Cömertlik veya Paylaşmak
..        

Bir şeyler verebilmek için bir şeylere sahip olmak gerekir. Maddesel değerler insanı zengin ederken beraberinde soyut ve duygusal değerler eşlik edebiliyorsa insan hem varlıklı hem de mutlu olabilir.

Beyindeki iki bellek sistemi

Bilgelik hayat hakkında derin bilgiye sahip olmak ve var oluş karmaşasının altından soğukkan- lılıkla kalkabilmek olarak tanımlanır. Doğuştan bilge olunamadığına göre bu insanlar nasıl bir eğitimle böyle olmuşlardı. Bilgi sahibi olmak ve bu bilgiyi sindirerek başkalarına sunabilmek aslında beyinsel bir beceridir.

Beyin algılama organımızdır. Beş duyu veya sezgilerle elde ettiği bilgiler beynin bazı bölgelerin- de biriktirilir. Kaybedilip anlamlandırılan bilgiler iki kısımdır. Birinci kısım kuru gerçeklerdir. Renk, şekil, büyüklük, zamanlama, sıralama hipokampus denilen bölgede kayıtlıdır. Sevgi, nefret, korku, üzüntü, haz gibi duygusal bilgiler amigdala olarak bilinen badem büyüklüğündeki çekirdeklere kayıtlıdır.
Önemli, kalıcı olaylar, şok yaşantılar psikolojik travmalar amigdala bölgesinin işlevini etkileyerek unutulmazlar. Duygusal açıdan yüklü olaylar duygusal hafızada kayıtlanır.

Beyinlerinde amigdala bölgesi çıkarılmış hayvanlar işbirliği yapma güdüsünü yitirirler. Sosyal düzendeki yerlerini bilmezler duyguları körelmiştir ve ormanda yalnız kalırlar. İş biriliği paylaşma ve yardımlaşma ile ilgili çekicilik ''cingulate” kıvrım denilen beyin kabuğu bölgesi tarafından yönetilir. Bir bilgi beyne girdiğinde o kişi için önemliyse ve duygusal derinlik taşıyorsa tek sinapslı kısa bir yolla duygusal beyine bağlantı kurulur. Duygularını eğiten sosyal beceri, işbirliği yapmayı arzulayan kişilerde bu kısa yollar çok daha fazla gelişir.

İnsanoğlunun sosyalleşmesi, bilge olması, alınan anlık zevkler peşine gitmek değil gerçek uzun vadeli zevkleri kazanabilmesidir. Beyindeki duygu ve düşünce devrelerini, bağlantılarını geliştirmesi demektir. Nörobilimin gösterdiği bu gerçeği asırlardır semavi öğretilerin uzak doğu öğretilerinin önerdiğini biliyoruz. Böylece eski bilgiler bilimsel yöntemlerle doğrulandı. O halde bilimsel destekle bu bilgileri daha çok insana duyurmak gerekmez mi?
Cömertlik şefkatli olmanın birinci dersidir
Başkalarını düşünmek, mazlum, aciz ve güçsüze acımak, anlayışlı olmak şefkatli olmanın belirtisidir. Şefkatin ifade ediliş dillerinden belki en önemlisi hediyeleşmektir. Hediye veren kişi alan kişiden daha iyi hissetmesi öğrenilmesi gereken bir davranıştır.

Bir insan iyi ve güzel yapmanın yolu onu korkutmaktan çok vicdanına hitap etmekten geçtiğini hepimiz biliriz. Vicdana hitap gönüllü ikna gerektirir. Çıkarsız ve koşulsuz sevgiden daha çok vicdanı etkileyen bir şey yoktur. Etkilenen vicdan ise veren ele sevgi besler.

Vermek büyütür mü?
Düz mantıklı bakıldığında veren kişinin malının eksildiği düşünülür. Fakat bu durum orta ve uzun vade de öyle değildir. Tıpkı işletmecilikte olduğu gibi. Geri dönüşü olan yatırımlar vardır. Kurum kazancını işine yatırır, iş büyür. Yatırım büyüme şeklinde geri döner. Cömert insanların yaptığı iyiliklerde ruhlara atılan tohumlar gibi büyürler. Böylece vermenin büyümenin bir parçası olduğunu gözlemlemiş oluruz. Kazanan alan değil veren olmuştur.

Bencil cömertlikler
Kişi sadece çıkarı olduğu konularda ve kendisini överek kişilere karşı vericidir. Sürekli alkış bekler, görmediğinde de insanların nankör- lüğünden yakınır. Eli açık insanların gizli cömert- likleri yoksa sosyal sorumluluk sınırlarında kalan iyi bir davranış olunur. Gizli cömertlikler semavi öğretilerdeki ilahi hedefe daha uygundur. Gizli cömertlik, veren kişinin duygu eğitimine daha çok hizmet eder. Kimseden bir şey beklemediği için yaptığı iyilik ve yardım orda geçici değil kalıcı etki bırakır. Anadolu'muzdaki “İyilik yap at denize balık bilmese de Halik bilir'' sözü bu gerçeği çok güzel ifade eder.

Cömertliğin değer olarak bir toplumda yüceltil- mesi en çok hastalar, zayıflar, acizler, yaşlılar ve çocuklar gibi kendilerine yetemeyen kişilere ümit verir onları hayata bağlar. Evreni bir arada tutan ruhsal enerjiye hizmet etmek her halde cennetin yolunu yarı yarıya hazırlamakla eş değerdir.

Cömertlik, savurganlık dengesi
Cömert kişi yerinde harcamaya dikkat eder. Yirmi kişiye yemek ikram eder, fakat bir kap yemeği çöpe atmamaya çalışır. Savurgan kişi ihtiyacından çok isteğine göre harcar. Karşı tarafın ihtiyacını düşünmez kendi egosunu tatmin için alış veriş yapar veya verir. Cömert kişi kolaylıkla ve gönül rahatlığı ile verir. Cimri kişi verirken verilmesi gerekmeyen kendi işine yaramayacak şeyi verir.
Sosyal duyguların en önemlilerinden olan cömertlik bir değer olarak insanlar arasında yaygınlaşırsa sevgiyi, paylaşmayı ve işbirliğini artırır. İşbirliği, sıcak ve yakın ilişkinin artması güveni güçlendirir. Başkasını kendisinden daha çok düşünebilmek insanlığın bilgelik yolundaki en tepe noktasıdır.


Bu Yazı 3917 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar