Dükkândaki Gül Yağını Döken Papağan
..        
Bir bakkal vardı, onun bir de papağanı vardı. Yeşil ve güzel sesli bir papağandı. Dükkânda bekçilik yapar; bütün alışveriş edenlere hoş nükteler söyler, latifeler ederdi. İnsanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu, papağan gibi ötmede de mahareti vardı. Efendisi bir gün evine gitmişti. Papağan, dükkânı gözetliyordu. Ansızın fare tutmak için bir kedi dükkâna sıçradı.
Papağancağız can korkusundan, dükkânın başköşesinden atıldı, bir tarafa kaçtı; gülyağı şişesini de döktü. Sahibi evden çıkageldi.
Tacircesine huzur-ı kalple dükka na geçti oturdu.
Bir de baktı ki dükkân yağ içinde, elbisesi yağa bulaşmış. Papa- ğanın başına bir vurdu; papağanın dili tutuldu, başı kel oldu. Papağan, birkaç günceğiz sesini kesti, söyleme di. Bakkal nedametten ah etmeğe başladı. Sakalını yolmakta, “eyvah” demekteydi. “Nimet güneşim bulut altına girdi. O zaman keşke elim kırılsaydı; o güzel sözlünün başına nasıl oldu da vurdum?” Kuşu, yine konuşsun diye yoksullara sadakalar vermekteydi.
Üç gün, üç gece sonra şaşkın, perişan ve ümitsiz bir halde dükkan- da otururken ve binlerce kedere, gama eş olup; “Bu kuş acaba ne vakit konuşacak?” diye düşünüp dururken, bir de baktı ki sokaktan tas ve leğen dibi gibi tüysüz kafasıyla bir Cavlakî (dazlak derviş) geçiyordu. Papağan, hemencecik dile gelip akıllılar gibi dervişe seslendi: “Ey kel adam, neden kellere karıştın? Yoksa sen de şişeden gülyağı mı döktün?” Papağa- nın ve dervişin halini gören halk gülmeye başladı. Çünkü papağan, hırka sahibini kendisi gibi sanmıştı.
Ey oğul! Temiz kişilerin halini ve işini kendinle kıyaslama, gerçi Farsçada aslan manasına gelen “şîr” ile süt manasına gelen “şîr” aynı şekilde yazılır. Bütün âlem bu farkı anlamadığından yollarını şaşırdı. Allah dostlarının halini anlamadı, yanlış yorumladı. Allah dostlarından az kişi bunların halini anladı.
Azıtanlar peygamberlik iddia ettiler, “Biz de onlar gibiyiz” dediler; cahiller kendileri veli gibi sandılar.
Dediler ki:
“İşte biz de insanız, onlar da insan. Biz de uyumaya ve yemeğe bağlıyız, onlar da.”
Onlar körlüklerinden araların- daki uçsuz bucaksız farkı göremedi- ler. Zira iki çeşit arı vardır ve her ikisi de aynı yerden beslenir. Fakat birinden zehir, diğerinden bal ortaya çıkar. Yine her iki çeşit geyik de otladı, su içti. Birinden fışkı, öbürün- den halis misk ortaya çıktı. Her iki kamış da bir sulaktan su içti. biri bomboş, öbürü şekerle dopdolu. Böyle yüz binlerce birbirine benzer şeyler var, aralarında bulunan yetmiş yıllık yol farkını sen gör. Birisi yediği zaman pislik çıkar, diğeri yediğinde Allah nuru ortaya çıkar.
Bu, yer; ondan tamamıyla kıskançlık ve kin ortaya çıkar... O, yer; ondan tamamıyla tek Allah'ın nuru hasıl olur. Bu temiz yerdir, o çorak ve pis yer. Bu temiz melektir, o şeytan ve canavar. Her iki suretin birbirine benzemesi mümkündür, acı su da, tatlı su da berraktır. Zevk sahibinden başka kim anlayabilir? Onu bul. Tatlı su ile acı suyun farkını işte o anlar.
Zevk sahibi olmayan sihri, mucizeyle mukayese ederek her ikisinin de esası hiledir sanır.
Hz. Musa ile savaşan sihirbazlar, inatlarından ellerine onun asası gibi birer asa aldılar. Bu asa ile o asa arasında pek çok fark var, bu işle o işin arasında pek büyük bir yol var. Bu işin ardında Allah'ın laneti, o işin ardında ise Allah'ın rahmeti var. Kafirler inatlaşmada maymun tabiatlıdırlar. Tabiat içte, gönülde bir afettir. (Yusuf Çetindağ, Osmanlıyı Müjdeleyen Mevlana, Etkileşim Yayınları, İstanbul, 2009)
Yukarıda anlatılan hikâye, Mevlana Hazretlerinin Mesnevi isimli muhteşem eserinde yer almaktadır. Hikâye deyip geçmeye- lim. Bugün bizler için de çok büyük ibretli dersler taşımaktadır. Çoğu zaman şekle takılıp, görünüşe aldanıp yanlış hükümler veririz. Nice hazinelere virane muamelesi yaparız. Maneviyat sultanlarını kısır anlayışı- mızla tartmaya kalkışıp, ne olacak canım onlarda bizim gibi sıradan insanlar deriz. Bu nakıs yaklaşım bizim o berrak saf ve temiz kaynaklar dan beslenmemizi, istifade etmemizi engeller. Ne güzel söylemiş ulu erenler: “Harabat ehlini hor görme Şakir, defineye malik viraneler var.”
Bu Yazı 3599 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar
  • enes 13.01.2017 07:33:32
    harika