Ben Yeşilaycıyım Demek Yetmez!
..        
Yeşilay, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e intikal eden ve günümüze kadar varlığını sürdürebilen en köklü sivil toplum örgütlerimizden birisidir. Yeşilay Cemiyeti, kamuya yararlı dernek statüsün- de faaliyet gösteren bir kuruluştur. “Yeşilaycı olmak” kavramı dar anlamda Yeşilay Derneği'ne üye olmayı ifade etse de, toplum bu kavrama çok daha geniş anlamlar yüklemiştir. “Yeşilaycı olmak” kavramının toplumsal hayattaki karşılığı, içki, sigara, uyuşturucu ve bağımlılık yapan mad- deleri kullanmamak, kumardan uzak durmak ve insan sağlığı ile toplumsal hayata zarar veren tüm bu zararlı maddelerin kullanılmasına ve diğer kötü alışkanlıklara da karşı olmaktır.

Yeşilay Cemiyeti, maalesef çok uzun zaman görmezden gelindi. Özellikle Resmi mercilerden gerekli himaye, ilgi ve destek görülmedi. Devlet, başta THK gibi bazı örgütleri kurban derileri vs. pek çok fondan desteklerken, Yeşilay'a üvey evlat muamelesi yapıldı ve kaba tabir ile zırnık koklatıl- madı. Bilerek veya bilmeyerek hep etkisizleştirildi, pasifize edildi ve bir tabela cemiyeti olmanın ötesine geçirilmedi. Yeşilay faaliyetleri, Mart ayının ilk haftası okul panosuna asılan Yeşilay afişleri ile sınırlı kaldı.

Geçtiğimiz yıllarda kamu fonlarından besle- nen bazı kuruluşların kaynaklarının sorumsuzca nasıl çar çur edildiğini, kokteyllerde, eğlence programlarında milletin kurban derilerinin parasının nasıl hovardaca harcandığını gördük. Peki onlara altın tepside sunulan bu imkan ve destekler, Yeşilay Cemiyetinden niçin esirgendi? Yeşilay'ın faaliyet alanı, maket uçak veya planör kursundan daha mı önemsizdi?

Bize göre, Yeşilay'ın gerekli ilgi ve destekten mahrum bırakılmasının en önemli nedeni Yeşilay- 'ın amaç ve söylemleri ile İslam dininin emirlerinin örtüşmesidir. Yeşilay'ın savaş açtığı içki, kumar ve uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar, İslam dininin yasakladığı, haram saydığı şeylerdir. Alkol kullanmayı çağdaş olmanın ölçüsü sayan ve içki içmeyeni gerici/irticacı kabul eden bir anlayışın, elbette alkol, sigara ve uyuşturucuya savaş açmış olan bir kuruluşu desteklemesi, ona kaynak transferi sağlaması beklenemez! Yeşilay Cemiyeti- nin zayıf ve garip kalmasının gerçek nedeni budur. Yani Yeşilay'ın millet için zararlı bulduğu ve felaket saydığı şeyleri, bu ülkede kamu gücünü elinde tutanlar yıllarca devlet gücü ile yaygınlaştırmaya çalıştılar. Adeta Yeşilaycı olmak mürteci olmakla eş anlamlı sayıldı ve Resmi mercilerce mağdur edilmeye gerekçe yapıldı. Bugün bile hala bazı kurumlarda alkol kullanmayan personele karşı psikolojik şiddet uygulandığı, bir meslek kazasına yani amirlerin/üstlerin gazabına uğramamak için astların kendini alkol kullanmak zorunda hissettiği bilinmektedir.

Türkiye, bu yaklaşımın bedelini çok ağır ödüyor. Bugün milli bir felaket ile karşı karşıya bulunuyoruz. Çocuklarımız, gençlerimiz ve gele- ceğimiz tehdit ve tehlike altında. Yapılan araştır- malara ve uzmanların raporlarına göre, ülkemizde sigaraya başlama yaşı 11 e, alkole başlama yaşı 13 e ve uyuşturucu kullanma yaşı 14 e düşmüş durum- da. Başta büyük şehirler olmak üzere alkol ve uyuş- turucu kullanma oranı ilk ve orta öğretim öğrenci- leri arasında hızla artıyor. Alkol, sigara, uyuşturu- cu, bali, tiner, hap vb. madde bağımlılığı ve kötü alışkanlıklar çok hızlı bir şekilde yayılmakta, körpe dimağları zehirlemekte, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucu tacirlerinin kölesi haline getirmekte ve sosyal bünyemizi tehdit etmektedir.

İçki, sigara, uyuşturucu vb. Madde bağımlılı- ğındaki artışa paralel olarak, ahlaki değerlerde ve manevi hayatımızda da büyük bir yozlaşma yaşanıyor. Hırsızlık, yalancılık, dolandırıcılık, hilekârlık, sahtecilik, sözünde durmama, emanete hıyanet etme, sevgisizlik, saygısızlık, bencillik, hürmetsizlik, şefkatsizlik vb. olumsuz sıfatlar hızla yayılıyor. Bizi biz yapan, milli birlik ve bütünlüğü- müzü muhafaza eden güzel seciyelerimiz, üstün değerlerimiz hızla kayboluyor. Ferdi hayatta meydana gelen ahlaki bozulmalar, toplumun sosyal yapısını da zedelemeye ve devletin varlığını ve bekasını tehlikeye sokmaya başladı. Çünkü fert bozulursa, toplumda bozulur, devlet de zayıflar.

Ancak iyi insanlardan üstün bir millet, üstün bir milletten güçlü bir devlet meydana çıkabilir. Onun için Yeşilay ve benzeri kuruluşlara bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Çünkü birileri sağlık ve esenliğimizle oynuyor. Çocuklarımız elimizden alınıp uyuşturuluyor, genç beyinler çürütülüyor, insanlarımız köleleştiri- liyor, hem dünya hem de ahiret saadetimiz yok ediliyor, hayatımız karartılıyor ve geleceğimiz yıkılıyor. Milletimizi var eden ve ayakta tutan manevi değerlerimiz, güzel ahlakımız yok edilmek isteniyor.

Birileri tüm bunlara dur demeli. Birileri içki, kumar, fuhuş, uyuşturucu, sigara, bali, tiner vb. toplumun manevi bünyesini kemiren haşerelerle mücadele etmeli. Yeşilay veya başkaları… Her kimse ama mutlaka birileri bu mücadeleyi yürütmeli ve milletin iman ve ahlakının selameti için çalışmalıdır.
Merhum Zübeyir Gündüzalp Ağabey, “Bir genç imansız olmuş deseler insanın yüreği atom zerreleri sayısınca parçalara bölünmeli” dermiş. Bir çocuğun veya bir gencin manevi bir musibete maruz kalması vicdan sahibi insanları kahretmeli ve üzüntüden tir tir titretmelidir.

Peygamber Efendimiz “komşusu aç iken tok yatan bizden değildir!” buyuruyor. Bunu sadece mide açlığı olarak anlamamak gerekir. Zira insan sadece cesetten ibaret değil ki midenin açlığını yatıştırmakla iş bitsin. İnsan cesedin yanı sıra büyük bir ruh dünyasına da sahiptir. Sayısız duyguları, hisleri ve latifeleri var. Mide acıkıp gıda istediği gibi, o duygular, hisler ve latifelerde acıkır ve ruh da gıdasını ister. Akıl da acıkır ve gıda ister. Midenin gıdası yiyecekler ve içeceklerdir. Aklın gıdası ilimdir. Ruhun gıdası ise maneviyattır. Onun için sadece kendimizi kurtarıp kötülüklerden uzak durmakla iyi bir insan ve gerçek bir mümin olamayız. Başka insanların da kurtulması ve kötülüklerden korunması için gayret etmek ve çalışmak zorundayız.
“Komşusu aç iken tok yatana bizden değildir” Hadis-i şerifini, komşusunun midesi açken midesi tok yatan bizden değildir de olduğu gibi; komşusunun maneviyatı aç iken buna ilgisiz ve duyarsız kalan bizden değildir manasında da anlamak gerekir.

Kendi imanımızı kurtarıp kuvvetlendirmeye çalıştığımız gibi, çevremizdeki diğer insanların, komşularımızın imanlarını da kurtarmaya ve kuvvetlendirmeye çalışmalıyız.
Kendimiz cehennem ateşinden kurtulmak cennete gitmek için çalıştığımız gibi; komşularımı- zın da cehennemden kurtulup cennete gidebilme- leri için çalışmalıyız. Kendimiz Resulullah (sav) ın sünneti seniyyesine tabi olup, İslam'ın güzel ahlakını yaşamaya çalıştığımız gibi: komşularımı- zın da sünneti seniyyeye tabi olması ve güzel ahlakı yaşaması için çalışmalıyız.

Kendimiz Allah'ı tanıyıp, ona itaat ve ibadet ettiğimiz gibi; komşularımızın da Allah'ı tanıyıp, ona itaat ve ibadet etmesi için çalışmalıyız. Kendimiz sigara, içki, uyuşturucu gibi zararlı mad- delerden uzak durduğumuz gibi başka insanların da bu kötü alışkanlıklardan uzak durmaları ve bağımlı olanların kurtulmaları için çalışmalıyız.

Sadece kendimizi düşünür, komşularımızı, yani çevremizdeki diğer insanları görmezden gelirsek, ilgisiz kalır onlar için de bir şeyler yapmaz sak gerçek Müslüman olamayız. Allah korusun Hz. Peygamberin “bizden değildir” ifadesine muhatap olabiliriz.
Bu Yazı 4033 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar