Bayrak Dalgalanmak İçin Uğrunda Fedailer ister
..        

Son aylarda artan bölücü terör olayları ile birlikte, şehit düşen vatan evlatlarının cenazeleri de bir bir memleketlerine gelmeye başladı. Bayrağa sarılı her şehit cenazesini gördükçe ;
“Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor.
Bir hilal uğruna ya rab! ne güneşler batıyor”
Mısraları canlanıyor hafızamızda. Şehidimizin tabutunu hüzün ve hayranlıkla izlerken , Ay-Yıldızlı Bayrağa takılıyor gözümüz. Çok nazlı ve gururlu duruyor şehit cenazesinin üzerinde. Sanki “bakın o benim için öldü, benim için anadan, yardan ve serden geçti…” diyerek övünüyor adeta.
Şair, “kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü” diye tasvir ediyor Ay-Yıldızlı Bayrağı. Demek ki Bayrak namus olarak algılanacak ve uğrunda can verilecek mukaddes bir değer.
Bir başka şairde;
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”
Mısraları ile dile getiriyor Bayrağın taşıdığı yüce manayı.
Bayrak Müslüman Türk milletinin inancını, hürriyetini ve bağımsızlığını temsil etmektedir.
“Bayrağımızdaki hilal Allah c.c., Yıldız ise sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) i temsil etmektedir. Bayrağımızdaki hilal, kutsallığını yazılışındaki harflerden alır. Çünkü “hilal” kelimesi, Allah isminin harfleri ile yazılmaktadır. Her iki ismin ebcet hesabı ile değeri eşittir. Elif: 1 + Lam :30 + Lam :30 + He:5 = 66 eder.
Osmanlı, Allah'ın zatını ve ismini tenzih etmek ihtiyacıyla, aynı değeri taşıyan hilali Bayrağına sembol yapmıştır.
Hilalin önündeki yıldız ise doğrudan doğruya Muhammed imlasının şeklinden alınmıştır. Çünkü Sülüs yazısıyla Muhammed yazılınca ortaya beş köşeli yıldız çıkar: mim harfinin başı, ha'nın dirseği, ikinci mim'in kıvrımı, “dal” harfinin üst ve alt kanatları beş köşeli muhteşem bir yıldız meydana getirir.”
Ayrıca başlangıçta Kayı boyunun Bayrağı ve Osmanlı Sancağı olan “altın yay ve gümüş oklar” da “cihan hakimiyeti” mefkuresini sembolize etmektedir. Sancaktaki altın yay dünyayı, alemi ; üç adet gümüş oklar ise “Oğuz Boyları”nı temsil etmektedir. Yay da gerilmiş vaziyette olan ok, Oğuzlardan hakimiyeti elinde bulunduran, cihan hakimiyetini gerçekleştirecek olan boyu temsil eder.
Yani dünyaya nizam verme, “Nizam-ı Alem” mefkuresini temsil eder Osmanlı Sancağı.
Ay-Yıldızlı Bayrağımızın dalgalanması bir taraftan milletimizin hürriyet ve bağımsızlığını ifade ederken; diğer taraftan da milletimizin tevhit inancının, Resulullahın sünneti seniyyesinden kaynaklanan güzel ahlakının, namusunun, şerefinin ve bütün mukaddes değerlerinin korunmakta olduğunu, namertlere, namahremlere, yerli ve yabancı hainlere karşı muhafaza edildiğini ifade etmektedir.
Onun için Ay-Yıldızlı Bayrak Müslüman Türk milletinin her şeyidir. Bayarak bizim milli haysiyetimiz; Bayrak bizim milli onurumuz, gururumuz; Bayrak bizim ırzımız, namusumuz; Bayrak bizim insanlığımız, hürriyetimiz; Bayrak bizim varlığımız, dirliğimiz; Bayrak bizim inancımız, kültürümüz; Bayrak bizim şehidimiz, gazimiz; Bayrak bizim ruhumuz, canımız… kısacası Bayrak bizim her şeyimizdir.
Her milletin bayrağı kendince kıymetli olabilir. Ancak Ay-Yıldızlı Türk Bayrağı kadar değerli hiçbir bayrak yoktur. Çünkü hiçbir bayrak için o kadar çok kan dökülmemiştir. Hiçbir bayrak için o kadar şehit verilmemiş, milyonlarca vatan evladı feda edilmemiştir. Hiçbir bayrağın uğruna o kadar çok acı, ızdırap ve sıkıntı yaşanmamıştır. Hiçbir bayrağın uğrunda bunca darlık, yokluk, açlık ve çile çekilmemiştir.
Onun için Türk Bayrağı çok değerlidir. Ne kadar nazlansa yeridir.
Milletimiz Bayrağını el uzatılamaz “Kutsal” bir değer olarak kabul etmiş; ve Bayrağını Kur'an'ı ile birlikte anmıştır. Kitabını yani Kur'an'ı Kerimi ve Bayrağını en yüce en kutsal değerler olarak benimsemiştir. Yeminlerini bile Kitap ve Bayrak üzerine yapmıştır. Onun için darlıkta, buhranda, yoklukta, kıtlıkta, açlıkta, sefalette, en şiddetli savaşlarda, en dehşetli düşmanlara karşı bile Bayrağını korumuş; milyonlarca şehidin kanı pahasına, milyonlarca yiğit vatan evladını fedai yaparak Bayrağını hep en yükseklerde dalgalandırmıştır.
Evet, Bayrak dalgalanmak için uğrunda fedailer ve feda edilmeye hazır canlar ister. Bayrağın rengi solmamak için uğrunda dökülebilecek kan ister. Gerektiğinde uğrunda kan dökülsün ki rengini şehitlerin kanından alan, al rengi hiç solmasın.
Dün olduğu gibi, bugün de , yarın da Bayrak dalgalanmak için uğrunda fedailer ister.
Müslüman Türk milleti, basiret gözünü açmalı, uyanık ve ferasetli davranarak, şanlı ecdadının kendisine emanet bıraktığı şanlı Bayrağını en yükseklerde, yücelerde dalgalandırmaya devam etmelidir.
Bu memlekette bazı hainler, vatan, millet, bayrak gibi kutsal değerlerden bahsetmeyi “fasarya” olarak değerlendirecek kadar ihanet içerisindedir. Bazı ihanet şebekeleri ve karanlık odaklar tarafından milli ve manevi değerlerimiz yozlaştırılarak, milli kimliğimiz yok edilmeye; milli birlik ve bütünlüğümüz bozulmaya; inanç ve ahlaki değerlerimiz unutturulmaya çalışılıyor.
Bu memlekette analar, yüzyıllarca oğullarını kurbanlık koç gibi saçını kınalayarak, vatana ve Bayrağa kurban ederek; “Haydi oğul git uğurlar ola, git ki vatan kurtula, ya şehit ol ya gazi” diyerek gönderdi asker ocağına ve cihada. Nice vatan evladı ölürsem şehit olacağım, makamların, mevkilerin en yücesine kavuşacağım ; kalırsam gazi olacağım, en büyük şerefi kazanacağım diyerek koşarak, severek, iştiyakla gitti asker ocağına ve savaş meydanına.
Oğlu şehit olan aile toplumda üstün bir prestij ve onur kazandı. Çünkü onlar “Şehit ailesi” olmanın hazzını ve haklı gururunu taşıyorlardı.
Ancak neler oldu bize? Ne yaptılar, ne ettiler bizim şehit anaları ve şehit babalarımıza.
Oğlu şehit düşmüş bir ana TV ekranlarına dönüp avazı çıktığı kadar bağırıyor: “vatan sağ olsun demeyeceğim” diyor. Hayret ve dehşet içerisinde kalıyoruz. Tarihimizde ilk defa bu tür hadiseler ile karşılaşıyoruz
Biz millet olarak ; oğlu şehit olan anne-babasının “vatan sağ olsun, vatan için geride kalanları da feda ederim gerekirse” demelerine alışmışız. “Vatan sağ olsun demeyeceğim” sözü bize çok yabancı, alışmadık ve aykırı geldi. İster istemez bu sözü söyleyen bizden olamaz ; eğer o bizden birisi ise biz biz değiliz artık ; biz biz olmaktan çıkmışız demek ki ; biz başka bir millet ve başka insanlar olmuşuz diye düşünmekten ve söylemekten kendimizi alamadık.
“Vatanıma, Milletime, Bayrağıma, Kitabıma canım feda olsun. Ölürsem şehidim, kalırsam gaziyim” anlayışı Müslüman Türk milletinin, vatanımızın, Bayrağımızın ve Kitabımızın en büyük teminatı, en kuvvetli nokta-i istinadı idi düşmanlara, hainlere ve gafillere karşı.
Demek ki yeni bir oyun, yeni bir komplo, yeni bir tehlike ile karşı karşıyayız.: Birileri bizi en büyük teminatımız ve en kuvvetli dayanak noktamız olan şehitlik ve gazilik inancımızdan, şehadet sevdamızdan; anadan, yardan ve serden vazgeçebilme fedakarlığımızdan mahrum bırakmak istiyor.
Ey Müslüman Türk milleti! Uyan, basiret gözünü aç. Bayrağına ve mukaddesatına sahip çık. Şanlı ecdadın Çanakkale'de ırzını ve namusunu çiğnetmedi. Şehadet şerbetini içerek “Bedrin Arslanları” makamına yükseldi. Sende Milli haysiyetini, inancını, namusunu, Ay-Yıldızlı al bayrağını ihanet şebekelerine çiğnetme. Ve nasıl bir ecdadın torunları olduğunu bütün cihana göster.

“Dalgalan sende şafaklar gibi ey şanlı hilal,
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal;
Hakkıdır, hür yaşamış, Bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakka tapan, milletimin istiklal.”


Bu Yazı 3668 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar