Ecdadımızın İnce Bir Sosyal Yardım Şekli Sadaka Taşları
..        
İslam dininde yapılan hayır, hasenat, iyilik, yardım, lütuf, ihsan, hatta başkalarına karşı güzel davranış ve söylenen hoş sözlere, genel olarak sadaka denilmektedir.
Allaha sadakatin bir ifadesi olarak, maddi ve manevi yardımların tamamını ihtiva eden sadaka, günlük kullanımda çoğu kimseler tarafından para yardımı olarak görülmektedir.
“Komşusu açken, tok yatan bizden değildir” hadis-i şerifi, bize başka insanların muhtaç olabileceğini hatırlatması bakımından hiç aklımızdan çıkarılmaması, her zaman hatırlanması, gereken, bir güzel peygamber sözüdür. Bu ve bunun gibi bir çok hadis, ve ayetler doğrultusunda müslümanlar, dinin emrettiği yardımlaşmayı, daha çok da, yardım etmeyi, bir vazife kabul etmişler, fakirleri ve yoksulları, para yardımı, giyecek yardımı, yiyecek yardımı gibi yardımlarla her zaman gözetmişlerdir.
Bu gözetme işinde de, makbul olan yardımın gösterişten uzak olarak ve gizlice yapılması gerektiğini hiçbir zaman unutmamışlardır.
Yardım yaparken “Sağ elinin verdiğini sol elinin görmemesi” düşüncesiyle hareket edildiği takdirde, yardım alan kişi veya kişilerin onurlarının da incitilmemiş olacağı açıktır. Dinimizde farz bir ibadet olan zekâtı da içine alan sadaka, düşkünleri koruyan bir yardım şekli olarak her müslüman tarafından, Allah rızası için yapılan bir iyiliktir.
Nice insanlar vardır ki onurlarından, günlerce aç kalsalar kimseye el açmazlar. Kimseden açıkça bir şey isteyemezler.
İşte böyle insanlara yardım için ecdadımız, bu düşünce doğrultusunda öyle güzel bir yol bulmuş ki, alan mahcup olmuyor, veren de mağrur olmuyor.
Çünkü bu sistem, birisine bir yardım yaparken gurura kapılıp büyüklenme ve gösteriş gibi bir duyguya kapılmaya, az dahi olsa, fırsat vermiyor. Yardım alan kişinin de edep ve onurundan dolayı, bilinmesini istemediği fakirliği, başkaları tarafın- dan bilinmemiş oluyor. Muhtaç olmanın eksikliğini ve ezikliğini başkalarına belli etmemiş oluyor.
Bu ulvi uygulamayı ecdadımız, sadaka taşları vasıtasıyla yapmış. Ülkenin değişik yerlerine, üstünde çanak şeklinde bir çukur olan, yaklaşık, bir buçuk, iki metre boyunda, yanında birkaç basamak bulunan, mermer sütunlar dikerek bunlar vasıtasıyla, zaman zaman varlıklı, hayırsever kişilerin, bu taşların oyuklarına yardımlarını koyarak, sadaka vermelerini sağlamış. Sadaka taşları; Osmanlı döneminde ağırlıklı olarak İstanbul'da değişik yerlere, özellikle cami, çeşme, mezarlık gibi yerlerin yakınında, mahallelerin birleştiği yerlerde(Üsküdar İmrahordaki gibi). Fakir, hasta ve muhtaç insanların bulunduğu yerlerde ( mesela; Üsküdar Miskinler tekkesi önündeki gibi), Yardım, adak niyetiyle gidilen türbe, dergah, zaviye gibi yerlerin yakınınlarında (Yahyalı (Kayseri)'deki Şeyh Yahya Türbesi ile yanındaki Ulu Cami'nin müşterek avlularındaki ile, Konya Sarıyakup Cami'nin harem kapısı önündeki örnekleri gibi). () yerlerde yapılmış. Süleymaniye Camii avlu içinde, Ayasofya Müzesi girişinde, Camii'nde meydana açılan bahçe kapısın iki yanında, Karaköy Arap Camisi giriş kapısı yanında, Cağaloğlu Hacı Beşir Ağa çeşmesi karşısında, Üsküdar Doğancılar İmrahor Cami yanında, Üsküdar Karacaahmet Fethi Ahmet Paşa Camii yanında, Karacaahmet Aşçıbaşı Camii avlusunda, Fatih Mehmed Ağa Camii ana giriş kapısı sağında, Aksaray Sofular caddesi ile Ragıp Bey sokağını birleştiği köşede, Kocamustafapaşa Sümbül Efendi Camii ve türbesinde, Kocamustafapaşa Hekimoğlu Ali Paşa Camii avlusunda bulunan sadaka taşları günümüze gelebilmiş()
Bu taşlar vasıtasıyla yapılan yardımlar, ibadet için, Allah rızası için. akdî ve aynî olarak, yani para olarak, veya giyecek, yiyecek olarak bırakılırmış hayır için. Sadaka taşlarında biriken para ve eşyaları alan muhtaçlar ise, buralardan sadece ihtiyaçları kadarını alır, gerisini başka ihtiyaç sahipleri için bırakırlarmış. Bu davranış, ahlâkın, saygının, başkasının hakkına hürmet etmenin, günümüzde kalmamış bir örneği olarak düşündü- rücüdür. Hatta ibrettir.
Ne yazık ki, günümüzde böyle bir şey, artık hayal dahi edilemiyor. Eğer öyle bir yer olsa, mübalağasız, oradaki para ve eşyayı sadaka taşı ile birlikte götürürlerdi. Başkasının hakkına, kul hakkına, saygının kalmadığı, helal haram mefhu- munun yok olduğu, kimsenin kimseyi umur- madığı bir gidişat içindeyiz maalesef.
Bugün, sadaka taşları uygulaması yok artık. Ancak hala o eski sosyal yardım anlayışı ile çalışan kişi ve vakıflar var. Şükürler olsun ki bu vakıflar, o gelenekleri Allah rızası için, farklı şekillerde de olsa hala devam ettiriyorlar. Yoksullara yiyecek giyecek ve maddi yardımlarda bulunuyorlar. Herkesin kendi ölçüsünde yardım yapması, sadaka vermesi ile toplumda fakir kalmaz ama, her ne hikmetse, günümüz insanı, nefsini, hırsını yenemeyerek, kendinden daha alt seviyede olana bakacağı yerde, yukarı baktığı için gerçek ihtiyaç sahipleri unutuluyor. İnşallah sadaka anlayışı, eski sadaka taşları olmasa da devam eder.
Bu Yazı 2928 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar