DOSTLARLA HASBİHAL
..        
Kıymetli dostlar, bu yazıyı kaleme aldığım zaman 22 Temmuz seçimlerine 2 gün kalmıştı. Seçim sonuçları nasıl olur bilemiyorum. İnşallah hem ülkemiz, hem İslam alemi hem de tüm insanlık için en hayırlı olacak sonuç ortaya çıkar.
Bu ayki yazımda, son beş-altı aydır yaşamış olduğumuz yoğun ve hassas süreçte edindiğim bazı intibalarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Seçim Sandığı
Oyunlar, entrikalar, tezgahlar, komplolar, provakasyonlar… derken seçim sandığına ulaşabildik. Ve yaşadığımız kritik süreçte memnuniyetle gördük ki; yüce milletimiz artık uyanmış. Baskılara, dayatmalara, korkutmalara prim verilmedi. Oyunlara, provakasyonlara, aldatmacalara itibar edilmedi. Millet, maruz bırakıldığı her oyun veya provakasyon karşısında “ayıp yahu, bize bu filmleri daha önce de defalarca izlettirdiniz, yeter artık!” tepkisini verdi.
Halk oyunlara, aldatmacalara kanmadı. Türkiye, bu süreçte çok büyük kazanımlar elde etti. Millet, demokrasiye sahip çıktı. Psikolojik savaş militanlarının, militarist yöntemlerden medet umanların ve halkı cahil-güdülebilir sanan toplum mühendislerinin planları boşa çıkarıldı. Ne diyelim: Milletimle gurur duyuyorum. Milletimin basiretine güveniyorum ve milletimin sağduyusunu alkışlıyorum.
Milli irade düşmanları veya demokrasi kabızları, 22 Temmuzda sandıkta milletin tokadını yiyecekler inşallah! Tabi seçimlere hala 48 saat var. Burası Türkiye; “su uyur ama hainler uyumaz” diye endişe etmekten de alamıyoruz kendimizi. Eğer son iki günde Anayasa Mahkemesinin emekli başkanına bir suikast düzenlenmezse, PKK Taksim'de 50 kişinin öleceği bir eylem yapmazsa veya Türkiye aniden Kuzey Irak'a bir askeri operasyon düzenlemezse; millet de 22 Temmuz da sağ salim sandığa gider, seçim selametle yapılır ve ülke rahatlar, istikrar tesis olunur.
Cumhurbaşkanı Seçimi
Geçtiğimiz günlerde, bizi en çok sevindiren gelişme; Cumhurbaşkanını halkın seçmesini sağlayacak sürecin önünün açılması oldu. Biz, Cumhurbaşkanını halkın seçmesini sağlayacak hukuki düzenlemelerin yapılmasını, Cumhuriyet tarihinin en olumlu ve önemli gelişmelerinden birisi olarak değerlendiriyoruz. Ve bu projeyi destekliyoruz, alkışlıyoruz. Zira, Türkiye'de Cumhurbaşkanını halkın seçmesi demek; yıllardır milletin üzerinde baskı ve tahakküm kuran, milletin maneviyatına soğuk ve yabancı duran zihniyetin çökmesi, ülkedeki gizli saltanatların yıkılması ve egemenliğin milletin eline geçmesi demektir. Kendini milletten üstün gören elitçi aristokrat zümrenin gizli iktidarının yıkılması demektir.
Terör ile Mücadele
Dergi'nin bir önceki sayısında terör ile etkin mücadele konusunu değerlendirmiştik. Dergi'nin 17. sayısının baskıya girmesinden birkaç gün sonra Sayın Başbakanın başkanlığında, Sayın Genel Kurmay Başkanının da katıldığı bir terör zirvesi yapıldı. Yapılan terör zirvesinden, bizim tespitlerimize benzer sonuçlar çıktı. Bu, hem tespitlerimizin isabetli olduğunu, hem de aklın yolunun bir olduğunu gösterdi.
Terör ile mücadele için az sayıda personelden oluşan uzman erbaşlardan teşekkül etmiş, hareket kabiliyeti yüksek ve ileri teknoloji donanımına sahip timlerin oluşturulması ve Polis Özel Harekat timlerinin tekrar terör faaliyetlerinin bulunduğu illere gönderilmesi kararlarının, çok yerinde ve isabetli kararlar olduğu kanaatindeyiz. Son günlerde askeri birlikler çok yoğun ve başarılı operasyonlar yürütüyorlar. Bunlar çok olumlu gelişmeler. Bu tür, terörle silahlı mücadele tedbirlerinin yanı sıra; terörle psikolojik mücadele konusunda da etkin ve yerinde adımlar atılarak, halkın sosyal bağlarını güçlendirecek manevi değerler ön plana çıkarılmalı ve İslam kardeşliği duygusu geliştirilmelidir.
Emniyet Teşkilatının Başarısı
Burada vur-gulamak istediğimiz önemli bir husus da; polis teşkilatımızın son yıllarda yapmış olduğu başarılı çalışmalardır. Ül-kemiz üzerindeki karanlık oyunların bozulmasında ve sinsi planların boşa çıkartılmasında Emniyet Teşkilatının başarılı operasyonlarının payı çok fazladır. Bir biri arkasınca ortaya çıkarılan çeteler, deşifre edilen suç örgütleri, devlet bünyesindeki illegal yapılanmalar, erken tespit edilerek önlenen suç teşebbüsleri, bertaraf edilen komplo ve provakasyonlar, ortaya çıkarılan cephanelikler vs. çok sayıda başarılı operasyonu sayabiliriz. Polis teşkilatımızı tebrik ediyoruz ve alkışlıyoruz.
Küçük bir olumsuzluk anında yayılarak ülke genelinde üzüntüye ve endişeye yol açarken; peş peşe yapılan başarılı operasyonlar gözden kaçabiliyor. Bizim kanaatimiz; Polisimizin ulaştığı hizmet seviyesi, hizmet kalitesi ve başarılı çalışmaları gurur ve güven verecek nitelikte. O nedenle, ülkemiz üzerindeki karanlık senaryoların bozulmasında emniyet ve istihbarat teşkilatlarımızın payı çok büyüktür.
Cumhuriyet Mitingleri ve Evham
Geçtiğimiz aylarda düzenlenen cumhuriyet mitinglerinde karşılaşılan manzaralar, Bediüzzaman hazretlerinin siyaset konusundaki tespitlerinin ve yaklaşımının ne kadar doğru ve yerinde olduğunu bir kez daha gösterdi.
Miting meydanlarına toplanan kalabalığı tahlil edince iki farklı grupla karşılaşıyoruz. Az sayıdaki küçük bir grup, bilinçli olarak milli ve manevi değerlerimize saldırıp, siyaseti dinsizliğe alet etmeye çalışıyor. Halkın dine yönelişinden rahatsız ve dindar insanlara hasmane yaklaşarak baskı uygulamaya ve sindirmeye çalışıyor. Fakat çok kalabalık bir kitlenin, din düşmanlığı veya dindarlara husumet gibi bir meselesi yok. Onlar kendi hayat şartlarını muhafaza etme, hak ve hürriyetlerini koruyabilme telaşı içerisinde.
İslam dinini bilmiyorlar. İslam'ı yanlış biliyorlar. İslam kendilerine yanlış anlatılmış. İslam'ı asıp kesme dini sanıyorlar. Dini değerlerin toplumda yayılması ile kendi hayatlarına müdahale edileceğini, hak ve hürriyetlerinin kısıtlanacağını düşünüyorlar. Ellerinin, kollarının kesileceğini, başlarının zorla örtüleceğini, zorla çarşaf içine sokulacaklarını, namaz için zorla camilere doldurulacaklarını falan sanıyorlar.
İslam'ın güzellikler dini olduğunu, Efendimiz (sav) in rahmet peygamberi olduğunu, İslam'ın insanlara sevgi, hürmet, merhamet, şefkat hoşgörü gibi yüce seciyeler kazandırdığını bilmiyorlar. Bazı çıkar çevreleri, toplum mühendisleri ve parti taşeronları da bu kitlenin o bilgisizliğini, yersiz evham ve endişelerini istimrar ediyorlar. Toplumda korku ve endişe havası yayarak, kendi hanelerine oy ve kamuoyu desteği olarak yansıtmaya çalışıyorlar.
Nur Var, Topuz Yok
Bu sosyal ve psikolojik gerçekliği çok iyi bilen Bediüzzaman hazretleri, İman ve Kur'an hizmetindeki metodunu ifade ederken; “elimizde nur var. Topuz yok!” buyuruyor. Yani siyaset yolu ile imana ve Kurana hizmet etme yaklaşımı, çok riskli ve başarı şansı az bir metot. İnsanlar, huzur ve güven arayışı içerisinde. Yanlış bilgilendirilmekle ve din aleyhtarı eğitim politikaları ile doğru İslamiyetten habersiz bir nesil yetiştirilmiş. Bu insanları korkutmadan, ürkütmeden, İslam'ın güzellikleri ve insana kazandıracağı üstün ahlaki seciyeler anlatılmalı. Gerçek huzur ve mutluluğun imanda ve Kuran'da mevcut olduğu uygun lisanla, uygun vasıtalarla ve uygun yöntemlerle bu insanlara anlatılmalı.
Benim tüm bu gelişmelerden çıkardığım ders şudur: Hamiyet sahibi Kuran hizmetkarlarının çok çalışması gerekiyor. İnsanlığın mutluluk, huzur, hoşgörü ve barış reçetesi olan Kur'an hakikatlerinin, insanlara asrın idrakine uygun şekilde ulaştırılması gerekiyor. Kin, öfke, nefret ve husumet yok; acıma , sevgi, şefkat ve merhamet var. Hazreti Üstadın buyurduğu gibi; “biz muhabbet fedaileriyiz husumete vaktimiz yok!” düsturunu hazmederek, müsbet hareket prensibini muhafaza etmeliyiz.
Siyaset ile İştigal
Konu hazır siyasetten açılmışken birkaç hususu da ifade etmek istiyorum. Önceki sayılarda bizim CHP zihniyetini eleştiren bazı yazılarımızı, bazı gönül dostlarımız “siyasetle iştigal” olarak algıladılar. Biz hayata ve hadiselere Risale-i Nur penceresinden bakmaya çalışıyoruz.
Hz.Üstad, yürütmüş olduğu iman ve Kuran hizmetinde bir hizmet metodu olarak siyasetten uzak durmuş, parti siyasetine bulaşmamış; fakat buna karşın gizli mason komiteleri ve dinsizlik akımları ile en etkin şekilde mücadele etmiştir.
Bediüzzaman, CHP'nin tek parti yönetimi döneminde Parti ve Devlet yöneticilerini sürekli ikaz ederek, gizli dinsizlik komitelerinin faaliyet ve yönlendirmelerine dikkat çekmiş; Devletin bekası ve halkın selameti bakımından gerekli tedbirlerin alınması için uyarılarda bulunmuştur.
Bediüzzaman, CHP'nin İslam aleyhtarı politikalarından ve dine soğuk ve uzak yaklaşımından dolayı CHP zihniyetine karşı Demokrat Partiyi desteklemiş; ve merhum Menderes'i manevi değerlere saygılı yaklaşımından dolayı “İslam kahramanı” iltifatı ile teşvik etmiştir. Merhum Ahmet Kabaklı'nın Kültür Emperyalizmi isimli kitabında ifade ettiği gibi; İsmet İnönü'nün siyasi hayatında en çok korktuğu ve çekindiği isim Bediüzzaman Said Nursi' dir.
Bediüzzaman, Demokrat Parti iktidarı döneminde de parti siyasetinden uzak durmakla birlikte, sosyal ve siyasal hayata duyarsız kalmamıştır. Devlet yöneticilerine mektuplar yazmak ve bazen talebelerini göndermek suretiyle uyarılarda bulunmuş, beklenti ve taleplerini iletmiştir. Özellikle partizanlık, ırkçılık ve memur tahakkümünün yıkıcı etkileri konusunda uyarılarda bulunarak; ezanın tekrar Arapça asli haline çevrilmesi, Ayasofya Camiinin tekrar ibadete açılması ve Risale-i Nur un neşrinin serbest bırakılması konularını Demokrat Partiden talep etmiştir. Gizli mason komiteleri ve dinsizlik akımlarının faaliyetlerine karşı hükümeti uyararak kominizmin Anadolu ya girmesini ve yayılmasını önlemek için büyük çabalar sarfetmiştir.
Yukarıda saydığımız işlerin hepsi de siyaset biliminin konusuna giren faaliyetlerdir. Bediüzzaman, insanların ahiret saadetini düşündüğü gibi halkın huzur ve mutluluğu ile devletin bekasını ve selametini de düşünmüştür.
Bütün bunlardan benim aldığım ders şudur: Müsbet hareket metodunu benimseyen iman ve Kuran hizmetkarları, başkasının muhalefetiyle, husumetiyle vaktini ve enerjisini harcamaz. İman ve Kuran hakikatlerinin muhabbetiyle insanlara faydalı olmaya çalışır. Ama milletinin bir ferdi ve devletinin bir vatandaşı olarak da üzerinde yaşadığı ülkesine ve içinde yaşadığı halkına karşı ilgisiz ve duyarsız kalmaz.
Sosyal ve siyasal hayatta din aleyhtarı tutum ve politika izleyen parti ve oluşumlara karşı, dine saygılı ve hürmetkar parti ve oluşumları desteklemek ve seçim sandığında oyunu bu anlayış ile kullanmak hem vicdani bir sorumluluk ve hemde hamiyet duygularının bir gereğidir.
Cemaat Lideri
Değerli dostlar! Sizlerle paylaşmak istediğim önemli bir konuda şudur: Seçim kampanyaları döneminde yayınlanan bazı televizyon haber programlarında ve internet sitelerinde, bazı isimler hakkında “nur cemaatinin lideri / nurcuların lideri” sıfatları kullanılarak gazetede yayınlanan köşe yazısına ve beyanlarına atıfta bulunularak, “nurcular bu seçimde de …….. partisini destekleyecekler” türünden haber ve yorumlar yayınlandı. İsteyen istediği yorumu yapabilir. Ancak bize göre üzerinde durulması gereken konu; “Nurcuların Lideri” tanımlamalarına karşı ismi zikredilen kişilerden herhangi bir tekzip ve açıklamanın gelmemiş olmasıdır. Adeta nurcuların lideri sıfatı benimsenmiştir. Burada bizim dikkat çekmek istediğimiz husus şudur: Lider kavramı dünyevi organizasyonlar için söz konusudur. Uhrevi amaçlı oluşumlarda, özellikle de Risale- i Nur talebeleri arasında liderlik kavramı söz konusu olamaz. Bütün Müslümanların tek bir lideri ve mürşidi vardır. O' da Hz. Muhammed (sav) dir.
Bediüzzaman Hazretleri, kendisini Kuranın bir talebesi ve Risale i Nur Dershanesinin üstadı olarak görmekte “ bende sizlerin ders arkadaşınızım” buyurmaktadır. Uhrevi amaçlı birlikteliklerde (cemaatlerde) ancak ağabeylik ve üstatlık kavramları söz konusu olabilir. Ağabeylik sıfatı ise kişinin ihlas, sadakat, samimiyet, hamiyet, gayret, fedakarlık, şecaat.. vb. seciyelerine göre başka kardeşler tarafından atfedilen bir sıfattır. Ağabeyin hizmet ve ubudiyet şahsiyetinden feyiz alınır. Onun davasını yaşayarak ortaya koyduğu lisan-ı halinden ders alınır. Bu nedenle kendisi hakkında “nurcuların lideri” olarak tanımlama yapılan ve kamuoyunda Nur Talebesi olarak bilinen kişilerin kamuoyuna ve ilgili yayın kuruluşlarına şu tekzip ve açıklamayı yapmaları gerekir: “Ben nurcuların lideri değilim, nur talebeleri arasında liderlik söz konusu olamaz, nurculuk dünyevi bir örgütlenme değil uhrevi amaçlı bir cemaattir. Bizim aramızda olsa olsa abi-kardeşlik bağları olabilir” demelidir.
Ayrıca, Risale-i Nur hizmeti yapısal özelliği itibariyle hür düşünceyi esas olan ve geliştiren bir hizmet metodudur. Bediüzzaman, siz “birşeyi ben söylüyorum diye kabul etmeyin, akıl mihengine vurun, altın çıkarsa alın, bakır çıkarsa peşine bedduasını da ekleyerek bana iade edin” buyuruyor. Gerek Bediüzzaman'ın hayatına gerekse Risale-i Nur külliyatının mahiyetine baktığımız zaman; beyinler üzerindeki baskı ve hipoteğin kaldırıldığını, hür düşüncenin benimsendiğini ve geliştirildiğini görürüz.
Bu nedenle, herkesin söylediği söz ve ifadeler, kendi şahsi düşünceleridir ve sadece kendisini bağlar.
22 Temmuz 2007 milletvekili genel seçimlerinin ülkemize, İslam Alemi'ne ve tüm insanlığa hayır, huzur, istikrar ve barış getirmesi duasıyla saygı ve selamlar sunarım.

Bu Yazı 3319 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar