Başımızın Örtüsü
..        
Başörtüsü meselesi yine gündemde. Yasak kalkıncaya kadar gündemde kalmaya da devam edecek. Yeni Anayasa hazırlanması çalışmaları ile birlikte, başörtüsü ile ilgili tartışmalar da alevlendi.
İnancı gereği başını örten pek çok Müslüman bayan, keyfi uygulama ve yasaklar nedeniyle; “eğitim hakkı” gibi en temel insani hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakılarak mağdur edilmiştir. Müslüman bir ülkede İslam dininin gereklerini yaşayamamak çok acı bir durum. Ve okumak isteyen dindar bayanlar bu acıyı yıllardır yaşıyor. Yıllardır eğitim hakları saçma gerekçelerle kısıtlanıyor.
Başörtüsü sorunu bir temel insan hakları sorunudur. Müslüman hanımların başını örtmesi, Allah'ın emridir ve şuurlu her dindar bayanın başını örtmek hem dini bir vecibe hem de en temel hakkıdır.
Laikliği dinsizlik olarak uygulatmak isteyen çevreler, başörtüsünün “siyasal bir simge” olarak kullanıldığını iddia ediyorlar. Onun için de başörtüsü yasağına kendilerince haklı bir gerekçe uydurmaya çalışıyorlar.
Burada iki önemli husus var: Başını örten bayan “ben inancım gereği örtünüyorum” diyor. Karşısındaki yasak savunucusu müddei ise, “hayır, sen siyasal simge olarak başını örtüyorsun” diyor. Bu durumda kimin sözü esas alınacak. Yapan ve yaşayanın mı? Yoksa kısıtlanmaya, yasak koymaya çalışanın mı sözüne itibar edilecek? Birincisi, bir şeyin asasını ve doğrusunu yapan bilir ve bilen konuşur. İkincisi, modern ve çağdaş hukukun ilkelerine göre “beyan” usulü esastır. Siz aksini ispatlamadığınız sürece, inancım gereği başımı örtüyorum diyen insanın beyanını kabul etmek zorundasınız.
Başörtüsü yasakçılarının, yasağı savunabilmek için çok ilginç ve bir o kadar da utanç verici bir gerekçeleri daha var: “Efendim başörtüsü serbest bırakılırsa çoğunluk başörtülü olacağı için, sosyal baskı yaşanır ve açıklar da kendini örtünmek zorunda hisseder” deniyor. Be insafsız despot zalimler! Bir vehim ve ihtimale istinaden siz bütün bir milletin çocuklarına yıllardır çile çektiriyorsunuz, en temel hakkı olan eğitim hakkından mahrum bırakıyorsunuz. Şimdi güçlü olduğunuz için yasaklarınızı dayatıp, haklarımızı engelliyorsunuz. İleride böyle bir baskı olabilir gerekçesi ile yasağı savunmak ve dayatmak hangi akıl ve insaf duyguları ile bağdaşır. Sen şimdi güçlü olduğun için “ileride baskı görebilirim vehmi” ile şu an baskı ve yasak uyguluyorsun. İleride başına gelebileceğinden endişe ettiğin baskı ve zulmü şu anda sen başkalarına yaşatıyorsun. Keser döner sap döner gün gelir hesap döner de yaptığım baskı ve zulümlerin hesabı sorulur diye korkuyorsun.
Onun için kendine istediğin hak ve hürriyetleri herkes için iste de, herkesten sevgi ve saygı gör. Hak ve hürriyetler herkese lazım! Bu gün sen baskıcı ve yasakçı tutumunu sürdürürsen, yarın sana yapılacak baskı ve yasaklardan yakınmaya hakkın olmaz. Onun için gelin herkes birbirine tahammül etmeyi, saygı göstermeyi ve bir arada yaşamayı öğrensin de herkes mutlu bir şekilde dilediği ve inandığı gibi yaşayabilsin.
Halkın hazımsızlık gibi bir sorunu yok. Başörtülü ile başı açık yan yana, dostça ve birbirlerine saygı duyarak yaşıyor. Gerilim yaratmak isteyenler halkın dışından birileri. Halka yabancı ve halka uzak olan birileri halkı kışkırtıp, milletin arasına fitne tohumları ekmek istiyorlar. Halk arasında zıtlaşmalar, kutuplaşmalar meydana getirip bundan nemalanmak isteyenler var.
Yeni Anayasa hazırlanması ile ilgili tartışmalardan, laiklik ve başörtüsü yasağı konularına odaklanmış durumda. Bir an için bazı bayanların başörtüsünü siyasi bir simge olarak kullandığını varsayalım. Acaba bunun kime ne zararı var. Parti bayrakları, afişler, pankartlar, rozetler, parti amblemli giysiler vs. hepsi de birer siyasal simge değil mi? O zaman parti bayrağı asmayı, parti rozeti takmayı veya üzerinde altıok baskılı tişört giymeyi de yasaklayın!
Demokratik bir sistemin sağlıklı bir şekil de işleyebilmesinin en önemli şartı, siyasal katılımın yüksek olması ve siyasal kültürün gelişmesi değil midir? Sistemin geleceği ve ülkenin selameti bakımından insanların bilhassa da gençlerin siyasal hayata aktif olarak katılması arzu edilmiyor muydu? Öyle ise bırakın o insanlarda gönüllerince siyaset yapsınlar; ta ki yasal çerçevede faaliyet yaptıkları sürece! Bırakın dileyen başını inancı gereği örtsün, dileyen siyasal bir simge olarak örtsün, dileyen de moda gereği örtsün. Hukuk kurallarına aykırı olmadığı, şiddet içermediği ve barışçı kaldığı sürece bırakın dileyen dilediği gibi örtsün başını.
İnsanların siyasal düşünceleri ve tercihleri farklı olabilir. Önemli olan inançtır. İnanç her şeyin ve tüm siyasetlerin üzerindedir. Din asla hiçbir şeye alet edilemez ve her şeyin üzerindedir. Bu ülkede her kesimden, her siyasal düşünceye sahip insanlar inancı gereği başını örtmektedir. Başörtüsü Allah'ın emridir. Bunun sağı-solu olmaz! Bırakın inandığımız gibi yaşayalım. Çekin elinizi başımızın örtüsünden!

Bu Yazı 2725 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar