Dağılmayın; Allah'ın İpine Sarılın
03.03.2016        

DAĞILMAYIN;  ALLAH’IN İPİNE SARILIN

 

Deniz ÖNAL

 

‘’Dağılmayın’ diyordu ilahi emir. Ve öncesinde de yolu göstermişti; Allah’ın ipine sımsıkısarılın. Çünkü ne zaman Onun gösterdiği yolda adımlar nizami dizildi, ne zaman ayı kutsal ve hayırlı amaç için çarptı yürekler, işte o zaman muzafferiyet de saadet de arz-ı endam etti.  Kâinatın en güzel insanı (S.A.V) ‘’Müminler bir vücudun azaları gibidirler. Birindeki acı hepsini acıtır. Birindeki hastalık hepsini üzer ve vücudu akim bırakır’’ diyordu. Kırk tane gönlü bir, hayali bir, imanı bir yol arkadaşına yürüyün demişti ve Asr-ı saadetin kapıları açılmıştı. Öyle yürüdüler ki o ayak izlerini takip eden niceleri şereflendi, şeref verdi. Ve sonraki asırlar ve ondan sonraki asırlar. Tekbir gayenin, heyecanın, imanın yürüyüşü nelere kadirdi. Yürüyüşü en tesirli kılan da bir olmak ve birlik duygusunda birleşmekti.

Dağınık ışıklar tekbir çizgide buluştu, birleşti lazer oldu demiri kesti. Nahif ve latif ışık, kudret sahibi oldu. İnce ince protein lifler üst üste geldi ittifak etti tendon oldu tonlarla ağırlığı taşıdı. Vahdaniyetten ders alıp vahdet-i gaye eyleyenler güçlenmeye adaydı. Ayrılmalar ise çözülüp dağılmalara gebedir. İnsan vücudunu bir arada tutan ruhtur.  Ruh kaçınca vücut ta kalmaz dağılır, çözülür, çürür. Toplumlarında bir ruhu vardır. Bu ruh inançla beslenir; kardeşlikle ve tevhid-i gaye ile güçlenir. Böylece sarsılmaz hale gelir. Ruhu çekilen, hafızasını yitiren toplumlar için yok olma süreci başlamıştır. Tel tel ayrışır. Damla damla düşer toprağa ve yutulur. Şer odakları ve hasım dünya da bunu iyi bilir ve icra eder planını ustalıkla. Önce birliğinize, dirliğinize zarar verip ayrıştırmaya başlar ve sonra böl, parçala, yut projesi girer devreye. Tüm mahsülü kaptırırsınız. Halbuki o tarlada kaç kardeş çalışmıştı. Kaç kişi ter dökmüş bitap düşmüştü. Hani hep birlikte harman edecektik, beraber şenlenecektik. Panayır havasında bayram tadında kaldıracaktık mahsulü. Şimdi yaban ellerde mi göreceğiz emeğimizin karşılığı mülkümüzü? Talan edilmesinin tek suçlusu düşmanımı göreceğiz? Birliği, dirliği, kardeşliği, bozmakla aramızda husumete düşmekle kaptırdığımız canımız, cananımız ve canımızın yongası malımız için sadece düşmana mı sövüp savacağız. Hâlbuki uyarılmadık mı? ‘’Dağılmayın, saçılmayın. Allah’ın ipine sımsıkısarılın ‘’ denmemiş miydi bize. Halbuki İlahi emri de dinlemedik biz. Cezası ise Ahirete de kalmadı elbet. Dünyada da pejmürde olduk. Şanlı bir maziden pespaye bir hâle düştük. Müstakbeli ise Allah bilir.

Dostlar bu toprakların memesinden çok evlat süt emdi belli ki anamız bir ve aynı sütü içtik. Yapmayın!  Kıymayın kardaşlığınıza. Hem sonra diniz bir, kıbleniz bir. Aynı havayı soluduk yüzlerce yıl, aynı suyu içtik. Kız aldık kız verdik akraba olduk. Kan aldık kan verdik yurttaş, vatandaş olduk. Karınca ve arı bile yuvasını koruma adına canını hiçe sayarken, bunca gönül ve ruh bağı olan, ortak hafızası olan bir toplum nasıl yem eder vatanını? Nasıl payimal eder her şeyi, ayrılığa düşerek. Hem siz sadece kendinizden mesul değilsiniz. Gözleri müstakbele bakan nice farklı ırk, soy ve vatandan kardeşiniz, gönüldaşınız yolunuzu gözlemekte. Yaşanabilir bir dünya için yapacağınız gayretlere muntazır beklemektedir. Mazlumu boynu bükük bırakmamak, huzur bekleyen insanlığı mesut etmek için eller, kollar, gönüller birleşmeli. Etnik, mezhepsel, bölgesel unsurlar bir sorun kaynağı değil bir renklilik olmalı. Rengârenk bir tablo oluşmalı. Farklı renklerin ahenginde oluşan bir tablonun güzelliğini gözlere arz etmek için; gelin dostlar bir olalım. Sevelim, sevilelim.

 

                                                                                                                


Bu Yazı 1361 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar