Dünya Mevlevihaneleri
..        

Ebediyet sevdalısı derviş Konya'dan yola koyul- du. Azığı tahammül ve tefekkürdü.. Yol uzun, yol çe- tin, yol ıssızdı. Çöller aştı yolcu, nehirler geçti, karlı dağları dize getirdi, gün oldu yalnız kaldı gün oldu mahşeri kalabalıklara karıştı. Üç kıtaya ve yedi ikli- me ulaştı yolcu. Çıkınında sabır vardı, aşk vardı, ilim vardı. Konakladığı yerde ney üfledi, kainatı okudu. Ve gittiği yer yere o güzel muştuyu iletti; “Gel ne olursan ol yine gel”.
Bu çağrının sahibi büyük mutasavvıf ve mütefekkir Hz. Mevlâna 13.yüzyılda Konya'da yaşamış eserlerini burada kaleme almış, dersler vermiş, talebeler yetiştirmiştir. Hz. Mevlâna'nın bütün insanlığı barış, hoşgörü ve kardeşliğe çağıran evrensel mesajı huzur arayan dünyamızda daima ciddi yankı bulmuş, bütün insanlığın ilgisini çekmiştir. Hz. Mevlâna'nın vefatından sonra ise oğlu ve talebesi olan Sultan Veled diğer talebelerin ve yakın dostlarının da desteğini alarak Mevlevilik tarikatını kurmuştur. Tarikatın asitanesi-merkezi Hz. Mevlana'nın türbesini de içine alan “Mevlana Dergahı olmuştur. Tarikatin temel eğitimin verildiği 1001 gün çile çıkarmak diye de tarif edilen süreç için mekanlar ihdas edilmiş ve Mevlevihaneler ortaya çıkmıştır. Konya Mevlana Dergahı bunun en güzel örneğidir.
Mevlana Dergahı altı ayrı bölümden oluşmakta- dır. İlk bahsedeceğimiz bölüm Matbah-ı Şerif'tir. Burada canlar çilesini tamamlar, yemek pişer, yeteneklerine göre hat, sema, tezhip, ney üfleme eğitimleri verilirdi.
Matbahta çilesini tamamlayan canlar sema edip sikke giydikten sonra kendilerine derviş hücresi dediğimiz odalar tahsis edilirdi. Buralarda mesnevi okunur, hat, tezhip gibi güzel sanatlar icra edilirdi. Meydanı şerif diye adlandırdığımız mekan ise Matbah'tan sonraki en önemli mekandır. Burada sabah namazından sonra dedeler toplanır, şeyh efendi huzurunda mürakebe yapılır, kahve içilirdi.
Mevlevihanelerde kurucu şeyhin veya takipçile- rinin mezarları çoğu kez semahaneye açılan bir türbede yer alır. Burada Mevlevilerin ölüme ve mezarlara bakışı önem taşır. Zira en başta Hz. Mevlâ na ölümü “şeb-i arus” yani düğün gecesi olarak tarif ettiği için hamuşan-mezarlıklara Mevleviler ciddi manada özen göstermişlerdir. Bunu Konya Mevlana dergahında görmemiz mümkündür.
Mevlevihanelerde şeyh efendinin ailesi ile birlikte kaldığı haremlik ve misafirlerini ağırladığı selamlık bölümleri bulunurdu.
Ayrıca kütüphane, fırın, hamam, sohbet odası gibi bölümler ile şadırvan, sarnıç, kuyu gibi yapılarda Mevlevihanelerde tesis edilmiştir.
Mevlevihaneler 14.yy da Ulu Arif Çelebinin Anadolu'da yaptığı ziyaretler sonrasında birçok şehirde tesis edilmişlerdir. Osmanlı devletinde II. Murad zamanından sonra Mevleviliğe önem verildiğini ve desteklendiğini görmekteyiz.
Osmanlının sınırlarının genişlemesine paralel şekilde Mevlevihanelerinde yayıldığı ve bazı kaynaklara göre sayısının 150'yi aştığı ifade edilmek tedir. İmparatorluğun önemli şehirlerinin tamamın- da Mevlevihanelerin bulunması bunun en büyük delilidir. Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü Saraybosna'dan Kahire'ye Kırım'dan Mekke'ye uza- nan büyük coğrafyada yani üç ayrı kıta ve yedi iklim de bu tekkeler birer güzel sanatlar akademi gibi hizmet etmişlerdir. Osmanlının tarih sahnesinden çekilmesine paralel olarak eski ihtişamlarını yitirmiş ve günümüze on bir ülkede on dört Mevlevihane ulaşabilmiştir.
Konya Mevlevihanesinin 1925 yılında kapanma- sı üzerine Asitanelik Halep'e taşınmıştır. Hz. Mevla- na'nın eğitim hayatında da önemli yeri olan Halep Mevlevilik geleneğinin son Asitanesi olarak tarihte- ki yerini almıştır.

1-Halep -Suriye
Mevlevihane Suriye'nin Halep şehrindeki Bab-ül Farec semtindedir. Girişi ana caddenin ağaçlarla süslenmiş bir eski sokağındandır. Minarenin altındaki kapıdan avluya girersiniz. Göreceğiniz ilk şey muntazam kesem taşlarla yapılan eski bir binadır. Mevlevihaneyi kuran Divane Mehmet Çelebi'nin dervişleri Mirza Fulad ve Mirza Ulvan tarafından yaptırıldığı1544 tarihinden kapatıldığı 1944 yılına kadar 400 yıl semahane olarak kullanıl- mıştır. O tarihte mescide çevrilmiş ve semahane formu bozulmuştur.
Mescide çevrilen bir başka bölümde sema talimhanesidir. Şadırvan ve hamuşanın arkasında yer alan bu kısım kadınlar mescidi olarak kullanıl- maktadır.
Mevlevihanenin en güzel yapılarından birisi olan minare hem estetiği ile hemde üzerindekince taş işçiliği ile dikkate değerdir. Minarenin bitişiğin- de sebil yer alır. Eskiden şeyh evi olan kısım şimdiler de son cemaat mahalli olarak kullanılıyor. Bina yıkılmış ve eski günlere ait sadece en dipte ikinci kata çıkışta kullanılan merdiven kalmıştır. Bu avluyu çevreleyen derviş hücrelerini günümüzde camii görevlileri mesken olarak kullanıyor.
Çöl rüzgarlarını bir baca vasıtası ile su soğutmada kullanan dervişler bu suyu da çinili bir çeşme vasıtası ile susayanlara ikram etmişler.
Mevlevihane'nin en önemli kısımlarından biri olan matbah-ı şerifi ne yazık ki harabe halindedir. Sütunlu taç kapısı, ahşap kapı kanatları, kitabesi, taş kapı kemerleri, servis pencereleri dışındaki kısımla- rı yıkılmıştır.
Hamuşan demir parmalıklarla çevrilerek koruma altına alınmış. Her bir mezar taşı ayrı bir sanat eseri kadar özenli taş işçiliğine sahip. Parmaklılarda oynaşan güvercinler belki de hayatın ve ölümün eşsiz ahengine kanat çırpıyor. Hamuşana bitişik hücrelerin birinde Şatır Dede ile Abdülgani Dede'nin sandukaları bulunuyor.

2- Humus-Suriye
Mevlevihane şehir merkezinde, belediye ve maliye binaları arasında yer almaktadır. Sadece mescit ve binaların bir kısmının duvarları günümü- ze ulaşabilmiştir. Mescitte son şeyhin torunlarından Abdurrahman Şeyh Osman imamlık yapıyor. Bize dedesi Nur Muhammed Şeyh Osman'ın Humustaki son şeyh olduğunu, bütün Suriye'de tanındığını, Mevlevihane'nin bir kısmının 1950'lerde tarihi eser değildir denilerek istimlak edildiğini ve yıkıldığını anlatıyor. Abul'uf Caddesinde sema yapılan ve bugünkü mescide bitişik semahane ve şeyh evinin de dedesinin yaklaşık 30 yıl önce vefat etmesinden sonra yıkılıp yerine işhanları yapıldığını ilave ediyor. Mevleviliği dedelerin mirası olarak benimse- dikleri anlatan Abdurrahman Şeyh Osman bizi Humus'ta görmekten dolayı mutlu olduğunu, şeref duyduğunu dile getiriyor.
Mevlevihanenin hatırası yaşatmaya devam eden mescide ve yıkık duvarlar veda edip Mevlevilere ait eşyaların bulunduğu Halid Bin Velid İslam Eserleri müzesine gidiyoruz. Müze müdürü annesi bir Türk olan Muhammed Faissal Sheikhany burada bulunan, zil, ney ve def gibi çalgıların Mevlevihane- den buraya getirildiğini ama en önemli eşyanın 1954 yılında Mevlevilerin önderlik ettiği yürüyüşte kullanılan sikkeli tarihi sancak olduğunu ifade ediyor.
Humus Mevlevihanesi'ne ait diğer eşyalar ise Şam'daki Kasr-ul Azm müzesinin Mevlevilik seksiyonunda sergileniyor. Bu eşyaların en dikkat çekenleri “ya hazreti Mevlana”yazılı bir tablo ahşap bir Mevlevi sikkesi.

3- Şam-Suriye
Şam Mevlevihane'si II. Abdülhamit Han tarafın- dan yaptırılan Eski İstasyon binasının çaprazında Nasr caddesi üzerindedir. İlk dikkatinizi çekecek şey Halep'te olduğu gibi burada minare üzerindeki mevlevi sikkesidir. Duvarlarda, parmaklıklarda ve dış duvara bitişik büfe olarak kullanılan tarihi çeşmede bu figürü görmek mümkün. İç avluya geçtiğinizde de durum aynı, merdiven korkuluk başlıkları yine birer sikkeden oluşuyor. Bu merdiven lerin sonundaki ahşap bir kapıdan mescide giriyorsunuz. Mescit son derece sade tezyin edilmiş. Neyzen Nam Muhammed Heysem ile semazen Halit Mevlevi ricamız üzerine kısa bir sema icra ediyorlar. Mevleviliğin izlerini mescidin her yanında görmek mümkün. Minber ve pencere detayların daki sikkeler ve süslemeler bu kanaatimiz pekiştiriyor.
Semahanenin kubbesinde de yine bir sikke var. Günümüzde kadınlar mescidi haline getirilen semahanede mihrap üzerindeki vitarya Mevlevi sikkesi işlenmiş. Mıtrıban mahfili azda olsa değişikliğe uğramakla birlikte muhafaza ediliyor. Tıpkı eski bir şamdan gibi.
Türbe kısmı bir bez örtüyle semahaneden ayrılmış durumda. Türbedeki sandukaların kimlere ait olduğunu kestirmek çok zor. Zira çoğu hem eskimiş hem de kırık dökük vaziyette.
Mevlevilik konusunda kitapları olan Şam üniversitesinden Dr. Murat Mevlevi Mescitte bize Mevlevihanenin kurucusu Karamanlı Kartal Dede'nin sandukası önünde Suriye'deki Mevlevi geleneğinden, Şam'ın son şeyhi Faik Dede'den, Kral Faruk'un ölümü nedeniyle bir araya gelen Halep, Şam, Humus ve Trablus şeyhlerinden söz ediyor. Suriyedeki
Son ihtifalinde 1954 yılında bu mescitte yapıldı- ğını da öğreniyoruz. Dr. Mevlevi günümüzde artık geleneğin sona erdiğini üzülerek ifade ediyor.

4-Trablus-Şam-Lübnan
İbn-i Mehasin ve Evliya Çelebi mevlevihaneden söz ederken “mamur, binası güzel, gezilebilir bir mesire, irem bağı gibi içinde limon, turunç ve gül gülistanı…” olan bir mekan olarak tanımlar. Ama ne yazık ki şimdilerde terk edilmiş, harap olmuş yanından akıp giden Ebu Ali dersinin gadrine uğramış bir yerdir Trablus Mevlevihanesi.
Harap haldeki mevlevihanede yine de o günleri yad etmenizi sağlayacak birkaç şey var elbette, bir adres tabelası, o günlerden kalma bir kapı ve buranın ne olduğunu anlatan kitabesi. Bina içindeki derviş hücreleri ve semahenin ayakta kalan son duvarları bizi ister istemez derinden etkiliyor.
Trablus Mevlevihanesi'nin bu harap halinden kurtarılması için 2007 yılında TİKA vasıtası ile Türkiye tarafından restorasyon başlatıldığını da okuyucularımıza hatırlatmakta fayda var.

5- Kudüs-Filistin/İsrail
Mevlevihane doğu Küdüs'te sur içinde İbn-i Cerrah sokağı ile Mevleviye sokağının kesiştiği noktada bulunmaktadır. Mevlevihane'ye birkaç basamakla ulaşılan bir kapıdan giriliyor. Sokaklarda karşılaştığımız Filistin'li çocuklar bizi burada yalnız bırakmıyor. Merdivenin bittiği yerde genişçe bir avlu var. İlk dikkatinizi çeken şey Mevlevihane'nin kuyusundan arta kalanlarla Kudüs Emiri Hüdaven Ebu Sayfayin'in 1587 yılında yaptırdığı minare oluyor. Minare 1999 yılında tamir görmüş.
Mevlevihane'nin günümüze ulaşan en sağlam yapısı ise mescididir. . Neredeyse Gazi Ebu Sebin'in emri ile inşa edildiği 1587'deki hali ile ayaktadır. Sadece son restorasyonda Mevlevi sikkeleri silinmiştir. Minberi ve sütunları olduğu gibi muhafaza edilmiştir.
Avlusunda 1854 yılında vefat eden Seyyid hacı Ali Dede'ye ait bir mezar bulunmaktadır.
Şu an Filistinli bir aile Mevlevihanenin müştemi- latını oluşturan yapıları mesken olarak kullanmak- tadır

6-Kahire-Mısır
Mevlevihane eski Kahire'de Tolunoğlu camii yakınlarında Sharia es Sıyufiyya caddesinde yer alır. 16.Yüzyılda Divane Mehmet Çelebi tarafından kurulmuştur. Giuseppe Fanfoni'nin çiziminde Mevlevihane, Sungur Sadi Medresesi, Emir Kuson , EmirBaştak sarayları ile Hasan Sadaka türbelerinin birlikte görülebilmektedir.
Cadde üzerindeki girişinde Mevlevihane tabela- lası görülmektedir. Semahene girişin hemen solun- da yer alır. İki ayrı giriş kapısı bulunmaktadır. İçine girdiğinizde üç katlı bir yapı ile karşılaşırsınız. Türkiye dışında en iyi durumdaki semahane burasıdır. 1988 yılında tamamlanan restorasyonda bütün unsurlar aslına sadık kalınarak muhafaza edilmiştir.
Sekizgen planlı semahanenin direklerinde ve kubbesindeki ince işçilik görülmeye değerdir.
Semahanenin alt katında eski bir hamamın kalıntıları ve bunun çevreleyen hücreler bulunmak- tadır.
Bu hücreleri Mevlevi dervişlerinin kullandığı bilinmektedir. Aynı alanda bir sanduka ve Mevlevile re ait eşyaların sergilendiği ikinci bir oda bulunmak- tadır.
Mevlevihane'yi oluşturan bütün yapılarda olağanüstü taş işçiliği görülmektedir. Bunlardan biri de Hasan Sadaka adına yaptırılan türbedir. Üzerin- de sikkesi bulunan minaresi de en az diğer yapılar kadar kayda değerdir. Yapıların iç kubbe detayları da söylediklerimizi teyit etmektedir.
Dış avlunun etrafında mutfak, şeyh evi ve misafirhane sıralanmıştır. Orada ise havuz bulunur. Derviş hücreleri ise sokağa bakan dış cephededir.

7-Lefkoşe-KKTC
Mevelevihane Leşkoşe'de Sur içi diye bilinen yerde Girne Kapısı yakınlarında yer almaktadır. Mevlevi müzesi olarak kullanılmaktadır. Kapısı üzerindeki “ya Hz. Mevlana “ yazısı aslına ugun olarak yeniden yazılmıştır.
Mevlevihane'nin birçok kısmı yıkılmış ve yerine iş merkezleri yapılmıştır. Günümüzde avlu içinde dıştan düz çatılı içten kemerli taş bir yapı ve buna bağlı kısımlar ayaktadır. İç kısım duvarlarında Mevlevi figürlü kalem işi süslemeler bulunmakta- dır.
Semahanesi ve mıtrıban mahfili orjinaline uygun olarak retore edilmiştir. Semahane formu bilinen örneklerden farklıdır. Burada 2002 ve 2005yılında sema yapılmıştır.
Rumi Ensitüsü Müdürü Gökalp Kamil Bey bize Lefkoşe Mevlevihanesi ile alakalı olarak şunları anlatıyordu:
Dıştan çok kubbeli içten birbirine geçişli bir görüntü veren türbede ilk sanduka son şeyh Selim Dede'ye, ikincisi tekkenin kurucusu Ahmet Paşa'ya üçüncüsü Şeyh Celalettin Efendi'ye diğer sanduka- larda burada görev yapan diğer Mevlevilere aittir.
Bahçe de kalan son mezar ise Mevlevihane'nin banisi Emine hanımın mezarıdır.
Binanın içinde yapılan düzenleme ile odalardan biri mutfak eşyalarının sergilendiği bir kısım haline getirilmiştir.
Bir zamanlar asumana yükselen “Ya Hazret-i Mevlana” yankısından geriye kalan çeşmeye-suyu kurusa, kitabesi yer yer silinse dahi kapı kemerinde- ki sikkeye ve talik yazıya göz takılınca; kendilerini tekkeye adamış bu soylu insanların ruhunu şad etmek için can ü gönülden “hu!” dememek olmaz.

8-Peç-Macaristan
Peç şehir hastanesi bitişiğindedir. Günümüze camisi ve semahane kalıntılarının bazıları ulaşabil- miştir.
Arka avlusunda semahanenin sütunları ile birkaç mezar taşı bulunmaktadır.
Giriş kapısındaki tabelada burayı yaptıran Yakovalı Hasan Paşa'nın adı görmek mümkündür. Bu gün Türkler müzesi olarak kullanılan mekanda Mevlevilik ve Konya'ya ait tablolar ve Mevlevihane- nin eski bir gravürü ile Osmanlı dönemine ait eşyaların ve savaş aletlerinin sergilendiği camekan- clarda bulunmaktadır.
Semahanenin sütunlarının yerlerini belli etmek için temsili demirden sütunlar yapılmış, eski döneme ait kalıntılar bunların üstlerine yerleştiril- miştir.
Uzun bir koridor vasıtası ile ulaşılan camii 1957 yılında Türk ve Macar Hükümetleri tarafından restore edilerek yeniden camii haline getirilmiştir.

9-Priştina-Kosova
Kosova'da Priştina şehrinde bulunmaktadır. Eski şehir olarak anılan Sultan Murat Camii ve saat kulesinin bulunduğu semttedir. Semahane, türbe ve bir evden oluşan küçük bir tekkedir. Bu gün başka bir tarikatin bünyesindedir.
Çatısındaki Mevlevi sikkesi eski günlerin hoş bir hatırası olarak günümüze ulaşmıştır.
Semahane kısmında dar bir mıtrıban mahfili ve son derece zengin el yazması kitapların olduğu bir kütüphane bulunmaktadır.
1999 yılındaki olaylarda bahçesindeki türbe tahrip edilmiş ve orijinal herhangi bir unsur kalmamıştır. Hangi sandukanın kime ait olduğuna dair sağlıklı bilgi de ne yazık ki yoktur.

10-Saraybosna--Bosna-Hersek
Mevlevihane daha bilinen adı ile İsa Bey zaviyesi Bent Başı denilen yerdedir. Milli Kütüphane ye çok yakın bir alandır ve günümüzde sadece temelleri mevcuttur.
1999 yılında yapılan kazılardan sonra mevleviha ne'nin yeniden inşası için çalışmalar yapılmaya başlamış ve bununla ilgili projeler hazırlanmıştır.
Mevlevi geleneğinin Balkanlardaki son temsilci- lerinden Halit Hacımuliç Efendi bu şehirde Mesnevi 'yi Boşnakçaya çevirmeye devam ediyor.
Ve Mevlevihane uzanacak bir yardım eli ile eski muhteşem günlerine döneceği zamanı bekliyor.

11-Filibe-Bulgaristan
Bulgaristan'ın Filibe şehrinde eski mahalle diye anılan semttedir. Taş döşeli sokaklardan geçerek ulaştığınız girişinde sizi Mevlevihane yazılı bir tabela karşılar. Girişin hemen sağında binanın geçmişi anlatan tasvirlerle karşılaşırsınız. Bu alan aynı zamanda mevlevihane'nin kuyunun da bulunduğu eski bahçeye açılmaktadır. Bu kısımdan bir kapı yardımı ile misafir ağırlama salonuna, oradan uzun bir koridor vasıtası ile de şimdilerde yemek salonu olarak kullanılan semaheneye ulaşır- sınız.
Semahane formu korunarak 1999 yılında restore edilmiştir. Eski döneme ait şamdanlar muhafaza edilmiştir. Ayrıca tavan, duvar ve sütun süslemeleri elden geçirilmiş ve yenilenmiştir.
Semahanenin altında eski antik bir kalıntı bulunmaktadır. Buradan geçmişte depo olarak kullanılan bölüme ve arka bahçeye ulaşmak mümkündür. Geçmişte derviş hücresi olarak kullanılan odalar bu bahçeye bakmaktadır. Bu bahçeden ayrı olarak ön tarafta kullanılmayan bir ayrı bahçe daha mevcuttur.
Biraz vaktiniz varsa Mevlevihanenin sokağında Osmanlı dönemine ait başkaca konakları da görme fırsatı bulabilirsiniz.

12-Gözleve -Kırım
Ukranya'nın Kırım Muhtar Cumhuriyeti'nin Gözleve şehrinde Eski odun pazarı semtindedir. Mevlevihane ve camii aynı avlu içinde yer alır.
Semahane kiremit çatılı bir binadır. 1944 yılında Stalin döneminde bombalan minare yıkık vaziyette- dir.
Semahaneye girdiğinizde en çok dikkatinizi çekecek olan şey derviş hücrelerinin direkt semaha- neye açılıyor olmasıdır. Kubbeli bir yapı olan sema- hane de mıtrıban mahfili de bulunmamaktadır.
Semahanenin kemer formlu pencerelerindeki vitraylar yakın zamana ait.
Semahanenin içerisinde bulunan rahlelerden burasının tıpkı eskiden olduğu gibi şimdide insan eğitiminde kullanılan bir mekan olduğu anlıyoruz.
Bahçeyi gezmeye başladığımızda geçmişte tahrip edilen ve son yıllarda yeniden yapılan Mevlevihane'nin banisine ait olduğu söylenen bir mezarla ve su kuyusu ile karşılaşıyoruz.
Mevlevi tekkesi 15. yüzyıl yapısıdır. Ayrıca tarihi ve arkeolojik bulgular ile 1830 yılında burayı ziyaret eden bir Alman seyyahta caminin adının Cuma camii olduğunu zikretmektedir.

13-Atina-Yunanistan
Atina'nın Plaka semtinde Roman Agora denilen sit alanı içindedir. Bir adı da “rüzgarlar kulesidir.”
İçerisinde eski döneme ait sadece mihrap kalıntıları bulunmaktadır. Yıkılma tehlikesine karşı içerisine demir bir iskele kurulmuştur.
Bu yapının küçüklüğü sebebi ile semahaneden ziyade talim yeri olması kuvvetle muhtemeldir.
Bu yapının eski halini gösteren gravürle, Mevlevi dervişlerin sema yaptığını gösteren bir başka gravürde bu kanaatimizi güçlendirmektedir.
Mevlevihane avlusu içinde günümüze ulaşan Fethiye Camii 'de bulunmaktadır. Mevelivanenin diğer kısımları günümüze ulaşamamıştır.

14-Hanya-Girit-Yunanistan
Osmanlı'ya ve Mevlevihanelere vedamızı belki de ne iyi anlatan yer Girit Mevlevihanesidir. 1880yılında aslen Konyalı olan Kara Süleyman Şemsi Dede tarafından kurulmuştur. Ana yapı günümüzde yetimler yurdu olarak kullanılmakta- dır. Binanın solunda yer alan türbe mevlevihane'den daha eski döneme aittir. Geçmişte Semahane olarak kullanılan bölüm şimdi salon haline getirilmiştir. Burada yatakhane olarak kullanılan kısma çıkan merdiven yer alır.
1886 yılında vefat eden Süleyman Dede'nin kemiklerinin çıkarılarak 1923 te yurda getirilmesine kadar türbe olan kısım bu gün mutfak olarak kullanılıyor.
Derviş hücreleri ise sınıfa çevrilmiş, mescit kısmı kazan dairene dönüştürülmüştür.
Mevlevihan'nin sekizgen planlı şadırvanı ise Hanya şehrinin merkezindeki Plata semtine taşınmış ve kullanılmaya devam ediyor. Büyük bir medeniyetin en güzel eserlerinden birisi olan bu şadırvanın kıymetini de galiba en çok güvercinler biliyor.


Bu Yazı 2410 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar