Çocuğumuzun Ahlaklı Yetişmesi ve Okul Başarısı İçin Neler Yapmalıyız?
05.09.2015        

 ÇOCUĞUMUZUN AHLAKLI YETİŞMESİ VE OKUL BAŞARISI İÇİN NELER YAPMALIYIZ? 

Ali Erkan Kavaklı

 

 

Aile en önemli ve en etkili eğitim kurumudur, çocuğun geleceği büyük oranda ailenin elindedir. Çocuk eğitimi hata yapmaya gelmez çünkü çocuklarımızın yedeği yoktur. Çocuklar, anne ve babalarını örnek alır, onları model kabul ederler, bu sebeple anne-baba sorumlu davranmalı ve eğitimde yanlış metotlar kullanmamalıdır.

Eğitim, sadece okula ve öğretmene bırakılamayacak kadar önemlidir çünkü eğitim çocuğun zihinsel, ruhsal ve duygusal gelişimini inanılmaz ölçüde etkiler. Çocuklarımızın Allah’ın bize verdiği emanet ve en önemli servetimizdir. Hayatta iken hayırlı hizmetler yapacak ve biz öldükten sonra arkamızdan Fatiha gönderecek nesiller yetiştirmek dinî bir vazife.

Gönüller Sultanı Peygamberimiz (sav), evleniniz, çoğalınız, kıyamet günü ümmetimin çokluğu ile iftihar edeceğim, buyurur.

Her Müslüman, Peygamberimizin (sav) övünebileceği çocuklar yetiştirmekle görevli.

0-2 yaş, zihin gelişiminin en hızlı olduğu dönem, bu süre aile yuvasında geçer. 2-6 yaş, beyin gelişiminde altın çağdır, bu sürenin de büyük bölümü evde ve yuvada geçer. Çocuk yuvaları çok önemli, çocuklarımızın yeteneklerinin gelişmesine yardım eder fakat yuva ailenin yerini hiçbir zaman tutamaz, sadece aileye yardım eder.

Yuvaya giden çocukların okulda daha başarılı olduğunu unutmamalı.

Çocuk eğitimi bir ihtisas işi. Ne yazık ki evlenmeden önce birçok aile çocuk eğitimi ile ilgili bir kurstan geçmiyor, özellikle eğitim almamış aileler, gelişen dünya şartlarına uyum yapamıyor ve çocuklarını nitelikli bir şekilde eğitemiyor. Eğitimli ve ilgili ailelerin çocukları okulda ve hayatta daha başarılı oluyor. Bu sebeple evlenmeden önce mutlaka çocuk eğitimi konusunda eğitim almalı, seminerlere katılmalı ve kitap okumalı. 

Eğitim zorlaştı, bir sanat ve hüner hâlini aldı. Gelişen teknoloji eğitimi etkiledi. Teknoloji kullanımında kimi ailelerde çocuklar, anne ve babayı geçti. Bu da ailede rol anlayışında ihtilaflara yol açtı. Çocuk aile içinde büyüklerde bir şey öğrenen kişi iken teknik konularda öğreten biri oldu. Bu durum ailede rol kargaşasına yol açtı. Aileler, çocuk eğitimine önem vermeli, rollerini iyi öğrenmeliler aksi hâlde etkilerini medyaya devretmek zorunda kalırlar.

Medyanın çocuklarımızı iyi eğitme diye bir derdi olmadığı herkesin malumu.

Çocuklarımızı gelişen dünyaya göre eğitmek ve yetiştirmek zorundayız. Eğitim, artık milli olmanın yanı sıra global olmak zorunda. Burdur’da ürettiğin mermeri Çin’e satmak, Alanya’nın muzunu Moskova’ya ihraç etmek zorundasın. Çince ve Rusça bilmek ihracatçının işini kolaylaştırır. İngilizce zaten dünya dili.

O zaman erken yaşta din ve dil eğitimine başlamalı.

Bilinçli aileler bugün eğitime her zamankinden daha çok önem veriyor ve yatırım yapıyor.

 

ÇOCUKLARIMIZA ÖRNEK OLMALIYIZ

Paris’te çocuk eğitimi konusunda bir konferans verdim. Ertesi gün beni davet eden Ahmet Demirel Hoca, sabah kahvaltısına davet edildiğimizi söyledi. Gittik.

Bizi genç bir çift karşıladı. İki katlı, bahçeli güzel bir evleri var. Çekik gözlü, elma yanaklı, dik saçlı, üç güzel çocukları... Ev sahibimiz genç bir hanım. Kazakistanlı bir mühendisle evli. Hoş-beşten sonra kahvaltı masasına davet edildik. Tanışma faslından sonra konu dünkü konferansa geldi. Ev sahibimiz beni şaşırttı:

- Hocam, 13 yaşındaki çocukla ilgili soruyu ben sormuştum. Çocuk 13 değil, 3 yaşında. Şu afacan, görüyorsunuz.

- Baltayı taşa vurmuşuz desenize…

Çocuğa baktım. Zeki bakışları, çekik gözleri, diken gibi saçları, masum yüzü ile dikkatimi çekti. Kucağıma alıp sevmek istedim ama yanıma gelmedi. 1.5 yaşında bir kardeşi, kendisinden iki yaş büyük abisi vardı. Küçük kardeşini kıskandığı için problem çıkarıyor olmalı.

Ev sahibimizin gözlerinde huzursuzluk ve yüzünde tedirginlik vardı. Ev hanımı annelerde olması gereken dinginlikten eser yoktu.

 - Hocam, bu çocuk üç yaşında. Evdeki bütün kapı kollarını kırar. Bakın, kapıların kolları yok.

Hakikaten kapı kolları kırıktı. Nasıl şaşırdığımı anlatamam. Benim çocuklarım üç yaşlarında iken kucağımdan inmezlerdi. Bu yaştaki çocukların sevimliliğine bayılırım. Onlarla oynamak en büyük zevkim. Peygamberimiz (sav), cennet kokusu almak isteyen çocuklarını koklasın, buyurur. Benim çocuklar, kucağımdan inmezken bu kadıncağız üç yaşındaki çocuğuna nasıl ulaşamaz, anlaşılır şey değildi.

Hanımefendi devam etti:

- Kırılabilecek başka ne bulursa onları da paramparça etmekten çekinmez. Kızdığı zaman masayı yumruklar, sandalyelere tekmeler. Geceleyin kızarsa kapıyı çarpar, sokağa fırlar. Arkasına bakmadan yürür gider. Ona yetişmek için koşarım. Bazen sabaha kadar çocuk aradığımız olur.

Çocuklar masum varlıklar, etrafı gözler, her şeyi çevrelerinden öğrenirler. Kötü niyetli olmazlar. Ahmet Demirel Hoca araya girdi ve şöyle bir ipucu verdi:

- Çocuk bu davranışları bir yerden öğreniyordur.

- Sahi, dedim. Bu çocuk televizyonlarda şiddet filmi seyrediyor mu?

Hanım efendi başıyla evet dedi.

- Beyim, makine mühendisidir. Şiddet filmleri meraklısıdır, hem seyreder hem de koleksiyonunu yapar.

- Tamam, kapı kollarını kırmayı filmlerden öğreniyor.

“Masaya kim vurur? Çocuk onu da bu evde öğrenmiştir.”

Hanımefendi başını salladı.

- Zaman zaman öfkemi kontrol edemediğim olur. Geceleri sadece iki saat uyurum. Bu yüzden tam olarak dinlenemiyorum. Sinirli bir anneyim, masaya vuran benim.

-Kapıyı çarpıp, sokağa çıkan kim? Arkasına bakmadan yürüyüp giden? O da bu evde olmalı.

Kadıncağız dudağını ısırdı, rengi sarardı, başını önüne eğdi, başını iki yana salladı, bir süre sustu. Sonra:

- O da benim. Öfkemi alamadım mı kapıyı çarpıp sokağa giderim.

Çocuklar hile, düzen ve kötülük düşünmezler. Etrafta gördüklerini taklit ederler.

- Çocuk, şikâyetçi olduğunuz bütün davranışları sizden öğreniyor. Başka yerde sorumlu aramayın. Çocuk yaşadığını öğrenir, gördüklerini taklit eder. 

- Ne yapayım hocam? Bu çocuğu psikiyatriste götüreyim mi?

Hayır, anlamında başımı salladım.

Psikiyatristler, çoğu zaman insanları dinlendirici, uyuşturucu, plasebo ilaçlar yazarlar. Bu tür ilaçlar, tıbbî anlamda tedavi edici ilaçlar değildir. Bu ilaçlar, ilaç endüstrisi için çok faydalıdır, hastalara pek faydası olmaz.

Bir süre düşündükten sonra şöyle dedim:

- Size uykunuzu düzene koymanızı, iyi dinlenmenizi ve dingin bir kişiliğe bürünmek için çaba sarf etmenizi tavsiye ederim. Çocuklarınızı sevin. Üç yaşındaki çocuğunuz sizin kucağınızda inmemeli. Onu kucaklayın, sevin, öpün.

- Hocam, çocuğa ulaşamıyorum. Onu bir psikoloğa götüreyim mi?

Çaydan bir yudum aldım:

- Faydası olacağını sanmam ama illa da psikoloğa gidecekseniz yalnız gidin, çocuk kalsın.

Armut dibine düşer. Çocuğumuz bize benzer. Kendimizi düzeltmeden çocuğumuzu düzeltemeyiz. Kendimizi eğitmeden çocuklarımızı eğitemeyiz.

Çocuklarımıza güzel ahlak öğretmenin en kestirme yolu güzel ahlak sahibi olmaktır.

 

ÇOCUĞUMUZU ZEKİ VE HAYIRLI EVLAT OLARAK YETİŞTİRMEK İÇİN ŞUNLARI YAPMALIYIZ

Çocuklarımıza hayata daha donanımlı hazırlamak için şunları yapmalıyız:

1.Onlarla ile ilgilenmeli, onları sevmeli ve gönüllerine taht kurmak için çaba harcamalıyız. Gönlüne giremediğimiz çocuğu eğitemeyiz. Kalbine girdiğimiz çocuğun zihnine daha kolay girebilir, sevdiğimiz çocuğu daha kolay eğitebiliriz.

2.Günlük olarak onlarla okul, hayat, dersler vb. üzerine sohbet etmeli, sorunlarını dinlemeli, çözümler üretmeliyiz.

3.Din ve ahlak eğitimine önem vermeli, erken yaşta Kur’an öğrenmelerini sağlamalı. Bu konuda onlara yaşantımızla örnek olmalıyız. Günlük olarak çocuklarımız bizi Kur’an okurken ve namaz kılarken görmeli. Onları da okumaya ve namaza teşvik etmeli, bunları yaptıkları takdirde ödüllendirmeliyiz.

4.Okul hayatını önemsemeli, çocuklara program yapmalı, günlük 2-3 saat ders çalışmalarını sağlamalıyız.

5. Günlük olarak çocukların ödevlerine yardım etmeliyiz.

6. Çocuklara onları sevdiğimizi hissettirmeli ve olumlu davranışlarını takdir etmeliyiz.  Eleştiri yerine takdir etme metodunu kullanmalıyız. Anne ve babanın çocuğunu sevmesi, ilgisi ve onları takip edip başarılarını takdir etmesi ve ödüllendirmesi çocukların kendine güvenini, hayattaki ve okuldaki başarısını artırıyor. Aile olarak çocuklarımızı her zaman desteklemeli, zor durumlarda yardımlarına koşmalıyız.

7. Öğretmenlerle daha sık ve daha çok diyalog kurmalı, onlarla işbirliği yapmalıyız. Okulda olup biteni takip etmeli, çocuğumuzun eksiklerin zamanında öğrenmeli ve gerekli tedbirleri almalıyız.

8. Karakter eğitimine ve maneviyata önem vermeliyiz. Çocuklara dini bilgiler, ibadet ve dua öğretmek, onların ruhsal zekâsını geliştirir; içki, uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklardan korur. Ruhsal zekâ din eğitimi ile gelişir, Allah sevgisi ve sevap kazanma duygusu, insanı iyi şeyler yapmaya sevk eder.

9. İmkânlarımız varsa çocuklarımızı özel okullara göndermeli, özel eğitim almalarını sağlamalıyız. Özel okullarda öğretmenler, öğrencileriyle daha fazla ilgileniyor ve daha iyi yetişmeleri için fazla gayret gösteriyorlar.

Son yıllarda veliler kalite arayışına girdiler, çocuklarını geleceğe daha nitelikli hazırlamak için özel eğitim aldırıyorlar. Bir araştırmaya göre velilerin % 75’i, çocuğunun iyi bir eğitim alarak diploma sahibi olmasını kendisi için önemli buluyor hatta kimi aileler, çocuklarının başarısını, ailenin sosyal statüsü olarak görüyorlar. Toplumda saygı görmek için çocuklarına nitelikli bir eğitim aldırmak istiyorlar. Çocuğunun eğitimini ve başarısını “saygınlık” kabul ediyorlar. Bu sebeple özel eğitime ve özel okullara talep artıyor.

10.  Eğitim programlarını takip etmeli, eğitim kitaplarını okumalıyız. Son yıllarda eğitim konferansları hız kazandı ve eğitim kitapları satış rekorları kırmaya başladı.

11. Yetersiz kaldığımız derslerde çocuklara yardım için öğretmen tutmalıyız. Anlamadıkları konularda çocukların bilen birinden yardım almaları verimi artırıyor. Bunun için servet harcayan aileler var. Eğitim konusunda tasarruf yapmamalı, eğitimi yatırım olarak görmeliyiz.

12. Gerekirse çocuklarımızı kurslara göndermeliyiz.

13. Küçük yaşta çocuklarımızı mutlaka yuvaya göndermeliyiz. Yuvaya gidiş yaşı 3, okula başlama yaşı 5 kabul ediliyor. Çocuğumuzu nitelikli yetiştirme çabamız sıfır yaşında başlamalı. Bu maksatla okul öncesinde öğretici oyuncaklar almalı, kitap okumalı ve onların zihin gelişimini çok iyi takip etmeliyiz.

14. Çocuğumuzu en iyi biz eğitebiliriz, bizim çocuğumuzu kimse bizden daha çok sevemez ve daha iyi eğitemez.

15. Eğitimde dayak, şiddet, azarlama, tehdit ve şantajın yeri yoktur. Gönüller Sultanı Peygamberimize (sav) on yıl hizmet etmiş olan Enes bin Malik, on yıl içinde gördüğü eğitim metodunu şöyle özetler:

“Ne dövdü ne azarladı ne alay etti ne de suratını ekşitti.”

Peygamberimiz (sav) bütün zamanların en etkili, en çok sevilen öğretmenidir. Onun 23 yılda yaptığını başarabilen ikinci bir eğitimci yoktur. Onun eğitim metotlarını örnek almalı ve uygulamalıyız.

       Araştırmalara göre ailelerin beşte biri eğitim konusunda çaresizliğe düşüyor. Özellikle sınıf öğretmenleri, rehber öğretmenler ve okul yönetimi; aileleri seminerler vererek ve danışmanlık yaparak desteklemeli.  Neticede eğitim çok önemli bir uzmanlık alanı ve çocuklarımız hepimizin geleceği.

Beyin Vitamini: Çocuklarının dehasını keşfetmek, ahlakını güzelleştirmek ve daha geniş fazla bilgi edinmek isteyenlere Nesil yayınları arasında çıkan “Evde ve Okulda Başarılı Eğitimin Sırları ve En Sevilen Öğreten Hz. Muhammed (sav)”, Hayat yayınlarının neşrettiği “Çocuğumu Daha Zeki ve Ahlaklı Yetiştiriyorum” isimli kitaplarımı, tavsiye ederim. İletişim, Nesil: 0212-5513225; Hayat: 0212-6131100.


Bu Yazı 2654 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar