Din ve Bilim Açısından AZ YEMEK
..        
İslam insana, hem maddi hem de manevi hayatının ahenkli bir bütün oluşturması için bir disiplin teklif eder. Bu disiplinlerden birisi de yemek yeme konusundadır. Kur'an-ı Kerim'de Allah yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz, Allah israf edenleri sevmez buyurmuştur. Bir Kudsi Hadiste de Cenab- Hak ilmi açlıkta, gönül parlaklığını gece uykusuzluğunda ara. buyurmuştur.
Hazreti peygamber(s.a.s.) de ümmetine yemek yemenin edebini öğreterek şöyle buyurmuştur: “insanoğlu kendi karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır. Oysa ona, bedenini güçlendirip olgunlaştıracak üç beş lokma yeter. Eğer kim karnını doldurmak isterse üçte birini yemekle doldursun, üçte birini su ile doldursun, üçte birini de boş bıraksın”, “tokken yemek yemek hastalıktır”, “Allah katında en çok kızılanlarınız tembelleriniz, çok yiyen ve çok uyuyanlarınızdır.” Hz. Ömer(r.a.) de günde bir öğün ve on bir lokma ile yetinirdi.
Allah dostları da az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı tavsiye ederler. “Az” ın hiç anlamına gelmediğini de hatırlatalım. Zira böyle bir şey bazen( hele yemek ve uyumak söz konusu olduğunda) imkânsızdır. Az yemek, özellikle de günde 1200 kaloriden az kalori almak, insanın kendini yorgun ve bitkin hissetmesine neden olur. Bu da verimini düşürür. Onun için her şey de ılımlılık esastır. Yaşamak için yenmeli, yemek için yaşanmamalıdır. İlahi iradenin emirlerini yerine getirebilmek için kuvvet kazanmak üzere yemek yemek başlı başına bir ibadettir. Manevi verimi düşürecek derecede yiyeceği azaltmak ve zayıflamak ise günahtır.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de iktisat risalesinde İslam hükemasının Eflatun'u ve hekimlerin Şeyhi ve feylesofların üstadı, dahi-i meşhur Ebu Ali İbni Sina'nın tıp cihetiyle yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyin ayetini şu şekilde tefsir ettiğini nakleder. Tıp ilmini iki satırla topluyorum. Sözün güzelliği kısalığındadır. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört beş saat kadar daha yeme. Şifa hazımdadır. Yani kolayca hazmedeceğin miktarı ye, nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal hal, taam taam (yemek yemek) üstüne yemektir.
Dini açıdan az yemek faydalı ve gerekli olduğu gibi ilmi açıdan da öyledir. Amerikan Sağlık Birliği'nin dergisinde yayınlanan bir araştırmada; 6 ay boyunca yüzde 25 daha az kalorili yemek yiyenlerin ömrünün uzadığı belirlendi. Araştırmayı yapan Pennington Biomedikal Araştırma Merkezi'nden bir ekibin yaptığı araştırmada, diyet yapan kişiler kilolarının yüzde 15'ini verene kadar günde 2000 kalori aldı. Uzmanlar, bu çalışma ile diyeti uygulayanların insülin değerleri ve vücut ısılarının azalmasıyla birlikte DNA'larında daha az oksitlenme hasarı meydana geldiğini tespit etti. DNA'daki bu hasar, yaşlanmanın bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Uzun yaşamak isteyen daha az yemek yemelidir.
Mithat YILMAZTÜRK'ÜN yazısındaki bir Japon adası olan Okinawalıların yaşam biçimi buna en iyi örnektir. Bu adadaki 100 yaşındakilerin oranı batı ülkelerine göre 4 kat fazladır. Kuşkusuz Okinawalılar da yaşlanmaktadır. Ancak sağlıklı yaşlanmaktadır. Örneğin, kalp hastalıkları ve inme hemen hemen hiç yoktur ve kanser hastalıkları enderdir. Ancak Okinawalılar batıya göç edip, buradaki yaşam biçimine geçince uzun ömürlü ve sağlıklı olma şanslarını yitirmektedir.
Okinawa yaşam biçimi şu şekildedir.
* Çok az et tüketmektedirler ve genellikle bu balıktır.
* Alkol alma ve sigara içme yok.
* Besinlerinin dörtte üçü bitkiseldir. Günde 10 porsiyon sebze, meyve, pirinç ve baklagiller (özellikle soya filizleri) tüketmektedirler.
* Çok az yağ ve rafine şeker tüketmektedirler.
* Tıka basa doyana kadar değil, az yemektedirler.
* Bedensel hareketli yaşam biçimleri var. (Yürüme, bahçe işi, dans vb.)
* Stresi ilaçla değil, meditasyon ve sosyal ilişkilerle gidermektedirler.
'Proceedings of the National Academy of Sciences'' dergisindeki habere göre ABD'nin Maryland eyaletindeki Ulusal Sağlık Enstitüsü'nde (NIH) görevli bilim adamı Mark Mattson ve ekibi, arada bir oruç tutmanın ve sürekli olarak az yemek yemenin etkilerini karşılaştırmak için fareler üzerinde deneyler yaptı. Ekibin yaptığı deneylerde, öğün atlayan farelerin inme ve Parkinson ile Alzheimer gibi nörolojik hastalıklara daha az yakalandığını tespit etmişti. Mattson, öğün atlandığında ya da oruç tutulduğunda, beyinde sinir hücrelerinin büyümesini ve ölmemesini sağlayan BDNF maddesinin (Brain-Derived Neurotrophic Factor - Beyin Kökenli Sinirsel Büyüme Faktörü) üretildiğini söyledi.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Dinimiz bize neyi tavsiye ettiyse altından binlerce hikmet, fayda çıkıyor. Hiçbirinin boşuna olmadığını bilimin ve tekniğin gelişmesiyle daha iyi görebiliyoruz. Acıkmadan yememek ve doymadan kalkmak temennisiyle…

Bu Yazı 4289 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar
  • Esra 27.02.2015 09:50:32
    Çok teşekkürler. Bazen bunları unutuyoruz ne yazık ki bazen de hatırlasak da nefsimize dinletemiyoruz. Allah cümlemizi korusun.
  • Anıl 22.02.2014 14:59:17
    Allah razı olsun.