Çelikten Bir Hafıza İmam Buhari
..        
Asırların ender yetiştirdiği büyük alim Buhari, bütün kaynaklarda Ebu Abdillah künyesi ve Muhammed b.İsmail b.İbrahim b.Muğire el-Cufi el-Buhari ismiyle anılır. Hicri 197 yılı Şevval ayının 13.günü (19 Temmuz 810 M) Cuma günü öğle vakti dünyaya geldi. Vefatı hicri 256 yılıdır. Babası İsmail Buhara çevresinde isim yapmış âlimlerdendir. Daha çok hadis ilmiyle meşgul olmuştur. Bir hac ziyareti sonrası Medine'de bir süre kalarak büyük alim İmam Malik'le görüşmüş, ondan hadis almıştır.
Ardında Buhari gibi bir büyük insan ve eşsiz bir alim bırakan İsmail, oldukça varlıklı bir kimsedir. Talebesi Ahmet b. Hafs anlatmıştır:
“İsmail b. İbrahim'i ziyarete gittim. Ölüm döşeğinde yatıyordu. Bir ara bana “Şu kadar malım-mülküm var. Ancak içinde ne haram olan ne de haram şüphesi bulunan bir dirhemlik bir şey olduğunu zannetmiyorum.” dedi. Bu sözlerden Buhari'nin babasının servetini çalışarak alın teri, göz nuru ve el emeği ile kazandığını; helal kazancına haram katmadığı sonucunu çıkarabiliriz. Buhari, zamanın adeti gereği ilk öğrenimine Kur'an-ı Kerim'i ezberlemekle başladı. İlk bilgileri babasından aldığı nakledilmiştir. Buna göre Kur'an okumayı babasın- dan öğrendiği söylenebilir. On yaşlarında iken Küttab denilen ve çocuklara okuma yazma öğreten okula devam etti. Kitaba ve okumaya çok düşkündü. Bulduğu her kitabı okuyordu. Kendisi şöyle diyor:”Küttab da iken içime hadis ezberleme arzusu doğdu. Ezberlemeye başladım. Bu sırada kaç yaşında olduğu sorusuna Buhari: “On yaşındaydım yahut daha küçüktüm” cevabını vermiştir.
Kısa süren bir bir eğitimden sonra Küttabı bitirince Buhara'nın tanınmış âlimlerinin derslerine devam etmeye başladı. Hocalarından birisi bir gün derste hadisin senedini “Süfyan Ebu'-Zubeyir-İbrahim” şeklinde okuyunca Buhari itiraz etti. Ebu'z-Zubeyir'in İbrahim'den rivayeti olmadığını, dolayısıy la hata ettiğini söyledi. Hocası, talebelerinin önünde on yaşında bir çocuğun böyle bir uyarısı ile karşılaşınca mahçup oldu. Kızdı ve Buhari'yi azarladı. O da mahçup olmuştu. Ancak kendisine güveniyordu. Bildiklerini sağlam bildiğinden emindi.Hocası metni kontrol etti.Aynen Buhari'nin dediği gibi olduğunu gördü.Buhari'nin dediği gibi de düzeltti.
Bu olaydan sonra Buhari, bilgisi, keskin zekası ve olağanüstü hafıza gücü ile meşhur oldu. Parlak ve gelecek vaat eden bir öğrenci olarak kabul edildi. Yerine göre ilim yoluna yıllarını vermiş yaşlılar bile ona sorular sormaya ve geniş bilgisinden faydalanma ya başladılar. Ne demişler: “Akıl yaşta değil, baştadır.
Bir gün yanına bir ihtiyar geldi. Senin bir şeyi kolayca ezberleyebilmek için “belazur” denilen bir ilaç içtiğin söyleniyor. Doğru mu? O da “ Öyle insanın içince daha iyi ezberleyebileceği bir ilaç var mı? dedi. İhtiyar da; - “Bilmiyorum” dedi. Sonra da “Bir şeyi ezberlemek için kişinin azminden ve devamlı olarak ezberleyeceği şeyle meşgul olmasından daha yararlı bir ilaç bilmiyorum”dedi.
Küçük yaşlarda yetmiş bin hadis ezberlemişti. Hatta sahabe yahut Tabiilerden bir tek hadis rivayet etsem, çoğunun doğum ve ölüm tarihlerine, yerleştikleri yerlere dair bilgim vardır. Ayrıca Sahabe ve Tabiin hadislerinden Kur'an-ı Kerim ile Hz. Peygamberin sünnetinden aslını bilmediğim hadis rivayet etmedim.
Buradan anlaşılıyor ki Buhari, ilerde zirvesine çıkacağı hadis bilgisini başlangıçta sağlam temeller üzerine oturtmuştur. Bütün bu bilgilerin hadis ilminde çok önemli bir yeri vardır.
Eskiden alimler bilgi toplamak için ilim yolculuklarına çıkarlardı.Ne bugünkü gibi internet, ne de iletişim teknolojisi gelişmişti.Bir kitabı bulabilmek için günlerce yolculuk yapmak zorunda kalırlardı.Sağlam bir hadis toplamak için titizce çalışırlar, her yönden makbul, güvenilir bir Sahabi veya Tabiine ulaşmaya gayret ederlerdi..İşte öyle imkanların çok kısıtlı olduğu bir dönemde İmam Buhari'de yakın bölgesinden başlayarak ilim yolculuğuna çıkmıştır.Belh, Merv, Nişabur, Rey gibi Horasan yöresinin büyük yerleşim merkezlerine gitmiş ve hadis toplamıştır. Hacca gitmek maksadıyla çıktığı ve sonradan ilim yolculuğuna çevirdiği seyahatin altı yıl sürdüğü bilinmektedir. Ayrıca Şam'a , Mısır'a Basra'ya Mekke ve Medine'ye gitti. Annesi ve kardeşiyle birlikte hacca gitmek maksadıyla çıktığı yolculukta ünlü alimlerle görüştü. Abbasi halifeliğinin başkentinde büyük alim Ahmet b. Hanbel'le görüştü. Mekke'ye vardığında Şafii hukuk sistemi başta olmak üzere değişik islami ilimleri öğrendi, bilgisini geliştirdi.
On sekiz yaşına geldiği yıllarda Buhari ayrıca Sahabe ve Tabiilerin günlük hayatta karşılaşılan pek çok konudaki görüşlerini toplayıp sistematik bir şekilde düzene koydu. Buhari, Basra'da kaldığı süre içinde bir yandan oradaki meşhur hadis alimlerinin derslerine devam ederek hadis dinler, diğer taraftan isteyenlere hadis yazdırırdı. O sıralar henüz gençlik çağlarındaydı. İşittiği hadisleri yazmaz, sadece dinlerdi.Böyle birkaç gün geçince arkadaşları dinlediği hadisleri niçin yazmadığını sordular. Çok oldunuz ama, diye cevap verdi, siz bana yazdıklarını- zı getirin. Olayı anlatanlar devam ederek diyorlar ki: “Yazdığımız hadisleri çıkardık. On beş binden fazlaydı. Hepsini ezberinden teker teker okudu.
Sonra şunları söyledi. “Görüyorsunuz hadis meclislerini boşuna gezmiyor, vaktimi boşa harcamıyorum.” O zaman anladık ki, onu kimse geçemez. Dahası, hadis ilmini az çok bilenler ondan hadis öğrenmek için arkasından koşarlardı.
Buhari Bağdat'a gelişlerinden birinde imtihana çekilmiştir. Onun keskin zekasını, bildiklerini tam anlamıyla bildiğini gösteren parlak bir başarıyla sonuçlanan imtihan şöyle olmuştur: Henüz genç yaşlarda buraya geldiğinde meclisler tertip ederek isteklilere hadis yazdırmaktadır. Bu meclisler kimi zaman yirmi bin kişiyi aşmaktadır.
Bir gün Bağdatlılardan birkaç fıkıh alimi onu denemek isterler. Aralarında karar vererek yüz hadis seçerler. Sonrada bu hadislerden her birinin metnini bir başkasına, onun senedini diğerine ekleyerek iyice karıştırırlar. Böylece karıştırdıkları yüz hadisi onar onar on kişiye dağıtırlar. Tam kalabalığın toplandığı, dersin başlayacağı esnada her biri teker teker kalkarak bir hadis okurlar. Tam İmam Buhari'nin kafasını karıştırdıklarını, bu kadar kişinin huzurunda acze düşürdüklerini sandıklarını anda Buhari birinci adama döner;
-“Senin okuduğun hadisin doğrusu şudur, ikinciye döner senin okuduğun hadisin doğrusu şudur” der. Bu onuncu kişiye kadar devam eder. Bunun üzerine herkes onun hadis ilminde gerçek bir otorite olduğunu kabul etmek zorunda kalır. Konunun günümüze dönük yönü ise şudur: İlim adamı olacak kişinin öğrendiğini tam öğrenmesidir. Yarım yamalak öğrenilen bilginin kişinin ne kendisine ne de çevresindekilere bir faydası olmaz. Atalarımız:”Yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder.” Demişler.
Amr b.el-Fellas'ın talebelerinden biri Buhari'ye bir gün bir hadis sorar. Buhari “bilmiyorum” cevabını verir. El-Fellas'ın adamları bunu duyunca “demek Buhari'nin bilmediği hadis de varmış” diyerek çok sevinirler. El-Fellas'a giderek durumu haber verirler. Onun söylediği şu sözler Buhari'nin hadis ilmindeki otoritesinin en özlü ifadesinden başka bir şey değildir. “Buhari'nin “bilmiyorum” dediği hadise hadis denmez”
İmam Buhari bugün hadislerle ilgili uluorta konuşan kişileri fersah fersah katlayacak bir bilgi ve birikime sahiptir. Günümüzde hadislerle ilgili az bir bilgiye sahip kişiler “İşte şu hadis zayıftır, şu hadis sağlamdır” diyerek her ortamda konuşarak ilim adamlığı müessesine de zarar vermektedirler. İmam Buhari ayağında demir çarık, elinde demir baston diyar diyar gezmiş çelikten hafızasına da İslami ilimleri kazımıştır. Bizlere de aktarmıştır. İmam Buhari bizlere onlarca kitap bırakmış İslam Tarihindeki önemli şahsiyetlerden bir tanesidir. Bizlere düşense bu eşsiz eserleri okumak ve hayatımızda uygulamaktır.
En meşhur eserlerinden ikisi El-Cami'u's-Sahih ve Et-Tarihu-ul Kebir'dir.
Allah ondan da bu dine hizmet eden herkesten de razı olsun.
Bu Yazı 3037 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar