Derin Millet
..        

Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında, dünyadaki gelişmiş devletlerden biri olan Fransa'nın başkenti Paris'te çeşitli devletlerin sefirleri (büyükelçileri) bir kokteylde bir araya gelirler.Ve “dünyanın en büyük devleti hangi devlettir” diye tartışmaya başlarlar.
Bütün sefirlerler, getirdikleri deliller ile kendi devletlerinin en büyük olduğunu ispatlamaya çalışırlar. Osmanlı sefiri uzun süre onları dinledikten sonra söze karışır; “ Beyler dünyanın en büyük, en güçlü devleti Osmanlı Devleti'dir.” der. Avrupa devletlerinin sefirleri şaşkın ve alaycı ifadelerle “ölmek üzere olan hasta adam” nazarıyla baktıkları Osmanlı Devleti'nin sefirine bakarlar. Osmanlı Sefiri; “Devleti Al-i Osmani öyle muhteşem bir devlettir ki, 200 senedir biz içeriden, siz dışarıdan uğraşıyoruz. Ama hala yıkamadık. Herşeye rağmen ayakta kalmayı başarabildi…”der.
Bütün iç ve dış ihanet şebekelerinin her türlü ihanet, gaflet, fitne, fesat ve husumetlerine karşı Devlet yıkılmamış, ayakta kalmayı başarabilmiştir. Osmanlı Devleti'nin yıkıldığı anda, hemen Türkiye Cumhuriyeti Devleti hayata geçirilmiş, devletsiz ve hürriyetsiz kalınmamıştır
Her türlü kıtlık, yokluk, kriz, savaşlar, yenilgiler, felaketler ve musibetler karşısında milletimiz hayatta kalmayı başarabilmiştir.
Toplumsal bağlar çözülmemiş, millet dağılmamış, millet olma vasıflarını yitirmemiştir. Bütün ağır ve zor şartlara rağmen milletimizin manevi bünyesi ile varlığı ve birliği korunmuştur. Milletimiz yok olmamış ve yok edilememiştir
Devlet, zaman zaman zayıf düşerek çeşitli iç ve dış tehlikelere maruz kalsada, milletimizin derinliği, engin ve geniş hasletleri Devletini ayakta tutmayı her zaman başarmıştır.
Burada vurgulamak istediğimiz husus “derin” sıfatının doğru anlamı ile Müslüman Türk Milleti için kullanılması gerektiği gerçeğidir. Gerçek derinlik, genişlik, büyüklük, güzellik ve yücelik Müslüman Türk Milletinin manevi bünyesinde barındırdığı güzel hasletlerinde mevcuttur.
Milletimizin sahip olduğu yüce manevi değerlerinden bazılarına değinmek istiyoruz:
1- Türk Milleti “Tevhid” inancına sıkı sıkıya bağlıdır. Kainatın yaratıcısı Yüce Allah'ın Rızasını kazanmak ve ona layık bir kul olabilmek hayatın en önemli amacı olarak algılanmıştır. Ülkemizde en büyük memnuniyet ifadesi “Allah razı olsun” duasıdır. Hal-hatır sormada, vedalaşmada, selamlaşmada; “Allah'a şükür, Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet ol, Allah'ın selamı üzerine olsun…vb.” kavramları hayatımızın her safasını kuşatmıştır. Allah'a dayanma, Allah'a güvenme, Allah'tan isteme, Allah'ı sevme ve Allah'ın sevgisini kazanabilme arzusu hakimdir
En büyük sanatkarların en güzel eserleri Allah için yapılmış muhteşem eserlerdir. Kültürümüzde, sanatımızda lale tevhid inancını; yine bayrağımızdaki hilal tevhid inancını simgelemektedir.
2- Türk milleti, Hz. Peygamber (s.a.v.) e engin bir muhabbet duymakta ve sünnet-i seniyye dairesinde yaşamaya çalışmaktadır.
70 milyon nüfuslu ülkemizde 10 milyon'a yakın Muhammed, Mustafa, Ahmed, Mehmet ve diğer peygamber isimleri mevcuttur. Anadolu'da her evde mutlaka en az bir kişinin ismi peygamber veya sahabe ismidir.
Milli kültürümüzde, sanatımızda peygamber (s.a.v) sevgisi gül ile sembolize edilmiş ve her yere nakış nakış gül desenleri ve “Muhammed” yazan hat desenleri işlenmiştir. Ayrıca bayrağımızdaki “yıldız” Hz. Muhammed (s.a.v.)i simgelemektedir.
Ülkemizde ferdi ve toplumsal hayatta Hz.Peygamberin sünnetine uygun bir hayat yaşayabilmek için büyük bir arzu ve gayret vardır.
3-Bayrak:
Ay-yıldızlı al bayrağımız Devletimizin egemenliğini ve milletimizin hürriyetini temsil etmektedir. Ayrıca yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Bayrağımızda ki Hilal Allah'ın birliğini (tevhid) ; yıldız ise Hz. Muhammed (s.a.v.)i simgelemektedir.
Bayrağın ebediyen dalgalanması Müslüman Türk Milletinin en büyük arzusudur. Milletimizin her bir ferdi Bayrağımızın gönüllü bir fedaisidir. Bayrak, milli birlik ve bütünlüğümüzün en büyük kaynağıdır. Türk milleti bayrağını da Kuran-ı Kerim gibi kutsal değerleri arasında kabul etmiş ve Bayrağı daima Kuran ile birlikte zikretmiştir.
4-Vatan:
Müslüman Türk Milleti vatan sevgisini imanın bir gereği olarak kabul eder. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.), “Vatan sevgisi imandan dır.” buyurmaktadır. Vatan, milletimizin “namus” olarak kabul ettiği ve uğrunda tereddütsüz can verilebilecek mukaddes değerlerimizden biridir. Vatan uğrunda cihad kutsal bir mücadele, vatan için şehit olmak makamların en yücesi, gazi olmak en büyük şereftir.
Vatan, aynı Kur'an gibi, Bayrak gibi, anne, bacı, kız evlat ve hanımın namusu gibi, namahrem eli değdirilmeyecek ve mutlak şekilde korunacak kutsal bir değerdir. Milletimiz vatan için çok yüksek bedel ödeyerek adeta her karışını şüheda ile doldurmuştur.
5- Hürriyet Sevdası
Müslüman Türk Milleti, “Ben ekmeksiz yaşarım, fakat hürriyetsiz yaşayamam “ anlayışına sahiptir. Onun için esaret asla kabul edilmemiş, her türlü bedel ödenerek “hürriyet” daima muhafaza edilmiştir.
6-Milletimiz çok güçlü sosyal bağlara sahiptir:
Sarsılmaz, kopmaz ve koparılamaz bir bağdır milli bünyemizde. Ayrı dine mensup olmak, aynı kitaba inanmak ve aynı peygamberin ümmeti olmak, ortak ahlaki değerlere sahip olmak, aynı gayeyi taşıyıp, aynı hedefe yönelmiş olmak insanlarımız arasında çok güçlü ve muazzam bir bağdır. Sahip olduğumuz bu “ uhuvvet, kardeşlik bağı” hiçbir fitne, fesat, gaflet, dalalet ve hıyatenin asla koparamayacağı sağlam bir bağdır. Milli birlik ve bütünlüğümüzün en kuvvetli teminatıdır İslam kardeşliği.
7- Yüce gayeler, milli hedefler:
Türk milleti Müslüman olduktan sonra “ İslamın bayraktarlığı” görevini üstlenerek “ila-i Kelimetullah” yani Allah'ın isminin yeryüzüne yayılmasını milli politika yapmış ve ila-i Kelimetullah gayesine ulaşacak milli hedefler koymuştur. Önüne; İstanbul'un fethi, Venedik, Viyana, İttihad-ı İslam… gibi
Her Müslüman ila-i Kelimetullah ile mükelleftir. Bu günde yüzbinlerce gönüllü fedai dünyanın dört bir yanında islama hizmet ederek Allah'ın ismini yeryüzüne yaymaya çalışmaktadır.
Bu zamanda ila-i Kelimetullah'ın en büyük şartı maddeten yani ilimde, teknolojide, ekonomide ve askeri alandakalkındırmak olduğu için, “en önemli milli motivasyon unsurumuz” dur. İla-i Kelimetullah.
8- Yardımlaşma ve Dayanışma:
Bir muhtacın ihtiyacını gidermeyi, darda kalanı sıkıntıdan kurtarmayı, insanların ayıbını örtmeyi, komşusu açken tok yatmamayı, garibana, yetime, yoksula, düşküne sahip çıkmayı, her konuda bol bol sadaka vermeyi, cömert ve kerem sahibi olmayı en yüce fazilet sayan bir dinin mensubuyuz
Başka milletler hayatı bir mücadele olarak algıladığı ve sosyal ilişkilerinde kuvveti esas olduğu halde; bizim inancımıza göre hayat yardımlaşma ve dayanışmadır. Kuvvetli zayıfın yardımına ve imdadına koşacaktır. Zengin kazancının kırkta birini fakire zekat olarak verecektir.
Bu nedenledir ki; onca savaşlara, felaketlere, yokluk. Kıtlık ve krizlere rağmen sosyal yapı bozulmamış, toplumsal bağlar çözülmemiş ve millet dağılmamış, yok olmamıştır.
9-Sağlam Aile Yapısı:
Sosyal hayatta en küçük toplumsal birim olan aile kurumumuz çok sağlam ve sağlıklı bir yapıya sahiptir. Dede, nine anne, baba, çocuklar, kardeşler, akrabalar vb. sağlıklı ilişkiler ve kuvvetli bağlar ile bağlıdır birbirine.
Özellikle ataerkil aile yapısı nedeniyle hayat yolculuğunda bireyler kendini yalnız hissetmemekte, sıkıntılara, zorluklara, darlıklara ve yoksulluklara karşı aile en önemli sığınak yeri ve koruyucu kalkan olmaktadır. Bizim insanımız daha gençliğinin başında evlendiği andan itibaren “artık ailesi ve çocukları için çalıştığını” söyler. Avrupa'da olduğu gibi 18 yaşına gelince çocuğunu kapının önüne bırakmaz.
Aile kurumunun güçlü olması, sosyal yapıyı da sağlam ve sağlıklı kurmaktadır.
10- Sevgi, saygı, şefkat, merhamet, hürmet…vb. güzel seciyelerin ferdi ve toplumsal hayatta mevcut olması:
Milletimizin sosyal bünyesinde mevcut olan gruplar ve tabancalar arasında çatışma değil; islamın güzel ahlakından kaynaklanan sevgi, saygı, şefkat, hoşgörü, hürriyet ve merhamet gibi ulvi seciyeler, milli bünyemizi sağlamlaştıran kuvvetli bir çimento gibidir.
11- İslamın güzel ahlakı milli kültürümüzü şekillendirmiştir:
Hiçbir davet, çağrı ve ilana gerek kalmadan her kandil gecesi ülkemizde milyonlarca kişi birbiri ile mesajlaşır, kandilini tebrik eder,mevlidler, hatimler, okunur, herkes camilere koşar. Ramazan ayında ulvi hisler canlanır, heyecanlanır ülkemiz güzelliklerle coşar. Ayrı bir Ramazan kültürü oluşturmuştur. Ferdi ve toplumsal hayatımızın her aşamasında İslam ahlakının izlerini ve mevcudiyetini hissederiz.
İslam dini halet-i ruhiyelerimizde ortak bir yön kazandırarak bize birlikte neşelenme, birlikte gülebilme ve birlikte üzülüp birlikte ağlayabilme vasıfları kazandırmıştır.
12- Müslüman Türk Milleti, misafirperverlik, komşu hakkına uyma, emanete riayet, ahde ve akde vefa, dürüstlük, güvenirlik gibi ulvi seciyelere sahiptir.
13- Müslüman Türk Milleti fıtri kahramanlık seciyelerine ve cihad ruhuna sahiptir.Davasına ve inancına sadakat, sebat, gayret ve hamiyet duyguları ile doludur.
14- Müslüman Türk Milleti mukaddes kabul ettiği manevi , imani ve ahlaki değerlerine bağlıdır.
Özellikle son 150 yıldır milletimizi Kur'an dan ve sahip olduğu ahlaki değerlerden uzaklaştırmak, milli kültürümüzü dejenere ederek yozlaştırmak üzere iç ve dış ihanet şebekeler tarafından pek çok oyunlar tezgahlanmıştır. Ancak hiçbir inançsızlık, fesat ve ihanet gayretli Müslüman Türk Milletini Kur'an dan ve İslam ahlakından uzaklaştıramamıştır
Öyle ki her türlü dini eğitimin ve dini yayınların yasaklandığı, Kur'an okumanın, öğrenmenin ve öğretmenin yasak olduğu CHP nin tek parti istidbatı döneminde bile bu millet Risal-i Nur eserlerini tam 600 bin nüsha ile memleketin her yerine dağıtmış ve Anadolu'ya dinsizlik ve Kominizm akımlarının girmesi engellenmiştir.
Dinsiz yapılmak istenen Yüce Türk Milleti islama hadim ve hizmetkar olmayı sürdürmüş; Ahir zaman insanının inkarcı ve şüpheci idrakine göre telif edilen Kur'an tefsirini ve Kur'an hakikatlerini dünyanın dört bir yanına , muhtaç gönüllere ulaştırmıştır.
Bu kutlu cihad halkın bütün şevk ihtişamıyla devam etmektedir.
15- Müslüman Türk Milleti Sağduyu, ferasat ve basiret sahibidir.
Bu aziz millet bazı çevreler tarafından cahil, güdülmesi gereken bir koyun sürüsü gibi görülse de; ince bir sezgi, sağduyu ve ferasat sahibidir. Her türlü ihanet, yanıltma ve kandırma teşebbüslerine rağmen bu millet dostunu, düşmanını ayırt etmesini bilmiş; kimi alkışlayacağını kime soğuk davranacağını; kimi sevip kimi sevmeyeceğini bilmiş ve tarihi yanılgılara asla düşmemiştir.
Bu millet Fatih'i sever, Mimar Sinan'ı sever Abdülhamit Han'ı, Mevlana'yı Yunus'u, Bediüzzaman'ı sever…ama dinsizleri, koministleri, vatan hainlerini asla sevmez. Ne kadar cahil de dense, dostunu, düşmanını ayırt etmeyi bilmiştir.
16-Müslüman Türk Milleti ilme meraklıdır Alime saygılıdır.
Avrupa'nın karanlık dönemlerini yaşadığı Orta Çağda, Türk Milleti medreseler, külliyeler ve içinde yüz binlerce el yazması eser bulunan kütüphaneler kurulmuştur.
Bizim dinimiz anamızdan doğduğumuz günden, öleceğimiz güne kadar ilim tahsil etmemizi ve sürekli öğrenmemizi emreder.
İnsanlık tarihinde eşi benzeri olmayan bir destan yazmıştır Müslüman Türk Milleti. Her türlü baskı, yasak ve engellemelere rağmen Risale-i Nur Külliyatını tam 600 bin nüsha el yazması ile çoğaltılarak memleketin her tarafına yayılmış, dinsizlik ve ahlaksızlık akımları ile tarihin en şiddetli mücadelelerinden birisi yürütülerek Avrupa dinsiz filozofları ve Asya münafıklarına karşı zafer kazanılarak, Anadolu'ya dinsizlik akımının ve kominizmin girmesi engellenmiştir.
Bu günde çok okuyan, çok araştıran, çok düşünen, çok çalışan başarılı pırıl pırıl bir nesil yetişiyor. Artık dünya bilim olimpiyatlarında madalyaları Türk öğrencileri topluyor.
17- Müslüman Türk Milleti İslam Aleminin lideri ve ağabeyi konumundadır.:
Şanlı tarihimizde olduğu gibi, 21.yy. da da İslama hizmetin öncülüğünü milletimiz yapmaktadır. Memleketimizden pek çok gönül eri Hoca Ahmed Yesevi hz. nin Alperenleri gibi dünyanın dört bir tarafına dağılarak dinsizlik ve ahlaksızlık cereyanları ile mücadele etmekte, Müslümanları uyandırmaya ve şuurlandırmaya çalışmaktadırlar
21.yy.da ittihad-ı İslami Risale-i Nur Külliyatı iye yine Müslüman Türk Milleti temin edecek inşallah.
Müslüman Türk Milletinin üstün seciyelerini , milli kültürümüzün, iman ve ahlakımızın güzelliklerini saymakla bitiremeyiz. Burada, Millet olarak sahip olduğumuz bazı güzel hasletleri, milli seciyeleri zikretmeye çalıştık.
Derinlik, enginlik, genişlik, yücelik arayanların, Müslüman Türk Milletinin inancı ve ahlaki değerleri ile milli kültürümüze iyi bakmaları , milli bünyemizin sergilediği tabloyu doğru okumaları gerektiğini vurgulamak istiyoruz.
Türkiye' de Derin Devlet varmı- Yokmu, Şekli, şemali, gücü, etkisi, yetkisi, amaçı, faaliyeti…nedir hiç bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz bir şey var : Türkiye' de “Derin Millet” bütün ihtişamıyla dim dik ayakta… Derin millet var…ve hep var olacak.


Bu Yazı 3568 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar