Cennet Kuşları
01.07.2014        

CENNET KUŞLARI

Gürhan Gürses

 

 

Ne de arttı son günlerde ülkemde cennet kuşlarının sayısı... Vurdular teker teker, kestiler, biçtiler. Yetmedi yaktılar. Babaannem "Ölen her çocuk cennet kuşudur." derdi. Bu ülkede yaşamaktan utanıyorum. Biz bu değiliz ahali, biz böyle değiliz!

Çocuk tecavüzcüleri ve katilleri için idama evet! Türkiye'de idam geri gelsin istiyorum. İdama evet, hak yerini bulsun elbet diyorum. Bazı esfele-i safilinlerin yaşaması dahi lüzumsuz. Rabbimin vermiş oluğu temiz havayı, berrak suyu, şefkatli toprağı; onların kirli emelleri, hastalıklı ruhları ve salyalı arzularıyla paylaşmaktan utanıyorum. Temiz hava sahamızı onların kokuşmuş ruhlarıyla kirletiyoruz. Yol bozulur da insan bozulmaz mı? Çiçek çürür de insan çürümez mi? Duvar küflenir de insan küflenmez mi? İşte bozulmanın, çürümenin ve küflenmenin tek ilacı -kanserli bir hücreyi ortadan kaldırmak için nasıl kesilip atılması icap ederse bizlerinde toplum ve adalet olarak onları- hastalıklı uzvu kesip atmamız lazım gelir. İdama övgü yazacağımı bin sene düşünsem aklıma bile getirmezdim amma yüreğim o kadar acıyor ki şu an! Ateş düştüğü yeri yakmasın tek, hepimizin yüreğini yaksın. Kırklareli'ndeki menfur olay gazabımızı getirsin o lanetlilerin üzerine. Kars'ta yanan yürek bütün Türkiye'nin yüreğini yaksın. Adana'daki vahşet hepimizin gözlerini yaşartsın. İdama evet diyorum, Giyotinene kadar evet diyorum, darağacına, ipine, elektrikli sandalyesine ve kurşununa kadar evet diyorum. Damardan enjekte edilen zehrine kadar evet diyorum. Besle sapığı oysun oranı dememek için bir daha, aramızda olan ve sapık sapık dolaşanlara ibret ve tehdit olsun diye idam olsun istiyorum.

Nasıl bir vakte girdik ki her türlü ahlaksızlık genel geçer akçe oldu? Nasıl canavarlar yetiştirdik? Bu nasıl bir insanlıktır ki hayvanlar daha medeni, daha insani! İnsanlar daha hayvani daha vahşi! Vicdan hani, şefkat nerede? Çocuklar dışarıya çıkamaz oldu, okula gidemez oldu. Buna kızıyorum işte! Asıl dışarı çıkmaması icap edenler, topluma karışması sakıncalı olanlar korksun. Onlar saklansın, onlar kaçınsın. Eskiden mahalleye yabancı giremezdi, girmesin gerekirse bundan sonra da. Şimdi kendi mahallemizde bile yabancıyız.

İdam isteriz. Sapkın olanı ölüm temizler, vahşi olanı ölüm haklar, tecavüzcü olanı toprak paklar, sadist olanı cehennem haşlar. Küçücük bir çocuğa dahi kıyacak ağzı salyalı kuduzları nasıl ortaya saldık? İdam isteriz efendi! İnfazı görecek herkes, ibret olacak cümle aleme! Yazarken dahi gelmiyor kaleme ama iş bu boyutu aştı ülkemde, gidecek elbet cürmü işleyen kelle! Çözüm mü değil ama bir adımdır bu! Kırklareli'nde... Kars'ta... Adana'da... Orada burada ülkemin dört bir yanında! Allah hakkı için içi yanmayan var mı? İçi kanamayan, gözleri dolmayan, öfkesi dinmeyen var mı? İdama götürülecek ve son kez yüzüne tükürülecek "Ne istedin o küçücük candan?" diye recmedilecek, murdar edilecek! 'Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?' diye soruyorum üstat  sözüyle! Babaannem - Allah rahmet eylesin- nerede bir çocuk vefatı haberini alsa şunu söylerdi bizlere “Çocuklar ölünce cennet kuşu olurlar” diye. Peki çocukları öldürenler ne olur?-Cehennem zebanisi mi?

Son günlerdeki çocuk ölümleri her birimizi yüreğimizin tam orta yerinden vururken aklıma geldi bu söz ve kendi kendime defalarca söyledim gayri ihtiyari. “Çocuklar ölünce cennet kuşu olurlar. Çocuklar ölünce cennet kuşu olurlar.” Yetmiş sekiz milyon haykırıyor tek ağızdan “Çocuklara uzanan eller kırılsın. Çocuklara sarkan gözler çıksın. Çocuklara asılanlar ölsün.” diye.Madem ademoğlu pislik yapıyor o zaman ademoğlu idam olsun! Her türlü rezaletin aktığı ve Üstad'ın ifadesiyle  'Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.' dediği ve oluklardan kirin bolca boca edildiği vakitteyiz.

Kırklareli'nde Halil İbrahim, Kars'ta Mert, Adana'da Gizem.... Ve isimlerini sayamadığımız bilmediğimiz niceleri… Öldürülenler, tecavüz edilenler, kör topal bırakılanlar, kaçırılanlar, çalıştırılanlar, kullanılanlar… Nice niceleri… Toplum bir açık hava cinnet hanesi değil de nedir bugün? Sapıklar el ele kol kola; caddede çarşıda pazarda… Bu bir insanlık panayırı ki; ahiri iğrenç ve rezil ve ahlaksızlıkla saklı… Siz bu toplumun değerlerini çekip alırsanız çaktırmadan yüreğinden, beyninden; tıpkı boş viteste park edilmiş bir kamyonun tekerlerinin önüne koyulan takozu almış gibi olursunuz. Siz eğitim adına her siyasete göre değişiklik yaparsanız ve önem vermezseniz bu hale gelir insanlar. Siz dini, imanı karalarsanız ve milletin dilinde zikrini alırsanız, yüreğinde inancı sökerseniz, beyninde fikirleri yıkarsanız bu hale gelir insanlar. Uyuşuk sünepe ve lakayt bir nesil yetiştirdik ki bununla sınırlı kalırsa yine de iyi derim. Sigarayı, içkiyi, baliyi, uyuşturucuyu çıkış yolu olarak gören bir gençlik durup dururken ortaya çıkmadı. Psikolojik olarak sıkıntılı, depresan kullanan, bunalan, havasız kalan ve kendisinden başkasını düşünmeyen düşünemeyen bir nesil! Hepimiz suçluyuz. Değersiz kalan, saygıyı bilmeyen, sevgiyi günübirlik ilişki menfaati ile algılayan bir nesil! Eser hepimizindir kimse kusura bakmasın. Makam kavgasına düştük, hesap peşinde koştuk, zenginlik istedik hep, çocuklarımızı ihmal ettik. Bugün hepimiz kan ağlıyoruz. Başımız sağ olsun. Mekânınız zaten cennettir sizlerin çocuklar; cennet kuşları. Bizleri affedin, koruyamadık sizleri. Asıl mevta olan toplumun ta kendisidir. Yüreğimi söküp yerinden yere çalmak istiyorum. Katledilen toplumun ta kendisidir. İnsanlığıdır evrenin, imanıdır, ahlakıdır. Eğitimidir iflas etmiş, değerleridir paspas edilmiş. Affıdır belki de canisine düzelir diye hediye ettiği.

“Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim / Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim / Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.” diyor ya Akif, kanayan yaralar bugün toplumu boğuyor. Toplumun kanayan yarasını görmek ve duymak için kör ve sağır olmak dahi yetiyor bugün! Daha ne kadar başınızı kumun altına gömeceksiniz ey idraki meali küçücük akıllarına sığmayanlar! Peki, bu çocukları katledenler ne olur acaba diye düşünmeden yapamadım? Her şey bir anda oldu. Çok pişmanım diyor rezil adam.  İki kez “pişmanım” demiş sapık herif. Allah belanızı versin her iki cihanda!

Çocuktular daha. Baharındaydılar yaşamın. Boy verecektik memleketimizin toprağında. Fazla bir yer işgal etmemiştik küçük bedenlerimizle. Yalnız büyük bir boşluk bıraktınız milletin yüreğinde. Mekânınız cennettir, cennet kuşu olurmuş çocuklar ölünce öyle derdi babaannem. Masumiyetleriyle beyazlıklarıyla cennet kuşu… Bir de cehennemin en dibine layık olan lağımdan daha lağım böcekler vardır ölünce ortaya çıkacak olan. Cehennemim dibinde yaşayacaklar sonsuza değin. Lanetli bir varlık olarak her türlü kusmuğu yiyecekler suratlarının orta yerine. İrinlerle karınları doyacak, pisliklerle soluklanacaklar. Allah’ın gazabı eksik olmasın bu sapıkların üzerinden. Bu yavrularımızı toprağa verdik lakin o canileri bu toprak nasıl kabul edecek? Bu toprak onları nasıl kabul edecek sahiden? Şu an sözün bittiği yerdeyiz. Allah'ın rahmetinden uzaklaşan insanların neler yapabileceğini gördük. Onun için ülkemizde anne babalarımız, öğretmenlerimiz ve hocalarımızın insanlara rahmet ve merhamet eğitimini daha çok vermesi gerekiyor. Çocuklara her sabah evde ve okulda merhameti anlatmamız gerekiyor. Keşke herkes çocuklar gibi günahsız olsa!

Babaannem - Allah rahmet eylesin- nerede bir çocuk vefatı haberini alsa şunu söylerdi bizlere: “Çocuklar ölünce cennet kuşu olurlar” diye. Onlar cennet kuşudur üzülme annesi, üzülme babası… Onlar cennet kuşudur diyorum habire!

 


Bu Yazı 5107 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar