Değişim Sizinle Başlar
21.08.2013        

DEĞİŞİM SİZİNLE BAŞLAR

                                                                                                                   Sıtkı ASLANHAN

 

Her şeyden yakınıyoruz ve hiçbir şey yapmıyoruz. Her şeyin düzelmesini istiyoruz ve bekliyoruz. Hiçbir şey yapmadan her şeyi istiyoruz. İyi bir geleceğimiz olsun istiyoruz…

Özgür olmak istiyor, izin bekliyoruz. Hakkımızı istiyor, lütuf bekliyoruz. Demokrasi istiyor, devlete bakıyoruz. İnsan hakları diyor, kendimizden başkasına bakmıyoruz. Eğitim diyor, ucundaki paraya bakıyoruz. Meslek diyoruz, toplumdaki itibarını görüyoruz. İstediğimizi yapmıyor, istemediğimizi yapıyoruz…

Umutsuzluk toplumsal bir depresyon gibi çevremizi sarmış. Kendimize, topluma, geleceğe güvenmiyoruz ve umutsuzuz. Umudu aptallara özgü bir hülya sanıyor ve kınıyoruz. Umudu piyango bileti almakla karıştırıyoruz. Umut edeni eleştiriyor, küçümsüyoruz, ama gerçekte umut nedir bilmiyoruz. Umut kararlılıktır, umut kararlı olma iradesidir. Umut kendi kararıyla dünyayı değiştirme bilincidir.

Bir yazar yazısını yazar ve dünyayı değiştirir. Bir tiyatro oyuncusu oyununu oynar ve dünyayı değiştirir. Bir öğretmen öğrencisini yetiştirir ve dünyayı değiştirir. Bir şair şiirini yazar ve dünyayı değiştirir. Bir mühendis işini yapar ve dünyayı değiştirir. Bir anne çocuğunu sever ve dünyayı değiştirir. Bir insan bir insanı sever ve dünyayı değiştirir. Umut insana özgüdür ve dünyayı değiştirir. Umut bir eylemdir, insanın eylemidir.

Umutsuzluk, insan iradesini felç eden bir zehir gibi toplumu sardığı zaman korkmak gerekir. Bir toplumda umutsuzluğu ortadan kaldırmadan hiçbir şey yapmadan yapamazsınız.

Barış mı istiyorsunuz? Umutsuzluğu yeneceksiniz. Dostluk mu istiyorsunuz? Umutsuzluğu yeneceksiniz. Kalkınma mı istiyorsunuz? Umutsuzluğu yeneceksiniz. Hayvanlarda birçok şey yaparlar, ama umut eylemini bilmezler. Çünkü umut, insan eylemidir. Umut bizim irademizdir, bizim kararlılığımızdır. Umut biziz. Önce bunu bilelim sonrada isteyelim ve yapalım...

                                                                                                              (Erdal Atabek)

***

Hepimiz değişmek, değiştirmek istiyoruz. Daha fazlasını talep ediyoruz. Mutluluk, zenginlik, ev, araba diyoruz ama herkes birilerinden bekliyor. Kimi devletten, kimi babasından, kimi annesinden... Ne hikmetse sadece kendisinden beklemiyor. Dünyanın değişmesini istiyor; değişmesi gereken çok şeyin olduğunu söylüyor ama kendini değiştirme noktasında adım atmaktan aciz...           

Dünyayı değiştirmek zannedildiği kadar zor değil. Bir öğretmen dünyayı değiştirir mi? Elbette değiştirir. Sınıfa girer; o dersi en mükemmel şekilde anlatır; öğretmenliğini en harika şekilde yapar; sınıfta gençlerin yüreğine umut tohumları eker; dünyayı değiştirir. Bir anne yavrusunu alır kucağına sevgiyle öper; ona helal lokma yedirir; onun saçlarını okşar; dünyayı değiştirir. Bir doktor yapması gerekeni yapar, hastalarına şefkatle yaklaşır; dünyayı değiştirir. Bir tiyatrocu çıkar, oyununun hakkını verir; dünyayı değiştirir.

Yeter ki siz dünyayı değiştirmeye karar verin, o iradenin, kararlılığın ve gücün sizde olduğunun farkına varın ve rahat bölgenizi, ekmek elden su gölden düşüncesini terk edin. Sadece sizden başka kimsenin olmadığını, eğer değişim olacaksa bunu yapacak tek kişinin siz olduğunu bilerek ve bunu neye mal olursa olsun asla vazgeçmeden gerçekleştirin. Bildiğiniz doğrular doğrultusunda gözünüzü kırpmadan, yoruldum demeden, düşseniz de tekrar kalkıp hedefinize doğru sağlam bir şekilde adım atmanız gerektiğini bilin.

Umutluysanız eyleme geçin. Hemen şimdi. Bakın pırlanta gibi zeki gençler gelecekle ilgili herhangi bir umudu, düşüncesi, hayali yada ideali olmadığı için boş işlerin peşinde koşuyor; 12 saat yatıyor; internetin başında saatlerini, ömrünü tüketiyor. Hayali olsa her saniyesini altını işler gibi işler, her dakikasının kıymetini bilir, her gününün Allah'ın armağanı olduğunu farkeder ve hiçbir gününü, anını boşa harcamaz.

Dünyanın değişmesi, güzelleşmesi için mutlu olmamız gerekir. Dünyanın güzel günleri görmesi için umuda ve heyecana ihtiyacımız var. Krizlerin, sıkıntıların, problemlerin sebebi umutsuzluktur. Umudunuzu, heyecanınızı, coşkunuzu kaybettiğinizde artık sizin işiniz bitmiştir. Siz gönlünüzdeki umut fenerini söndürmezseniz belki bugün değil ama yarın mutlaka yolunuz aydınlanacaktır.


Bu Yazı 2392 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar