Bir Karakter Eğitimi
..        
HAYAT BİR karakter eğitimidir. Başka bir ifadeyle bir karakter imtihanı...
Her varlık, her insan kendi karakterini ortaya çıkarır. Kendi maharetini, kendi becerilerini, kendi özelliğini sergiler.
Yaratılışında ne varsa o görülür, yapısına nasıl bir program kodlanmışsa onu gösterir.
Hepimiz kendi çevremize bir göz atacak olsak bu hükmü tasdik etmekte gecikmeyiz.
Bu gerçeği dile getiren Hazret-i Mevlânâ, Mesnevî'de şöyle bir hikâye anlatır:
Bir gün bir akrep ırmağın kenarında dolaşıyordu. Birdenbire bir kaplumbağa akrebin yanına geldi, sordu:
“Burada ne yapıyorsun akrep kardeş?”
Akrep, “Irmağın karşı yakasına geçmek için bir çare arıyorum, fakat bir türlü bulamıyorum. Çünkü bütün yavrularım ırmağın öte yanında duruyorlar” dedi.
Kaplumbağa da sonunda bir anneydi. Şefkati harekete geçti. İçinden çaresiz ve yabancı birisine iyilik yapmak geçti.
“Gel,” dedi, “sırtıma bin, seni karşıya, yavrularının yanına geçireyim.”
Çok yakın bir akrabasıymış gibi akrebi sırtına alıp su üzerinde yüzmeye başladı.
Tam ırmağın ortasına gelmişti ki, akrepte bir hareket başladı. İçinden sokmak arzusu uyandı ve kaplumbağanın sırtına iğnesini dokundurdu.
Kaplumbağanın canı yanmaya başladı: “Ne yapıyorsun akrep kardeş?”
Akrep, “Bir şey yaptığım yok” dedi. “Ben sadece kendi hünerimi gösteriyorum. Sen bana bir iyilik yaptın, yarama merhem koydun. Ben de sana iğnemi batırıyorum. Benim göstereceğim şefkat de ancak bu kadar olur.”
Bunun üzerine kaplumbağa hemen suya daldı. Akrep de boğulup gitti, ettiğinin cezasını buldu.
Hazret-i Mevlânâ bu hikâyeyi kötü huylu ve kötü tabiatlı insanların yapısı hakkında kendisine sorulan bir soru üzerine anlatmış ve arkasından da aslı Farsça olan şu beyitleri okumuştu:
“Cahil, yakınlık gösterse de sonunda cahilliğinden ötürü seni incitir.”
“Ahmağın sevgisi, ayının sevgisine benzer. Onun kini sevgidir, sevgisi kindir.”
“Haydi, durmayın kötü nefsi öldürün. Bu hususta ihmal göstermeyin. Onu diri bırakmayın. Çünkü nefis akreptir.”
Bu hikâye aslında bir âyetin tefsiridir. Çünkü Mesnevî kendi döneminin bir Kur'ân tefsiri, bir Kur'ân yorumudur.
Âyetin meâli şöyle:
“De ki: Herkes kendi seciyesine, karakterine göre hareket eder. Rabbin ise kimin doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.” (İsrâ Sûresi, 84)
Cahil bir insan her zaman zarar verebilir. Her zaman insanı incitebilir. Farkında olarak veya olmayarak muhatabını zor durumda bırakabilir. Çünkü onda bu durum bir özellik ve karakter haline gelmiştir.
Nefis de öyle.
İnsanın içindeki kötülük duygularının kaynağı ve madeni olan nefis...
Şeytanın içimizdeki işbirlikçisi olan nefis...
Kur'ân'ın ifadesiyle insanı devamlı kötülüklere sürükleyen nefis...
Nefsin karakteri bellidir. Hazlarının, zevklerinin, heveslerinin, arzu ve isteklerinin peşinde koştuğu için kâr-zarar hesabı yoktur. Onda anlık zevkler öne çıkar, başkasının zarar görmesi de onun için önemli değildir, hatta kendi çıkarını başkasının zararında görür.
Nefis ruha zarar verir, bedene zarar verir, geleceğine zarar verir, kendi kendine zarar verir, çünkü bu onun karakteridir.
Nefsi içimizde, sırtımızda ve üzerimizde taşıyoruz. Onu sırtımızdan atamayız, ondan kurtulamayız, onu yok edemeyiz. Ama aklın ve inancın devreye girmesiyle zararlarından kurtulma imkânımız her zaman vardır.
Aslına bakılırsa nefsin zararlarından kurtulmanın en güzel yolunu Peygamberimizden (a.s.m.) öğreniyoruz:
“Allah'ım! Beni göz açıp kapayıncaya kadar da olsa nefsimle baş başa bırakma.”
Nefsi Allah'a şikâyet etmeli, Allah'tan yardım istemeli, onun şerrinden Allah'a sığınmalıdır.

Bu Yazı 3428 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar