Çocukların Eğitimi Konusunda Ailelerin Yaklaşımı
..        
Sağlam aile bağlarımız ve sahip olduğumuz engin şefkat hisleri ile anne-baba çocuğu için her türlü fedakarlığı yapmaktadır. Aman çocuğum adam olsun, aman çocuğum iyi bir geleceğe sahip olsun, aman çocuğum hayatta ezilmesin, kendi ayaklarının üzerinde durabilsin… diyerek her türlü fedakarlığı yapar, yemez, içmez, giymez, gezip tozmaz, her şeyden kısar çocuğunun geleceğini kurtarmak için her masrafa her fedakarlığa katlanır. Fakat maalesef günümüzde “çocuğun geleceğini kurtarma, SBS ve ÖSS sınavını başarma, bir üniversiteden mezun olup, bir işe girmek” olarak algılanmaya başlamıştır. Ailelerin eğitime bakış açıları da sınavlara odaklanmıştır. Her şey sınavları geçme ve bir üniversiteye girme üzerine endekslenmiştir.
Pek çok aile, çocuğunun ders kitabından başka kitap okumasını istememekte, çocuğun dini ve ahlaki eğitimini unutmakta ve ihmal etmekte, hatta şuurlu diyebileceğimiz bazı dindar aileler bile çocuk sınava girecek diye çocuğunu dini sohbetlere bile götürmemektedir.
Yani artık ailelerin çocuğun eğitimi sürecinden beklentisi; çocuğun bir üniversiteye girebilmesidir. Bütün tavır ve davranışlar da bu beklentiye göre şekillenmektedir. Çocuğun edep, terbiye, dini ve ahlaki eğitimi göz ardı ve ihmal edilmektedir.
Davranış tarzı ve yaklaşımı ne olursa olsun, hangi anne-baba ile konuşsak; çocuğunun iyiliği ve geleceği için bu şekilde hareket ettiklerini söylerler. Bu ifade elbette doğrudur. Zira Allah (c.c.) her anne ve babanın kalbine muhteşem bir şefkat yerleştirmiştir. Bu muhteşem şefkat nedeniyle her anne-baba evladını karşılıksız sever ve onun için her fedakarlığı yapar. Her anne-baba çocuğunun çok iyi durumda olmasını ve hatta evladının kendisinden bile daha iyi durumda olmasını ister.
Ancak çoğu zaman anne ve babalar “aman çocuğum iyi durumda olsun, aman çocuğumun geleceği iyi olsun” derken çocuğun sadece dünya hayatını göz önüne alıp, çocuğun maneviyatını ve ahiret hayatını ihmal ediyorlar. Hayat yolculuğu sadece bu geçici dünya hayatından ibaretmiş gibi, bütün şefkat ve gayretlerini çocuğun dünyasını kurtarmak uğruna feda ediyorlar. Çocuğun kabir kapısından sonraki hayatını ve bu dünyadaki Allah'a kulluk cihetini ihmal ediyorlar.
Bakınız bu konuda Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, anne-babalara çok önemli uyarılarda bulunuyor:
“Evet, bir valide veledini tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakikî bir ihlâs ile vazife-i fıtriyesi itibarıyla kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki, hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var. Bu kahramanlığın inkişafı ile hem hayat-ı dünyeviyesini, hem hayat-ı ebediyesini onunla kurtarabilir. Fakat bazı fena cereyanlarla, o kuvvetli ve kıymettar seciye inkişaf etmez. Veyahut sû-i istimal edilir. Yüzer nümunelerinden bir küçük numunesi şudur:
O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. "Oğlum paşa olsun" diye bütün malını verir, hafız mektebinden alır, Avrupa'ya gönderir. Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor. Ve dünya hapsinden kurtarmaya çalışıyor; Cehennem hapsine düşmemesini nazara almıyor. Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak, o mâsum çocuğunu, âhirette şefaatçi olmak lâzım gelirken dâvâcı ediyor. O çocuk, "Niçin benim imanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?" diye şekvâ edecek. Dünyada da, terbiye-i İslâmiyeyi tam almadığı için, validesinin harika şefkatinin hakkına karşı lâyıkıyla mukabele edemez, belki de çok kusur eder.
Eğer hakikî şefkat sû-i istimal edilmeyerek, biçare veledini haps-i ebedî olan Cehennemden ve idam-ı ebedî olan dalâlet içinde ölmekten kurtarmaya o şefkat sırrıyla çalışsa, o veledin bütün ettiği hasenâtının bir misli, validesinin defter-i amâline geçeceğinden, validesinin vefatından sonra her vakit hasenatlarıyla ruhuna nurlar yetiştirdiği gibi, âhirette de, değil dâvâcı olmak, bütün ruh u canıyla şefaatçi olup ebedî hayatta ona mübarek bir evlât olur….
Ezcümle:…. Evet, bu hakikî ihlâs ile hakikî bir fedakârlık taşıyan validelik şefkati sû-i istimal edilip, mâsum çocuğunun elmas hazinesi hükmünde olan âhiretini düşünmeyerek, muvakkat fâni şişeler hükmünde olan dünyaya o çocuğun mâsum yüzünü çevirmek ve bu şekilde ona şefkat göstermek, o şefkati sû-i istimal etmektir.”
Çocuğun maddi rahatını ve huzurunu düşündüğümüz gibi; onun iyi bir insan ve Allah'a iyi bir kul olarak yetişmesi için de gerekli tedbirler alınmalıdır. Çocuk hayata hazırlanırken, dünyevi pozitif ilimler öğretilirken; edep dediğimiz imani ve ahlaki değerlerin kazanılması da ihmal edilmemelidir.
Çocuğun eğitiminde edep yönü ihmal edilirse, o çocuk hem birey olarak gerçek huzur ve mutluluğu bulamaz, hem de ailesine ve topluma zararlı bir hale gelir. Dünyasını kurtarmak için çırpındığımız yavrularımızın ahiretini kurtarmak içinde çırpınmazsak, gerekli tedbirleri almazsak; Huzur-u İlahi'de, Mahkeme-i Kübra'da anne ve babasından şikayetçi ve davacı olurlar. Eğer çocuğun imani ve ahlaki eğitimi ihmal edilmemiş ise, o çocuk Huzur-u İlahi'de anne babasına duacı ve şefaatçi olacaktır.

Bu Yazı 2315 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar