Dirhemin Yok mu?
..        
Fırıncı haftada bir komşusu olan çiftçiden bir kilo tereyağı alıyordu. Son aldığı tereyağı paketi ona biraz hafif gibi gelince fırıncı paketi tarttı ve 100gr eksik olduğunu gövrdü. Bu konuda kapı komşusuna bir şey diyemedi, fakat ondan sonraki haftalarda sürekli yağları tartmayı sürdürdü. Hayret! Arlığı yağlar hep hafif geliyor ve gittikçe hafiflik üçer beşer gram artıyordu.
Konuyu komşusuna açtıysa da o yağların eksik olduğunu kabul etmedi. Olay mahkemeye intikal etmişti.
Hâkim yağ satana sordu:
“Sen tereyağını satarken tartmıyor musun?”
“Tartıyorum.”
“Nasıl tartıyorsun, kilo ve dirhemle mi?”
Çiftçi kendinden emin cevap verdi:
“Kilo ve dirhemle değil, başka bir yöntemle.”
Yargıç öfkelendi:
“Ne demek yani?”
Çiftçi “açıklayayım” deyip konuşmaya başladı:
“Fırıncı benden tereyağı alır, ben ondan ekmek alırım. Ekmeklerin her biri bir kg. ağırlığındadır. Bunlardan birini terazinin bir kefesine koyar, yağı ekmemekle tartarım. Eğer ekmeğin gramajı tamsa tereyağı da tamdır. Yağda bir eksiklik varsa, bu ekmekten dolayı olmalıdır.”
Durum araştırılınca, her biri birer kilo gelmesi gereken ekmeklerin daha hafif geldikle- ri ve çiftçinin doğru söylediği anlaşıldı. Bunun üzerine fırıncı cezalandırıldı ve mahkeme masrafları kendisine ödetildi.
Hikâye neler söyler:
-Hata arıyorsak, önce kendi hatalarımızı arayalım.
-Birilerini düzeltmek istiyorsak, önce kendimizi düzeltelim.
-Kendini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez.
-Ne dememişler: “Tencere dibin kara, seninki benden kara.”
-Etrafımızda tartılar ve ölçüler bozulmuşsa, sakın bu bizim yüzümüzden veya bize benzerlerin yüzünden olmasın.
-Toplumda “hem suçlu, hem güçlü” konumunda insanlar vardır. Asıl suçlu onlar iken başkalarını suçlarlar ve cezalandırmak isterler.
-Gerçek adalet, gerçek suçluyu ve suçsuzu birbirinden ayırmalıdır. Mahkemeler, gerçek suçluları bulmak ve cezalandırmak, suçsuzları da aklamak ve mükâfatlandırmak için vardırlar.

Bu Yazı 2570 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar