Kapak
Bu Zamanda Hizmet
..        

İçinde bulunduğumuz asır, önceki asırlara nazaran, imtihan şartları daha ağırlaşmış bir asırdır. Müspet hareket edenler azalmış, menfi hareket edenlerin sayısı hızla artmaya başlamıştır. Yani aksaklıkları gideren, yapıcı-onarıcı hareket edenlerin sayısı; yıkıcıların, tahrip edenlerin sayısına oranla çok daha azdır. Dolayısıyla yapıcıların daha büyük bir gayretle çalışması gerekiyor ki, bu tahribin, manevi yıkımın önüne geçilebilsin veya şartları dengeleyebilsin.
Bu çok önemli bir vazife olduğu için Allah mükâfatını da çokça vermektedir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir hadis-i şeriflerinde, “Allah'ın rızası için bir gece din ve vatan muhafazası uğrunda nöbet bekleyen kimsenin nail olduğu sevap, geceleri teheccüd namazıyla kaim ve gündüzleri oruçlu olarak geçirilen bin gecenin sevabından fazla ve daha faziletlidir”1 buyur- muşlardır. Müslümanların dünya hayatları için nöbet beklemek bu kadar sevaplıysa, onların ahiretleri, imanları için faaliyet gösterenlerin sevabı elbette çok daha fazla olacaktır.
Ebu Hureyre'den rivayet edilen bir hadiste Peygamber Efendimiz (a.s.m.), Allah yolunda yapılan faaliyetlerin her yönüyle sevap olduğunu belirtmiştir:
“Kim Allah'a iman ederek ve vadini tasdik ederek, Allah yolunda kullanmak üzere bir at tutarsa bu atın yediği, teri, gübresi, idrarı kıyamet günü terazisine girecek, yani sahibine sevap olacaktır.”2
İman ve Kur'an hizmetinde bulunmanın fazileti çok yüksektir. İnsanların imanlarına yönelik yapılan çalışmaların hiç biri karşılıksız kalmaz. Allah rızası için iman hesabına yapılan en küçük bir faaliyet, dünya hesabına yapılan çok büyük şeylerden çok büyüktür. Hz. Enes'ten (r.a.) rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz (a.s.m.), “Öğleden evvel veya öğleden sonra bir kerecik Allah yolunda yola çıkış, dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır”3 buyurarak bu öneme değinmişlerdir.
Allah'a iman hesabına yapılan her şey çok önemlidir. Çünkü ebedi hayattaki durumumuz, imanımızın durumuna bağlıdır.
İnsanın ebedi hayattaki pasaportu hükmünde olan iman çok kıymetli olduğu için imana hizmet de çok önemlidir. Peygamber Efendimizin (a.s.m.) iman hizmetinin ne kadar öneme haiz olduğunu belirten şu hadisi oldukça önemlidir:
“Bir tek adam seninle hidayete gelse, sahra dolusu kırmızı koyun, keçilerden (sadaka vermenden) daha hayırlıdır.”4
Ayrıca Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre, bir defasında Peygamber Efendimiz (a.s.m.) “Kim, Allah yolunda, ila-yı kelimetullah (Allah'ın adını yüceltmek) için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar mücadele etse cennet kendisine vacip olur.”5
Müslüman olarak hepimize düşen görevler vardır. Herkes kendi kabiliyetine, faaliyet gösterdiği alana göre bu hizmete el atması gerekmektedir. Neşriyatla uğraşanlar kitap, dergilerle bu görevi yapmalı; televizyon, radyocular bu yolla hizmet etmeli; bir esnaf tanıdıklarına dili döndüğü ölçüde anlatmalıdır ve hakeza.
Burada bize düşen ikinci önemli bir görevse, anlattıklarımızı öncelikle kendi hayatımıza uygulamamızdır. Aksi takdirde anlattıklarımız kimseye fazla etki etmeyecektir.
Sigaranın çok zararlı olduğunu anlatan bir kimse kendisi sigara içiyorsa onun anlatması pek bir şey ifade etmeyeceği gibi, iman hizmetinde olan kişilerin de Allah hesabına anlattıkları şeyleri önce kendilerinin yapmaları gerekir ki bir tesiri olsun. Eğer anlattığını yapmıyorsa bu daha tehlikeli bir sonuç verebilir. Çünkü bir kısım tembel insanlar “Demek yapmasam da olur” diyerek kendilerine bir dayanak bulduklarını sanabilirler.
Üstad Bediüzzaman'ın dediği gibi, “Eğer biz ahlâk-ı İslamiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını ef'âlimizle (fiillerimizle) izhar etsek (göstersek), sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyet'e girecekler. Belki, küre-i arzın bazı kıtaları ve devletleri de İslâmiyet'e dehalet edecekler (dâhil olacaklar).”6
Ziya Paşa'ya ait olan “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” sözü de bunu ifade ediyor olsa gerek.
Iman ve Kur'an hizmetinde olanlara büyük görevler düşmektedir. Allah, bu mübarek insanlara teşvik olsun diye acele mükâfatlar da gönderir. Fakat faaliyetlerinde bir gevşeklik gösterirlerse, onlara birtakım küçük musibetler göndererek ikaz eder. Bu sayede hatalarını anlayıp tekrar, manen üstlenmiş oldukları kutsal görevleri- ne devam ederler. Bunlar hakikatte musibet değil, Allah'tan gönderilen lütuflardır.
Bunlar, dünyayı tatlı görüp görevlerini kısmen unuttukları zaman, maksatlarının tersiyle bir muamele görürler. Hatalarını anlayanlar tekrar kutsal vazifelerine devam ederler. Hem de bu ikaz nevinden gelen musibetler günahlarına kefaret olup ahirette makamlarını yükseltir, inşaallah.
Cenab-ı Hak iman ve Kur'an hizmetinde ihlas, gayret, sadakat ve şuurluca çalışanların sayısını artırsın ve bizim de onlar gibi ihlasımızı ve gayretimizi artırsın, âmin.

Dipnotlar:
1.         Dârimî, Sünen.
2.         Kütüb-ü Sitte, Hadis no: 1004.
3.         Kütüb-ü Sitte, Hadis no: 989.
4.         Buharî, Cihâd: 102; Ebu Dâvud, Ilim: 10; Dârimî, Ilim:10; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr: 6:359, Hadis no: 9606.
5.         Kütüb-ü Sitte, Hadis no: 990.
6.         Bediüzzaman Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, s. 116-17, Söz Basım Yayın, Ist. 2009.


Bu Yazı 2386 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar