Eğitim Ama Nasıl?
05.12.2013        

EĞİTİM AMA NASIL?

Deniz Önal

 

 

“İlim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır ”Bu veciz sözü Hz. Ali birçok amaçla söylemiş olabilir ama benim çok istifade ettiğim birkaç veçhesi var. İlmi de dini de belki de gereğinden fazla kompleks ve karmaşık yapan bir zihniyetin mağdurlarının hiç de az olmadığının farkındayım. Hele de eğitim adına verilmeye çalışılanların daha iyiye mi yoksa daha kötüye mi bir gidişi hazırladığını da sürekli düşünür oldum. Gerek ailede veya mahallede gerekse okulda veya eğitim kurumlarında verilmeye çalışan eğitimin ne kadar fıtri ve kullanılabilir olduğunu sorguluyorum bir süredir.”Bizim zamanımızda böyle miydi? Saygı vardı kardeşim öğretmeni gördüğümüzde tir tir titrerdik yolumuzu değiştirirdik ”diye başlayan bir serzenişe karşı yapılacak en zor izahat, aslında onların zamanında birçok şeyin yanlış olduğudur. Korkuyu saygıyla karıştıran istibdat yani baskıyı ikna etmek yolu kabul eden, disiplini sertlik tadında anlayan ve “zoru yap kolayı zaten yaparsın ”diyen bir anlayışa ne diye bilirsiniz ki? İnanç gibi mukaddesat gibi koşul ettiği terbiye sistemine nasıl itiraz eder ve ”amcacım teyze cim bunlar yanlış idi ama size uygulandı diye sizde uygulamak zorunda değilsiniz ”diye bilirsiniz ki “sus bakalım büyüklerin yanında sana konuşmak düşmez ”felsefesinin, ben ne İslam ne de Türk antolojisinde karşılığını bulamadım. Olsa olsa cahiliye dönemi âdeti olabilir. Birçoğumuzun belli bir yaşa kadar kendimizi ifade edemeyişimizin temelinde bu anlayış yok mu? İbn-i Abbas’ı(R.A)daha gencecik yaşta meşveret heyetine yani bugünkü bakanlar kuruluna alan Nebevi yaklaşıma mı tabi olalım yoksa gelenek ve örfe mi. Her örf te doğru mudur hiç sorguladık mı? Veya sorgulamaya cesaret edemedik mi? Adına örf, gelenek dendiğinde, doğrumu yanlış mı düşünmeyi ayıp mı saydık? Güzel olanı yaşatmak gereksiz olanı bırakmak bir sünnet iken biz toptancılığa alıştırıldık. “Bir şey ya hep doğru ya hep yanlıştır” felsefesi belki de sorgulayan, analiz eden zihniyetin zehirleyicisi oldu. Tarih bilgilerimizi bile okuyarak zenginleştirmek yerine maziye futbol takımları muamelesi yaptık; yani tutarız ya da rakip görürüz. Kimi kendi hatasını en ufak bir toz kondurmadan her şeyi mubah görme kimisi ise yargısız infaz safına girdi. Yabancı medeniyetlere sınırsız hayranlık ve sorgusuz tekfir, hiçbir şeyini beğenmemek aynı anda sahnede oldu.

    Değerli bir eğitimci ağabeyim “Biz hasarlı bir nesiliz, eğitim zayiatıyız” demişti. Hatta okuduğu, öğrendiği onca ilme rağmen atadan kalma yanlış yöntemleri istemeden de olsa bazen uygulayışını buna bağlamıştır. Ve diyordu “Üzülüyorum böyle yapmak istemiyorum ama genlerimize işlenmiş adeta.

  Analiz ve sentez anlayışının olmadığını söylediğimiz bir neslin önceki kuşakları olarak bizler ve üst kuşaklar da bu meziyetlerle yetiştirilmedi ki. “itaat et kurtul sorgulama senden daha büyükler ve âlimler gereğini söylemişler” tavrı düşüncenin giyotini oldu. Hâlbuki öğrencilerimize bir bilim adamının vasıflarını anlatırken “Otoriteye takılmayan” ifadesi de kullanıyoruz. Yani bilim insanı kendini geliştirmek ve iyiyi de sorgulayıp daha iyiyi ve en iyiyi araştırmalı. Kutsal kitapta da akıl etmeyi düşünmeyi teşvik eden onca ayet varken bizi düşündürmeyen mahalli zihniyet daha mı kutsaldır. “fazla düşünme kafayı üşütürsün” diye başlayan ve örnekler içeren şehir efsaneleri az değildi mazide.

    İstibdadın (baskıcı anlayış)her türlüsüne karşı tepkili olan Bediüzzaman istibdadın hangi sureti karşıma gelse tokat vuracağım diyordu. İstibdat tabanlı eğitim ve yönetimlerin fazla dayanamayacağını en yakın zamanda tebdil ve tağyir edileceğini söylüyorlardı yani bir dönüşüm başlayacaktı ona göre öyle de oldu. Monarşi de, ağalıkta diktatörlük de fazla dayanmadı bu fıtri seyrin önünde. Her müessese, hürriyet sorgulayıcı ve kendi varlığını vurgulayıcı, bir akımın tesirinde kalmaya başladı. Aile müessesesi, okul, mahalli ve ulusal yönetimler. Hepsi başka bir bakışla revize olmaya başladı. Artık öğretmen eli sopalı dolaşamadığı gibi baba da evin tek hâkimi ve korkulan adam rolünde değil. Asker komutanının sözlü ve fiili hışmına uğrama korkusunda değil. Fıtrat ve zaman şekillendirirken yeni eğitim anlayışını, biz olabildiğince geç kalmışlığımızı, birazda bu inancı ve dini yanlış yorumlamamıza mı bağlamalıyız. Özünde özgürlük, hak, adalet ve kişisel hürriyetlere saygı gösteren, farklılıkları kabullenen bir inancın mümessilleri nasıl böyle tıkandı? Gericilik yaftasının dindarların üzerine yapışıp kalmasının tek amili acaba hep din düşmanları mı? Dindarlar bir özeleştiri yapamamalı mı? Değerli bir dini değersizleştiren bir sunum ile vermekle bir kabahat işlenmedi mi?

  Fıtratı yani yaradılışı ve zamanı doğru okumak ona göre şekillenmek kaçınılmaz olandır. İnsan önce fıtratı ve zamanı okumalı, anlamalı. Eğitimini de buna göre bina etmeli. Fıtrat güncellenebilir bir şey. Zamana yemin eden yüce Yaratıcı elbette yaradılışın zaman ile sinerjisini de planlayacaktır. Din de her çağa ve asra hitap ettiğine göre maziye takılıp kalmak mukaddesat değil. “Eski hal muhal ya da yeni hal ya izmihlal”.Eskiye dair her şeye kutsallık veren bir düşünce seçici davranmamıştır. Teknolojiyi de verimli kullanarak ama eskiye dair de değerli, uygulanabilir olan bilgiye ve eğitim metotlarına sahip çıkmak en makul olanı. Eğitimin çok yönlü hassasiyetleri içinde en önemli olanları da hikmetli, güncel, uygulanabilir ve geliştirici olmasıdır. Bu eğitim, sorgulayan, analiz yapan, üreten ve geliştiren bireyler vermeli. Bu bireyler de daha sonrakilere bir adım ötesi için eğitebilecek vasıfta olmalı. Kendimizi yani şimdiki kendimizi, güncel kendimizi okumak da bunun başı.”İlim kendini bilmektir, bir bakıma.”

 


Bu Yazı 2773 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar
  • Mustafa Bozgeyik 01.03.2014 19:20:52
    Elinize gönlünüze sağlık Deniz Hocam; "Baskıcı" yetiştirildiğimiz doğru; günümüzde "daha özgür gençlik" yetiştirelim derken kural tanımaz ve önü alınamaz savrulmalara sürüklenecek olmasın gençliğimiz?.. İnsan iradesini alan ve baş döndürücü bir şeklide ilerleyen sanal teknoloji saldırılarından kendimizi irademizi ve zamanımızı korumayı kurtarmayı becerebilecek miyiz acaba?.. Daha güzel yazılarınızda buluşmak üzere Muhterem Hocam...
  • Tuğba BEĞDEŞ 23.02.2014 15:56:52
    Deniz Hocam Helal diyorum başkada diyecek bir söz bulamıyorum. Bir insan anca bu kadar güzel anlatabilir Yüreğinize sağlık.
  • AYHAN ZÜLKADİR 07.01.2014 10:30:33
    HAYATIN HER AŞAMASINDA İNSANLARIN DÜŞÜNCELERİNE İNANÇLARINA DAVRANIŞLARINA İPOTEK KOYULMUŞ GÜNÜMÜZDE. ANNE BABA ÇOCUĞUNUN HAYATINA AMİR TÜM EMRİ ALTINDAKİ ÇALIŞANLARIN HERŞEYİNE VE BENZERİ PEK ÇOK KONUDA İNSANLARIN HERŞEYLERİNE İPOTEK KOYULMUŞ. BABA YANLIŞTAYSA TÜM EVLATLARI YANLIŞA İTAATE ZORLAR BİLGİSİZ AMİR MEMURLARI YANLIŞA YÖNLENDİRİR VE İTİRAZ EDENE İSE ASİ İSYANKAR DAMGASI VURULUR. GÜZEL KONULARA DEĞİNMİŞSİN. ELİNE SAĞLIK.
  • Yunus Emre Keleşoğlu 27.12.2013 20:10:29
    Deniz Bey gününümüzdeki güncel eğitim sorunlarına farklı bir bakış açısı kazandırdınız. Teşekkürler.
  • hasan erturk 26.12.2013 13:05:07
    Deniz bey yorumlarinizi cok begeniyorum ve surekli takipciniz olacagiz tesekurler elinze kaleminize saglik