Ben Terörist Değilim
05.11.2015        

BEN TERÖRİST DEĞİLİM

 

 

Gürhan GÜRSES

 

 

Dün bütün çekik gözlüleri Çinli kabul edip dövdük. Bugün bütün Doğululara terörist deyip onları dövüyoruz. Bununla mı övünüyoruz? Bununla dövünün övünmeyin zinhar! Doğulu herkese terörist gözüyle bakanlaradır sözüm, arabalarımızı taşlayanlara, dükkanlarımızı yakanlara, insanlarımız darp edenleredir. Sayın falan filan, ben terörist değilim, evvela bunu bilin! Ve bunu bana atfederseniz hakkımı iki cihanda sizlere helal etmem bilesiniz. Bir okyanusta birleşen farklı nehirleriz. Biz o nehirleriz, ayrı gayrı değiliz.

Marifet odur ki zor zamanda yaralarımızı saralım, el ele verelim, kol kola girelim, yürek yüreğe olalım. Güzellik odur ki ülkemizin birlik ve beraberliği için sır sırta verelim. Herkese potansiyel terörist gözüyle bakarsanız en büyük kötülüğü kendinize yapmış olursunuz ilk olarak, sonra ülkemize... Amir Khan'ın film repliği gibi "Sayın başkan ben terörist değilim." diye yeri göğü inletmek istiyorum.

Güneş doğudan yükselir oysa! Siz bizi karanlık mı bilirsiniz, yazık size! Zor zamanda konuşabilmek,  yazabilmek önemli... Bunları size ülkemizin doğusunun batısına göre daha zor olduğu bir dönemde yazıyorum. Sırf buralı olduğum için benimle konuşmayabilirsiniz. Sizden daha az zeki ya da daha az kültürlü değilim. Benim de sizler gibi bu ülke aşkıyla dolu olan yüreğim var. Çıkarıp da avucunuzda tutsanız yüreğimi ille de vatan diyen bülbül gibi dile gelir elbet. Aklım, bu ülkenin daha yaşanılır bir ülke olması için çalışır ve buna çalışan aklım sizin aklınızdan daha az değildir.

Yunus sözlüyüm,  Mevlana gönüllüyüm. Türkçeyi belki de sizden daha iyi kullanıyorum ve kullanımına da sizin göstermediğiniz ihtimamı gösteriyorum. Müslüman'ım  Elhamdülillah. Şimdi kalkıp da bana terörist muamelesi yapamazsınız! "Ben terörist değilim." diye haykırmak istiyorum yüzünüze.

Bir yandan terör belası hedef gözetmeksizin ülkem insanını hedef almışken onların nişangahları huzurumuzun ve emniyetimizin üzerine bir kara bulut gibi çökmüşken bir de bizleri, kardeş bildiğimiz, et kemik kabul ettiğimiz kardeşlerimizin son zamanlardaki hal ve hareketleri; otobüslerimizi, iş yerlerimizi yakmaları, taşlamaları, insanlarımızı dövmeleri ki bunların münferit olduğunu düşünmek istiyorum herkese mal etmek istemiyorum, bizleri derinden üzmektedir.

İstanbul, bu ülkenin boynundaki altın işlemeli gerdanlıksa, Mardin de bu ülkenin alnındaki dövmedir. İzmir, Türkiye'nin kulağındaki nadide incisi ise Diyarbakır da burnundaki altın işlemli hızmasıdır. Ankara ülkemizin kalbiyse Van da bu ülkenin piri fanisidir.

Çanakkale'de bu bölgeden çok şehidimiz var, gidip görenler bilir. Sarıkamış'ta - buzdan adamlar ormanında- bu yörenin insanı şehit olmuştur. Bugün güzel ve yalnız ülkemin bu bölgesinde çıkan çatışmalarda şahadet şerbetini içen nice Doğulu insanımız var. Milli maçımız olduğu zaman sizden aşağı kalmıyor sevincimiz. Soma için sizden daha az yas tutmadık, Hopa için sizden daha az ağlamadık. Dağlıca bizler için de Dağlı'ca oldu, Iğdır'ın acısını da sığdırdık yüreğimize.  Kalkıp da bana terörist diyemezsiniz buna hakkınız yok!

Biz, ülkemizi Nemrut'ta güneşin doğuşunu seyreder gibi seviyoruz. Ağrı Dağı'nın zirvesi dahi küçük kalır ülke sevdamızdan. Zap suyu gibi hırçınız düşmana karşı. Fırat ve Dicle gibi ezeli ve ebedi kardeşiz. Doğulu olmam sizin beni taşlamanız, dövmeniz ve de terörist ilan etmeniz için geçerli bir neden mi? İş yeri mi yakmanız için haklı bir gerekçe mi? Küfretmeniz için haklı bir dayanak mı? Dün işyerinizi taşladığınız yakıp yıktığınız adamın oğlu şehit düştü sizin ve bizim için. Bir grup vatandaş, Tatvan'dan Samsun'a giden Tokat otobüsünü ve yolcularını Muş'un girişinde durdurup lokumla karşılayıp güllerle uğurladı. Siz taş atarken buradaki insanlar gül atıyor. Siz lanet okurken buradaki insanlar birlik diliyor. Edirne nezle olsa bizim burnumuz akar, Antalya öksürse bizler ateşler içinde kalırız. Siz hâlâ kadim kardeşliğimizi anlamamışsanız yarın Sultan Alpaslan'ın ve Selahattin-i  Eyyubi' nin yüzüne nasıl bakarsınız?

Ezansız bir köyümüz bile yok, anlıyor musunuz beni? Ve bu ülkenin dışında yaşayabileceğimiz başka bir ülkemizde yok! Size gelebilecek bir saldırıda Allah göstermesin ilk biz yanınızda olacağız ve Çanakkale'de kurşun yağmuru altında vurulup düşen askerin yardımına koşan asker arkadaşı gibi geleceğiz yanınıza. Şehit olmadan önceki son sözünü size sarf edeyim size o yaralı askerin: "Geleceğini biliyordum arkadaşım." Ölmesi yüzde yüz belli ama arkadaşı yine de onun yanına gidiyor kurşun yağmuru altında. "Gittiğine değdi mi?" diye sordukları vakit "Evet değdi. Arkadaşım bana dedi ki son nefesinde: Geleceğini biliyordum." Siz bizi gelmez sanmayın, sakın böyle bir hataya düşmeyin. Bizler de sizi gelir diye bekliyoruz her zaman.

Savaş naraları atmanız ve bu naraları Doğuda yaşayan herkese doğru yöneltmeniz hakkın dergahında kabul görecek bir yöntem mi? Bu vatanı bir tek siz mi seviyorsunuz? Bu vatan için bir tek siz mi ölüyorsunuz? Plakamız size düşmanca mı geliyor? Şehrimizin adı size küffarca mı geliyor? Sayın bay ve bayan, ben terörist değilim!

Benim ilçemde çalışmış olan nice Batılı kamu görevlisi oldu: Memurundan tutun da savcısına, öğretmenine, kaymakamına, polisine ve askerine kadar... Ben Doğulu bir vatandaş olarak onların görmüş olduğu saygının onda birini kendi insanımdan görmedim. El üstünde tutulurlar, saygı görürler. Ve buralarda çalışanlar bir iki yıllığına geldikleri halde uzun yıllar kalmayı seçerler. Özellikle etnik olarak bu yazımda şu bu diye yazmıyorum. Çünkü bizim böyle bir derdimiz yok, bu ülkenin evladıyız.

Harici ve dahili bin türlü bela ülkemizi dört bir yandan işgal etmeye, ele geçirmeye çalışırken; bizi biz eden değerlerimize sarılarak, sinelerimiz toplu vurarak, kalplerimiz bir atarak, aklımız yek olarak bu belaları def etmeliyiz. Bunun için elimizi uzatmalıyız birbirimize, bugünden tezi yok iş yerleri yakılan esnaflarımızın kalplerini hoş tutmalı onlardan özür dilenmeli, arabası taşlanan insanlarımızın yollarına gül suyu dökülmeli, dövülen vatandaşlarımızın evleri ziyaret edilerek onların yaralı kalplerine pansuman olunmalıdır. Çok zor değil özür dilemek, birisinin yaptığı hatayı bütün topluma mal etmiyoruz. Çünkü okyanusa düşen pis bir damla okyanusu kirletemez ama o toplumun içinde vuku bulmuşsa bu olaylar tamir etmek de yine o topluma düşer. Okyanuslar bütün kirleri alıp götürür.

Son olarak şunu söylemek istiyorum yine: "Ben terörist değilim Türkiye!"


Bu Yazı 1572 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar