Bediüzzaman ve Yeşilay
..        

“İçki bütün kötülüklerin anasıdır.” Hadis-i Şerifini bilmeyenimiz yoktur. Bilinçli ya da bilinçsiz söylediğimiz bu hadis-i Şerif çok anlamlı çok derin manalar içermektedir. Bu hadis-i Şerif ile beyin duvarlarımıza onlarca hikâye yansımıştır hemen. İçki bütün kötülüklerin anası da; uyuşturucu, sigara çok mu masum? Ellebette değil… İçkinin bütün kötülük- lere pencere açacağını bilen işgal kuvvetleri de İstan- bul'a kirli ayaklarını bastıkları zaman. Bu kutsal İslam şehrini nasıl kirleteceklerinin planının da biliyorlardı. Sadece askerden silahları almakla bu iş bitmeyecekti elbet. Halkı sefahate sürüklemeli, beyinlerini uyuşturmalı kendilerine bağımlı hale getirmeliydiler. Gemiler dolusu silahları şehrin limanına indirirken bir yanda da tonlarca alkollü içki yükü şehre indiriliyor- du. Getirmiş oldukları bu eğlence malzemeleri ile eğlenceler düzenliyor. İçkileri bedava ve özellikle gençlere dağıtıyorlardı. Bu silahlı işgalden daha tehlikeli bir toplumsal çözülme saldırısıydı. Silahlarla vatanını seven birçok vatan evladı canını dişine takıp mücadele ediyordu. Gençlerimizi hiçliğe atıp, toplumun temeline dinamit koyacak bu yozlaşma hareketinin faaliyetlerine de bir nokta konmalıydı. İşte Yeşilay Cemiyeti (Hilal-i Ahdar) bu hareketin karşısında duracak bir kale gibi 05 Mart 1920 tarihinde kurulmuştur. Yeşilay Cemiyeti'nin mimarlarını ve kuruluşunu Yeni Asya Gazetesi yazarı Ali Ferşadoğlu 10 Mart 2007 köşe yazısında şöyle ifade etmektedir
“İrfân ve kültür hayatımızda, en eski ve önemli yeri işgal eden Yeşilay Cemiyeti nasıl kuruldu? Dr. Mazhar Osman Bey, bazı arkadaşları ile birlikte, İstanbul Vilayet binası yanındaki “Metbuât Cemiyeti”ne gider. Şeyhülislâmprotokolde başbakan dan sonra gelen ve dinî teşkilâtı idâre eden makamHaydarizade İbrahim Efendi Hazretleri de toplantıya şeref verenlerden. Dr. Hacı Emin Paşa, Dr. İbrahim Paşa (Askerî Sıhhiye Reisi), Dr. Milaslı İsmail Hakkı (Sıhhiye Umumî Müfettişi), Galip Paşa (Pasinler), (Sabık Hicaz Valisi), Dr. Şinasi Paşa (Bahriye Merkez Hastahanesi Ser Tabibi), Hasan Bey (Saka), Hüseyin Kázım (Eski Meb'uslardan), Said Efendi (Bediüzzaman Said Nursî, Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye azâsı), Eşref Edip Bey (Sebilürreşad Mecmuası sahibi), Prof. İzmirli İsmail Hakkı Bey, Ahmet Emin (Yalman) (Vatan Gazetesi Baş Muharriri) gibi bir çok gazeteci, yazar ve öğretmen bu toplantıda hazır bulunmuş.
Cemiyetin gayesi, “Ülkemizde ahlâkî ve kültürel bir kalkınma atmosferi içinde; içki ve uyuşturucu madde tüketimini, devlet organları ile de iş ve gönül birliği yaparak, asgarîye indirmektir.” Cemiyet'in temel stratejisi; başta uyuşturucular olmak üzere bütün çirkin ve zararlı alışkanlıklara zemin hazırlayan “uyuşturucu kültürü”ne cephe almaktır. “Uyuşturucu kültürü”, istilâcı süper güçler; toplum yapısının temelini teşkil eden millî ve mânevî değerleri, mistik inanç ve mukaddesleri yok etme faaliyetidir. Hedef; uydu haline getirilmek istenen ülke ve toplumun, millî mukavemet ile savunma gücünü yok ederek, sömürüye müsait hâle getirilmesidir.” (1)
Güzel hedefler ile kurulan Yeşilay Cemiyeti kurucularını unutmuştur. Ülkemizin en eski hayır kuruluşundan olan bu köklü cemiyet kökleri ile barışmalı… Kurucularına vefa borcunu yerine getirmelidir. Üzülerek belirtmeliyim ki; Türkiye Yeşilay Cemiyeti'nin resmi internet sitesinin tarihçesini inceleyince hayal kırıklığı yaşadım. Yeşilay'ın kurucuları arasında olduğunu dönemin resmi belgeleri ile ispat edilen Bediüzzaman Said NURSi hazretlerinden hiç bahsedilmemiş bile… Yeşilay yetkilileri kökleri ile barışmalı, kendilerine itibar kazandıracak bu muhterem şahsiyetlerin isimlerini gururla yayınlamalıdır.

Kaynaklar: Yeni Asya Gazetesi Ali FERŞADOĞLU (10.03.2007)


Bu Yazı 2012 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar