Bal gözlüm
..        

Yetmez mi sana bister ü bâlin kucağım
Serd oldu hevâ çıkma koyundan kuzucağım
Ateşlik eder sana bu sînemdeki dâğım
Serd oldu hevâ çıkma koyundan kuzucağım

Sen böyle soğuk yerde niçin yatar uyursun
Billâh döğer dur hele dâyen seni görsün
Dahi küçüceksin yalnız yatma üşürsün
Serd oldu hevâ çıkma koyundan kuzucağım
NEDİM
Bal gözlüm,
Uyuyorsun...,
Kirpiklerin dalgasız denizde aheste aheste, kaygısız yüzen bir yelkenli gibi.Yağmur sonrası sokaklarımda biriken sularda koşturan ufak bir gemisin şimdi....
Durgun gölde süzülen,yanağına gül konduran, kanadına yıldız düşüren bir çift kuğudur gözlerin.Kar altında bensiz üşüyen bir avuç kardelendir ellerin.
Uyuyorsun...
Zaman sana bakmaya dalınca, geçmeyi unutuyor.Nefes alışlarımın renginde duruyor dakikalar.Minik bir çiçek yaprağı olup,tatlı meltemlerle dağlarımın arkasına savruluyorsun. Küçük ayaklarınla,küçük yeşil elbiseli ovalarıma iniyorsun.Dudaklarından su içen çocuk kokulu şarkıların notalarında, bilmediğim bir dünyanın fırfırlı etekli cümleleri dolaşıyor.
Gönlümün arka bahçesinde koşar adım yürüyorsun,aklınca yıldızları kovalıyorsun.Güneşe uzatıp ellerini yanına çağırıyorsun.
Uyuyorsun.
İklimler ince bir çizgi olup alnımda derinleşiyor...Vakit ağlamaklı bir hikaye gibi kulaklarıma doluyor. Derbeder ruhum. sükuna kavuşuyor. Senin düşlerin. kuşların diliyle konuşmaya başladığı zaman, geçmiş ve gelecek bir buhar olup içimden geceye karışıyor. Senin düşlerini görmeye başladığımdan beri,mazinin isli sokaklarında bırakıyorum,unutuyorum kendi düşlerimin seyrini..
Bütün nehirlerimin başlarında sen oluyorsun. Kağıttan gemiler bırakıyorsun pamuk misali ellerinden, suyun senin yüzüne boyanan çehresine ve kağıttan gemilerinin, peşinden gidiyorsun. Gülüşünün sıcaklığında ,güneşler serpiyorsun sana dolanan bakışlarıma. Bir bulutun beyazına bağlayıp saçlarını, kendi düşlerinden benimkilerine giriyorsun..
Uyuyorsun...
Koca kanatlı bir Zümrüt ü Anka alıyor beni sırtına. Kafdağı'nda sabahlıyorum bu gece.Kendi kendime bütün peri masallarını ezberliyorum.Sen çabuk uyuyasın diye...Bırakıyorum usulca gül tenli avuç içine, zihnimin karmaşık zamansızlıklarını...
Kalbimin bahçelerinden çiçek toplayan bahardır ellerin.Varlığımı yokluğumdan uzaklaştıran lale kokulu nisandır gözlerin.
Uyuyorsun..
Sarı başaklar çorak topraklarımın üzerinden boy veriyor.Kar tanesi gibi parlayan gözlerini çekip gözlerinden, meleklerin yanına gidiyorsun.Benim de gözlerim kapanıyor seninkilerle beraber...Bir güvercin tüyü gibi sürükleniyorum... Aynı düşteyiz şimdi seninle...Aynı renkte ve aynı seste..
Yalnızlığın gurbetine düşüp, senin sılana koşuyorum. Ellerimden tutuyorsun boncuk boncuk açılan bir ufka doğru taşıyorsun beni.
Dudağıma dokunan ninniler, karanfil yaprağına düşen ateş misali, çözüyor kalbimin buzdan duvarlarını....Her karanfil kıvrımında sen oluyorsun..
Nehirler üzerinde yüzdürdüğün kağıt gemilerine limandır yüreğim..Adındır sevincimin ucuna candır diye düğümlediğim..
Uyuyorsun..
Kırlangıçlar yuva yapıyorlar katmer katmer açılan ruhumda..Kınalı keklikler topluyor, ellerimden ellerine bıraktığım dualarımı.
Ve ben korkmuyorum artık yaşlanmaktan..
Benim düşlerimde, senin bedenin büyürken, senin düşlerinde de benim ruhum büyüdü bal gözlüm..
Beni de senin düşlerin büyüttü....


Bu Yazı 2734 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar