Dünyanın En Eski Bandosu: MEHTER
..        
Dünyanın en eski bandosu olarak kabul edilen Mehter, Osmanlı döneminin Askeri musikisini icra eden bir topluluktur. Aslı Farsçada mihter olan ve dilimize mehter olarak geçen bu kelimenin çoğulu da, mehterân olarak kullanılmıştır.
Mehterin temeli, Türk tarihinin en eski yazılı kaynağı olan Orhun kitabelerine kadar uzanır. Bu kitabelerde “Kübürge” ve “Tuğ” olarak anlatılan askeri bandonun,11. yy. yazılmış Divan-ü Lügat-it Türk'te Hakanların huzurunda konser verdiği belirtilir.
Selçukluların Tabıl hâne veya Nevbet hane dediği mehterde, Hunlardan bu yana ikisi nefesli, dördü vurmalı, yurağ, boygur, çöken, çang, tümrük ve küvrük gibi altı temel çalgı, İslamiyet ten sonra, zurna, boru (nefir veya şah nay), çevgen, zil, davul, çalpara, çengi harbi ve kös olarak mehterde yer almış.
Mehter'de, kendine has musıki aletlerini icra eden topluluk elemanları, ayrı bölükler halinde bu enstrumanları icra ederler. Aynı çalgı âletini çalanlar, alemdârlar (alem taşıyanlar) birer bölük teşkil ederler. Bu bölüklerin başında bölük ağaları bulunur. Davulcuların ağasına, Baş mehter ağa denir. Ayrıca bir de Mehter başı vardır.
Dünya bandolarının temel taşı olan, rengarenk kıyafetleriyle günümüz mehterinde, kaba zurna, boru, gibi nefesli çalgılarla kös, davul, nakkare, def, zil ve çevgen gibi ritim enstrumanları esas çalgılardır.
Bir askeri bando olarak, mehterler savaş esnasında padişahın ya da seraskerin yanında durup, askerin cesaretini arttırmak, düşmana ise korku vermek için devamlı çalardı. Geceleri de, ordugâh nöbetçilerinin uyumaması için devamlı çalar ve aynı zamanda da "Yektir Allah," diye bağırırlardı.
Çok enteresandır, merhum bestekâr Cinuçen Tanrıkorur bir konferansında anlatmıştı; Batılıların, mehterden esinlenerek, biz de böyle bir topluluk kuralım, savaşlarda askerimizi cesaretlendirelim diye kurduğu bandoyu, biz daha sonra askeri bando olarak onlardan almış ve bu günkü bandoyu oluşturmuşuz. Yani aslı bizde olan bir kurumun kopyasının kopyasını yapmışız.
Bu bilgiye istinaden, tarihi kaynaklara baktığımızda, on sekizinci yüzyılda,; Avusturyalılar, Prusyalılar, Ruslar, Almanlar ve Fransızların mehter teşkilâtına benzer mızıka takımlarını yani bandolarını kurduklarını görüyoruz. Türklerin mehter takımını model olarak bunu kendi ordusunda ilk uygulayan, Polonya Kralı Jan Sobieski'dir.Bizde ise yeniçeri ocağının lağvı ile mehter sona ermiş ve yerini III. Selim'in yakın dostu olan Napolyon'un emekli bando subayı Giuseppe Donizetti tarafından kurulan “mızıka-i hümayun”a bırakmış.
Mehter müziğinin Avrupadaki etkisinin en belirgin örneği Mozart'ın, 11 numaralı la majör piyano sonatı'nın (K. 311) 3'üncü bölümünde "Ronda alla Turca" (Türk Marşı)dır.
Mozart bu marşı Kanuni Sultan Süleyman'ın Viyana Kuşatması ile Mehter marşı'ndaki ritimden esinlenerek bestelemiştir ve dünyada en çok tanınan bestelerdendir.
Osmanlı döneminde Mehter teşkilatına bağlı iki türlü mehterhane vardı. Birisi resmi, diğerleri esnaf mehterleriydi. Resmi mehter, padişah mehteri olup, buna "mehterhane-i tabl-i âlem-i hassa" denirdi. Sonraları, mehter sadece padişah ve orduya ait olmaktan çıkmış, her vezir dairesinde bir mehterhane bulundurulması âdet olmuş.
Padişah mehterleri savaş dışında, günde beş vakit vururlarmış. Cülus törenlerinde, kılıç alaylarında, zafer müjdelerinde ve divanlarda da icra-i sanat ederlermiş.
Vezir mehterleri, ikindi namazından sonra, akşam yemeği vaktini ve yatsı namazından sonra da, uyku vaktini belirtmek üzere günde iki defa vururmuş.
Esnaf mehterleri ise, kendilerine mahsus nevbet yerlerinde yatsı namazından sonra ve sabah nevbet vururlarmış (konser verirlermiş)
On yedinci yüzyılın sonunda ve On sekizinci yüzyılda Topkapı Sarayı'nda Demirkapı denen yerde, Eyüp sultan, Kasımpaşa, Galata, Tophane, Beşiktaş, Rumelihisarı, Yeniköy, Kavak, Beykoz, Anadoluhisarı, Üsküdar gibi semtlerde geceleri yatsı namazından sonra ve halkı sabah namazına kaldırmak için güneş doğmadan hemen önce nevbet vurulurmuş.
Mehterin kendine has bir yürüyüşü vardır. Üç adımda bir durulur, yarım sağa ve yarım sola dönülür. Yürüyüş esnasında hep bir ağızdan, yüksek sesle "Rahim Allah, Kerîm Allah" denilir. Önde “çorbacı başı” unvanını taşıyan ve başında "üsküf” ( yarısı arkaya sarkan sarık) bulunan mehterân bölüğü komutanı, onun arkasında sol tarafta zırhlı muhafızı ile birlikte islâmiyeti ve gazayı temsil eden “yeşil sancak”, ortada bağımsızlık ve hakimiyeti temsil eden “ak sancak”, sağ başta ise devleti temsil eden “al sancak” bulunur.
Sancakların arkasında, üçerli koldan üç sıra hâlinde dizilmiş dokuz tuğ gelir. Sağ tarafta kırmızı sancağın arkasında ise. Yeniçeriler tarafından taşınan "hücum tuğu" yer alır. Tuğlardan sonra ortada mehterbaşı bulunur. Mehterbaşından. sonra sıra ile; mehterin iki katı sayısınca çevgâni (ellerinde çevgenli okuyucular), zurnazenler, boruzenler, nekkârezenler, zilzenler ve davulzenler gelir. En arkada ise bir at sırtında taşınan “kös” (büyük davul) bulunur.
Euzubillâh, Euzubillâh... Hûda'ya şükr-i bîhad, lâi-lâhe illallah! El-melikü'1-Hakku'l-mülân! Muhammedü'r -Resulullah, Sadıkü'l-Va'dül emin! İnnâ Fetahnâ leke fethan mübinâ ve yensurek allâhu nasran azîzâ! Ey padişah-ı halifetullah, el-islâmu aleyke avnullah! Sensin haris-ı dîn-i mübîn, harîs-i Şeriatullah! Uğrun açık olsun ey Padişahım Emr-i ikbâlin mecid! Hûda kılıcını keskin eylesin, nur-ı şan satvetine gün gibi medît! Rûh-ı pâk-ı Fahr-i âlemi hoşnut etsin, Hak gaza-i ekberin etsin mübarek ve saîd... dendiği anda, takımın içinden dik ve güzel sesli biri tiz perdeden: "Nasrunminallahi ve fethün karîb, ve beşşir'ül mü'minin" âyetini okur. Üç defa "Allah" diyecek kadar durulur, sonra bütün âletlerle beraber davullar ve kösler hafif vurmak suretiyle tempo tutarken hep bir ağızdan "Allah Allah" denilir, gülbank yine devam eder. "Eli kan, kılıcı kan, sinesi üryan, ciğeri püryân. Meydan-ı şehadette Allah yoluna revân. Gaza-yı şühedâya Cemal-i Hak görünür ayan. Kahrımız, gazabımız düşmana ziyan! Dendikten sonra, Ya rahman diyerek bir gülbank daha okunur ve sonunda “Hu diyelim Hu” diye bitirilir."Yektir Allah", veya "Ya Fettâh" diye haykırılarak ve baş eğerek geriye dönülerek dağılırlar.
Mehter konserinde yerleşim olarak, Mehterân daire seklinde nevbet nizâmını oluşturur, nekkarezenler oturup, diğerlerinin ayakta durması şeklinde hilâl görünümü verilir. Kösler, hilâlin orta ilerisine konur. “İç oğlan başçavuşu”, mehter faslı başlamadan önce daireden çıkarak ortaya gelir "Vakt-i sürûr-u sefa, Mehterbaşı Ağa! Hey! Hey!" diye bağırmasıyla nakkarelerle, sofyan usûlünde üç defa vurulur. Nakkareler çalarken de, mehterbaşı Ağa mehterin önüne gelerek, "Merhaba ey mehterân!" der ve sağ elini göğsüne koyarak mehteri selâmlar. Mehterân da hep beraber sağ ellerini göğüsleri üzerine koyarak hep bir ağızdan:"Merhaba, Mehterbaşı Ağa!" diyerek karşılık verir, mehterbaşı Ağa da, "Hasduuur!" diyerek çalınacak makamı ve eserin adını söyler. (Meselâ: "Der fasl-ı rast sancak marşı) ve arkasından:"Haydi Ya Allah!" diyerek mehteri icraya geçiririr.
Bu şekilde eserler okunup bitince mehter gülbankı (duası) ile fasıl sona erer.
Allah Allah, Celilül-cebbâar, Muinü's-settâr Hâliku'l-leyli ve'n-Nehâr, lâyezâl, zü'l-celâl, birdir Allah! Ânın birliğine. Resul ü Enbiyâ Peygamberimiz Cenâb-ı Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa (bütün efrâd elleri göğsünde olmak üzere rükûya gelir gibi eğilirler, padişah geldiği zaman ise daha fazla eğilmeden sadece baş eğerek) Âl-i evlâd-ı Resul-ü Mücteba imdâd-ı ruhâniyetine! Pîrân, mürşidin, aşıkîn, kur'agerîn, vasilin, hamele-i Kur'ân, güzeştegân, ehl-i imân ervahına, avni inayetine! Halife-tülİslâm es-sultân İbni's Sultan, bil-cümle İslâmın nevât ve seâdet ve selâmetine, pirler, erenler, üçler, yediler, kırklar, göçenler, demine devrânına "Hû" diyelim "Huuu" denilir sonra; bütün mehter takımı, davul ve zilleri şiddetle vurarak dokuz defa "Hû" çekilir, en son olarak da üç defa kös vurulur.
Yeniçeri ocağı ile birlikte kapatılan mehterhane 1911 de Ahmed Muhtar Paşa tarafından "Mehterhâne-i Hâkâni" adiyle yeniden kurulmuş. 1914' de kuruluşu tamamlanmış, Cumhuriyetin ilânı ile, saltanat alameti sayılarak tekrar kaldırılmış, 1981 de sadece Askeri Müze bünyesinde tekrar kurulmuş konserler vermiş ve vermekte olup, 1993 yılından sonra da çeşitli kurum ve kuruluşlarca Mehter gösterileri başlatılmış ve devam etmektedir.

Bu Yazı 2981 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar