namına dine yapılan saldırıları, semavi dinlerin mensupları cevaplandırmakta ve saldırılara karşı koymakta çaresiz kalıyorlardı. Kısa zamanda tüm dünyada dinsizlik ve ahlaksızlık akımları yayıldı. Tüm insanlığı etkisi altına almaya başladı. Dini müesseseler etkisiz kaldı veya yok oldu. Dinden uzaklaşma başladı. Toplumların ahlaki değerleri ciddi dejenerasyon geçirmeye başladı. Devlet idareleri de “din bizi geri bırakıyor, kalkınmanın önünde engeldir.“ gerekçesiyle dine soğuk bakmaya ve dinin etkisini kıracak tedbirler almaya başladılar.

İşte insanlığı kasıp kavuran bu inançsızlık, dinsizlik ve ahlaksızlık tufanının fikir mimarları, aydınlanma felsefesini ve meteryalist düşünce akımlarını kuran, ortaya atan ve yayanlar Avrupa'da ki Yahudi filozoflar, sosyoloklar, iktisatçılar ve diğer sosyal bilimcilerdir.
Sosyalizm, kapitalizm, komünizm, meteryalizm, naturalizm vs. bütün din düşmanı sosyo-ekonomik ideolojileri, Yahudi kökenli düşünürler ortaya atmış ve yaymışlardır.
Mesela bütün dünyanın tanıdığı Sigmund Freud, Karl Marx, Emile Durkheim, Emile Zola, Henri Bergson, Viktor Adler, Adolfo Levi, Erich Framm, George Lukacs, Baruch Spinoza, Fernidand Lasalle, Rosa Luxemburg, David Ricardo, Adam Smith…gibi dünyaca meşhur düşünürler birer Yahudi'dirler.
Burada su soru akla gelebilir: Yahudilerin de bir dini var. Niçin dini değerlere karşı savaş açsınlar ki?
Pek çok Yahudi, Yahudiliği bir din olarak değil bir ırk olarak kabul etmektedir. Dinsiz, ateist Yahudi'nin sayısı oldukça fazladır. Ayrıca onlar kendi dinlerine çok sadık olsalar bile, özellikle İslam'a karşı çok aşırı kin ve düşmanlık içerisindedirler. Öte yandan dini ve milli gayelerine ulaşmak için, önlerinde en ciddi engel olarak da Müslüman Türk Milletini görmektedirler. Onun için Müslüman Türk Milletine karşı çok daha sinsi ve ciddi bir düşmanlık içerisindedirler.
Yahudi asıllı Avrupa dinsiz filozoflarının yanı sıra; birde dönmeler, Yahudi kimliğini saklayanlar, yaşadığı ülkenin halkından birisiymiş gibi geçinip asıl kimlik ve kişiliğini saklayanlar vardır. Asrı saadetten günümüze kadar hep var olan münafıklardan, “Asya münafıklarından“ sözediyoruz. İnandık dedikleri halde inanmayan, Müslüman Türk gibi göründüğü halde din düşmanı olan, içten içe Türk Milletine ihanet eden, dost görünüp düşmanlık yapan, bizden görünüp bizi yok etmeye çalışan, kısacası Müslüman mahallesinde salyangoz satan Asya münafıkları… Ülkemiz ve milletimiz, Asya münafıklarından çok çekti; bugün hala çekmeye devam ediyoruz. Bunların alnında “Heze kafirun/bu kafirdir“ yazmıyor. Basiret ve ferasetimizle alınlarındaki lekeden “bu kafirdir “ manasını okumayı bilmeliyiz. Aksi halde bizi kandırmaya, iğfal etmeye, yozlaştırmaya devam ederler.
Bilgi çağının Müslüman'ı alnında “deccal” yazan din düşmanı canavarı beklemeyecek kadar basiret sahibi; fakat Avrupa dinsiz filozoflarının ve Asya münafıklarının alnındaki “bu kafirdir/bu deccaldır“ manasını görebilecek kadar da ferasetli olmalıdır.


Bu Yazı 2028 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar