Dilin Gücü
..        
İnsanı sultan eden, ölümsüz kılan, savaştan uzak yapan dildir. Kültürümüzün nüvesini meydana getiren şaheserlerden biri olan Kutadgu Bilig'te Yusuf Has Hacip böyle diyor. Her iki dünyada mutluluk veren bilgi anlamında olan bu eser, dünyada siyaset biliminde okutulan bir siyasetnamedir. Bizler ise sadece edebiyat derslerinde gündeme getirerek geçiştiririz. Ne kadar dikkate değer bir eser olduğunu bizim dışımızdakiler anlamışlar ve anlatmaya da çalışmaktadırlar.
Türk dili, diğer diller gibi bizim için olmazsa olmazlardan bir tanesidir. Dilin güzel kullanılması, o dili kullananlar açısından yemek, içmek gibi bir ihtiyaçtır. Dilimizin ilk ürünleri olsun sonraki ürünler olsun hepsi ayrı ayrı güzellikler içermektedir. Hayatımızı yönlendirmek, güzelleştirmek, iyilikleri yapmak, kötülüklerden kaçınmak nasıl olacak? Dil mekanizması olmadan bunları yapabilmek tabii ki mümkün olmayacaktır.
“Konfüçyüs'e sorarlar:
- Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız ilk olarak ne yapardınız?
Büyük düşünür şöyle karşılık verir:
-Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım. Ve dinleyenlerin meraklı bakışları karşısında sözlerine devam eder:
-Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”
İnsanların anlatılanları anlayabilmesi, duygu ve düşüncelerini anlatabilmesi için dilin elzem olduğu kesindir. Bunların doğru bir şekilde olabilmesi için de dile elimizden geldiğince özen göstermek, milletimizce bu bilinci elde etmeye çalışmamız boynumuzun borcudur. Konfüçyüs'ün ifadeleri de bunu teyit etmektedir:” Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz.”
Kutadgu Bilig'i dünya çapında bir eser yapan sadece içeriğindeki enginlik değil, aynı zamanda, dilindeki pürüzsüz, akıcı ve harika kullanımlardır. Sadece Kutadgu Bilig mi? Divanü Lügatit Türk, Atabetül Hakayık, Divanı Hikmet, Risalatün Nushiye, Mesnevi, Leyla ile Mecnun, İstiklal Marşı, Çile… Bu, burada zikrettiğimiz eserler. Daha nicelerini görebiliriz tarihimizde. Türkçeyle oluşturulan bu eserler, Divanü Lügatit Türk Arapça yazılmasına rağmen Türkçeye hizmet etmiş bir eserdir, Türk dilini en güzel bir şekilde kullanmışlar, mesajlarını buna uygun güzellikte dile getirmişlerdir.
“İnsan, dilinin altında gizlidir. “ Böyle buyuruyor Peygamber Efendimiz. Dilin nasıl bir işleve sahip olduğunu bize özlü bir şekilde ifade ediyor. Karakterimizin, düşünce yapımızın ve insanlık değerlerimizin gün yüzüne çıkıp kendini göstermesi, dilin sihirli gücüyle olacaktır. Bu bizim için Türkçedir, Arap için Arapçadır, İngiliz için İngilizcedir. Bütün diller Cenab-ı Allah'ın bir lütfudur. Hiçbir zaman şu iyidir, şu kötüdür gibi bir söylem içinde olamayız. Diğer milletlerle tanış olabilmek için diğer dilleri de öğrenmek gerekir. Ama kendi dilini bilmeyen, güzelce kullanamayan bir kişiden başka dili öğrenmesi beklenemez. Bu sadece şahsiyetini elde edememiş birinin diğer bir dili öğrenmiş varsaymasından ibarettir. Türkçeyi öğrenmek, ona uygun yaşam tarzını da kabul etmek demektir. Bu en başta dindir, daha sonra örf, adet ve gelenektir.
Dilin insanı etkileyen ve etkisi altına alan bir gücü vardır. Güzel söylemler, insanı değişik âlemlere götürür; ama bunun yanında çirkin ifadeler, insanları olmadık sıkıntılarla baş başa bırakabilir. Söz ustalarımızdan Kaşgarlı Mahmut: “Dil ile düğümlenen, diş ile çözülmez.” diyor. Düşünerek konuşmak bu açıdan çok önemlidir. Ağızdan çıkan söz geri dönmüyor. Bu bilinci elde etmek güzel bir haslet olsa gerek.
Orhun Yazıtları'ndan başlayıp günümüze kadar yazılı ve sözlü olarak gelen dilimiz, Yahya Kemal'in ifadesiyle, ağzımızda annemizin sütüdür. Anne sütünün ne kadar hayati bir değer taşıdığını ve kutsiyetini de çok iyi biliriz. Bilmeyenlerimiz varsa da bunu bildirmek boynumuzun borcudur. Özellikle yeni nesillere dilimizi doğru kullanmayı öğretmeliyiz, bunun için de her türlü seferberliği sağlamamız şarttır. Yabancı bir düşünürün şu sözünü de hiçbir zaman hatırdan çıkarmamak, dilin gücünü ortaya koymak açısından çok önemli olacaktır. Şöyle diyor yazar: “Kullanıldıkça keskinleşen tek alet, dildir.”
Bu Yazı 2760 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar