Çocuk ve Çevre
..        
Şeyh Sadi anlatıyor:
Dikene sormuşlar: “Çok güzel kokuyorsun, neden-dir?”
Demiş: “Bir zamanlar güller arasında bulunmuştum da…”
İnsan güzel kokuların satıldığı dükkanda biraz otursa, üzerine koku sürmese bile güzel kokar. Pis kokulu yerde biraz kalsa pis kokular üzerine siner. Onun gibi, çevre çocuk üzerinde çok derin izler bırakır.

Selahaddin Şimşek, bu konuda şöyle der:
“Küçüklerin suçları, büyüklerin suçlarından başka nedir ki?
Aynaya tüküren, yüzüne tükürmektedir.”

Arkadaş Çevresi
“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.”
Arkadaşın insan üzerindeki etkisi herkesçe bilinen bir hakikattir. Bunu ifade için şöyle denilmiştir:
"Kişi salihlerle arkadaşlığa devam ettikçe salihler- den olmaya devam eder. Ancak kötülerle arkadaşlığa başlarsa, tatlı suya sahip nehirlerin denize karışmasına benzer." Tatlı sular denize karışınca artık tatlılık kalmaz, deniz suyunun tuzluluğu galip gelir. Mesela sigara gibi kötü bir âdete çoğu insan arkadaşının ısrarıyla başlamıştır. Arkadaşı “kişi arkadaşı için canını bile verir. Hadi benim için yak bi tane” demiş, o da bir tane içmeye kendini adeta mecbur hissetmiştir.
Peygamber efendimiz şöyle der: “Kişi arkadaşının dini üzeredir. Sizden biri kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin!” (Buhari, Edeb 96)

Zenginleştirilmiş Çevre
“Çocuklarınızı geleceğe göre yetiştirin.
Çünkü onlar sizin devriniz için değil,
sonraki devir için yaratıldılar.” (Hz. Ali)
Dünyaya yeni gelen misafir bebek, her şeyi ilk defa görecek, her sesi ilk defa duyacaktır. Gördüğü, duyduğu, dokunduğu…. her şey onun zihninde yeni bir dosya açacak, onun iç dünyasını zenginleştirecektir. Bu yüzden, daha ilk günden itibaren onu zengin bir çevreye muhatap etmek son derece önemlidir. Bu cümleden olmak üzere:
-Eğer imkân varsa müstakil bir bebek odası olmalı. Burası tabandan tavana, duvardan mobilyaya kadar her şeyiyle çocuğa göre dizayn edilmeli, renkler çocuğun dikkatini çekecek şekilde seçilmeli.

-Zaman zaman kırlara çıkılmalı, oradaki kuşlar, kelebekler, çiçekler.. çocuğa gösterilmeli.
-Hayvanat bahçesine gidilmeli, çeşit çeşit hayvanla- ları yakından görmesi sağlanmalı.
-İmkânlar ölçüsünde trene, vapura, uçağa bindir- meli, geziler yapılmalı. Böylece, dünyanın büyüklüğü, semanın yüksekliği, denizin enginliği gibi mefhumları hissetmesine yardımcı olunmalı.

-Çocuklar için hazırlanmış CD, VCD'lerden istifade edilmeli, teknolojik imkânlardan yararlanılmalı. Belgesel türü CD'ler ile onun farklı dünyalardan, renkli manzaralardan haberdar olması sağlanmalı.
-Zaman zaman tarihi yerlere, mukaddes mekânlara gidilmeli. Mesela bir gün elinden tutup camiye götürmek, onun dünyasında muazzam bir yenilik olacaktır.
-“Çocuk cenneti” sayılabilecek Lunaparklara gidip doya doya eğlenmesi temin edilmeli.

Oğlum Yusuf Emir, Üç buçuk yaşında iken ilk defa mehteri gördüğünde o derece etkilenmişti ki, eve döndüğümüzde kendi kendine mehter marşları mırıldanıyordu. Ben de kendisine mehter CD'si aldım, ara sıra beraberce dinliyoruz.

Hollandada “Efteling” adıyla bir çocuk cenneti var. Bir günde ancak dolaşılabilen bu yerde her şey çocuğa göre dizayn edilmiş. Çocuk buraya girdiğinde adeta cennete girdiğini hissediyor. Çizgi film kahramanları onunla konuşuyor, ağaçlar masal anlatıyor. Mantar görünümündeki taşlardan çocuk şarkıları duyuluyor. “Kırmızı başlıklı kız”, “Peter Pan” gibi Batı Klasiklerinde yer alan çocuk hikâyeleri, canlı ortamda sergileniyor. Pamuk Prenses ve Yedi Cücelerin diyarına gidiliyor. Bindiğiniz sandal sizi bir dehlizde gezdiriyor, önünüzdeki kapılar hayret verici bir şekilde açılıp tarihte bir gezinti yaptırıyor... Daha neler neler... Bir günde tamamını gezmekte zorlanıyorsunuz.

Ülkemizde de bunun bir benzeri yapılabilir. Konya veya Kayseri gibi ülkemizin ortasında yer alan bir ilimizde, çok geniş bir alanda, kendi kültürümüze uygun bir şekilde böyle bir çocuk cenneti kurabiliriz. Burada Dede Korkut bize masallar söyler, Nasreddin hoca fıkralar anlatır. Keloğlan maceralarını yad eder... İstanbulun fethi adeta tekrar yaşanır. Zaman tüneline girilip tarihimizde bir seyahat yapılır. Çanakkale Destanı sembolik olarak canlandırılır. Mehter bize maziden bir ruh, bir heyecan üfler. Milli ve manevi kahramanlarımız bizimle sohbet eder.

Böyle bir yer yapıldığında, öyle inanıyorum ki yapılan milyonlarca dolarlık masrafı kısa zamanda çıkaracak, üstelik gelecek neslimizin kaliteli yetişmesin- de mühim bir rol ifa edecektir.
Bu Yazı 2914 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar