Bir baba salındı toprağın kucağına
..        

(Vefat eden Ortaköy/ Aksaraydan babam Ali Şahin'in hatırasına...)
Fesleğen yaprakları hoyratça koparıldı; sıyrıldı dallarından. Ve bir çok el, yağmur gibi yağdırdı koparılmış yemyeşil yaprakları, toprakla hemdem olmaya hazır beyaz örtüsüyle meyyitin heryerine. Toprak ıpıslaktı. Gök kendi grisinde mahzun. Bir baba salınmıştı toprağın kucağına.
Ötelerde bir çocuk; kız çocuğu... Gözleri koca altı yıl acının tek rengiyle bakan anne şaşkın. Alışılmış gibi görünen her şey, toprağın kucağına verilen babanın, yarım varlığının sona erişine alışılmayacağını fısıldıyor... Onlarca erkek elinden o güzel babaya yağdırılan toprak, alelacele olmayan bir vuslat anını bekler gibi... Ama eller acil salınımlarla çalışıyor işte; veda kısa sürsün diye. Upuzun sürecek diğer vedalar o güzel çocukların ve annenin tüm tanyerlerinde duracak, tazelenecek her vakitte. Nefesleri sürdüğü sürece...

Ölüm; güzel bir anne olan aynı zamanda kız çocuklarının başı olan bir ablanın söylenememiş sözleridir...
Ölüm; dimdik durayım derken içinde tarifsiz sıkıntılarını barındıran bir evlâdın ağlayamayışıdır...
Ölüm; küçük bir kız çocuğunun üşümüş ayaklarını ısıtan ellerin toprağa gömülüşüdür...
Ölüm; gençliğinin baharında genç bir çocuğun baba özlemine denk düşüşüdür...
Ölüm; ''Çocuklarım, benim çocuklarım'' diyen bir sesin susuşudur...
Hiç ummadığı anda babasız kalan beş çocuğun, beşi bir yerde yüreğin acısını toplayan bir annenin feryadıdır...
Ölüm bağ çubuklarının boynunu bükmesidir...
Ölüm; hiç bilmediğin, daha evvel hiç görmediğin bir-bir buçuk metrekarelik toprağı evinmiş gibi kabullenişindir...
Ve ölüm; yıllar boyu özlem çekmiş, her özlemi saçından onlarca teli ağartmış bir adamın en büyük özlemi tadışıdır...
Ölüm bir ayrılış vaktidir sevdiklerinden... Ölüm kır çiçekleri toplamış kırk yaşındaki bir erkeğin babasızlığıdır, babam diye ağlayan bir babanın dökülen damlalarıdır...
Ölüm, bir eşin yıllar süren acısının tek halde durmuşluğudur. Ölüm bir dostu, arkadaşı, sevgiliyi, canı, cananı kaybediştir, her tarafı acı kokan hastahanede...
...O herkesin içinde ve dilinde olan kusursuz mesajın dilden dile, gönülden gönüle konan sesi, diğer ölülerin gelmişlerinde/ geçmişlerinde dirilen heryerinde yankılanırken, yeşilin her tonu sessizce çağırıyordu insanı... Gün yeniden doğacak... Her bahar, her kıştan sonra yine gelecek diyerek... Bir tohumla yeniden doğan tüm yeşil varlıklar yeniden dirilmeyi anlatıyorlar işte. O din gününde saf ve duru olmak için seslenen tüm her şey, sonsuz ömrün kısa durağında uyarıyorlar işte... Yeşil defne yapraklarının toprağın kucağında kalan yeşilliğine bakarak... Bir yolcunun bir ağaç altındaki dinlenmesi gibi anılan dünya hayatı bu kadar kısadır işte... Ne kadar uzun olursa olsun. 'Dönüş yalnız O'nadır'' diyen âyetin ruhlarda bıraktığı kesin çizgiye itimat edenler için, kısacıktır gelecekte şimdiki ömür. 'Gideceğin yere hazır ol'' diyerek, içlerde kıpırdayan sese kulak vermek gerek!..
Gecikmeksizin... Fesleğen yapraklarıyla uğurlanacağın güne dek dik dur... İyi ol... İyi yaşa... Üç kez ''Helâl edin'' diyen sese, üç kez ''Helâl olsun'' diyenlerin çokça olması için...n


Bu Yazı 1677 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar