BİRİNCİ AGABEYİ ONBİNLER UĞURLADI
..        
Bediüzzaman Said-i Nursinin Talebelerinden Mehmet Emin Birinci, 1933'te Rize-Pazar Hisarlı köyünde başladığı dünya yolculuğunu 3 Nisan 2007'de noktalayarak ahiret âlemine intikal etti.
Uzun süredir tedavi gördüğü hastanede vefat eden Üstad Bediüzzaman'ın yakın talebelerinden Mehmed Emin Birinci, on binlerce seveni tarafından ebedî yolculuğuna dualarla uğurlandı.
Mehmet Emin Birinci'nin cenazesi Fatih Camii'nde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından, Eyüp Sultan Mezarlığı'nda, Bediüzzaman'ın talebelerinden Bekir Berk ve Zübeyir Gündüzalp'in yanına defnedildi.
Cenaze namazına Bediüzzaman'ın talebelerinden Mustafa Sungur ve Mehmed Fırıncı'nın yanı sıra, gerek Türkiye genelinden, gerekse yurt dışından gelen on binlerce Nur talebesi katıldı.
Cenaze namazının hemen ardından Mustafa Sungur ve Mehmed Fırıncı ağabeyler merhum Birinci ağabeyle ilgili birer kısa konuşma yaptılar. Konuşmalarında onun en büyük özelliğinin iman hizmetlerinde bitmeyen aşkı ve namazı vaktinde kılması olduğunu ifade ettiler. Hangi şartlarda olursa olsun ezan okunur okunmaz namazı eda etmekle tanınan Birinci'nin vefatından önce de son namazını ezan okunur okunmaz kıldığına dikkat çektiler.
Mehmet Emin Birinci'nin, hayatını Risale-i Nur'ların neşrine adadığını söyleyen Üstad'ın talebelerinden Mustafa Sungur şöyle konuştu:
“Birinci, kabre müteveccih oldu, gitti. Arkadaşları olan Ahmet Aytimur, Mehmet Fırıncı, Mehmet Kutlular, vs. talebelerin hepsine ve bu zamana kadar beraber olduğu bütün arkadaşlarına başsağlığı diler, hepsinin iman-Kur'ân hizmetinde daim olmalarını temenni ederim. Bu kardeşimiz, Risâle-i Nur'da idealini buldu, elhamdülillah o şekilde bir hayat yaşadı. Dünya kirlerinden uzak olarak Rahmet-i Rahman'a kavuştu inşallah. Biz hep beraber onun hizmetini devam ettireceğiz. O da kabir tarafında hizmetini devam ettirecek inşallah.”
Yakın arkadaşlarından Mehmed Fırıncı, “En önemli özelliği ezan okununca 'haydi namazımızı kılıp işimize sonra devam edelim' diyerek çevresindekileri namaza teşvik etmekti” dedikten sonra sözlerine şöyle devam etti:
“Birinci Ağabeyle elli yedi sene beraberdik. Hep hizmette bulundu, başka hiçbir şey düşünmedi. İnsanlardan tek bir şey isterdi: Devamlı namazını vaktinde kılmalarını. Biz onu Tahir Ağabeyin vekili gibi kabul ederdik. Üstadı hüve hüvesine yaşamak isterdi. Hamdolsun, Resûlullahın talebesi olarak ahirete gitti inşallah. Resûlullah ve Üstadımız onu karşılamışlardır.”
Uzun yıllar boyunca Nur hizmetlerini birlikte yürüttüğü ağabeylerden Mehmed Kutlular ise Birinci ağabeyle ilgili şunları söyledi:
“Birinci Ağabey, kendi halinde, inanmış, inandığından hayatı boyunca hiç sapmamış, kendi inancına göre taviz vermemiş ve hakikaten takvâ içerisinde yaşamış bir insandı. İnsanlarla olan münasebetinde de, hiç kavgalı, gürültülü, münakaşalı şeyleri sevmezdi Birinci Ağabey. Devamlı ibadet hassasiyeti içerisinde yaşayan birisiydi. Yani sadece farzlara değil, sünnetlere uyma hususunda da çok hassastı. Allah rahmet eylesin, Tahir Ağabey de böyleydi. Birinci Ağabey de buna dikkat ederdi.
“Tabiî daha ziyade münzevî gibiydi o. Çok fazla dışarıyla ilgisi yoktu. Ama Risâlesini okur, derslere giderdi.
“Üstad zamanında da İstanbul'da neşriyatla meşgul olmuştu. Ayrıca Zübeyir Ağabey, onu, Bekir Ağabeyin yanında görevlendirmişti. Çünkü Bekir Ağabey yalnız, sekreteri yok, Anadolu'ya gidiyor, bir takım şeylerin takip edilmesi lâzım tabiî. Seneler boyu, 12-13 seneden fazla o görevi de yapmıştır.”
Cenaze namazından önce Birinci ağabeyin son anları hakkında bilgi aldığımız, Dr. Said Çeleğen şunları söyledi:
“Sabah saat 09.00 sularında sekerât dediğimiz ölüm moduna girdi. Şuurunu kaybetmişti. Ama dudakları, duâ eder gibi sürekli kıpırdıyor, 'Allah' diyordu. Öğle ezanı okunmadan önce, yattığı yerde abdest alır gibi yaptı. Sonra ezan okununca namaza durur gibi hareketlerde bulundu. Böylece ruhunu teslim etti.”
Hastanede yattığı müddetçe, tıpkı sağlığında olduğu gibi namazı vaktinde kılmaya özen gösterdiğini belirten Dr. Çeleğen, gelen ziyaretçilerine de hep namaz konusunda tavsiyelerde bulunan biri olarak Birinci Ağabeyin, ezan okunurken ve namaz kılarken vefat etmesinin oldukça dikkat çekici olduğunu kaydetti.
Mehmed Emin Birinci'nin vefatı sırasında yanında bulunanlardan birisi de yazar İhsan Atasoy idi ve müşahedelerini şöyle dile getirdi:
“Son anında yanındaydım. Hastanede Dr. Said Bey, beni bir saat kala çağırmıştı. Tabiî sekerat halindeydi, nefes alış verişleri bir hayli zayıflamış vaziyette yatıyordu. Ben Yasin-i Şerif'i okudum. Ondan sonra Cevşenü'l-Kebir'in sonuna geldim. Yasin'i okurken Said Bey şunu dedi: 'Normalde bir saat önce, kalbi, iki kez durdu. Ve çalışması mümkün değil. Ben doktor olarak ilk defa böyle bir olaya şahit oluyorum. Kalp, tekrar başladı çalışmaya.' Sonra 'Namazı bekliyor' dedi Said Bey. 'Ezana ne kadar var?' diye sordu çevresine. Ona bakarken, bir yandan da ekrana bakıyor, kalp atışlarını takip ediyordu. Ve gerçekten de ben Cevşen'in sonuna geldiğimde, Üsküdar'dan çok güzel ezan sesleri gelmeye başladı. Camları açtırdı Said Bey. Ezan sesleri sırasında, 'olmayacak' şey gördük. Normalde hareketsiz yatarken, hareket başladı. Ellerini, teyemmüm eder gibi birbirine vurmaya başladı. Sonra çok zor bir şekilde yüzüne getirdi. Derken ellerini birleştirdi önünde. Sonra bir anda, son nefes bile yoktu, tam bir sükûnet ve huzur haliyle gözleri belli bir noktaya dikilmiş olarak ruhunu teslim etti. 'Tamam mı?' dedim doktora. 'Tamam' dedi. Ancak o zaman anlayabildik. Yani o kadar sükûnet haliyle Rabbine mülâki oldu.”
Cenaze namazı binlerce kişinin iştirakiyle İstanbul Fatih Camiinde kılındıktan sonra Eyüp Kabristanlığında mesai arkadaşları Tahiri Mutlu, Zübeyir Gündüzalp, Bekir Berk, Mustafa N. Polat'ın yanına defnedildi.

Bu Yazı 1633 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar