Çocuğun Zeka Gelişiminde Bilinçli Ailenin Rolü
03.03.2016        

ÇOCUĞUN ZEKÂ GELİŞİMİNDE BİLİNÇLİ AİLENİN ROLÜ

                                                                             

Ali Erkan Kavaklı

 

Rabbimizin bize verdiği en büyük nimet akıl. Aklın en önemli fonksiyonu olan zekâ gelişiminde en önemli rol aileye düşüyor. İkinci derecede önemli faktör ise öğretmen ve eğitim.

Akıl; okuma, öğrenme, düşünme, hayal etme, iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı, güzeli ve çirkini ayırmaya, menfaatleri koruma, zararlı şeylerden kaçınma gücüdür.

Zekâ, aklın fonksiyonudur; anlama, düşünme, kavrama, karşılaştırma, karar verme, problemleri anlama ve çözüm üretme gücü ve melekesidir.

Akıl ve zekânın biri birinin yerine kullanıldığı da olur.

Zekâ her yaşta eğitilebilir ve geliştirilebilir.

Zekâ ve hafıza gelişimi doğumdan itibaren başlayan ve ömür boyu devam eden bir süreç. İlk yıllar, çok daha önemli. Beyin 0-2 yaşında çok hızlı gelişir. Her çocuk deha potansiyeli ile dünyaya gelir. Anne ve baba, çevre çocuğun zekâ gelişiminde çok büyük rol oynar. Çocuk için ev en önemli okul, anne-baba ise en etkili öğretmendir.

       Zekâ gelişiminde rol oynayan en önemli faktörler şöyle sıralanabilir:

       1. Çocuklar meraklı yaratılmışlardır. Dünyaya gelir gelmez etrafı gözler, olup biteni merakla takip eder, gördüklerini beyin bilgisayarına kaydederler.

       2. Dikkat, zekâyı geliştirir. Çocuklar merak ve dikkatle dünyada olup biteni anlamaya çalışırlar. Gördükleri, duydukları, dokundukları, hissettikleri, düşünüp hayal ettikleri şeyler beyin nöronları arasına sinaptik bağlantı hâlinde kaydedilir.

Beyin muhteşem bir bilgisayardır. Sıfır yaşından itibaren çocuklar bu harika cihazı mükemmel kullanırlar. Beyin bilgisayarı bozulmaz, dosyalar silinmez, bilgiler birbirine karışmaz.

3. Anne-baba ve eğitimciler çocuklarla fedakârca ilgilenmelidirler. Beş duyu ile alınan her mesaj beyne kaydedilir. Özellikle aşağıdaki etkinlikler nöronları arası zekâ bağlantılarının örülmesine yol açar:

1.  Çocukla yapılan konuşmalar

2.  Dokunmalar, kucaklamalar, okşamalar, sevmeler

3.  Hareketler, jestler, göz temasları, gülümsemeler

4. Söylenen ninniler, türküler, ilahiler

5. Okunan ve anlatılan hikâyeler, masallar, kıssalar

6. Gezi ve gözlemler, birlikte yapılan etkinlikler

7.  Yap-bozlar, el becerileri, oyuncuklarla oynanan oyunlar

8.  Grup çalışmaları, sosyal çevreden alınan mesajlar

9. Aile çevresi ve aile fertlerinin çocuk zihnine ilettiği mesajlar

10.  Dua, ibadet ve dinî konularda öğretilen bilgiler

Beyne sürekli ilgi, bilgi ve sevgi mesajları gider. Çocuk bu mesajları beyne kaydeder, zekâ gelişimi bu sayede hızlı gerçekleşir.

HEİDELBERG ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMALARI:

DOĞUMDAN SONRAKİ YILLAR KADER YILLARI

Almanya Heidelberg Üniversitesi çocuk gelişim uzmanı Prof. Sabina Pauen, doğumdan sonraki ilk yılları zekâ gelişiminde “hayatın kader yılları” olarak nitelendirir. Nöronlar arasındaki bilgi ağları en çok ve en hızlı ilk yıllarda örülür.

Çocuk yuvalarında ilgisizlik içinde büyüyen yetim çocukların beyin kabukları (korteks), aile içinde büyüyen çocuklara göre daha incedir, yani sevgi ve ilgiden yoksun büyüyen çocuğun zekâsı az gelişir.

Romanya’da yetimhanede barınan ve büyüyen çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma sevgi ve ilgisizliğin nasıl bir felakete yol açtığını ortaya koydu. Yetimhanede büyüyen çocukların ilgisizlik sebebiyle zekâlarının gelişmediği tespit edildi. Yuvadan alınıp aileye verilen çocuklarda ihmalden gelişmeyen nöronlar arası sinaptik bağlantıların belli oranda tamamladığı gözlendi.

“Çocuklara ilgi, yol gösterme, sohbet, konuşma, hikâye ve masal anlatma, destekleme, elinden tutma, birlikte yürüme, göz kontakları,  şiirler okuma, ninni söyleme, ilahi okuma, sevgi gösterme, oyuncaklarla oynama, alet-araç-gereç kullanımı, beyindeki bilgi ağlarını artırır, güçlendirir, çocuğun kendine olan güvenini artırır, zekâsını geliştirir. Anne-baba veya yakın çevre çocukla ilgilenmiyorsa sinir hücreleri arasında bilgi ağları gelişmiyor.” diyor Prof. Dr. Sabina Pauen.

ÇOCUĞUN DAHA ZEKİ OLMASI İÇİN NELER YAPMALI ?

Beyin gelişimi en fazla doğumdan sonraki iki yıl arasında gerçekleşir. İki-altı yaş arası altın çağdır. Beynin en hızlı geliştiği dönemler evde ve aile içinde geçer.

Ailede çocuk eğitimin önemini araştırma amacıyla Amerikalı araştırmacılar Betty Hart ve Todd Risley çok ilgi çekici bir proje gerçekleştirdiler. Aylarca evlerde gözleme yaparak aile içinde kullanılan kelime sayısını tespit ettiler ve dilin meydana getirdiği zekâ gelişimini ölçtüler. İlk senelerde kültürlü ve bilgi zengini bir ailede yetişen çocuğun duyduğu kelime sayısı, kültür ve eğitim yönünden zayıf ailede yetişen çocuklardan 30 milyon daha fazla. Araştırmanın adını “Erken Felaket” koydular. (Die Zeit, 25.5.2015, s.34)

Kelimeler, dil ve sohbet çocuğun zihnini müthiş geliştiriyor. Kültür fakiri ve eğitimsiz bir ailede yetişen çocukla kültürlü aileden gelen çocuğun anlama, kavrama, düşünme ve bir şeyi yapma kabiliyetleri çok farklı. Okul çağında ikisi aynı sınıfa konduğu zaman öğretmen, zihni az geliştirilmiş çocuğu, ötekine yetiştirmek için kendini parçalamak zorunda. Bazen de böyle çocuklar kalabalık sınıflarda eğitilemiyor ve uyum öğrencisi olarak okuma yazma öğrenmeden okuldan ayrılıyor.

Aile içi eğitim ve okul öncesi eğitim, çocuğun okul başarısında kader rolü oynuyor. Eğitimde okulda değil, ailede başlıyor. Aileler, bu konuda eğitilmeli, çocukların bir şey öğrenmesi için okul çağını beklemek müthiş ve telafisi çok zor bir gecikme.

Eğitimli aile çocukları esasen çok önce yuvaya gidiyor, okul öncesi zekâ geliştirme programlarından daha fazla faydalanıyor. Eğitimsiz ailelerde yetişen varoş çocukları, televizyon önünde oyalanırken onlar eğitimcilerin elinde becerilerini geliştiriyorlar.

Çocuğun zekâsını geliştirmek ailenin görevi. Onlarla ilgilenmek, konuşmak, onlara bir şeyler okumak ve anlatmak önemli. İlla da çocuğa zekâ geliştirici programlar uygulamak, erken yaşta dil öğretmekten söz etmiyorum ama erken yaşta ilgi, sevgi ve bilgi aktarmalı.

Eğitimli aile çocukları bazen veya hafta sonunda bir saat televizyon seyrediyor.

Eğitimsiz aile çocukları günde nerdeyse 3-4 saat televizyon başında oturuyor.

Televizyon karşısındaki çocuk pasif.

UZUN SÜRE TV, İNTERNET, CEP TELEFONU KULLANMAK ZARARLI

Televizyon, cep telefonu ve internet oyunlarının zararları şöyle sıralanabilir:

1. Çocukları hareketsizleştiriyor, vücut gelişmelerini önlüyor.

2. Hareket etmediği ve enerjisini yakamadığı için çocuklar şişmanlıyor.

3. Dakikada yüz resim gösteren televizyon ve cep telefonu oyunları çocukları aptallaştırıyor, çocuk düşünemez hâle geliyor.

4. Çocuklar başkalarıyla diyalog kuramaz hâle geliyor ve asosyalleşiyor.

5. Çocuklara şiddeti öğretiyor ve onları saldırganlaştırıyor.

6. Medya çekiciliği ile çocukları kitap okumaktan alıkoyuyor. Okuma, düşünme, hayal etme ve becerilerini ortaya koymalarına engel oluyor.

7. Aile içi sohbeti engelliyor, sabote ediyor.

ÇOCUĞU MEDYANIN ZARARLARINDAN KORUYUN

Medyanın zararlarından çocuklarımızı korumak elimizde. Şunları yapabiliriz:

1. Çocuklarımızla ilgilenmeli, onları sevmeli, onlarla konuşmalıyız.

2. Birlikte kitap okumalı, el becerilerini geliştirici kitaplar almalı, boyama, yap-boz, resim yapma gibi el ve zihin becerisi kazandıran çalışmalar yapmalı.

3. Çocuklarımıza oyun oynayabilecekleri arkadaşlar bulmalı, dostluklar kurmayı öğretmeliyiz.

4. Televizyon ve internetin esiri olmaktan kurtarmalıyız. Teknoloji kullanımını bir- bir buçuk saat ile sınırlamalı, medyayı bilinçli kullanmayı öğretmeliyiz.

5. Medyayı kullanırken örnek olmalıyız. Rastgele filmler seyretmemeli, program seyrederken seçici olmalı, hangi programı, niçin seçtiğimizi çocuklarımıza izah etmeli, onların televizyon seyrederken seçici davranmalarını sağlamalıyız.

6. Çocuklarımıza zaman ayırmalı ve onları sevgi fakiri yetiştirmemeliyiz.

7. Unutmayalım ki sevmediğimiz çocuğu eğitemeyiz.

Gönlüne giremediğimiz çocuğun kafasına giremeyiz.

Çocuğumuzu bizden iyi kimse eğitemez.

Çocuklar okulda ve yuvada 5-6 saat kalır, günün 18 saati evde geçer. Evi uyuma ve barınma yerinin yanı sıra iyi bir okula dönüştürmek gerekir ve bunun yapacak olan da bilinçli aile. Daha zeki ve yetenekli çocuklar yetiştirmek aile bireylerinin hem görevi hem vazifesi. Çocuklarımızın yedeği yok, onların yeteneklerini geliştirmek için elimizden geleni yapmalıyız.

 

Beyin Vitamini: Çocuğun zekâsını geliştirmek ailenin en önemli vazifesi. Doğru metotlarla çocuk eğitimi şart. Çocuklarımızın yedeği yok, çocuk eğitiminde yapılan metot yanlışları telafi edilemez. Çocuğumuzun gönlüne gidecek adımları bilinçli atmak zorundayız.  Evde ve Okulda Başarılı Eğitimin Sırları, Beyin Gücünü Etkili Kullanma Sanatı, Dehanı Keşfet Zekânı ve Hafızanı Geliştir, Çocuğumu Daha Zeki ve Ahlaklı Yetiştiriyorum isimli kitapları velilere doğru bir yol haritası göstermek için yazıldı, tavsiye ederim. (İrtibat: İlk iki kitap: 0212/ 551 32 25;son iki kitap: 0212- 613 1100)


Bu Yazı 1706 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar