Kapak
ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ
..        
15 Hazirandan sonra okullar kapanıyor, yaz tatili başlıyor. Yorucu bir eğitim-öğretim döneminden sonra, uzun tatil günlerinin nerede ve ne şekilde değerlendirileceği hem çocuklar için hem de aileler için büyük önem taşıyor.
Kırsal kesimde yaşayan çocukların pek çoğu yaz tatilinde harman, hasat, bağ, bahçe, hayvan otlatma… vs. tarımsal işlerde çalışıyor. Çocuğun çalıştırılabilmesi için aileler tatilin başlamasını sabırsızlıkla bekliyor.
Bazı aileler ise tatile çıkmak, yaylaya göçmek veya yaz aylarını köyünde, memleketinde geçirmek üzere okulların kapanmasını bekliyor. Bazı çocuklar ise, aile bütçesine katkı sağlaması için, yaz tatilinde çeşitli işlerde çalıştırılıyor.
Birde, bütün eğitim-öğretim dönemi yetmiyormuş gibi yaz tatilinde de çocuğunu çeşitli kurslara gönderip çocuğunu adeta yarış atına çeviren aileler var.
Çocuğun çocukluğunu yaşaması, yaz tatilinde dinlenmesi ve diğer zamanlarda kazanamayacağı bazı değerlerle donatılması gerektiğini idrak eden aile sayısı maalesef oldukça az sayıda.
Davranış tarzı ve yaklaşımı ne olursa olsun, hangi anne-baba ile konuşsak; çocuğunun iyiliği ve geleceği için bu şekilde hareket ettiklerini söyler. Bu ifade elbette doğrudur. Zira Allah (c.c.) her anne ve babanın kalbine muhteşem bir şefkat yerleştirmiştir. Bu muhteşem şefkat nedeniyle her anne-baba evladını karşılıksız sever ve onun için her fedakârlığı yapar. Her anne-baba çocuğunun çok iyi durumda olmasını, hatta evladının kendisinden bile daha iyi şartlara sahip olmasını ister.
Ancak çoğu zaman anne ve babalar, “aman çocuğum iyi durumda olsun, aman çocuğumun geleceği iyi olsun” derken çocuğun sadece dünya hayatını göz önüne alıp; maneviyatını ve ahiret hayatını ihmal ediyorlar. Hayat yolculuğu sadece bu geçici dünya hayatından ibaretmiş gibi, bütün şefkat ve gayretlerini çocuğun dünyasını kurtarmak uğruna feda ediyorlar. Çocuğun kabir kapısından sonraki hayatını ve bu dünyadaki Allah'a kulluk cihetini ihmal ediyorlar.
Bakınız bu konuda Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, anne-babalara çok önemli uyarılarda bulunuyor:
“Evet, bir valide veledini tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakikî bir ihlâs ile vazife-i fıtriyesi itibarıyla kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki, hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var. Bu kahramanlığın inkişafı ile hem hayat-ı dünyeviyesini, hem hayat-ı ebediyesini onunla kurtarabilir. Fakat bazı fena cereyanlarla, o kuvvetli ve kıymettar seciye inkişaf etmez. Veyahut sû-i istimal edilir. Yüzer nümunelerinden bir küçük numunesi şudur:
O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. "Oğlum paşa olsun" diye bütün malını verir, hafız mektebinden alır, Avrupa'ya gönderir. Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor. Ve dünya hapsinden kurtarmaya çalışıyor; Cehennem hapsine düşmemesini nazara almıyor. Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak, o mâsum çocuğunu, âhirette şefaatçi olmak lâzım gelirken dâvâcı ediyor. O çocuk, "Niçin benim imanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?" diye şekvâ edecek. Dünyada da, terbiye-i İslâmiyeyi tam almadığı için, validesinin harika şefkatinin hakkına karşı lâyıkıyla mukabele edemez, belki de çok kusur eder.
Eğer hakikî şefkat sû-i istimal edilmeyerek, biçare veledini haps-i ebedî olan Cehennemden ve idam-ı ebedî olan dalâlet içinde ölmekten kurtarmaya o şefkat sırrıyla çalışsa, o veledin bütün ettiği hasenâtının bir misli, validesinin defter-i amâline geçeceğinden, validesinin vefatından sonra her vakit hasenatlarıyla ruhuna nurlar yetiştirdiği gibi, âhirette de, değil dâvâcı olmak, bütün ruh u canıyla şefaatçi olup ebedî hayatta ona mübarek bir evlât olur….
Ezcümle:…. Evet, bu hakikî ihlâs ile hakikî bir fedakârlık taşıyan validelik şefkati sû-i istimal edilip, mâsum çocuğunun elmas hazinesi hükmünde olan âhiretini düşünmeyerek, muvakkat fâni şişeler hükmünde olan dünyaya o çocuğun mâsum yüzünü çevirmek ve bu şekilde ona şefkat göstermek, o şefkati sû-i istimal etmektir.”
Çocuğun maddi rahatını ve huzurunu düşündüğümüz gibi; onun iyi bir insan ve Allah'a iyi bir kul olarak yetişmesi hususunu da ihmal etmemeliyiz.
Çocuk hayata hazırlanırrken, dünyevi pozitif ilimler öğretildiği gibi; edep dediğimiz imani ve ahlaki değerler ile de donatılmalıdır. Büyükler, “az edep, çok ilimden kıymetlidir” buyuruyorlar.
Çocuğun eğitiminde edep yönü ihmal edilirse, o çocuk hem birey olarak gerçek huzur ve mutluluğu bulamaz, hem de ailesine ve topluma zararlı bir hale gelir.
Dünyasını kurtarmak için çırpındığımız yavrularımızın ahiretini kurtarmak içinde çırpınmazsak, gerekli tedbirleri almazsak; çocuklarımız huzur-u İlahi'de, Mahkeme-i Kübra'da anne-babadan şikâyetçi ve davacı olurlar. Eğer çocuğun imani ve ahlaki eğitimi ihmal edilmemişse, iman ve güzel ahlak sahibi edepli bir insan olarak yetiştirilmişse; o çocuk Huzur-u İlahi'de anne babasına duacı ve şefaatçi olacaktır. Çocuğun yaptığı bütün güzel işlerden anne-baba da sevap kazanacaktır. İnançlı ve güzel ahlak sahibi bir evlat, hem imanının kazandırdığı güzel bakış açısı ile hayattan daha fazla lezzet alacak; hem de anne-babasına karşı çok saygılı ve hürmetkâr olacaktır. Onun için anne-babalar hem kendilerinin, hem de çocuklarının geleceğini düşünüyorlarsa; çocuğa mutlaka iyi bir dini eğitim aldırmalı, çocuğun edep ve güzel ahlak sahibi bir fert olarak yetişmesi için gereken gayreti göstermelidirler.
Evet, yaz tatili başlıyor. Lütfen çocuklarımızı yaz Kur'an kurslarına gönderelim. Çocukların en azından namaz kılmayı ve Kur'ân-ı Kerim okumayı öğrenebilmesi için gerekli tedbirleri alalım!!!

Bu Yazı 2432 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar