Dünyayı Saran Ahtapot
..        
Bediüzzaman Said Nursi, Bakara Suresinde geçen Hz. Musa (a.s) kıssası ile ilgili ayetleri açıklarken, “ Sözler” isimli eserin 25. Sözünde şöyle demektedir:
“Yahudilere müteveccih şu iki hükm-ü Kur'ânî, o milletin hayat-ı içtimaiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müthiş düstur-u umumîyi tazammun eder ki, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi sarsan ve sa'y ve ameli sermaye ile mübareze ettirip fukarayı zenginlerle çarpıştıran muzaaf ribâ yapıp bankaları tesise sebebiyet veren ve hile ve hud'a ile cem-i mal eden o millet olduğu gibi; mahrum kaldıkları ve daima zulmünü gördükleri hükûmetlerden ve galiplerden intikamlarını almak için her çeşit fesat komitelerine karışan ve her nevi ihtilâle parmak karıştıran yine o millet olduğunu ifade ediyor...Milel-i insaniye içinde hırs-ı hayat ve havf-ı mematla en meşhur olan millet-i Yehudun tâ kıyamete kadar lisan-ı halleri mevti istemeyeceğini ve hayat hırsını bırakmayacağını ifade eder.
Bu ifadeler de Yahudilerin sosyal hayattaki bazı özelliklerine dikkat çekilmektedir:
1-İnsanlığın toplumsal hayatında emek-sermaye çatışması çıkartması; zengin ile fakiri karşı karşıya getirip bir birine düşman etmesi.
2-Faizcilik sistemini geliştirmeleri, bankacılık sistemini yaygınlaştırmaları; faizcilik, tefecilik ve çeşitli ekonomik ve ticari hileler ile mal edinip, büyük servetlere sahip olmaları.
3-Yaşadıkları ülkelerde komitacılık ile gizli ve yer altı örgütlenmelerini yaygınlaştırmaları; ülke içerisinde fitne ve fesat hareketlerini himaye ederek kargaşa, kriz ve hükümetlere karşı ihtilalleri teşvik etmeleri, hatta bizzat organize etmeleri.
4-Şiddetli hayat hırsına sahip olup, ölümden çok korkmaları. Yahudileri zalim ve hunhar yapan çok önemli faktörlerden biriside onların bu özellikleridir. Yaşama hırsı ve ölüm korkusu onları başka insanlara karşı acımasız ve hunhar yapmaktadır.
Yahudiler kendilerini seçilmiş üstün ırk, Allah'ın oğulları, diğer insanları da aşağılık yaratıklar ve köle olarak gördükleri için yaşadıkları ülkenin hakları ile kaynaşmamış, kız alıp vermemiş ve kendi milli kimliklerini muhafaza etmişlerdir. Gerek diğer insanlara tepeden bakmaları, gerekse fesat komitaları ve isyan ve ihtilal hareketlerinin içinde bulunmaları nedeniyle bulundukları ülkelerin halkları ve hükümetleri ile sürekli olarak sorunlar yaşamışlardır.
Yahudiler yaşadıkları ülkelerin kültürel değerlerini yozlaştırmak, ahlaki değerlerini zayıflatmak, toplumsal bağlarını çözmek ve aile yapısını zedelemek için kültür-sanatı çok etkin bir vasıta olarak kullanmışlardır. Çeşitli meteryalist düşünceleri, dinsizlik ve ahlaksızlık akımlarını yaymak; kendi politikalarını, amaçlarını gerçekleştirmek için sanatı etkin bir silah olarak kullanmışlardır. Dünyada sinema, tiyatro, müzik vb. sektörler ile eğlence sektörü büyük oranda Yahudilerin elinde, doğrudan veya dolaylı olarak Yahudilerin hakimiyetindedir.
Yahudiler, adım adım dünya hakimiyetine doğru gidebilmek ve yaşadıkları ülkelerin halklarını kontrol edebilmek, kitleleri yönlendirebilmek ve istedikleri gibi kamuoyu oluşturmak, bir nevi toplum mühendisliği yapabilmek için basın-yayına çok büyük önem verdiler. Basının gücünü çek iyi bildikleri için, Yahudi sermayesinin desteği ile basın sektöründe çok etkili konuma geldiler. Ülkelerin büyük basın-yayın kuruluşları genelde hep Yahudi kökenli patronlara aittir. Basını da milli politikalarını gerçekleştirmek için etkin bir silah olarak kullanmaktadırlar.
Yahudiler, “yönetim makinesinin bütün çarkları motora bağlıdır ve o motor altındır” diyorlardı. Siyonist protokollerinde “iktisadi ilimler Yahudilere öğretilecek en önemli ilimlerdir. Biz bir banker, sanayici, sermayedar ve bilhassa milyonerler zümresiyle kuşatılmış olacağız. Çünkü her şey sonunda rakamlarla kesinleşecektir. İktisat ilmi sayesinde bankalar, büyük sanayi ve ticari kuruluşlar, büyük sermayeler elimizde olacak…” Diyorlardı.
Gerçekten de 18, 19.ve 20. yüzyılın bütün meşhur iktisatçıları Yahudi kökenlidir. İktisadi ve ticari ilimlerde çok ileri gittiler. Özellikle parayı bir mal gibi alınıp satılır hale getirdiler ve tefeciliği çok yaygınlaştırdılar. Dünyanın her yerinde bankerlik yaptılar. Yüksek faiz oranlarıyla başka milletten insanlara borç para veriyorlar, borç zamanında ödenmeyince de borç miktarını kat kat artırarak insanların elindeki malını, mülkünü, servetini, varını yoğunu elinden alıyorlardı .(Aynı bugün çağdaş tefecilerin ve mafyanın yaptığı gibi)
Tefecilikle dünyanın her yerinde büyük mal ve para elde edip, büyük servetlere sahip oldular. Sahip oldukları sermayeyi iyi yöneterek servetlerine servet kattılar. Dünyanın her yerinde yaşadıkları ülkenin milli ekonomisi içerisinde önemli bir güç haline geldiler. Ekonomiyi etkileyebilecek, istedikleri gibi yönlendirebilecek bir ekonomik güç elde ettiler. İktisadi ve ticari hayatta ki hakimiyetleri ve sanayi üzerindeki etkinlikleri, nedeniyle ülkelerin hükümetleri de Yahudi patronlarla sermayedarlarla iyi geçinme ihtiyacı duydular. bu ise onların gücüne daha da güç kattı.
Dünyanın her yerinde çok uluslu şirketler, büyük holdingler, büyük sanayi ve ticari kuruluşlar, bankalar, borsalar kısacası ekonominin can damarları Yahudilerin kontrolü altındadır. Bu durum Avrupa'da da Amerika'da da Türkiye'de de böyledir.
Yahudi kontrolüne girmeyen yerli sermayeye hayat hakkı tanınmamaktadır.
Bugün uluslar arası finans kuruluşları, mali piyasalar, ticaret, sanayi ve ileri teknoloji Yahudilerin elinde veya kontrolündedir. Onun içinde dünyanın ABD dahil en gelişmiş ülkelerinin yönetimleri bile, Yahudi lobiciler ile iyi geçinme ihtiyacı duymaktadır.
Uluslar arası örgütlerin büyük çoğunluğunu Yahudiler kurmuştur. Üzerlerinde Yahudi etkinliği vardır ve Yahudi politikalarına uygun faaliyetler yürütürler. BM teşkilatı İsrail hakkında hiçbir yaptırım uygulayamıyor. NATO komutanlarının çoğu Yahudi kökenlidir. Dünya Bankası, İMF gibi örgütler Yahudi kontrolündedir. Ayrıca ülkelerin büyük sivil toplum örgütleri, Yahudilerle ilişki içerisindedirler. Birde bütün dünya genelinde teşkilatlanan Lions, Rotary, Bilderberg vb. etkin mason örgütleri vardır.
Bunlar hiçbirimizin tahmin etmediği kadar yaygındır. Mesela herhangi bir Anadolu şehrine gidin; şehirde göze batan esnaf, işadamı, sanayici, siyasetçi vb . etrafı bir inceleyin, bunların önemli bir kısmının hatta hiç tahmin etmediğiniz kişilerin bile mason derneklerine üye olduğunu görürsünüz.
Yahudilerin önemli faaliyeti de ülkelerin üst düzey siyasetçi ve bürokrat kadrolarına sızmaları ve yerleşmeleri olmuştur. Yahudiler sahip oldukları sermaye, basın ve uluslar arası lobicilik vb. güçlerini de kullanarak kendilerine yakın, sempatizan veya iyi ilişkiler içerisinde olabilecek, politikalarına hizmet edebilecek kişilerin siyasette ve devlet idaresinde üst mevkilere tırmanmasını sağlamaktadırlar. Bu kişilerde kendisini yukarılara taşıyan Yahudilere minnettar kalmakta, doğrudan veya dolaylı bir şekilde onlara hizmet ederek minnet borcunu ödemektedir. Yahudi kökenli veya Yahudi sempatizanı yöneticilerin, öğretim üyelerinin, aydınların, sanatçıların kimliklerini merak edenler, internet sitelerinde çarşaflar halinde yayınlanan listelere bakabilirler.
Bediüzzaman Hazretleri, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “ Deccal'in en büyük kuvvetinin Yahudiler“ olduğunu haber verdiğine dikkat çekmektedir. Gerçekten de; başta komünizm olmak üzere tüm inkarcı meteryalist ideolojilerin, her türlü dinsizlik ve ahlaksızlık akımlarının en büyük destekçisi, teşvikçisi, azmettiricisi ve hamisi, suponsoru Yahudiler olmuştur.

Bu Yazı 1943 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar