Bulgaristan'da İnsan Hakları İhlali
04.09.2013        

BULGARİSTAN'DA İNSAN HAKLARI İHLALİ

 

Yrd. Doç. Dr. Veli Sırım

Muş Alparslan Üniversitesi

 

 

AB ve AB üyesi ülkelerin demokrasi ve insan hakları konusunda sergiledikleri çifte standart örneklerine son zamanlarda sıklıkla rastlar olduk. Gezi Parkı eylemleriyle ilgili yaklaşımlarında bunu gördük. En son Mısır’da yaşanan askeri darbeyi “darbe” olarak nitelemekte bile nasıl zorlandıklarına şahit olduk.

Gerçi ülke olarak biz bu duruma onlarca yıldır alışığız. Her ne kadar batılılaşmayı ve batı ailesine katılmayı bir ulusal politika haline getirmiş, AB’ye girmeyi stratejik hedeflerimizden birisi olarak görmüş olsak da…

Her fırsatta bize ve İslam Coğrafyasına “demokrasi” dersi verme çabasında olan AB, acaba kendi üyelerine karşı da benzer yaklaşımı sergilemekte mi?

Öyle olmadığına kısa bir süre önce bizzat şahit olanlardanım.

1989 yılında, Bulgaristan yönetiminin uyguladığı baskı ve asimilasyon uygulamalarından kaçarak Türkiye’ye sığınan bir ailenin ferdi olan eşimle birlikte, benim için ilk, eşim için ise 24 yıllık aradan sonra gerçekleşen bir ziyaretle Kırcaali’ye gittik. Yolumuz üzerindeki Haskova ve Chernoochene’de de ziyaretlerde bulunduk.

Bu ziyaret özellikle eşim açısından çok önemliydi. Çünkü geçmişte kalan pek çok acı-tatlı hatıralar gözünde canlanmıştı.

Ancak bir hadise vardı ki, tıpkı ekonomik yapı gibi 24 senedir değişmeden kalan bir anlayışın mirası diyebileceğimiz uygulama tüm neşemizi ve beklentilerimizi altüst etmişti.

Eşimle birlikte 8 Temmuz 2013tarihinde Kırcaali’deki Pasaport Dairesine, yeniden pasaport çıkarmak üzere gittik. Sabah 8:30 civarında uzunca bir kuyruğa girdik. 2,5 saat sonra nihayet sıra bize gelmişti.

Kuyrukta beklediğimiz süre esnasında, içeriye girenlerden bazı başı örtülü bayanların fotograf çektirmeden önce başlarını açtıklarını gördük. Önce şaşırdık. Acaba kendi istekleriyle mi, yoksa zorla mı başlarını açıyorlardı? Bulgaristan’ın AB’ye üye olmasını iyimserliğimiz için gerekçe yapıp, “belki” dedik.

İçeri girdiğimizde ise durumun hiç de öyle olmadığını gördük. Eşime söylenen şey pasaport için başı açık resmin şart olduğuydu. Şaşkınlık içinde eşim görevliye Türkiye’den aldığımız yeşil pasaport ve kimlik belgesi üzerindeki başörtülü resimlerini gösterdi. “Bu belgelerle tüm Avrupa ülkelerinde rahatlıkla seyahat edebildiğimiz halde, bir AB üyesi ülke nasıl böyle yasakçı bir uygulama yapabilir?” diye sordu. Aldığımız cevap ise çeyrek asırdır değişmeyen, bizde ise darbe dönemlerinde ayyuka çıkan bir zihniyetin tercümanı gibiydi: “Her ülkenin kendine göre bir kanunu var!”

Bu cevap üzerine eşim, diğer onlarca bayanın yaptığının aksine başını açmayı reddetti ve teslim ettiğimiz belgeleri geri istedi. Bir başka ifadeyle, bir insan hakkı olan inanç hürriyetine halel vermeme adına, bu ülke dahilindeki bir hakkından vazgeçmiş ouyordu.

Şimdi AB yetkililerine sesleniyorum:

Ekonomik gelişmişlik düzeyine bakmaksızın üye listesine aldığınız Bulgaristan’daki böylesi bir insan hakkı ihlalinden haberdar mısınız?

Eğer haberdarsanız ve bir tepki göstermiyorsanız, bu ne yaman çelişki ve çifte standarttır?

Eğer yeni haberdar oluyorsanız, 80 yaşındaki yaşlı bir kadıncağızın bile başını açtıran bu uygulamanın, zulmün, baskının ortadan kaldırılmasına yönelik ne yapacaksınız?

Bir sözüm de Taksim’deki Gezi Parkı eylemleri için Almanya’dan ve çeşitli Avrupa ülkelerinden katılan bikinili, piyanolu eylemcilere ve destekçilere:

Bahsettiğim Pasaport Dairesinin hemen yanında şehir parkı bulunuyor. Bu parka gelip özgürlük, eşitlik ve insan hakları ihlallerine karşı bir eylem yapabilecek güç, cesaret ve tutarlılık acaba sizde var mı?

Son olarak kendi ülke yetkililerimize de mesajım var:

Sadece nüfusunun tamamına yakını Türk ve Müslüman olan Kırcaali’de değil, Bulgaristan’ın tamamında, genç-yaşlı ayırt etmeksizin kadınların başlarını açtıran bu uygulamaya karşı gerekli girişimlerde bulunmanızı bekliyoruz.

 


Bu Yazı 2819 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar