ÇEÇENİSTAN
..        

10 Temmuz 2006 günü basın-yayın kuruluşlarında yer alan “Çeçen direnişçi Şamil Basayev öldürüldü” haberi ile yüreğimiz yandı. Hem de iki kere yandı yüreğimiz. Birincisi: Çeçenistanın garip ama onurlu hürriyet mücadelesi büyük bir mücahidini, önemli bir kahramanını kaybetmişti.
Müslüman Çeçenlerin şanlı hürriyet mücadelesi bu gelişmeden elbette olumsuz yönde etkilenecektir. Ancak “bir Şamil şehid olur, binlerce Şamil yetişir” diyerek teselli bulduk. Tıpkı Şeyh Şamil'den sonra nice Cahar Dudayev'lerin… Şamil Basayev'lerin yetiştiği gibi.
Ancak asıl yüreğimizi sızlatan şey ; İslam kahramanı, büyük mücahit Şamil Basayev ile ilgili haberlerin “Rus ağzı” ile sanki bir hainden, bir isyancıdan, bir anarşist veya teröristten söz ediliyormuşçasına “öldürüldü” ifadesi ile verilmesiydi. Bu basit ve bayağı üsluba bütün duygularımız, hislerimiz latiflerimiz isyan etti. “Hayır O ölmedi… O şehit oldu… Şehitler ölmez… Allah yolunda cihad ederken şehit olanlara öldü denmez…” diye avazımızın çıktığı kadar bağırmak istedik.
Ey Şamil Basayev, ey şanlı mücahid! Deden Şeyh Şamil'i Belde-i Mübareke'ye Medine-i Münevvereye defnettiğimiz gibi, senide bütün Müslüman Türk milletinin gönlüne, yüreğine defnediyoruz. Ebediyen kalbimizde yaşayacak ve bize cihad şevki aşılayacaksın. Allah senden Ebediyen Razı olsun, mücadelen, cihadın indi ilahi'de makbul ve Rıza-i ilahiye medar olsun inşallah.
Bugün Çeçenistan'da bir avuç Müslüman mücahit, her türlü yokluğa, kıtlığa , imkansızlığa rağmen dünyanın en büyük ve zalim güçlerinden birisi olan Rusya'ya karşı şanlı bir hürriyet mücadelesi veriyor. Rusya ise Çeçenistan'da savaşarak durduramadığı Müslüman ahaliyi, her türlü zulmü yaparak, her türlü insanlık suçunu işleyerek, bütün dünyanın gözleri önünde tüm vahşet ve dehşet tablolarını sergileyerek yok etmek istiyor.
Çeçenistan'da dünyanın gözleri önünde bir dram yaşanıyor. Çeçenistan'da vahşi bir soykırım, dehşetli bir katliam yapılıyor. 21. yüzyılın medeni dünyası duyarsız, ilgisiz, sadece seyrediyor.
Rusya , Çeçen halkının kurtuluş savaşını “terörist eylemler” olarak lanse etmeye ve vijdanı ölmemiş insanların tepkilerini engellemeye çalışıyor. Başta Amerika olmak üzere medeni batı dünyası ise bu sorun “Rusya'nın İçişleri'dir deyip kılını kıpırdatmıyor.
Estonya'da, Litvanya'da 10 kişi ölünce dünyayı ayağa kaldıran hümanistlerin, bir neslin, bütün bir milletin yok edilmek istenmesine niçin ve nasıl seyirci kalabildiğini aklımız almıyor. Anlayamıyoruz. Siz nasıl insanlarsınız. Yoksa Çeçenistan'da soykırıma uğrayanlar, vahşice katledilen masum siviller , müslüman olduğu içinmi sesiniz çıkmıyor.
Yoksa emperyalist güçler masada anlaştılar mı. Masum, mazlum milletleri aralarında pay mı ettiler. “Irak bize, Kafkasya size” mi dendi.
Asya ile Avrupa ve Amerika kıtasının emperyalist unsurları birbirlerine sus payı ve karşılıklı rüşvetler mi veriyorlar?
Peki Amerika ve Avrupa Rus vahşetine karşı sessiz, tepkisiz ve seyirci… Peki ya Müslüman Türk milletine ne oluyor? Bin senedir İslamın bayraktarlığını yapmış, İla-i Kelimetullah'ı milli bir dava yapmış, bütün İslam dünyasına ağabeylik yapmış, dünyanın neresinde bir müslümanın burnu kanasa bunun acı ve ızdırabını yüreğinde hisseden ve daha 20. yy.lın başında tüm emperyalist devletlere karşı şanlı bir istiklal savaşı vererek, şehit kanları ile hürriyetini kazanan yüce Türk Milleti niçin susuyor. Niçin sessiz ve duyarsız. Niçin bizim spikerlerimizde Rus istihbarat servisinin konuştuğu üslupta konuşuyor. Niçin mücahit şehit oldu denmiyor da, direnişçi öldürüldü deniyor. Yoksa varlık ve hürriyet mücadelesi veren Müslüman Çeçen mücahitlerini biz de mi “terörist” olarak görmeye başladık. Rusya bizi de mi kandırdı, yoksa korkuyor muyuz? Bize dokunmayan yılan yaşasın; garip, masum ve mazlum Müslüman Çeçen kardeşlerimizi yesin, yutsun diye seyirci mi oluyoruz?
Masum Yahudileri bile, Hıristiyanların zulmünden kurtarmak için ta İspanyalara kadar gidip, Yahudileri İspanyollardan kurtarıp Osmanlı topraklarına getiren şefkat ve hamiyet sahibi ecdadın torunları bugün niçin Çeçenistanda ki Rus zulmüne ve Müslüman Çeçen halkın maruz kaldığı katliama sessiz ve seyirci kalıyor…? Anlamak mümkün değil.
Kahraman bir mücahidin şehadetini, bir teröristin imha edilmesi haberi gibi zalim Rusun kullandığı üslup ile duyuran tüm haber merkezlerini ve bunların sözcülerini kınıyoruz ve şu uyarıyı yapmadan kendimizi alamıyoruz: Eğer biz Kurtuluş Savaşını başaramasaydık, emperyalist Avrupa devletleri bizim medar-ı iftiharımız olan Sütçü İmam, Nene Hatun, Şahin Bey, Yörük Ali Efe… vs. tüm milli kahramanlarımızı isyancı teröristler olarak anons edeceklerdi! Lütfen kimin safında durduğumuza ve kimin ağzı ve üslubu ile konuştuğumuza dikkat edelim. Bu vesile ile Tefekkür Dergisi olarak “Çeçenistan Dosyası”na bir göz atmak ve bazı hususları hatırlatmak istiyoruz:
1- Çeçenistan :
Kuzey Kafkasya'nın güney doğusunda yer alan Çeçenistan Cumhuriyeti, Kafkas Sıradağlarının kuzey etekleriyle Terek Düzlüğü'nün güney kesimini kaplamaktadır. Kuzeyde Rusya federasyonu, doğuda Dağıstan Özerk Cumhuriyeti ve güneyde Gürcistan ile sınırdır. Ülkenin yüzölçümü 16.000 km2 olup toplam nüfusu 1.300.000 dir. Başkenti Caharkale (eski adı Grozni) dir.
Çeçenistan oldukça zengin yer altı kaynaklarına sahiptir. Zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahiptir. Çok sayıda maden suyu kaynakları mevcuttur. Ayrıca kireçtaşı, alçı, kuvars kumu ve kil gibi yapı malzemeleri bakımından zengin kaynaklara sahiptir.
Rusya'nın Petrol ve doğalgaz boru hatları Çeçenistan topraklarından geçmektedir.
Kafkasya Bölgesindeki konumu itibariyle de bölge hakimiyeti bakamından çok büyük stratejik önem taşımaktadır. Bütün Kafkasya Bölgenin anahtarı hükmündedir.
2- Rusya için Çeçenistan'ın önemi:
Çeçenistan 16.000 km2 lik bir ülkede 1.300.000 nüfuslu çok küçük bir ülke olduğu halde; Rusya gibi dünya devleri arasında yer alan bir süper gücün, çok büyük bir ekonomik ve askeri masrafı göze alarak hınc ile bir avuç Çeçen halkının üzerine çullanmasının, bunca vahşet ve zulüm ile bütün bir milleti yok etmeye çalışmasının sebebi ne olabilir? Rusya'yı bütün ağırlığını koyacak kadar çılgınlaştıran ve Çeçenistan'ı bu kadar önemli kılan sebepler nelerdir?
Çeçenistan Kafkasyadaki konumu itibariyle çok stratejik bir noktada bulunmaktadır. Kafkasya'ya hakim olma bakımından çok hassas bir konuma sahiptir. Kafkasya halklarının Rusya ile yürütmekte oldukları ezeli hürriyet mücadelesinde Çeçenler diğer bölge halkları için lider konumunda olmuşlardır.
Rusya Federasyonu içinde, Çeçenistan'dan başka 19 adet Özerk Cumhuriyet vardır ki bunlar Rusya' nın toplam topraklarının %28'ini teşkil etmektedir.
Rusya'nın en büyük endişesi, Çeçenistan'da yanan hürriyet ve bağımsızlık ateşinin bütün Kafkasya'ya yayılma ihtimalidir. Çeçenlerin bağımsızlık mücadelesi Kafkasya'daki ezilmiş ve Hürriyet aşkıyla tutuşmuş diğer halkları da etkilemektedir.
Uzmanlara göre; Rusya Federasyonu bünyesindeki Özerk Cumhuriyetlerini en önemli özellikleri, birbirleriyle çok büyük etkileşim içinde olmaları, bir ülkede meydana gelen değişiklik ve gelişmelerin diğer ülkeleri de çok çabuk etkisi altına almasıdır.
Bu nedenle; Rusya ne pahasına olursa olsun Çeçenistan'daki hürriyet mücadelesini yok etmek, boğmak istemekte ; bunun içinde her yolu denemekte, her türlü zorbalığı, vahşeti ve zulmü uygulamaktadır.
Ayrıca, Kafkasya, Rus sanayi ve ticareti için en önemli ham madde kaynağıdır.Çünkü bu bölge doğal kaynaklar bakımından çok zengindir. Rusya bölgenin doğal kaynaklarını sömürmeye devam etmek istemekte, çökmekte olan ekonomisini Kafkasya bölgesinin zenginlikleri ile kurtarmayı amaçlamaktadır.
Rusya'nın Kafkasya üzerindeki hekomonyasının sona ermesi demek; hem pek çok doğal kaynaktan mahrum kalmak hem de uluslar arası arenada prestij kaybı ve etkinliğinin kaybolması anlamına gelmektedir. Rusya için 1.300.000 nüfuslu fakir ve yorgun Çeçen halkı ile başa çıkamayan bir Rusya'nın itibarı ve prestiji 2 paralık olacaktır. Onun için Rusya bütün gücünü kullanarak her türlü zulüm ve vahşetleri işleyerek Çeçen milli mücadelesini durdurmaya çalışmaktadır. Her türlü insanlık suçunu işlemekten çekinmemektedir.
3- 400 yıllık hürriyet ve bağımsızlık mücadelesi;
Çeçenistan'da yürütülmekte olan onurlu mücadeleyi bir isyan hareketi veya terörist faaliyet gibi algılamak, insanlık tarihinin en büyük gaflet ve yanılgılarından birisi olur.
Çeçenistan'daki savaş, son 10-15 yıldır ortaya çıkan bir hareket değil; 400 yıldır hiç kesilmeden sürdürülen şanlı bir hürriyet ve bağımsızlık destanıdır. Şamil Basayev'in mücadelesi, Şeyh Şamilin mücadelesidir. Dava aynı davadır. Dava 18.yy da yakılan hürriyet ve bağımsızlık ateşinin söndürülmemesi mücadelesidir.
Tarihte Çeçen-Rus ilişkileri, Rusya'nın 1556'da Altınordu Devletini yıkarak Astrahan'ı işgal etmesi ile başlar. Kafkasya Bölgesinde yayılma emelleri güden Rusya 1783' e kadar fazla ilerleme gösteremez. Ancak 1783 ten sonra sistemli bir şekilde Kafkasya'da ilerlemek ve bölgeye hakim olmak için harekete geçer.
Rusya'nın yayılma hareketlerine karşı Kafkasya halkı çok şiddetli bir direnç gösterir ve Rus ordularına karşı mücadele ederler.
1780 yılından itibaren Ruslar, Kuzey Kafkasya bölgesinde çok kapsamlı bir istila hareketi başlatır. Meydana gelen çok şiddetli savaşlarda Ruslar bölge halkına karşı çok büyük katliamlar uyguladılar. Bu dönemde Kafkas mücahidlerinin liderliğini yapan Şeyh Mansur pek çok kahramanlık destanları yazmakla birlikte 1794'de şehit oldu. Şeyh Mansur'dan sonra İmam Gazi Muhammed ve daha sonra imam Hamzat Bey, Ruslara karşı sürdürülen hürriyet ve bağımsızlık savaşını büyük bir dirençle sürdürdüler.
1834 yılında İmam Hamzat' ın şehit edilmesinden sonra hürriyet mücadelesinin cihadın liderliğini Şeyh Şamil devraldı. Şeyh Şamil liderliğinde 1834-1859 yılları arasında Kafkas cihadının en hareketli, en hararetli ve en çetin dönemi yaşanmıştır.
İmam Şamil bütün Kafkasya bölgesinde cihad ilan ederek bütün Müslümanları cihad bayrağı altında birleştirmeyi başarmış, Rus ordularına çok büyük darbeler vurmuştur. Ruslarla “Milli Azadlık Cihadı” adını verdiği ve tam 25 yıl devam eden çok çetin savaşlar yapmış ve şanlı bir mücadele yürütmüştür.
Şeyh şamil tam 35 sene İslam ordularının başında bizzat ve hep en ön saflarda, ateş çemberinin içinde savaşmıştır. Onun döneminde hürriyet ve bağımsızlık mücadelesi organize ve örgütlü bir şekilde, çok üstün taktik ve savaş stratejileri uygulanarak yürütülmüş; çok üstün Rus kuvvetlerine karşı bağımsızlık uzun süre korunabilmiştir.
Şeyh şamil ve mücahitlerinin karşısında bozgun üstüne bozgun yaşayan, ağır darbeler yiyen Rus kuvvetleri, Şamili yok edebilmek için Kafkasya'ya çok büyük bir yığınak yaptılar. Öyle ki bölgedeki askeri varlığı 300 bin kişilik bir orduya ulaştı. Şeyh şamil çok şiddetli saldırılara karşı kahramanca savaştı. Son noktaya kadar mücadele etti. Öyle ki elindeki bütün asker, silah ve lojistik kaynaklarını kaybetti. Bütün ordusu şehit oldu. En son beraberindeki 40 askeri ile birlikte Ruslara esir düştü. Şeyh Şamil'in esir düşmesi ile hürriyet mücadelesi büyük bir darbe yedi. Artık Kafkasya'da Rusların önünde ciddi bir engel kalmamıştı. Savaş Kuzey Batı Kafkasya'da yaklaşık 5 yıl daha sürdü ve bu savaşlar sırasında Ruslar bölge halkının %75'ini katlettiler. Ruslar bundan sonra bütün Kafkasya'yı işgal ederek hakimiyetleri altına aldılar.
Rus işgaline rağmen, mücadele ruhu hiç sönmemiş, zaman zaman Ruslara karşı ayaklanma hareketleri şeklinde hep süregelmiştir.
1877'de başlayan Osmanlı- Rus savaşlarından sonra Şeyh Şamil'in Naiblerinden Ali Bey liderliğinde yeni bir bağımsızlık mücadelesi başlatılmış, cihat kısa sürede bölgeye yayılmış ancak başarı sağlanamamıştır. Bu savaş sonrasında da Ruslar Abhazya halkının tamamına yakınını sürgün etmişlerdir.
1917 yılında yaşanan Bolşevik İhtilali nedeniyle Rusya'nın karışması üzerine bütün Kuzey Kafkasya halkları birleşerek iki kez büyük halk kurultayı yaptılar ve 11 Mayıs 1918'de “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti” adı altında bir devlet kurdular. Osmanlı Devleti, Kuzey Kafkasya Cumhuriyetini hemen tanıdı. Ancak genç K.Kafkasya Cumhuriyeti daha 1918'den itibaren Rusların hem Beyaz ordusu hem de Kızıl ordusu ile savaşmak zorunda kaldı. 1921 yılında Komünist Kızıl Ordu Kuzey Kafkasya'yı tamamen işgal etti.
Komünist Rusya bundan sonra Müslüman Kafkas halklarına karşı çok kapsamlı asimilasyon, sürgün ve katliam politikaları uygulamıştır.
II. Dünya Savaşından sonra Almanların işgal etmiş oldukları Kuzey Kafkasya'dan çekilmelerinden sonra, Rusya, Almanlara karşı mağlubiyetin faturasını Kafkas halklarına çıkardı. Almanlara karşı Rusya'ya yeterli desteğin verilmediği ileri sürülerek adeta yenilginin sorumlusu sayıldılar. 1944'ten sonra Kuzey Kafkasya'da yaşayan Müslümanlar Stalin tarafından Sibirya'ya sürgün edildiler. Bu sürgünler sırasında on binlerce insan ağır şartlar, açlık, sefalet ve hastalıklar nedeniyle öldü.
Komünist Rusya tarafından yurtlarından sürgün edilen ve yıllarca zulüm altında ezilen Kafkasyalı Müslümanlar hep yurtlarına geri dönmenin mücadelesini verdiler. Sürekli sürgün ve asimilasyon politikalarına maruz kalarak ezildiler.
1990'da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nin dağılımından sonra, Sovyetler Birliği bünyesindeki ülkeler bağımsızlıklarını ilan etmeye başladılar.
23-25 Kasım 1990'da toplanan Çeçen Halk Kurultayı, General Cahar Dudayev'i başkanlığa seçti. 27 Ekim 1991'de yapılan seçimlerde Cahar Dudayev devlet başkanlığına seçildi. 1 Kasım 1991'de yeni meclis Çeçenistan'ın bağımsızlığını ilan etti.
Bu gelişmeler üzerine 7 Kasım 1991'de Rusya olağanüstü hal ilan ederek Çeçenistan'a asker gönderdi. Ancak birkaç gün sonra askerlerini geri çekmek zorunda kaldı. Cahar Dudayev'in devlet başkanı seçilmesini hazmedemeyen İnguslar Çeçen-İngus Cumhuriyetinden ayrılarak, Rusya Federasyonu bünyesinde kalmaya karar verdiler. Çeçenistan ise Rusya Federasyonuna katılmayı kabul etmeyerek federasyon anlaşmalarını imzalamadı ve bağımsızlık kararını sürdürdü. Ancak Rusya Çeçenistan'ın bağımsızlık kararını kabul etmedi.
1994 yılında Boris Yeltsin liderliğindeki Rusya önce iç savaş çıkartarak Çeçenistan'ı yıkmak istedi. Ancak Rusya taraftarı komünist isyancılar kısa sürede bastırıldı. İç savaş çıkarmada başarılı olamayan Rusya zaman zaman Çeçenistan'ı hava bombardımanına tabi tuttu ve 11 Aralık 1994'de fiilen Çeçenistan'ı işgal etmeye başladı.
Rus işgaline ve Rus vahşetine karşı o gün başlatılan hürriyet ve bağımsızlık savaşı bugün hala en ağır şartlar altında kahramanca sürdürülmektedir.
4. Rus Vahşeti :
Çeçenistan'da devam eden bağımsızlık savaşında, Rusya en gelişmiş silahlarını kullandığı gibi, insanlık tarihine kara lekeler olarak geçecek büyük bir zulüm ve vahşet uygulamaktadır. Çeçen mücahitleri teslim olmaya zorlamak için her türlü vahşet işlenmekte; dünyanın gözleri önünde sivil Çeçen halkı büyük bir katliama tabi tutulmaktadır.
Rusya'nın sivil yerleşim yerlerini bombalaması sonucu sadece 1994-1996 yılları arasında yaklaşık 120 bin masum insan hayatını kaybetmiştir. Aynı dönemde yaklaşık 25.000 Çeçen toplama kamplarında işkenceye tabi tutulmuş ve bunların 17 bini ağır işkencelere dayanamayarak toplama kamplarında hayatını kaybederek şehit olmuştur.
İkinci Çeçen-Rus savaşı döneminde de yaklaşık 78 bin Çeçen tutuklanarak Rus toplama kamplarına götürülmüş ve “Ölüm Çemberi” denilen işkencelere dayanamayarak tamamına yakını hayatını kaybetmişti.
Rusya'nın sivil halkı ve sivil yerleşim yerlerini hedef alması, kadın, çocuk, ihtiyar demeden katliam yapması nedeniyle, Çeçen halkının %50' den fazlası mülteci konumuna düşmüştür. Kendi yurtlarını terk ederek İnguşetya, Gürcistan, Türkiye, Stavropol… vb. ülkelere hicret etmişlerdir. Mülteci kamplarında ağır hayat şartları içerisinde öz vatanlarına dönecekleri günün hasreti ile yaşamaktadırlar.
Çeçenistan'da her geçen gün yeni yeni toplu mezarlar bulunuyor. Ruslar katlettikleri sivil halkı iş makineleri ile kazdıkları çukurlara, toplu mezarlara gömerek işledikleri vahşeti dünya kamuoyundan gizlemeye çalışmaktadır.
Çeçenistan'da yaşanan bir insanlık ayıbı da, Rusların yapmış olduğu ceset ticareti. Rus görevlilerin toplama kamplarında tutuklanan Çeçenlerin serbest bırakılması için ailelerinden yüksek miktarlı haraç ve rüşvet istedikleri; toplama kampında işkencelerde ölen Çeçenlerin cesetlerinde ailelerine 100 dolar ile 3000 dolar arasında değişen miktarlarda para ile satıldığı dış dünyaya sızan acı gerçekler.
Daha acı ve daha iğrenç bir vahşet ise kaybolan insanlar ve organ ticareti konusu: Rusların sivil yerleşim birimlerine düzenledikleri operasyonlarda veya kontrol noktalarında tutukladıkları insanların pek çoğu kayıplara karışmakta ve bir daha asla kendisinden haber alınamamakta. 10 binden fazla insanın bu şekilde kaybolduğu ve bir daha kendisinden haber alınamadığı belirtilmektedir. Bu insanların öldürülerek iç organlarının Rus organ mafyası tarafından batı ülkelerine satıldığı düşünülmektedir. Ayrıca Rusların toplu mezarlarının açılmasından sonra öldürülen Çeçenlerin çoğunun cesedinde iç organlarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Rusların özellikle çocuk ve genç yaştaki Çeçenleri toplama kamplarına götürdükten sonra bu insanların kaybolması ve daha sonra cesetlerini iç organları alınmış halde toplu mezarlardan çıkması vahşetin boyutlarını gösteriyor.
Bütün bir millet kan, göz yaşı, acı, ızdırap, açlık ve sefalet içinde yaşıyor. Daha doğrusu her türlü olumsuzluğa rağmen yaşamaya ve özgürlüğünü kazanmaya çalışıyor. Ve 21. yüzyılın medeni dünyasıda sadece seyrediyor. Hatta gözlerini kapatmış ve insanlık ayıbını, bu dehşetli zulmü görmezden geliyor.
5. Çeçenistan Hürriyet ve Bağımsızlık Mücadelesi Bir Terör Faaliyetimidir?
Rusya, Çeçenistan'daki hürriyet mücadelesinin terör faaliyetleri ve mücahitlerinde terörist olduğu yönünde büyük bir propaganda faaliyetleri yürütüyor. Vicdanı ölmemiş dünya kamuoyunun terörizm konusundaki hassasiyetini çok iyi bilen Rusya, işlediği vahşeti ve insanlık suçlarını örtbas etmek, dünya kamuoyundan gizlemek için, ısrarlı bir propaganda yürütmekte ve Çeçenleri terörist gibi göstermeye çalışmaktadır.
Ayrıca kendi elemanlarına yaptırdığı pek çok rehin alma, baskın, kundaklama vb. eylemi Çeçenler tarafından yapılıyormuş görüntüsü vermektedir.
Bu tarihte çok eski bir taktiktir: Moğollar kendi askerlerine Selçuklu askeri kıyafeti giydirip Harzem topraklarına; Harzem askeri elbisesi giydirip Selçuklu topraklarına girerek işledikleri bazı cürümlerle iki Müslüman devlet arasına fitne sokmuş ve sonuçta bu iki Müslüman devlet savaşmıştır.
Rusya komünist militanlara ve kendi askerlerine çeçen mücahit kıyafeti giydirerek eylem yaptırmakta ve dünya kamuoyunun nefretini Çeçen mücahitlerinin üzerine çekmeye çalışmaktadır. Çeçen ordusu bir defasında Çeçen kıyafeti giymiş 70 Rus askerini yakalamış Rus hükümeti bunu inkar edememiştir. Rusya kendi adamlarına yaptırdığı terörist eylemleri bir çamur olarak Çeçen mücahitlerin üzerine atmaktadır.
Bazı Çeçenlerin ferdi olarak yaptığı bazı eylemler tasvip edilmese de (uçak kaçırma gibi) bu ferdi bir eylemdir. Böyle bir eylemle bütün bir milletin hürriyet ve bağımsızlık savaşı itham edilemez ve terörist eylem olarak algılanamaz.
Sonuç olarak, akıl ve vicdan sahibi hiçbir insan, bir milletin 400 yıldır yürüttüğü hürriyet ve bağımsızlık mücadelesini terörist eylemler olarak algılayamaz. İşgal edilen vatanını düşman istilasından kurtararak hürriyet ve bağımsızlığını kazanmak için yürütülen mücadelenin adı “ İstiklal Harbi/Kurtuluş Savaşı” dır. Tıpkı bizim 1920-1923 yıllarında yaptığımız Kurtuluş Savaşı gibi…!
Burada Müslüman Çeçen kardeşlerimize de şunu söylemek istiyoruz: yürütmekte olduğunuz meşru mücadeleniz ve şanlı cihadınızda uyguladığınız metotlar ve kullandığınız vasıtalar da meşru olmalıdır. Aman kardeşim şanlı cihadınıza gölge düşürecek uygulamalardan uzak durun. Ta ki Rus alçağına koz vermeyin.
Haklı mücadelenizde haksız konuma düşmeyin.
6. Çeçenistan'ın Hürriyet Ve Bağımsızlık Savaşı Rusya'nın İç Sorunumudur?
Sovyetler Birliği döneminde, Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, SSCB Anayasasına göre Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyetine bağlı özerk bir cumhuriyet statüsünde idi.
Sovyetler Birliğini oluşturan cumhuriyetlerin birlikten ayrılması ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 1990 da dağıldı ve SSCB Anayasasında hukuken ortadan kalktı, hükümsüz kaldı. Birliği oluşturan cumhuriyetler kendi bağımsızlıklarını ilan ettiler. Ancak bazı cumhuriyetler yeni bir anlaşma ile “Bağımsız Devletler Topluluğunu ” kurdular.
SSCB dönemindeki yasaların hukuken ortadan kalkması üzerine Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyetini oluşturan federal devletler 31 Mart 1992 de yeni bir federasyon anlaşması düzenlediler.
Bu anlaşma ile Rusya Federasyonu ile federasyon içindeki cumhuriyetlerin organları arasındaki yasa ma ve yürütme yetkilerinin paylaşımı düzenlendi.
Çeçen-İnguş Cumhuriyeti 31 Mart 1992 de yapılan bu federasyon anlaşmasını imzalamadı ve bağımsızlığını sürdürme kararı aldı.İnguşlar bir süre sonra Çeçenistan dan ayrılarak federasyona katılmışlardır. Çeçenistan daha sonra 12 Aralık 1993'te yapılan Rusya federasyonu Anayasa oylamalarına ve parlamento seçimlerine de katılmayarak bağımsızlık iradesini sürdürmüştür.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere Çeçenistan Cumhuriyeti uluslararası Hukuk kurallarına göre bağımsız bir devlettir. Ancak işgale uğramış hürriyet mücadelesi, kurtuluş savaşı veren bir devlettir.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Helsinki Nihai Senedi, Paris Şartı gibi uluslararası sözleşmelerde” Milletlerin kaderlerini serbestçe tayin etme hakkı” açıkça tanınan bir haktır.
Okyanus kenarında sahile vurmuş balinalar için şefkat ve merhamet hisleri ile her türlü gayreti gösterip kurtarmaya çalışan insanlar; Çağın en gelişmiş silahlarının yoğun ateş ve bombardımanı ile insanlık dışı Rus vahşeti altında büyük bir katliama maruz kalınmasına duyarsız olamaz, görmezden gelemez. Kedi-köpek ölünce gözyaşı döküp yas tutan insanların, Çeçen çocukların parçalanmış cesetleri karşısında hissiz ve duyarsız kalması imkansızdır. Onun için hiç kimse bu Rusya'nın iç işidir deyip sorumluluğu üzerinden atamaz. En azından vicdanının sesini durduramaz
Sonuç :
Bugün Çeçenistan'da Ruslara karşı yürütülen mücadele Kafkasya bölgesinde Rus emperyalizmine karşı 400 yıldır sürdürülen hürriyet ve bağımsızlık savaşının devamıdır. Bu kutsal cihat son 5-10 yıldır ortaya çıkmış bir isyan hareketiymiş gibi değerlendirilemez.
Rusya bölgede uyguladığı vahşeti dünya kamuoyundan gizlemek için, ısrarla mücahitlere terörist damgası vurmaya çalışmaktadır. ABD'nin maruz kaldığı 11 Eylül saldırılarından sonra Terörizme karşı tüm dünyada oluşan ortak hassasiyeti Çeçenistan aleyhine kullanmakta, Çeçenistan'da uyguladığı vahşeti terörle mücadele gibi lanse etmeye çalışmaktadır.
Sorun Rusya'nın iç işi de olsa, dış işi de olsa, bir millet zulüm altında eziliyor. Soykırım yapılıyor, insanlık suçu işleniyor. Hür dünya buna duyarsız kalmamalıdır.Rusya'nın Çeçenistan'da uyguladığı zulüm ve vahşete karşı tüm insanlık tepki göstermelidir. Rusya yaptığı vahşetten dolayı lanetlenmeli ve nefretle kınanmalıdır.Biz Müslüman Türk milleti ise ;çok ağır şartlar altında kahramanlık destanları yazan ve hürriyet mücadelelerini şanla şerefle sürdüren Çeçen kardeşlerimizi dualarımızla bari olsun desteklemeli, onları yalnız bırakmamalı ve Çeçenistan yardım kuruluşlarına maddi, manevi yardımlarımızı esirgememeliyiz.n


Bu Yazı 4479 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar