DİNLEYEN ZİHİN ZORLAMAYA GELMEZ
..        
“Bazen dünyaya yerleşemiyorsun, zindanda boğazı sıkılmış adam gibi of of deyip dünyadan daha geniş bir yer istediğin halde;Bir zerrecik bir iş,bir hatıra,bir dakika içine girip yerleşiyorsun. Koca dünyaya yerleşemeyen kalp ve fikrin o bir zerrecikte yerleşir. En şiddetli hissiyatınla o dakikacık o hatıracıkta dolaşıyorsun.” (Bediüzzaman S.N. Lemalar S.188)
Dinleme anında zihnimizi kontrol etme,”acaba nasılım?” deme hastalığı bizi olumsuz şartlandırmalardan uzaklaştırmaz. Sürekli kendimizi dinleme ve duygu kontrolü rahatlığı içermez. Dinleme öncesi kendimizi denetim uğruna,zihnimizi sıkıştırma ve zaptu rapt altına alma endişesi kendiliğinden bizi rahatsız eder.
Mesaj alırken gergin olan halet-i ruhiyeniz olaylara,görüşlere ve insan davranışlarına tepki duyar. Böylece karşıya yoğunlaşmak bir yana size çarpan kelimelerin,sözcüklerin bombardımanı sayesinde o anki içsel durumunuz fıtratınızdaki öznel kişiliğinizle adeta savaşır. Sizin haberiniz olmadan devam eden bu savaşın ise galibi olmaz.
“Yeknesak dünyevi meşguliyetler insandaki ulvi melekeleri yok eder.” (Zübeyir GÜNDÜZALP)
Bazen sebebini bilmediğimiz sıkıntılar,anlam veremediğimiz korkular, endişeler, çarpıntılar bize bir şeylerden kaçma hissini uyandırır. Sıkıntı duymak için bir neden yok iken, her şey normal iken açıklayamadığımız kaygılarımız, nedensiz huzursuzluğumuz ortaya çıkar. Elimizde olmadan beliren bu halimiz belki derinlerde bir yerde gizlenmiş,üzeri küllenmiş kalbi ve vicdani duygularımıza yaptığımız ihanetin sonucudur. Ruhumuzun bedenimize isyanıdır bu. Böylece sanki bir yerlerde bir eksiklik var deriz..
Bütün bu durumlar ruhumuzun yaratılması esnasında verdiği sözlerini yerleşmiş olduğu bedenine yaşatamamasından ileri gelmektedir. Beden gününü gün ederken beden ruh ahenksizliği dinleyen zihnimizi de alt üst edecektir. Ruhumuzun arayışlarına kulak verdiğimizde ise Rabb-ı Rahim'in kainatı kuşatan şefkatine,merhametine sığınırız. Ve sakinleşiriz. Kendimize döneriz. Artık etkin dinleyici olma aşamasına geçebiliriz.
İçinde bulunduğumuz psikolojik durum iyi ise kendimizi mutlu, güçlü ve her şeyi yapabilecek durumdaymış gibi hissederiz. Aksine ruhsal durumumuz kötü ve karamsar ise kendimizi mutsuz,yenilmiş zannederiz. Örneğin haksızlığa uğradığımız zannıyla bize yapılan bir kötülüğü acımasızlık olarak kabul ederiz. Adeta bazı şeylere kurban olduğumuzu sanırız. Dolayısı ile bütün bunlar yani psikolojik havamız dinlemedeki başarımızı belirlemede önemli bir etkendir.
Zamanla bu olumsuz havalarımız beraberinde bir şeylerden korkan,endişe eden ,kaygı duyan bir ruhsal durum sonucu ürettiğimiz mermiler içimizde birikir. Bu mermilerin bizi her vurduğunda yayılan negatif enerji iletişimi alt üst eder. Bu sefer kendi içimizde oluşturduğumuz iç iletişim beraberinde kurduğumuz negatif senaryoların tatsız sonuçları ve kötü temsillerin yıkıcı etkisi dinleme davranışımızı darmadağın eder.
Buzdolabı,TV ve çamaşır makinesi aynı anda çalışırken birden elektrik düğmesini çevirirsek evimizin elektrik sistemi aşırı yüklenir ve sigorta atar. Buna benzer bir aşırı yüklenme bizim haberimiz olmadan beynimizde de oluşabilir. Karma karışık bir elektrik şebekesine benzeyen beynimize aynı anda aşırı bilgi,etki ve uyarılar yüklendiğinde kısa devre yapar. Dinlerken bizi çabuk yoran ve gündelik yaşamda farkına varmadan maruz kaldığımız bu etkileşim ve stres uyarı bombaları zihnimizi kilitleyecektir.
O halde dinleme niyetine geçmeden önce asıl iç dünyamızı dinleyerek o anki parazit yüklerin beynimizden atılması gerekir.
Yine zihnimizde oluşan ve tutukluk ve köşeye sıkıştırılmış olma hissi ile dinleme sonrası beklenen “hesaba çekilme” psikolojisi bizde ters etki yapar. Duyduklarımızı başkalarına anlatma mecburiyetinin getirdiği kaygıyı üzerimizde taşıyorsak iyi dinleme çabalarımız boşa gider. Bütün bunların beraberinde panik haline gelmiş bir telaşın ve aceleciliğin heyecanı varsa kendi üzerinize hiç gitmeyin. Kendinizi didiklemeyin. Nasıl ki arılar kaçtıkça üzerinize çullanır,kendinize heyecanlanma panik yapma derseniz bu sefer daha da heyecanlanabilirsiniz.
***
Özetle dinleme sakinliğinin ilk ilacı bütün parazit yüklere kayıtsız kalmaktır. Bundan sonra dikkatinizi dinleme akışına verebildiğiniz ölçüde algılamalarınızın çıtasını yükseltebilirsiniz. Daha sonra ise beyin düşünme hızınız anlatılan kelimelere göre oluşan anlatım hızını geçeceğinden aradaki boşluk farkından dolayı zihinsel rahatlama şimdilik sağlanmış olacaktır. Sonuç olarak etkin dinleme gerçeğine bir yoldan ancak adımlanarak gidilir. Ondan uzaklaştıran yollar ise yüzlercedir.
Fıtrata Dönüş
Yukarıda anlatılanlardaki asıl amacımız olağan dışı durumumuzu fıtratımıza döndürerek olağan hale getirebilmek ve istenmeyen etkileşim zorlamalarından sıyrılabilmektir. Bu sebeple ileriki adımlarda bahsedeceğimiz dinleme telkinleri çok işimize yarayacaktır. Buradaki metot ile bunun vereceği kazanımlar önyargı gibi,kaygılarımız gibi faydasız inançlarımızın ve dinlemeye ket vuran alışkanlıklarımızın çöpe atılmasıdır. Böylece fıtrat dışı kayıtlardan ve lüzumsuz alakalardan kurtularak dinleme rahatlığına kavuşabileceğiz.
Telkinden sonraki iyi dinleme aşaması zihni serbest bırakmaktır. Yani vitesi boşa almaktır. Beynimizin baskıdan kurtulduğunu özgürleştiğini bilmek ve kabul etmektir. Böylece kaynaktaki mesajları almaya hazır hale gelmiş oluruz. Ancak bu durumlar boş boş düşünme hali değildir. Bu aktif olmaya çalışırken bütün merakımızla anlatılanlara karşı aşırı ilgi ve istek duygusu beraberindeki bir zihin serbestliği ile baş başa kalmadır. Bu sayede çeşitli koşullanmalardan arınmış olma yanında kaynağa karşı üretken yorum yapan analizci bir dinleme hali ortaya çıkar.
Bunlardan sonra yapmamız gereken ise zihinsel bir ısınma ve esneme dönemine girmektir. Bu esneme 5-10 dakikalık bir okuma-yazma,bir konuyu ezberleme,bir matematik hesabı yapma veya bir şeyleri hatırlamaya çalışma şeklinde de olabilir. Ayrıca bir bulmaca çözmek bir makale yorumu yapmak gibi kısa aktiviteler bu ısınma görevini yapabilir. Nasıl ki kaslarımızı çalıştıran vücut hareketlerine başlamadan önce ısınma egzersizleri yaparız,dinleme öncesi de beyin motorumuzu esneterek hazır hale getirmek çok işimize yarayacaktır.
Yalnız şunu unutmayalım; Bütün bu rahatlama ve esneme durumları sakın beynimizi başıboş ve tembel bırakmak şeklinde algılanmamalıdır. Amaçladığımız asıl şey önceden belirlediğimiz metotları bilinçli bir şekilde uygulayarak beynimizi tam kapasiteyle ve olan gücüyle olumlu gelişmeler yönünde çalışmaya alıştırmaktır.
“Bütün bunlara neden ihtiyaç duymalıyız acaba?”Şeklinde bir soru aklımıza takılır ise bu soruya bizde şu soruyla karşılık vermiş olalım.”Sizler işlerinizi kendi başınıza insiyatifinizi ele alarak özerk bir zihin haliyle düşünerek mi yapmaya çalışıyorsunuz?Yoksa diğer insanların sizin adınıza düşünmesine izin vererek yarı otomatik pilota bağlanmış durumda mısınız?”O halde siz siz olun dinlerken beyin işleyiş şeklinizin şuurunda olun.

Bu Yazı 2067 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar