Çocuklar Tacize Karşı Aciz Değildir, Ancak!
01.07.2014        

Çocuklar Tacize Karşı Aciz Değildir, Ancak!

Ferhat Aslan

 

 

Günümüz anne babalarının uykularını kaçıran, kara kara düşündüren, diken üzerinde durmalarına neden olan sosyal bir musibet, toplumsal bir illet ile karşı karşıyayız. Bu içtimai hastalığın adı Tacizdir.

Yakın zamanda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam Hanımefendinin: “Çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin” cümleleri ile tekrar gündeme gelen taciz konusu devlet yetkililerini de kara kara düşündürmeye başladı. İşin doğrusu güzel bir gelişmedir devlet yetkililerinin bu konuya yönelmesi.

Asla taviz verilmemesi, müsamaha gösterilmemesi gereken bir durumdur taciz. Hukuki olarak mevzuat yeniden gözden geçirilmeli ve caydırıcılık adına her türlü adım ivedilikle atılmalıdır. Anne babaları aciz bırakan taciz konusunda, başta ilgili bakanlık ve diğer yetkili kurumlar aciz kalır, ciddi adımlar atmazsa, sorun kar efektine döner ve önü alınamaz bir çığa dönüşebilir.

Lakin unutulmamalıdır ki, toplumsal sorunlar, ancak ve ancak toplumsal duyarlılık ve sorumlulukla çözülebilir. Yasal tedbirler yalnız başına bir anlam ifade etmez. Polisin bin tedbiri varsa, hırsızın bin bir tekniği olduğu malumdur. Şer odakların ve tekniklerin toslayıp, çaresiz kaldığı tek tedbir toplumsal duyarlılık ve sağduyudur.

Anne babaların bu konudaki görev ve sorumluğu işin olmazsa olmazıdır. Bu alan anne baba tarafından boş bırakılırsa, taciz mikrobu çok rahat bünyeye girebilmektedir. Çocukların tacizden korunması adına en sağlam ve kesin çözüm anne babalara düşmektedir demek yanlış ve abartı olmaz.

Pekiyi anne babalar bu konuda nasıl ve ne gibi tedbirler alacaklar ve almalıdırlar?

Bu sorunun cevabına geçmeden önce, yapılan ciddi bir yanlışa dikkatinizi çekmek istiyorum.

Çocuklarını tacizden korumak için anne babaların büyük bir ekseriyeti şu hatayı yapmaktadır.

Çocukları karşılarına alıp, “bak oğlum veya bak kızım” diyerek şunları ifade etmektedirler:

“Sakın ha, size güler yüz gösterenlerden uzak durun.

Her yabancı adam tehlikelidir.

Şeker veren amcalar olursa onlardan kaçın.

Hiç kimseye güvenmeyin.

Dışarı tehlikelerle doludur. Çok dikkatli olun. Babana bile güvenmeyeceksin.

Sana selam verenden uzak duracaksın.

En güvenilir yeriniz evinizdir ve anne babanızın yanıdır.

Dışarıda hiç kimse ile muhatap olmadan kendinizi eve atın…”

Bu ve buna benzer ifadeler, kulağa hoş gelebilir. Bir tedbir adına olumlu cümleler olabilir. Ancak unutmayınız ki, bu kez başka bir soruna kapı aralamış olursunuz.

Kurumumuza şu şikayetler ile müracaat eden çok anne baba vardır:

“Hocam çocuğumuz çok çekingen, içine kapanık, öz güveni yok, herkesten kaçıyor. Amcasının kucağına bile gitmiyor, herkesi düşman görüyor. Yabancılara çok tuhaf bakıyor. Acaba sosyol fobi mi var? Ne yapacağımızı şaşırdık…”

Yani demem o ki, çocuğumuzu taciz illetinden koruyalım derken başka bir illete duçar bırakmayalım. Zira çocuklarımızı tacizden korumak için söylem bazında ifade ettiğimiz yukarıdaki her bir cümle, çocuğu sosyal hayata karşı korkutur ve sosyal fobik yapar.

Peki, ne yapacağız, nasıl tedbir alacağız anne baba olarak?

Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılıyor ki, bu konuda alınacak tedbirler, sözel tedbirler değildir. Çocukları karşımıza alıp, konuşarak bilgilendirmek değildir.

Zira çocuk taciz nedir bilmez. Taciz konusunu siz de açık açık ve ayrıntıları ile açıklayamazsınız. Açıklasanız, çocuğun kafasını allak bulak edersiniz. Hatta durup dururken kafasına bu konuyu sokarsınız.

Çocuk, taciz de neymiş anne dediği zaman ne cevap vereceksiniz?

Bir adamın seni öpmesi, kucağına alması, bedenine dokunmasıdır diye mi cevap vereceksiniz?

Peki, yarın amcası, dedesi, dayısı bu çocuğu kucağına alsa veya öpse çocuk ne düşünür. Kendisine kötülük yaptığı şeklinde bir düşünceye kapılmaz mı bu çocuk.

Siz bu kez  “fakat şu var oğlum…” diyerek başka bir fasıl açmak zorunda kalıp amca dayı ve yabancı kişi farkını açmak zorunda kalmayacak mısınız?

Pekiyi birinci dereceden akrabası tarafından tacize maruz kalan çocuk yok mudur?

Ne yazık ki vardır.

Pekâlâ, bu durumu nasıl izah edeceksiniz çocuğunuza. Veya o saf çocuğun bünyesi, anlatacaklarınıza nasıl tepki verecek?

Gördünüz mü iş ne kadar sarpa sardı.

Efendim alacağımız tedbir, konuşarak değil, yaşanarak gerçekleşir. Bu tedbirler çocuğun bilincine değil, bilinçaltına dönüktür. Refleksel olarak gerçekleşir. Kısacası çocukta temel davranış refleksi dediğimiz reflekslerin gelişmesine yatırım yapmalıdır anne babalar.

Çocuklar anormal bir durum karşısında zaten çığlık atar. Ama anne baba bu çığlıklardan dolayı çocuğu cezalandırmış, garipsemiş ve korkutmuşsa, işte temel davranış reflekslerinden birini zedelemiş ve devreden çıkarmış demektir.

Zira çocuğun bilinçaltına şu mesajı göndermiş oluyor anne baba farkında olmadan:

“Çığlık atmak kötü bir şeydir ve çığlık atan kişi cezalandırılır.”

Dolayısı ile tacizci ile anormal bir durum yaşayan çocuk, tacizci tarafından cezalandırılırım diye çığlık atmaktan korkar.  

Bakanımız diyor ki: “Anormal bir durum karşısında çığlık atan çocuğunuzun çığlığını doğal karşılayın ve onları cezalandırmayın. Ta ki çığlık atmanın işe yaradığını görsün, çığlığın bir suç olmadığını anlasın çocuklar. Dolayısı ile tacizci ile karşılaşırsa, çığlık atma refleksi otomatikman devreye girer ve çocuk çığlığı basar, tacizciden kurtulma ihtimali artar. Zira çığlı bir silahtır, tacizcileri tedirgin eder.”

Pekiyi çığlık tek başına yeterli midir?

Şüphesiz ki yeterli değildir. Ancak çığlık ifadesi önemli bir gerçeği anlamamıza yardımcı olacaktır.

Evrenin yaratıcısı, değil insanoğluna, her hayvana ve hatta bitkilere bile, oluşan bir tehlike karşısında kendisini korumak için silahlar vermiştir. Kimi hayvanın dişleri ve pençesi, kimini hızı, kiminin boynuzu… Kimi bitkinin uzun boyu ve dikeni, kiminin çalısı kiminin tadı ve kokusu… Her biri bir silahtır, onu anormal davranışlardan korumak için. Ancak siz aslanın pençesini ve dişlerini sökerseniz, kükreyemez (çığlık atamaz) ve kendisini koruyamaz.

Korkan çocuğun bir silahı da çığlıktır, tıpkı aslanın pençesi gibi. Çığlık atıyor diye sindirirseniz, pençesini sökmüş olursunuz. Tehlike karşısında siner bu çocuk.

***

İkinci ve önemli bir silah ise şudur: “Benim bedenim baba aittir, ben izin vermedikten sonra kimse bana dokunamaz” bilincinin çocukta refleks olarak gelişmesi lazımdır.

Ondan izin almadan bedenine dokunulması halinde, bu çocuk hemen tepki gösterecektir. Çünkü bir anormal durum yaşanmaktadır onun için. Bilinçaltı ona bu mesajı göndermektedir.

Eğer siz anne baba olarak, dede nine olarak veya amca dayı olarak yürümeye başlayan çocuklarınızı yakaladığınız her yerde, pat diye alıp, yerlere yatırıp şapır şupur öper, kıyafetini zorla değiştirir ve hatta genital bölgesine dokunursanız, çocuğun özerklik duygusunu zedeler ve adeta onun sınır kapılarını herkese açmış olursunuz.

Yabancı birisi çocuğunuza dokunduğu zaman, çocuk bu davranışın olmaması gereken bir durum olduğunu anlayamaz. Zira evde her önüne çıkan ona istediği gibi dokunuyordu zaten.

Eğer yürümeye başladıktan sonra, ondan izin alarak dokunursak, çocuğun bilinçaltına şu mesajı göndermiş oluruz. Bir insanın bedenine ancak izin alınarak dokunabilir. İzin alınmadan yapılan dokunmalar normal değildir, tepki vermek gerekir.

İşte bu durumda art niyetli biri çocuğunuzu taciz adına istismar etmek üzere ona dokunursa, çocuk bu durumun normal olmadığını anlayacak ve bir yolunu bulup oradan uzaklaşacaktır veya direnecektir.

***

Bir üçüncü tedbir ise öfke silahını köreltmemektir.

Çocuklarımızı duygularını ortaya koymada özgür olmalıdırlar. Pedagoji dilince duyguda özgürlük diye geçer bu yaklaşım. Büyükler için düşünce özgürlüğü, düşüncelerimizi korkmadan açık ve net bir şekilde ortaya koymamıza sebep olduğu gibi, çocuklar için de, duygularını özgür bir şekilde yaşamak, çekinmeden duygularını her ortamda ortaya koymalarını sağlar.

Ekser anne babalar çocuklarının, duygularını, özellikle de öfke gibi, ağlamak gibi negatif duygularını yaşamalarına pek müsaade etmezler. Halbuki çocuklar da insandır ve duygularını yeri geldiğinde ifade edebilmeli ve karşılığını da görmelidir. Öfkenin karşı tarafı tedirgin ettiğini ve korkuttuğunu anlamalıdır.

Öfkelenen bir çocuğa:  “Lan bücür! Sen kime öfkeleniyorsun, dünün bebeği kalkmış, utanmadan babasına öfkeleniyor, gebertirim seni, bir daha görmeyeyim, pişman ederim seni…” veya bununla da yetinmeyip çocuğunuzu döverseniz ve bunun da gerekçesi öfke olursa, bu çocuk bir daha öfkesini ortaya koyabilir mi. Zira öfke duygusu dayak yemeye ve korkutulmaya sebep olmaktadır.

Çocuk tacizci kişiye karşı öfkelendiği halde onu bastırıyor. Zira korkuyor, beni dövecek diye.

Nitekim tacize maruz kalan çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda; “Niçin bağırmadın, direnmedin?” sorularına şu cevapları vermişlerdir: “Öfkelenip bağırsaydım beni dövecekti, bana kızacaktı adam…”

Tacizcilerin en çok korktukları şey çocukların öfkelenmesidir. O yüzden sinsi olarak yaklaşır ve onları memnun etmeye çalışırlar. Öfkelenen kişi mevcut gücünden çok daha fazla güçlü olur. Onu tutmak ve kucaklamak kolay olmaz.

Daha onlarca örnek verilebilir. Ancak numune olarak verilen bu üç örnekten de anlaşıldığı gibi, çocuklar zaten yaratılış itibarı ile her türlü tehlikeye karşı koyacak bir donanımla yaratılmışlardır. Evrenin sahibi insanı en mükemmel bir şekilde yaratmıştır. Tasarım tam ve mükemmeldir. Yeter ki, biz bu tasarımı bozmayalım.

***

Mevlana’dan:

Senin sahibin hiç mi sana sahip çıkamamış, bak hele şu tırnakların haline, şu uzamış kanat ve gagaya diyen yaşlı ve cahil kadın, eline aldığı bağ budama makası ile şahin kuşunun tırnaklarını, gagasını ve kanatlarını keser. Şahin kuşu çırpınmaya başlayınca, sana iyilik de yaramıyor diyerek onu ortalığa atar. Bütün silahlarını kaybeden şahin kuşu yerde kıvranır durur.

Uzaktan bakan cahil ve yaşlı kadın alaylı bir eda ile şunları söyler: Bir de kuş diyorlar sana, yerde sürünüp duruyorsun.

Sanırım biz anne babalara çocuk eğitimi adına çok şey vardır bu hikayede. Elimizde makas varsa bırakalım. Bir anne babanın elinde, çocuk terbiyesi adına olması gereken şey, sabır, sevgi ve ilgi olmalıdır. Elinde makas olanlar, çocuklarını taciz istismarcılarının önüne attıklarını unutmamalıdırlar.

Lütfen çocuklarımızı tacize karşı aciz hale getirmeyelim.


Bu Yazı 5451 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar