BİLGİNİN BOYUTLARI
..        
Mümin olmak, Müslüman olmak bir bakıma farklı bir kimliğe ve kişiliğe bürünmek demektir. Bu farklı kimlik ve kişilik mümini diğer insanlardan ayıran en belirgin özelliklerden birisidir.
Farklı olmak, kalabalıkların gittikleri yoldan yürümek değil, sırat-ı müstakim caddesinde yürümektir. Gidilmesi gereken doğru yolu izlemektir. Bu farklılık hayatın bütün olaylarında gerekli olan bir unsurdur.
Mümin bilgi konusunda da bu farklılığı sergilemek zorundadır. Bu konuda da tavrı başkalarından mutlaka ayrı olmak durumundadır. Çünkü mümin, sadece bilmeyi, öğrenmeyi insana özgü bir nitelik saymakla yetinmez. O, bilgiye daha özgün ve farklı anlamlar yükler. Ona göre bir şeyin bilgisine sahip olmak yetmez. Bilinenlerin gerektirdiği sözü söylemek, davranışı göstermek, bildiklerinden başkalarını da nasiplendirmek ödevinde hisseder kendisini. Bilgi öğrenmek tutkusunun altında böylesi çok yönlü amaçlar taşır.
Bilinen, öğrenilen şey, yapılması ya da yapılmaması için bilinir ve öğrenilir. Helâl olanlar, bu konuda bilinenler yapılacak, haram olanlar, bu konuda bilinenlerin ise sınırına dahi yaklaşılmayacaktır. Üstelik, bir şeyi yapmak ya da yapmamak aynı iman, aynı duyarlılık ve titizlik gösterilecektir. Böylece insan, bilgiden, doğruyu öğrenmekle onun doğruluğuna iman edip yapmayı, yanlışı öğrenmekle de onu reddedip yapmamayı anlayacaktır. İnsana böyle bir anlayış ve tavır kazandıran bilgiyi, bu yolla “bilgili olma” haysiyetini kazanacaktır. Bilgiye böyle bir anlam yükleyene ise Allah, bilmediklerini de öğretecek, insan marifetullah'ın bilgisine hak kazanacaktır.
Hakikatin bilgisine akıl sahipleri, düşünenler, etrafına ibret nazarıyla bakanlar muhatap kılınmıştır. Bir nimet olarak insana bağışlanan akıl, sezgi, düşünme gibi yetenekler böyle bir bilgi adına anlam taşımaktadır. Hakikatin bilgisi, insanı hakikate ulaştırmak içindir. Yalanın bilgisi ise insanı yanıltmak içindir. Akıl, sezgi gibi yetenekler yalanın bilgisine ayarlı kılınırsa, tabii âhengini, işlevini hemen yitiriverecektir. Sahibini er geç sapıklığın içine atıverecektir. Çünkü bilgi, kendini yanlışa aracı kılanı affetmemektedir. Aklımızın, ruhumuzun, susuzluğunu çektiği bilgi Hakikat'in bilgisidir. Aklımızın özlemi şifa olan bilgiyedir. Zehre alışık değil, onunla barışık değildir aklın varoluş sebebi, yaratılış hikmeti.
Çağdaş insanın bunalımında, binlerce kitap okuyup doymamasında, hemen her konuda bilgi sahibi olup da bu bilgilerle kurtuluşa ulaşamamasında bilgiye yüklediği anlamın çarpıklığı yatmaktadır. Bilgiyi, hakikatin dışındaki beklentilerine bir araç olarak düşünmesi insanı yanıltmaktadır. Bilgiyi hakikatin aracı olmaktan çıkarıp hakikatin yerine ikame etme çabası, giderek bilimin çağdaş bir din(!) olarak görünmek istemesi insanı ziyana uğratmıştır. Çünkü bilgiyi hakikatin kendisi gibi görme eğiliminin altında yine insanın bencilliği, gururu, tanrılık iddiası yatmaktadır.
Oysa hikikati bilmek, Allah'a iman etmeye, bu iman da yine insanı kul olma bilincine yükseltmeye ulaştırır. İnsanın kul olma bilincine ermesi, onun bütün bilgilere sahip olmasının da temel şartıdır. Çünkü hakikatin bilgisi tek hakikat olan kitaptadır, Kur'an'dadır. Hakikat ehlinin söylediklerinde ve yazdıklarındadır. İnsanı yüceltecek, onun akıl, sezgi gibi melekelerini harekete geçirecek, hayır olanı işlemeye, şer olandan kaçınmaya sevkedecek bilgi bu kaynaklardadır. Zihin ve gönül bilgi susuzluğunu bu kaynaklardan giderebilecektir.
Yalnız başına hakikati bilmek de yetmemektedir aslında. Hakikati bilmek, kurtulmanın ilk şartı olmakta ama son şart olmamaktadır. Bilinenlerin, söze, davranışa dönüşmesi, dönüştürülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bilgi, devinimsiz, işlevsiz bir söz yığınına dönüşmektedir. Daha doğrusu nasıl saygı gösterilmeyen nimet insanı çarparsa, hakkı verilmemiş, gereği yapılmamış bilgi de aynı duruma düşürmektedir insanı. Değilse hakikatin bilgisi her zaman canlıdır. Durgunlaşan ve ölen insan kalbi, insan zihnidir.
Bilgiyi asıl anlamından soyutlamak, insanı hüsrana sürüklemiştir. Gerçek bilgi, insanı nasıl hakikate götürmüşse, çağımızda bilgi adına söylenenler de helake sürüklemektedir. Çağın bilgileri, kötülük tohumları ekmektedir zihinlere ve gönüllere. Zihinde ve gönülde şirki, isyanı, nifakı yeşertmekte, doğrunun yerine yanlışı ikame etme, gündemde yalanı konuşulur ve yapılır hale getirmektedir. Düşmanlıkları ve kinleri çoğaltmaktadır. Çağımızda çağdaş anlamda bilgiyle yüklü insan, sapıklığı en ileri boyutlara vardıran insan olmaktadır.
Kalp, inanmaya; zihin ulvî şeyler düşünmeye; dil, doğruyu söylemeye; el, iyi olanı yapmaya, ayak iyi ve doğru olana gitmeye sevdalıdır. Geriye bir nefs kalmaktadır ki işte çağdaş bilgi sadece onu doyurmakta, sadece onunla barışık durmaktadır.
Kalbin, aklın kısacası bütün azalarımızın, maddî ve ruhî melekelerimizin bizi düşündüklerimizden, söylediklerimizden, yaptıklarımızdan dolayı bizden hak isteyecekleri hesap gününe hazır olmak gerekmektedir. —

Bu Yazı 2918 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar